Suçluluk Duygusu Oluşturan 6 Düşünce

Hayali suçlardan kaçamıyoruz. Yaşamımız boyunca duygularımızı etkilemeye devam ediyorlar. Aslında suç işliyor sayılmayız. Peki bu hayali suçlar neden bu derece ağır veya kaldırılması bu kadar güç? Suçluluk duygumuzu pekiştiren altı hayali suçu öğrenerek davranışlarınızın altındaki düşünce kalıplarını kırın.

Psikologlar bu hayali suçların köklerinin çocukluk dönemine dayandığını söylüyor. Hayalet suçların temelini, kendi kendine yapılan hatalı suçlamalar ve ebeveynimiz den aldığımız yıkıcı mesajlar oluşturuyor. Hayali suçlar çoğunlukla başarısızlık veya mutlu olamama halinden kaynaklanıyor.

1-) İhanet Ediyoruz

Tutkularımızla anne babamızın yıkmaya cesaret edemediğimiz etik değerleri arasında yorucu çatışmalar yaşarız. Boyun eğme, sert bir eğitiminin sonucudur. Ebeveynler çocuklarının kendi beklentilerini gerçekleştirmelerini isterler. Böyle yaparak çocuklarına kendini gerçekleştirmesi için hiçbir fırsat tanımamış olurlar.

2-) Yük Oluyoruz

Partnerimiz, arkadaşımız ve iş çevremizde kişilere karşı sonu gelmeyen özürler, gerekçeler ve fedakarlıklar sunuyoruz. Bu davranışın altında, çocukluk döneminde ebeveyninin hayatında “fazla” yer tuttuğuna dair olan inanış yatıyor. “Daha akıllı, daha itaatkar veya daha sağlıklı olsaydım, anne- babam daha mutlu olurdu” gibi çarpıtılmış inançlar daimi bir şekilde onarım ve telafi davranışları sergilememize neden oluyor.

3-) Anne -Baba Aşkını Çalıyoruz

Başkalarının bize yaptığı iltifatlar ve duygu ifadeleri, zorlanmamıza ve kaçmamıza sebep oluyor. Bu davranışa genelde sevgililik ilişkilerinde rastlıyoruz. Bunlar anne-babalarının, kardeşini veya başkasını sevdiğini düşünen kişiler oluyor. Aynı şekilde ebeveynimiz tarafından idealleştirilmek de suçluluk duygusu yaratabiliyor. Suçluluk, başarısızlık ile ortaya çıkıyor ve “Görüyor musun, gerçekte ben bir hiçim” itirafını doğuruyor.

4-) Anne -Babayı terk ediyoruz

İşsizlik, borç, ilişkisel bağımlılık gibi şeyler hayatlarımızı berbat edebiliyor. Tuhaf bir şekilde, her türlü duygusal ve maddi özerklik kazanma gelişimi kısa sürüyor. Bilinçdışının bu silahı, aslında kaynaşmanın aşırı bir şekilde olduğu anne babamızdan ayrılmayı imkansız hale getiren bir süreç. Çocuk ne zaman kendi kanatlarıyla uçmayı denese, anne-baba suçlayıcı bir hale dönüşüyor.

5-) Aile Üyelerini Geçiyoruz

Sosyal, maddi, duygusal başarılarımız bizi tatmin etmiyor. En kötüsü ise bir gün başarımızı ya sabote ediyoruz ya da değersizleştiriyoruz. Bu davranış temelde iki inanca dayanıyor: “Eğer varolmanın keyfinin tadını çıkarırsam, bencillik yapmış olurum” ve “Eğer başarırsam, başaramayan yakınlarımı küçük düşürmüş olurum”.

6-) Tamamen Kötü Oluyoruz

Diğerlerinin hatalarını tamamen kendi hesabımıza yazıyoruz, kendimizi suçlu ilan edecek durumlar oluşturuyoruz. Çünkü aileler çocuklarının mükemmel olmasını istiyorlar. Bazı ebeveynler çocuklarının yaptıkları saçmalıkları düzenli bir şekilde onlara hatırlatarak değersizleştirir. Çocuk kendini herhangi bir şeye layık olmayan biri gibi hisseder.

Www.instagram.com/acikvnet

Www.twitter.com/acikve_net

Bir cevap yazın