“Sizin En Hayırlınız Kur’ân-ı Öğrenen ve Öğretendir.”

The following two tabs change content below.

Allah katında  en  iyi insan, en makbul insan, Kur’ân öğrenen ve öğreteninizdir. Bir de onun manâsını ahkâmını öğrenip öğretirse ne büyük mesele. Milleti kayıralım. O zaman Rabbimiz, sen mi benim kullarımı kayırmaya çalışıyorsun bende seni kayıyırım der. İnsanlara Namazı Öğretmek Lâzım… Çocukluğumuzda köylerde hocalar olurdu. O hocalar çocuklara İslâm’ın şartlarını, imanın şartlarını, namaz sürelerini, Kur’ân-ı Kerîm‘i öğretirdi. Namaz kılışını öğretirdi. İçimizden birini kaldırır tatbikatlı olarak, kıyamı, rûkûu, secdeyi öğretirdi. Şimdi bunlar kalmadı.

Bugünkü cihad, milleti okutup öğretici olarak yetiştirmek. Sonra onları vazifelendirirsiniz, sen on kişi okut, sen on iki kişi okut diye. Böyle, o on kişi nerelere kadar çıkar. Dünyaya yayılır. Nice, dinden, imandan, Kur’ân‘dan haberi olmayanlar var. Kavak gibiler. Bakarsınız insana benziyor amma, hakikatte hiç de insan değil. Rabbim onlara hakikati doğruyu göstermeyi nasip etsin inşallah.

“İnsan için ancak çalıştığının karşılığı  vardır.” Ayet-i kerimesi gereğince, dünyada hayır için koştun mu, ahirette onun karşılığı var. Koşmadıysan, çalışmadıysan, hiçbir şey yok. Onun için dinimizin emirlerini öğreten kitapları öğrenmeye çalışalım, uğraşalım. Kalbimizi, lisanımızı, her şeyimizi o kitapların emrettiği şekilde kullanalım. İlkbaharda güneş gün geçtikçe yaklaşır. Şimdi ise sonbahardayız, güneş her gün uzaklaşıyor. Kar kış geldiğinde toprağa bir şey ekseniz biter mi, bitmez! Neden? Güneş, toprağı ısıtmıyor. Yazın eksen, dağda taşta bile biter. Peki, kışın mahsul elde etmenin çaresi yok mu ? Var. Nedir? Seralar yapıyorlar, sûni sıcaklık veriliyor, sulanıyor da bu usulle, kışın ortasında sebze yetiştiriyorlar. İşte biz de o seralarda yetişiyoruz, dışarısı karakış. Kendisini seraya atan kurtuldu. Orada yetişirseniz sizde imân, İslâm biter. Dışarıda bir şey bitmez.

Bizim Ecdadlarımız, yüce Kur’ân ile yükselmiştir. “Amerika nasıl yükseldi?” derseniz, onun yükselmesi cehennemdir. Allah-u Teâlâ bizim inadımıza yükseltti. Bizler, bu Kur’ân-ı bırakınca düşmanlarımız yerimize reis oldu, yoksa hiçbir kâfir reis olamaz. Aklın olsa bütün dünyayı idare edersin. Aklın olmasa bütün dünya toplansa seni idare edemez. “Her vakit ölebilirim” diyerek hazırlıklı olacağız. Böyle olursak öldüğümüzde pişman olmayız, değilse pişman oluruz. Bu dünya sakat bi yer, hazırlıklı olacağız.

Bazı insanlar vardır, pek çok şey bilirler, kılı kırk yararlar, kendilerini ilgilendirmeyen şeyleri gâyet iyi bilirler, ancak kendilerine lâzım olacak esas mes’elelerden uzak kalırlar. Asıl maksadı kavrayamamışlardır. Bunu anlatan güzel bir hikâye vardır:

Pâdişâhın biri oğlunu ehl-i hünerden bir tâifeye emânet etmişti. Onlar da padişahın oğluna astronomi, astroloji, tıb ve sâire öğrettiler. Çocuk bütün ahmaklığı ve akılsızlığına rağmen tamâmen üstâd olmuştu. Bir gün pâdişâh yüzüğünü avucunun içine sakladı ve oğlunu imtihân etti:

“–Gel bakalım, avcumun içinde ne olduğunu söyle!” dedi. Çocuk şöyle cevap verdi:

“–Elinde tuttuğun yuvarlaktır, sarıdır, içi boştur ve madenîdir.” Padişâh şaşırdı:

“–Mâdemki doğru nişanlar verdin, böyle bir şeyin ne olabileceğine de hükmet!” dedi. Çocuk:

“–Kalbur olması lâzım” cevâbını verdi. Pâdişâh büsbütün şaşırdı:

“–Akılları hayrette bırakacak derecede isabetli alâmetler saydın. Bu kadar tahsîl ve bilgi kuvveti nereye gitti? Kalburun avuç içine sığamıyacağını takdîr edemedin?!” dedi.

Allah’ın verdiği kâbiliyetleri şöhret, menfaat gibi geçici arzular peşinde hebâ edip de hayattaki esas gâyeyi yakalayamayan kimseler işte böyledirler. Onların belki dünyada şan ve şerefleri olabilir, ancak ebedî hayat açısından bakıldığında sıralamada geri kalmışlardır.

Www.instagram.com/acikvnet

Www.twitter.com/acikve_net


Bir cevap yazın