YEME BOZUKLUKLARINDAN ANOREKSİYA NERVOZA

DSM-IV tanı ölçütleri kitabına göre yeme bozuklukları üç grupta incelenmiştir.Bu gruplardan biri Anoreksiya Nervozadır.Anoreksiya kökünü Yunanca'dan alan ve "iştah kaybı" anlamını taşıyan bir sözcüktür.Kadinlarda erkeklere oranla 20 kat daha fazla görüldüğü söylenen rahatsızlığın, sıklıkla ergenlik ve genç erişkinlik döneminde patlak verdiği gözlemlenmiştir.

 

 

Rahatsızlığın başlıca özellikleri kilo vermek için oldukça aşırı denilebilecek uğraş,kilo alma durumuna karşı aşırı bir korku ve beraberinde endişe,belli bir zaman sonrasında kadın anöreksiklerde adet döneminin kesilmesi olan amonere,karşı cinse olan  ilginin gün ve gün azalması ve dolayısıyla cinsel bozukluklar,kalsiyum kaybına bağlı kemik erimeleri,vücut ısısında düşme gibi fizyolojik belirtilere de sahiptir.Kişi olması gerektiği kilonun çok altında olmasına rağmen kilo almaktan veya şişman olmaktan aşırı korkmakta ve kendince buna çözümler ve sağlıksız çözümler aramaktadır.Gıda reddi, takıntı şeklinde spor/egzersiz ile uğraş,mushil/idrar söktürücü ilaçlar kullanma ya da kendini zorla kusturma eylemlerinin de eşlik ettiği bir rahatsızlıktır.

 

 

Objeleştirilen vücudunun deyimi yerindeyse "iplerini kendi eline alma" şeklindeki kontrolcülüğü ve mükemmeliyetçilik temel karakter özelliklerindendir.Italyan Psikanalist Massimo Recalcatı'nın dediği gibi "Anoreksi sayesinde kişi kendini ötekinden ayırarak vücudunu dokunulmaz kılıyor."

Anoreksi rahatsızlığında tüketim sisteminin olumsuz izleri de görülmektedir.Daha önceden de ifade ettiğimiz gibi sıklıkla genç kızlarda rastlanan rahatsızlık,bireylere belli eden ölçülerinde olmayı,aksi takdirde zamanımızın bizlere dayattığı "güzellik" kriterlerine uymadığını söylemektedir.Vücutta bir çok değişikliğin meydana geldiği,temel uğraşı beden olan ergenlik dönemin de ise bu durum kişiyi oldukça etkilemektedir. Üreme gücü demek olan yetişkin bedene geçiş olan bu hassas dönemde,bireyselleşme süreci boyunca ergende yanlış bir beden algısı oluşabilmektedir.Ve dolayısıyla benlik değeri kilo alıp-verme ile direk ilişkilendirilmiştir.

 

 

Fransiz Psikanalist Bernard Brusset Anoreksi gözlemlenen hastalarda büyümeyi reddetmelerinden bahseder.Brusset anoreksiya hastalarının cinsel birliktelikten kaçınmak için büyüme ve gelişmelerini engellemek üzere geliştirdikleri bu kaçış yolunu cinselliğe,cinsel kimlik arayışına, ödip ve ığdış edilme karmaşaları boyunca kişinin takılı kaldığı ve çözümleyemediği her noktayı  "yemek"ile içine girdiği savaş ile sembolledigini söyler.Tam da bu noktada" Ölümsüzlüğe erişebilmenin tek yolu çocuk sahibi olmak değil midir?" Diye soran  Sigmund-freud,Önceden bahsettiğimiz, adet döneminin kesilmesi olan amonere evresinde yani "üretime uygun" ve yetişkin vücuduna sahip olmayan anoreksiğin çocuk sahibi olamamaya yani çoğalabilen bir kadın olmaya çalışan direncini de gözler önüne sermektedir.

 

 

Fransız Ulusal Sağlık ve Tıbbi Araştırmalar Enstitüsünün yayınladığı son araştırmaya göre(INSERM;Institut national de la sante et de la recherche medicale),çoğunlukla genç kızlarda görülen ANOREKSİYA nervosa uluslar arası araştırmalar sonunda üç ana başlıkta açıklanmakta;kilo kaynetmek adına besin miktarını düşürmek,yanlış kilo ve beden algısı ve kilo almaktan duyulan aşırı korku.Prof.Philip Gorwood ve ekibi geçtiğimiz günlerde bu üç kriterden sonuncusu üzerine yaptıkları araştırmada,70 kadın üzerine yapılan deneyler sonucunda kilo almaktan duyulan aşırı korkunun yanı sıra, kişilerin kilo kaybetmekten duydukları haz üzerine dikkat çekildi.

 

Www.instagram.com/acikvnet

Www.twitter.com/acikve_net

 


Bir cevap yazın