Tuz Gölü Nerededir? Tuz Gölü’nün Bilinmeyen Özellikleri Nelerdir?

Tuz Gölü Nerededir? Tuz Gölü hakkında bilgi vermek istediğimizde, ilk akla gelen onun adındaki tuz ibaresidir. Türkiye’de hemen hemen birçok gölün kendine göre adları vardır. Bunların kimileri göllerin yapısal özelliklerinden ötürü gelişirken, kimileri de bulundukları coğrafi konuma göre isimlendirilir. Örneğin; Beyşehir Gölü, yerleşkesinde olan yörenin adını alırken, Tuz Gölü içindeki tuzdan ötürü bu ismi almıştır. Gölün en büyük özelliği, meteorolojik sulardan gelen etkinin yeraltına çekilerek toz domlarını eritmesidir. Bu sebeple, tuz yoğunluğu bu yapıda fazlasıyla hissedilmektedir. Van Gölü’nden sonra, Türkiye’nin en büyük gölü olan Tuz Gölü, 1500 kilometrekarelik bir yüzölçümüne sahiptir. Yağış alanı 11.900 kilometrekaredir ve bir kapalı havza gölü şeklinde bilinmektedir. Tuz Gölü, tuz üretiminin buharlaştırmayla yapıldığı bir alan olarak tanımlanmaktadır. Güneş enerjisiyle yapılan tuz üretimindeyse, havuzlama tekniği kullanılır. Gölün tektonik olaylar neticesinde oluştuğu da belirtilmiştir.

Tuz Gölü Hangi Şehirdedir?

Tuz Gölü hangi şehirde diye sorulduğunda, İç Anadolu Bölgesi’ne bağlı Ankara, Aksaray, Konya illerinin sınırlarının kesiştikleri bir aralıkta yanıtı verilebilir. Bu göl, ayrıca Koçhisar Gölü olarak da bilinmektedir.

Tuz Gölü’nün Özellikleri Nelerdir?

Tuz Gölü’nün bulunduğu coğrafi bölge İç Anadolu olduğu için, buranın kurak ve çorak ikliminden de etkilenmektedir. Tuz Gölü’nün genel özellikleri aşağıda şu şekilde verilmektedir:

  • Tuz bakımından zengindir. Türkiye’nin tuz ihtiyacının % 55’i bu gölden karşılanmaktadır.
  • Kapalı havza gölüdür, yağış alanı geniş olsa da, bundan beslenme imkânları oldukça sınırlıdır.
  • Türkiye’nin en az yağış düşen bölgesinde yer almaktadır.
  • Birçok kuş için de önemli bir flora alanıdır. Bilhassa tuzdan hoşlanan kuş çeşitleri olan flamingolar, angıtlar, kılıçgagalar, su çullukları, ince gagalı martılar ve bataklık kırlangıçları burada yaşamaktadır.
  • Özellikle, flamingolar için dünyanın en büyük üreme ve yaşam alanlarından biri şeklinde kabul edilmektedir.
  • Tuz Gölü’nün çevresinde tuzcul stepler yer almaktadır. Bununla beraber, ova bozkırlarında yetişen endemik bitkilere de ev sahipliği yapılmaktadır.
  • Wageningen Üniversitesi’nde gerçekleştirilen bir araştırmaya göre, Tuz Gölü’nün Türkiye ekonomisine katkısının büyük olduğunu altı çizilmiştir.
  • Tuz Gölü çevresinde sulu ve kuru tarım yapılmaktadır. Bu yörede şeker pancarı yetiştirilmektedir. Ayrıca, küçükbaş hayvancılık da yaygın şekilde gerçekleştirilmektedir.

Yukarıdaki maddeler üstünden belirtirsek, Tuz Gölü de birçok göl gibi genel coğrafi özelliklere sahip şekilde bilinmektedir. Ama, her gölün kendine has bazı nitelikleri olduğu gibi Tuz Gölü’nün de bilinmeyen yönleri vardır. Tuz Gölü bu anlamda da farklı bir alana sahiptir.

Tuz Gölü’nün Bilinmeyen Özellikleri Nelerdir?

Tuz Gölü’ne nasıl gidilir diye sorulduğunda, Ankara-Aksaray arasındaki yolun kullanıldığı belirtilebilir. Bu göl, Şereflikoçhisar sınırları dahilinde kabul edilmektedir. Gölün eşsiz görüntüsü, parıl parıl parlayan yüzeyi görenleri kendinden geçirmektedir. Ama, bu anlamda onun bilinmeyen yönlerinden biri de, her ziyaretle yıpranmasıdır. İnsanın gölün yanına keyfine göre ayak basmasıyla, ona zarar verdiği gerçeği de görülmektedir. İnsanlar doğal bölgeleri turistik alanlar biçiminde görseler de, bugün geldiğimiz doğa krizi noktasında floralara zarar vermektedirler. Tuz Gölü, bir flamingo cenneti olduğundan ötürü, insanların oraya her ayak basışıyla beraber, doğanın dengesi de harap edilmektedir. Özellikle, ilkbahar ve yaz ayları flamingoların göç dönemlerine işarettir.

Tuz Gölü’nün bilinmeyen bir diğer yönü de, dışarıdan A sınıfı sit alanı ve doğal sulak bölge gibi görünse de, içeriden kurumasına tekabül etmektedir. O sebeple, gitgide küçülen göle verilen zararın geri dönüşü olmayan felaketler yaratacağına da vurgu yapılmaktadır. Bu göl, 38 çeşit endemik bitkiye ev sahipliği yaptığı gibi, tür çeşitliği tehlikeye giren kuş cinsine de kucak açmaktadır. Tuz Gölü daha fazla korunması gerekirken, bilinçsiz insanların elleriyle tehlikeye atılmaktadır. Gölde, yine 4 tanesi endemik 129 böcek türü de bir arada yaşamaktadır.

Göldeki tuz konsantrasyonunun artış göstermesi sebebiyle, herhangi sucul bitkiye rastlanmadığı da belirtilir. Bununla beraber, aslında tuz çıkarılan bölgede hiçbir endemik türün yetişmeyeceği söylenirken, Tuz Gölü’nün istisna dahilinde, içinde ve çevresinde bu bitkilerin yetiştiği de vurgulanmaktadır. Bunun da göle özgü spesifik bir yapı olduğu imlenmektedir. Tuz Gölü, ayrıca birçok göle göre de farklı özellikleri olan bir alan şeklinde kabul edilmektedir.

Biyolojik çeşitlik bağlamında, bu göl özellikle kuşların varlıklarını sürdürmeleri için de önem arz eder. Eğer, gölün herhangi bir kaybı olacaksa; bunun hem Türkiye’de tüketilen tuza, hem etrafındaki bitki çeşitliğine, hem de özellikle kuşlara olacağının altı çizilmektedir. Yurt içinden ve yurt dışında birçok yetkili konuyu araştırmaya devam etmektedirler.

Tuz Gölü’nü Gelecekte Hangi Tehlike Beklemektedir?

2020 sonrası süreçlerde insanlığı bekleyen en büyük problemin kuraklık olduğuna dikkat çekilmiştir. Dünyanın pek çok ülkesinde de buna yönelik, iklim değişikliğine ve aşırı tüketime son protestoları yapılmaktadır. Türkiye’de de metrekareye düşen yağış miktarının yetersiz olduğu, önümüzdeki süreçlerde sert bir kuraklığın ülkeyi beklediği de belirtilmiştir. Bununla birlikte, sulu tarım alanlarından kuru tarım alanlarına dönüş olduğu gibi; ziraat uzmanları ve çiftçiler daha çok kuru gıdalar ve bakliyatlar üstünde çalışma yapmaktadırlar. Su isteyen meyvelerin ya da sebzelerin önümüzdeki süreçlerde daha az bulunacağı ifade edilmiştir.

Tüm bu olumsuz etkiler göller üstünde de görülmektedir. Türkiye’deki göllerin de kurumaya başladıkları yapılan araştırmalarla ortaya konulmuştur. Bu noktada, Tuz Gölü de 1915 yılından beri % 85’e varan bir küçülme yaşamıştır. Bunu araştıran akademisyenler, gölün bu özelliğinin hiç bilinmediğini, aslında gitgide küçülme ve kuruma sinyali de verdiğini imlemişlerdir. Aşırı plansız yapılaşma, nüfus artışı ve sulama kanallarının tahrip edilmesi Tuz Gölü’nü de etkilemektedir. Bu gölün önümüzdeki süreçlerde tamamen yok olması konusu da gündeme getirilmektedir.

Bir cevap yazın