Suda doğum nedir? Suda doğumun faydaları, avantajları

Doğum yeni bir hayat getirmek, asırlardır farklı yönleriyle yorumlanan dünyaya yeni bir bakış açısı kazandırmaktır. Artık dünyaya gelen canlı her ne kadar fiziksel açıdan diğer bebeklere benzese de benliğine kavuştukça benzersizleşir. Bu yönüyle bakıldığı zaman doğum mucizevi bir şeydir. Ancak bazı kadınlar için bu mucizevi olay yıllarca korkunç bir şey gibi anlatılan "doğum sancısı" olgusu nedeniyle stresli bir hâl alır. Oysa doğum yapmanın da bir çok yolu vardır. Bunlardan biri de suda doğum...

Op. Dr. Aslıhan Yazıcıoğlu, anne adayları için suda doğumdan bahsetti.

En çok araştırılan ve son zamanlarda oldukça popülerleşen doğum şekillerinden biri olan suda doğumun anavtajları nelerdir? Suda doğum güvenli midir? Suda doğumun faydaları nelerdir? Gelin hep birlikte bu soruların cevaplarına bakalım...

Op. Dr. Aslıhan Yazıcıoğlu: Suda doğum; Avrupa ülkelerine nazaran Türkiye'de daha yeni olmakla birlikte gebelerimizin suda doğum ile ilgili olarak en fazla merak ettiği husus; güvenli olup olmadığıdır.

Suda doğum, yetkin ve bu konuda deneyimli hekim ve ebelerce gerçekleştirildiği müddetçe son derece güvenli bir doğum şeklidir.

Günümüzde İngiltere ve Kanada gibi ülkelerin aralarında bulunduğu 100'tin üzerinde ülkede sıklıkla uygulanmaktadır.

Suda doğum, annenin konforunu arttırırken, anne karnında sıvı içerisinde bulunan bebeğin dış dünyaya yumuşak bir geçiş yapmasını sağlar. Su, doğum ağrısını hafifletir ve doğum süresini kısaltır. Anne adayında epidural ya da bölgesel anesteziye olan gereksinimi azaltır, mahremiyet hissini arttırır, bu da doğum hormonlarının daha düzenli salınınasına yardımcı olur.

Doğum esnasında suyun içerisinde bulunmak, annede oksitosin, beta - endorfin, epineâin ve prolaktin gibi hormonların salınmasını arttırır. Bu da anne ve bebeğin duygusal anlamda birbirlerine bağlanmasnu güçlendirir. Anne, suda doğum öncesi gerekli eğitimleri alarak doğum eyleminde daha aktif rol alır.

Su içerisindeki anne suyun kaldırma kuvveti ile kolay hareket eder ve pozisyonundan memnun değil ise daha rahat edebileceği bir doğum pozisyonuna geçebilir.

Suyun içerisindeki hareket özgürlüğü ve özellikle dikey pozisyonlar bebeğin doğumunu hızlandırır.

Suyun gevşetici etkisi perine kaslarında yeterli elastikiyeti sağlayarak doğumu, epizyotomi yapılmadan (perineye uygulanan kesi) mümkün kılar.

Suda doğum öncelikle bebeğin dış dünyaya yumuşak bir geçiş yapmasını sağlar. Doğum sonrası, rahmin sağladığı; korunma, beslenme, ısı ve oksijenlenme ihtiyaçları anne kollarında devam etmektedir. Anne ve bebeği ayrı iki canlı değil, bir takım olarak düşünerek hareket etmek gerekir ve bu yaklaşımın suda doğum sonrasında görülen avantajları ise saymakla bitmez.

Doğum sonrası yenidoğanın vücudundaki sinir hücreleri farklı duygu ve hisleri beyne taşır. Yeni doğanın gelecekte daha olumlu düşünen ve kendisini güvende hisseden bir birey olarak yetişmesinde vücudundaki ilk hissin önemli olduğu; bebeğin dış dünyadaki ilk deneyimlerinin gelecekteki yaşamının temelini attığı düşünülmektedir.

Suda yapılan doğumdan hemen sonra yenidoğanın ilk karşılaştığı kişinin annesi olması, annenin bebeği ile göz teması kurarak konuşması, anne ve bebeğin bağlanması açısından son derece önemlidir.

Kendi gözlemlerimiz ve suda doğum yaptıran sağlık profesyonellerinin ortak görüşü de suda doğan bebeklerin daha huzurlu, daha az ağlayan ve daha salan bebekler olduğu yönündedir.

Suda doğum yapan annelerimizin tamamına yakını bir sonraki doğumlarında da  bu yöntemi tercih etmektedir.

Suda doğumda bebekler boğulabilir mi?

Hayır boğulmazlar. Rahim içi yaşamda amniyon suyu içerisinde yaşarlar ve akciğer solunumu yapmazlar. Akciğerleri bir miktar sıvı ile doludur. Bu da normal bir durumdur. İlk nefes ile sıvı çıkar ve hava keseleri oksijen ile dolar. Suyun içinden suya yumuşak bir geçiş ile doğarlar. Doğdukları suyun ısısı anne karnında ki suyun ısısı ile aynıdır. Bebek bu sebepten üşümez. lsı kaybetmez.

(Burada izlenecek protokolleri doğum ekibiniz biliyor. Siz ekibinize güvenin ve bebeğiniz ile #tentenetemas 'ın keyfini çıkarın)

Sudan çıktığı ilk anda yüzüne çarpan kuru hava ile yüzündeki solunum reseptörleri aktive olur ve akciğer solunumu yapmaya başlar.

Akciğerleri deki sıvı, bu aşamada hava ile yer değiştirmeye başlar. Doğarken, doğum anınında ve göbek bağı klemplenene kadar plasenta aracılığı ile annesinden oksijen almaya da devam eder. Geç kordon klempleme ile hem plasentadan hem burun-akciğer solunumu ile ihtiyacı olan oksijeni alır.

Doğduktan sonra solunumu, dolaşımı büyük değişiklikler geçirir. Buradaki en hayati nokta doğum gerçekleşirken bebeğin sudan çıktıktan sonra hiç bir şekilde suya tekrar girmemesidir.
Doğum ekibinin deneyimi ve izlediği suda doğum hidroterapi (dogumda suyun kullanımı) protokolleri bu noktada da önemlidir.

Op. Dr. Aslıhan Yazıcıoğlu'nun youtube kanalından daha detaylı bilgiler öğrenebilirsiniz. 


Bir cevap yazın