Topkapı Sarayındaki Kutsal Emanetler

Emânât-ı Mukaddes

Hz. Peygamber’den ve diğer büyük zatlardan intikal eden eşya hakkında  kullanılan bir tabirdir.

Emânât-ı Mübâreke diye de anılan kutsal emânetler şunlardır:

1- Hırka-i saâdet (Hz. Peygamber’in hırkası),

2- Hz. Peygamber’e ait olan bir diş,

3- Sakal-ı şerîf (lihye-i saâdet),

4- Ayak izini gösteren bir taş,

5- İki adet nalin, bir seccâde,

6- Bir bayrak (livây-ı şerîf’i Nebevî),

7- Bir yay,

8- Bir âsâ,

9- Hz. Şuayp Peygamber’e ait olduğu söylenen bir âsâ,

10- Hz. Nuh’a ait bir tencere,

11- Hz. Ibrahim’e ait bir kazan,

12- Hz. Yusuf’un gömleği,

13- Hz. Davud’un kılıcı,

14- Hz. Ebû Bekir’in seccâdesi;

15- Hz. Ebû Bekir; Hz. Ömer, Hz.Osman ve Hz. Ali’ye ait sarıklar,

16- Aşere-i Mübeşşere’ye ait kılıçlar,

17- Hz. Hatice’ye ait gömlek,

18- Hz. Hüseyin’e ait gömlek,

19- Hz. Cafer-i Tayyar, Hz. Hâlid b.Velid, Hz. Muaz b. Cebel ve Hz. Talha’nın kılıçları,

20- Hz. Osman ve Hz. Ali devrinden intikal eden Kur’an-ı Kerim,

21- Veysel Karanî’nin tâcı,

22- Altınoluk,

23- Ka’be anahtarı,

24- Tevbe Kapısı’nın (Bâbü’t-Tevbe) kanatları,

25- Hz. İbrahim makamının gümüş kapağı.

Tarih boyunca Hicaz (Mekke-Medine) bölgesine hükmeden her İslâm devleti, kutsal emânetlerin korunmasına büyük özen göstermiştir. Bu bölgenin yönetimi Hulefâ-i Râşidîn’den Emevîlere, Emevîler’den Abbâsîlere geçmiştir. 1256’da Bağdat’ın Moğollar tarafından tahribinden sonra Abbâsî halifeleri, Mısır-Memlûk sultanlarına sığınmışlardı. Mısır, Yavuz Sultan Selim tarafından fethedilince (1516-1517) oradaki ve Hicaz-Mekke emirliği hazinesinde korunan kutsal emânetlerden bir kısmı İstanbul’a sevkolunmuştur. Dînî ve târihî bakımdan büyük önem taşıyan bu emânetler, başlangıçta devlet hazinesinde korunmuşsa da sonra Topkapı Sarayı’nın Hırka-i Saâdet Dairesi’nde korunmaya alınmış ve günümüze kadar sağlam bir şekilde ulaşmıştır. Kutsal emânetlerin bulunduğu yere, Peygamberimizin hırkasından dolayı bu ad verilmiştir. Bu hırkanın, Hz. Peygamber’in “Kâside-i Bürde” şairi Ka’b b. Züheyr’e hediye ettiği hırka olduğu sanılmaktadır. Osmanlılar, sakal-ı Şerîf mahfazaları başta olmak üzere Hırka-i Saâdet ve diğer emânetleri korumak için sanat değeri fevkalade yüksek sandıklar, çekmeceler, rahleler, kutular yapmışlar ve Peygamberimizin hırkasının yanında dört yüz sene boyunca hâfızlar tarafından gece gündüz hiç ara vermeksizin Kur’ân-ı Kerîm okutmuşlardır.

Osmanlı döneminde her yıl Ramazan’ın on beşinde Hırka-i Saâdet merasimi (ziyareti) yapılırdı. Bu merasime başta Padişah olmak üzere, sadrazam, nâzırlar, diğer devlet erkânı, saray adamları, bilginlerden ve sâlih kişilerden pek çok zat katılırdı.

Emânât-ı Mukaddese’nin tarih boyunca İslâm devletleri tarafından özenle korunması; Hz. Peygamber’e ashâbına ve halifelerine beslenen derin sevginin bir belirtisidir.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları


"Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen bir HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl çömleği tutan dışındaki biçim değil içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir." Hz. Mevlana

Bir cevap yazın