YAHUDİ’LERİN OSMANLI’YA İHANETİ

The following two tabs change content below.

Yahudilerin 1492 de İspanya’dan kovulduktan sonra, Osmanlı’ya göç ederek buraya yerleşmelerinden önce Osmanlı topraklarında az sayıda Yahudi bulunmaktaydı.

Birinci Murat zamanında Edirne fethedildi. Başkent Bursa’dan Edirne’ye nakledildiğinde Roma yönetimi altında bulunan Balkan Yahudileri Trakya’ya ve Balkanlar daki Osmanlı topraklarına göç ettiler. Burada Osmanlı’nın himayesine girip güçlü bir dini otorite olarak tanındılar. İstanbul’un fethinden sonra Osmanlı topraklarındaki tüm Yahudilerin İstanbul dahil olmak üzere büyük kentlere yerleşmeleri izin verildi. Yahudiler Tire, Söke İzmir, Aydın şehirlerinde yoğunlaştı. O dönemde Yahudiler ticaret alanında güç kazandıkları gibi devlet yönetiminin değişik kademelerinde de görev aldılar. Hatta Saray Doktoru olarak padişahın çok yakınında vazifelendirildiler.


Yahudilerin Osmanlı’da hayatlarında hiç görmedikleri kadar rahat bir yaşam sürmeleri onların Avrupa’daki soydaşlarının dikkatini çekti. O zamanların hahambaşı Orta Avrupa’nın değişik yerlerinde yaşayan Yahudilere Osmanlı’ya göç etmelerini önerirken; Kudüs ve İsrail’e giden yolun Osmanlı’dan geçtiğini vurguladı.
31 Mart 1492’de İspanya almış olduğu kararla ülkedeki bütün Yahudilerin sınır dışı edilmesi yönünde bir çalışma başlattı. Yahudiler başvurdukları tüm ülkelerden ret cevabı aldılar. Onları hiçbir ülke kabul etmedi. Fakat İspanya kralının vermiş olduğu süre sona yaklaşırken Osmanlı bu Yahudileri kendi topraklarına kabul edebileceklerini söyledi. Yeni gelenler başta İstanbul, Selanik, Edirne olmak üzere Osmanlı topraklarının sınırları dahilinde Korfu, Manastır, Kudüs’e varana dek yayıldılar.

Göçmenler hemen geldikleri andan itibaren yükselmeye başladılar. Bu kişiler Osmanlı’da maliye ve dış işlerinde söz sahibi olabildiler.
Her zaman Osmanlı yönetiminden çok hoşnut olduklarını söyleyen Yahudiler bu devletin topraklarında özgürce ve güvenli bir şekilde yaşadılar. Malları ,canları, inançları Osmanlı’nın himayesinde olarak hiç ummadıkları devletin koruması altında devam etti.
Fakat Yahudiler kendilerine sunulan bu imkanları suistimal ederek gizli teşkilatlanmalar ile Osmanlı da faaliyetlere başladılar.
Tabi ki Osmanlı, Yahudileri haçlılara karşı kullanma amacı taşıyordu tüm bu çalışmasında. Yahudiler sabetaycılık gibi akımlarla gizli faaliyetlere başladılar. Bu arada devlet İdaresi ile güzel ilişkiler kurup kendilerini gizlediler. Hatta bu konuda o kadar ileri gittiler ki, içlerinden bir çoğu müslüman olduklarını İslam’a döndüklerini ifade ederek halk içinde kendilerini gizlediler. Fakat Yahudi inanç sistemlerini saklayarak aslında bu dini bırakmadılar. Sadece bu onlar için koruyucu kalkan vazifesini görecek sıfattan öteye geçmedi ve her zamanki gibi insanları kandırmaya yönelik bir çalışmanın neticesiydi.
1492’de İspanya’dan göçeden Yahudilerin dikkat çeken bir özelliği de iki farklı yol kullanıp o yollarla Osmanlı’ya ulaşmaları. Bir şekilde gittikleri tüm ülkelerden kovularak Osmanlı’da toplanmaya zorlandılar.
Osmanlı Devleti’nin çöküş ve yıkılma süreci incelendiğinde bu tespitlerin sadece kurgu olmadığını görüyoruz.Sonradan ülkelerine almadıkları Yahudiler’le Avrupa devletlerinin sıkı irtibat içine girmeleri ve Osmanlı Devleti’nin zayıflama döneminde içerden yıpratılarak yıkılma sürecine Yahudilerin katkısı görüldüğünde göç olayının bir ittifaktan kaynaklandığı gerçeği ortaya çıkmaktadır.
Yahudilerin Osmanlı Devleti’nin çöküş döneminde en çok çalışmaları, Ümmet kimliğinden, millet kimliğine geçme konusunda altyapı oluşturmalarıdır. Osmanlı Devleti’nin içten yıkılmasında Jön Türkler teşkilatı büyük rol oynamıştır. Bu hareket, Yahudilerin Tıbbıyeye girme hakkı elde etmelerinden sonra başlamıştır. Jöntürk hareketini Avrupa’daki Yahudi lobileri de desteklemiştir. Gizli Yahudi olan fakat Müslüman görünümlü yazar, sanatkar ,hatta devlet erkânı bu hareketin içinde olmuş ve kitleleri harekete geçirmiştir. Osmanlı’nın içine milliyetçilik fitnesinin tohumu atılmıştır.
O dönemin birçok ünlü yazarları, gazetecileri, batı yanlısı görüşlerini toplumda yayma yönünde çaba sarfeden kişiler aslında, sabetaycı (Yahudi dönmesi) ve yahudilerden oluşmaktadır.
Dönmeler adı verilen grup Yahudiliklerini gizleyen ve kendilerini Müslüman olarak lanse eden cemaat olmalarına rağmen gizli inançlarını koruyabilmek ve bu inançlarında yeni nesiller yetiştirebilmek için kendi eğitim kurumlarını kurmaya özen göstermişlerdir.
Türkiye’nin zengin tabakası içinde yer alan Yahudi ve dönme kökenli olanların birçoğunun Türk ve Müslüman ismi almaları da dikkat çekici bir özelliktir. Bu özellik sayesinde toplum içinde asimile olmuş ve onları dışlama yönünde bilinçli hareket etme düşüncesi son yıllara kadar oluşmamıştır.
Yahudilerin İspanya’dan göçlerinden itibaren gitmiş oldukları her ortamda bulundukları zaman ve zemine göre tüm çaba ve gayretleri siyonist İsrail rejiminin kurulmasına yönelik gayret yönündedir.Yetiştirdikleri çocuklar, kendi sistemleri içinde ve kendi doğruları ile ters düşmeyecek şekilde eğitime tabi tutulmuş başarılı olmuşlardır. Maddi varlıklarını kendi dünyevi çıkarları zevkleri için kullanmamışlar ,kuracakları devletin temelini sağlamlaştırmak için basamak yapmışlardır.
Kısa ve özet olarak anlatmaya çalıştığımız süreç, bir bakış açısı oluşturmak adına başlangıç niteliğindedir. Asırlara yayılan sistemli bir çalışma yapan Yahudi’lerin oyun ve hileleri bizim anlatımımızın çok üzerindedir. Umud ediyoruz ki bu kısa yazımız zihinlere mevzuunun tafsilatlı bir şekilde araştırılıp, düşmanı tanıma noktasında bir kapı açmasıdır.

 

 

Www.instagram.com/acikvnet

Www.twitter.com/acikve_net


Bir cevap yazın