Tevazu Ne Demek, Tevazu Sahibi İnsanın Özelikleri ve Tevazu Sahibi Nasıl Olunur?

Tevazu – Alçakgönüllü İnsan Olmak

Tevazu yani alçakgönüllü bir insan, saygılı davranan, içten samimi olan davranan, özü sözü bir olan, ağırbaşlı olan, nerede kime nasıl davranılacağını iyi bilen, nefsine hâkim bir kimse tevazu sahibi denir.

Tevazu: Bir insanın kendini büyük görmemesi, gururlanmaması, ona buna çalım satarak kendini büyük görerek kibirlenmemesi, insanları hor ve küçük görmemesi, insan için çok kötü huylardan olup müslüman bir kişiye yakışmayacak davranış ve huylardandır.

Bir hadis-i şerif şöyledir:

“Yüce Allah ölçülü davrananı zengin eder, israf edeni de fakir düşürür. Tevazu göstereni yükseltir, büyüklenen kimseyi de kırıp geçirir.”

“Yeryüzünde kibir ve azametle yürüme! Çünkü sen asla yeri yaramazsın ve boyca da dağlara erişemezsin.”
İsra-37

Büyüklük taslamaktan müslüman heran sakınmalıdır. Kibirli olanları ve büyüklük taslayanlarin sonu hüsrandır. Çünkü bu şekilde davrananları yüce Allah hüsrana uğratır. Allah kibirlenenleri ve büyüklenen kimseleri sevmez.

Hz. Adem dedi ki:

“Rabbim ben nefsime zulmettim. Eğer ki sen beni bağışlamaz merhamet etmezsen hüsrana uğrayanlardan olurum dedi.”

Şeytan yani iblis ise Allah’u Teâla’ya karşı kibirlendi ve büyüklendi secde etmedi.

Allah buyurdu:

“Sana emrettiğim halde secde etmene ne engel oldu?” İblis dedi ki: ” Ben ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın.”
Araf-12

Büyüklenen ve kibirlenenlerin sonu Firavun gibi olur.

Ebu Hüreyre’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:

“… Allah için tevazu gösteren kişiyi Allah ancak yüceltir.”
(M6592 Müslim, Birr, 69)

Mücâşiogulları’nın kardeşi İyâz b. Hımâr anlatıyor:

“Resûlullah (sav) bir gün hutbe vermek üzere aramızda ayağa kalktı ve şöyle buyurdu:

“Allah bana, mütevazı olup birbirinize karşı övünmemenizi ve birbirinize karşı haddi aşan davranışlarda bulunmamanızı vahyetti.”
(M7210 Müslim, Cennet, 64)

Ebu Hüreyre’den naklettiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:

“…Müslüman kardeşini küçük görmesi, kişiye kötülük olarak yeter…”
(M6541 Müslim, Birr, 32

Tevazu Ne Demek

Tevazu sahibi olmak, alçakgönüllü yani mütevazı sahibi olan kimseye denir.

İslam Dini bir yandan kişiyi kibirden olabildiğince uzaklaştırmayı hedeflerken bir yandan da onun ruhunu alçakgönüllülüğü yerleştirmeya çalışır. Zira,

“Rahmân’ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, ‘selâm!’ der (geçer)ler.”
Furkân, 25/63

Tevazu Sahibi İnsanın Özelikleri

Mümin, ihtiyaç sahibi kimselerin varlığını hesaba katarak yaşar, israfa kaçma korkusu ve lüks yaşamanın kendisine anlamsız bir gurur vereceği endişesiyle mütevazı bir hayatı tercih eder. Bu niyetinden dolayı, imkânı olduğu hâlde yalnızca Allah’ın rızasını gözeterek kıymetli ve gösterişli elbiseler giymeyi terk eden kişinin, kıyamet gününde herkesin gözleri önünde iltifata tâbi tutulup cennet elbiselerinden dilediğini giymekle ödüllendireleceği ifade edilmiştir.
(T2481 Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 39.)

Ayrıca “mütevazılığın cennet ehlinin özeliklerinden olduğu bildirilmiş”

ve alçakgönüllü davranmanın aslında bir yücelme sebebi olduğu ifade edilmiştir:

“… Allah için tevazu gösteren kişiyi Allah ancak yüceltir.”
(M6592 Müslim, Birr, 69)
(B6071 Buhârî, Edeb, 61.)

Tevazu Sahibi Nasıl Olunur?

Mütevazı kişi Allah tarafından yaratıldığının, içinde nimetlerin O’na ait olduğunun bilinciyle O’nun rızasını kazanmaya çalışan kimsedir. Yüce Allah Kitabı’nda tevazu sahibi kimseleri müjdeleyerek onların şu özelliklerine dikkat çekmektedir:

“… Alçakgönüllü kimseleri müjdele! Onlar Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen (musibet)lere sabreden, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir.”
Hac, 22/34-35

“Böylece mütevazı kişi herkes gibi kendisinin de Allah’ın bir kulu olduğunu, O’nun katında üstünlüğün ancak takva ile olduğunu bilir.”
(Hucurât, 49/13; HM23885 İbn Hanbel, V, 411.)

“Amellerin niyetlere göre değer kazanacağına” “inandığından diğer insanların Allah nazarında kendisinden daha üstün olabileceğini düşünür. Bu nedenle diğer insanları küçümsemez; onlarla Allah’ın emrettiği şekilde kırgınlık, kıskançlık ve küskünlükten uzak, sevgi, saygı, dayanışma ve yardımlaşma içerisinde kardeşçe yaşar.”
(B1 Buhârî, Bed’ü’l-vahy, 1.)
(B6065 Buhârî, Edeb, 57; M6526 Müslim, Birr, 23.)

“İnsanlığa Kur’an ahlâkını yaşayarak gösteren Hz. Peygamber onları tevazuu da yaşayarak öğretmiş, oldukça sade bir yaşam sürmüştür.”

“Alemlere rahmet” olarak gönderilen” bu Elçi, yaşamının hiçbir anında “beşer” olduğunu unutmamış ve Allah tarafından kendisine verilen yüce meziyetlerle kendini büyük görmemiştir. Kendisini canından çok seven ashâbın ona aşırı övgülerde bulunmasını istememiş ve onları bu konuda uyarmıştır:

“Hristiyanların Meryem oğlunu (İsa’yı) övmekte aşırı gittikleri gibi siz de beni övmekte aşırılık göstermeyin. Şüphesiz ki ben Allah’ın kuluyum. Onun için bana ‘Allah’ın kulu ve resûlü’ deyin.”
(B3445 Buhârî, Enbiyâ, 48.)

“Kendisi için ayağa kalkılmasını hoş görmemiş”,

toplumun en fakir kesimiyle birlikte oturup kalkmış, yemiş içmiş”,

“çocukları dahil selâmından mahrum bırakmamıştır.

Bu tutumuyla insanlara örneklik eden Allah Resûlü sık sık insanları kibirden sakındırıp alçakgönüllü olmaya çağırmıştır:

“Allah bana, mütevazı olup birbirinize karşı övünmemenizi ve birbirinize karşı haddi aşan davranışlarda bulunmamanızı vahyetti.”
(M7210 Müslim, Cennet, 64)

“Tevazu sahibi olmak Müslümanlığın gereklerindendir. Ancak her şeyde olduğu gibi tevazuda da aşırıya kaçmamak önemlidir. Zira mümin hem kendisinin hem de Müslüman kardeşinin saygınlığını ve şerefini korumakla memurdur.”
(D4884 Ebû Dâvûd, Edeb, 36.)

Müminler kendilerini hakir görenlere karşı kararlı ve asil duruşularını korumalı, şereflerinin ayaklar altına alınmasına müsaade etmememidir.

Zira Kur’an’ı Kerim’de belirtildiği gibi:

“Muhammed, Allah’ın Resûlü’dür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin (kararlı ve tavizsiz) birbirlerine karşı da merhametlidirler.”
(Fetih, 48/29.)

“Hz. Peygamber’in sıtma hastalığından dolayı zayıf düşen ashâbına, Mekke’ye geldiklerinde onları âciz görerek onlarla alay etmek isteyen müşriklerin önünden geçerken remel yaparak yani çalımlı bir şekilde yürüyerek tavaf etmelerini emretmesi de bu amaca mâtuftur.”
(M3059 Müslim, Hac, 240.)

Selâm ve Dua ile Kalın…

#EvdeKal

#Biz bize yeteriz Türkiyem

 


"Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen bir HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl çömleği tutan dışındaki biçim değil içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir." Hz. Mevlana

Bir cevap yazın