Efendimiz Hz.Muhammed’in Sevdiği Yemekler

Peygamber Efendimizin Sallahu Aleyhi Vessellem’in Yemek Yiyişi ve Su İçişi

Rasullah S.A.V yemek konusunda olanı reddetmez, olmayanı istemezdi. Önüne helâl olan hangi yemek getirilirse yerdi. Fakat nefsinin çekmediği bir şey olursa, onu haram kılmaksızın terk ederdi. Hiçbir yemeği ayıplamazdı. Hoşlanırsa yerdi, hoşlanmazsa bırakır, yemezdi. Önüne yemeği getiren kimsenin gönlünü hoş etmek için yediği yemeği överdi. Bulabildiği zaman yer, bulamadığında ise sabrederdi. Hatta açlıktan karnına taş bile bağlamıştı. Açlıktan bütün gün kıvranıp karnını doyuracak kötü hurma bile bulamadığı olurdu. Evlerinde aylarca yemek pişirmek için ateş yanmadığı görülürdü.


Rasulullah S.A.V evine girdiği zaman: “Yanınızda yiyecek bir şey var mı?” diye sorar, hayır denilirse: “O halde ben orucum” derdi. Pazartesi ve Perşembe günleri oruç tutardı. Hicri her aydan üç gün oruç tutardı. Yemeğinin başında besmele çeker, sonunda hamd eder ve şöyle derdi:

“Riyâdan uzak ve bereketli kesilmeyen çok, sonsuz ve terk olunmayan, kendisinden müstağni olunmayarak yapılan hamd, Rabbimiz Allaha’dır.”

Rasulullah Sallahu Aleyhi Vessellem şöyle derdi:

“Her kim, yemeği yer de: ‘Benden hiçbir hareket ve kuvvet harcamaksızın bana bu yemeği yediren ve beni onunla rızıklandıran Allah’a hamd olsun.’ Derse geçmiş günahları bağışlandı.”

Üç parmağı ile yer ve bitirdiği zaman parmaklarını silmeden önce yalardı. Bunun sebebi ise Müslim’in rivayetinde de bahsettiği  gibi bereketin, yemeğin neresinde olduğunu bilemeyişimizdir. Böylece hem israf önlendiği gibi  hem de yemeğin bereketine nail olunmuş olur.

Sizden birinizin lokması düştüğünde hemen onu alsın ve üzerine yapışanları temizleyip yesin, onu şeytana bırakmasın. Parmaklarını yalamadıkça da elini mendile silmesin. Çünkü o kimse,  bereketin yemeğin neresinde olduğunu bilemez.” (Müslim)

Peygamber Efendimiz, sağ elle yenmesini emreder, şeytan sol eliyle yediğini ve içtiğini söylerdi. Bir şeye yaslanarak yemek yemezdi. Çoğunlukla yemeğini yere koyar, ayakta su içmeyi yasaklardı. Genellikle oturarak su içerdi. Bir şey içtiği zaman kabın dışından üç defa nefes alırdı ve şöyle derdi: “Bu susuzluğu daha iyi giderici, daha sağlıklı ve kolayca yudumlamaya daha elverişlidir.” Öyle ki bir çok sağlık uzmanı ayakta su içmenin zararlarından bahsetmiş ve ayakta içilen suyun doğrudan bağırsaklara ulaştığını belirterek vücuda faydası dokunmadığını da eklemişlerdir. Oysa oturularak içilen su midede birikir ve vücuda had safhada yararı dokunur.

Peygamber Efendimiz, kendisine yedirene veya içine şöyle dua ederdi: “Allahım! Bana yemek yedirene sen de yedir, bana su içerene sen de içir.” Kendisini misafir edene şöyle dua ederdi: “Allahım! Onlara  ışık olarak verdiklerine bereket ver, onları bağışla ve onlara merhamet et.”

Hz. Peygamber S.A.V özel hayatında ihtiyârî fakrı tercih etmiş, daha ziyade Hz.Âişe, nin odasında ashâbtan gelen hediyelerin çoğunu yoksullara ve Suffe (Mescid-i Nebi içerisinde eğitim verilen yerler) talebelerine aktarmıştır. Bununla beraber o, Müslümanlara meşru olduğunu göstermek ve beslenmesini önemini vurgulamak için çeşitli gıdalardan yemiştir.


Peygamber Efendimiz S.A.V Yediği O Gıdalar Şöyledir:

Tavuk eti, bazı kuş etleri, koyun etinden hazırlanmış kebap, kurutulmuş et (bir tür pastırma), süt, bal, peynir bunlardan bazılarıdır. Yiyecekleri arasında zeytinyağı, sirke, kabak, tirit, kavrulmuş un ve helvaya da rastlıyoruz. Her gün aynı gıdayı değil de, mümkünse farklı gıdalar almayı tercih etmiş; yemeklere zaman zaman biber, zencefil, tarçın gibi, baharat çeşitlerini serpmiştir. Onun sofrasında daima baş köşede olan iki yiyecek maddesinden biri arpa ekmeği, diğeri ise hurma idi. Bazen uzun süre bunlarla yetindiği olurdu.

Peygamberimiz S.A.V yemekten önce ellerini, yemekten sonra hem ellerini hem de ağzını yıkardı.

Yemeğe besmele ile başlar, bitirdiğinde Elhamdülillah derdi, sofrada çöpe atılacak herhangi bir yemek ya da ekmek artığına müsade etmezdi. Yemek devam ederken müsade almaksızın herkesten önce kalkmasını doğru bulmazdı. Karnını tıka basa doldurmaz, bir yemeği beğenmemezlik etmezdi; arzu ederse yer, etmezse yemezdi, vakti müsaitsen dâvete icâbet ederdi. Suyu, dibi görülen kaptan içerdi. Bal şerbetini ve nebiz denilen bir çeşit hurma ve üzüm kompostosunun tazesini severdi.

Kaynak: Buhârî, Müslim, Elbâni: Sahîhu Ebî Dâvud, Elbanî: Sahihu’ n- Nesâi, Elbânî: Sahîhu’t- Tirmizi Eymen B. Abdülaziz Ebâ Numey (Tirmizî) -Doç.Dr. Hüseyin Algül


Peygamber Efendimizin Sevdiği O Yiyecekler Şöyledir:

UN HELVASI

Aişe’den (ra) rivayete göre, şöyle demiştir: “Resulullah (asm), helva ve balı severdi.”
(İbn Mace, Darimi)

Âişe -radıyallâhu anh-‘ın şöyle dediği nakledilir:

“Rasûlullah sallâllâhu aleyhi ve sellem hiçbir taâma/yemeğe un helvası kadar sevinmezdi. Onu sever, kendisine ikram edilince de yüzünde ferahlık görülürdü.”

Resulullah balı ve helva yemeyi pek severdi.



ARPA EKMEĞİ

“Hz. Peygamber (asm), daima kepeği alınmamış arpa unundan yapılmış ekmek yemişlerdir.”
Ebu Hazım’dan (ra): Sehl Bin Sad’a (ra) sordum:
“Dedim ki: “Allah Resulü (asm) kepeksiz has undan yapılmış ekmek yedi mi?”

Cevap verdi:
“Peygamber olarak gönderildiğinden ölünceye kadar o, has unu görmemiştir.”
“Peki onun zamanında sizde elekler var mıydı?”
“Allah (cc) onu gönderdiği günden ölünceye kadar elek de görmemiştir.”

“Peki siz elenmemiş arpayı nasıl yerdiniz?” diye sorunca şu cevabı verdi:
“Onu öğütüp üflüyorduk, uçan uçarda kalanına da su katıp hamur yapıyorduk.” (Buhari)

Hz. Aişe’den (ra):
“Peygamber Efendimiz’in (asm) aile efradı, O’nun (asm) hayatının sonuna kadar, üst üste iki öğün arpa ekmeğini doyuncaya kadar yemediler.”



ZEYTİNYAĞI

“Zeytinyağını yiyin ve sürünün çünkü o bereketli bir ağacın ürünüdür.”
(İbn Mace, Darimi

Rasulullah zeytinyağı yemeyi ümmetine tavsiye edip yenilmesini sağlık açısından faydasının olduğunu ve bereketli bir ağaç ürünü olduğunu söylemiştir.



TAVUK

“Ebu Musa’nın (ra) yanına girdim tavuk yiyordu. Bana yaklaştı sen de ye dedi, çünkü ben Resulullah’ı (asm) tavuk yerken gördüm.”
(Nesai, Darimi)



SÜT

Ebu Halid’den (ra):

“Hurma ile süt yiyen bir adamın yanına girdim, bana: “Buyur” dedi, çünkü Peygamber (asm), bu ikisine: “İki güzel ve helal şey” adını vermiştir.” dedi. (Ahmed bin Hanbel)

Peygamber Efendimiz sütü severdi. şöyle buyururdu:
“Yüce Allah bir kişiye süt ikram ederse, o kimse sütü içeceği zaman; Allâh’ım bize bu sütü bereketli kıl, bize daha çok süt ihsan et diye duâ etsin. Çünkü yiyecek ve içeceklerin yerini tutan, açlığı ve susuzluğu gideren sütten başka bir gıda bilmiyorum.” dedi.


HURMA

“Kim her sabah yaş hurmadan aç karnına yedi tane yerse, o gün ona zehir yahut sihir zarar vermez.” buyurmuşlardır. Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- hurmanın yaşına da, kurusuna da bereketli olması için duâ etmiştir. Hurmanın yaşını kurusuyla yemek de sünnettir.

“İçinde hurma olmayan evin halkı açtır.”
(Müslim, Ebu Davud ve Tirmizi)

“Temel gıda maddelerimizden olan hurma bir evde bulunmazsa o evin halkı aç sayılır.”
(Ebu Davud, İbn Mace)

Yusuf Bin Abdullah Bin Selam’dan (ra):

“Peygamber’ı (asm) gördüm, bir parça ekmek aldı, üstüne hurma koydu ve şöyle dedi:

“İşte bu, bunun katığıdır.”
(Ebu Davud)



NAR

İbn Abbas’dan (ra): “O (asm), narı tane tane alıp yiyordu. Bunun üzerine ona denildi ki: Neden böyle yiyorsun?”

“Yeryüzünde aşılanan hiçbir nar ağacı yoktur ki cennet tanelerinden bir taneden olmasın. Umarım bu tane onun tanelerinden biridir.” dedi. (Taberani)



AYVA

Hz. Talha (ra) şöyle anlatıyor: “Bir gün Resulullah Efendimiz’in (asm) ziyaretlerine gitmiştim. Huzurlarına girdiğimde elinde bir ayva bulunuyordu. Bana: “Ya Talha, buyur ye. Zira ayva kalbi takviye eder, gönlü hoş tutar.” buyurdular. (Peygamberimiz’in Şemaili)

İbn Abbas’dan (ra): “Cabir Bin Abdullah (ra), Peygamber’e (asm) Taif’ten getirdiği bir ayvayı verdi. Peygamber S.a.v şöyle buyurdu:
“Bu göğüsteki üzüntü ve sıkıntıyı giderir, yüreği parlatır.” (Taberani)



SİRKE

“Yanımızda sadece biraz ekmek parçası ile biraz sirke var.”

“Sirke ne güzel katıktır.”
(İbn Mace, Ebu Davud)

Ümmü Hani’den (ra): “Peygamber (asm) yanıma girip: “Yanınızda yiyecek bir şey var mıdır?” diye sordu. “Onu getirin, içinde sirke bulunan ev asla fakir sayılmaz.” buyurmuşlardır.
(Tirmizi)



TEREYAĞ

Abdullah Bin Büsr ve kardeşinden (ra):

Peygamber (asm) bizim yanımıza girdi, kendisine tereyağı ile hurma ikram ettik. Tereyağı ile hurmayı pek severdi.
(Ebu Davud)

Rasulullah tereyağını severek yerdi.



BAL

Peygamber Efendimiz buyuruyor:

“–Bal, bütün hastalıklara şifâdır. Çünkü yetmiş peygamber onun şifası ve bereketine dua etmişlerdir.

Enes’den (ra): “Peygamber’e (asm) bir kap ya da bir ağaç çanak getirildi, içinde süt ile bal vardı.

Şöyle buyurdu: “Kapta iki katık vardır. Onu ben ne yerim, ne de yasak ederim.”
(Taberani)

Rasulullah efendimiz ballı sütü içmezlerdi.



SU

Peygamberimiz S.a.v efendimiz yolculuk yaptığı vakitlerde ashâb-ı kirama su dağıtmayı severdi. Yolculuğunun birinde Efendimiz bir yerde durarak yanında bulunanlardan su istemiştir, bu su ile elini ve yüzünü yıkadıktan sonrasında da, sudan içerek yanında bulunan sahabe-i kirama da:

“– Siz de yüzünüze, boynunuza bir miktarını dökün.” buyurmuşlardır.

Rasûlullâh efendimiz s.a.v suyunu içtikten sonra da şöyle duâ bulundu:

“Rahmetiyle suyu tatlı olarak yaratan, acı ve tuzlu yaratmayan Allah’a hamd olsun.”

Peygamber Efendimiz tatlı ve soğuk su içerlerdi.



KARPUZ

Peygamber s.a.v yaş hurma ile karpuzu yerdi.”
(Ebu Davud)

Hz. Aişe r.a anlatmış olduğuna göre:
“Peygamber Efendimiz S.av kavun-karpuzla hurmayı birlikte yer ve şöyle buyururdu:

“Bunun hararetini bunun serinliği ile bunun soğukluğunu da bunun sıcaklığı ile kırarız, dengeleriz.”
(Ebu Davud, Tirmizi)



SALATALIK

Peygamber Efendimiz salatalık yemeyi severdi.

“Resulullah (asm) yaş hurma ile salatalığı birlikte yerdi.”
(İbn Mace, Ebu Davud) Abdullah Bin Cafer’den (ra): “Peygamber’i (asm) taze hurma ile salatalık yerken gördüm.”
(Buhari, Ebu Davud, Tirmizi)

“Peygamber Efendimiz S.a.v kavun karpuz ve salatalığı çok severdi.” (Tirmizi)



KABAK

Kabak en sevdiği yiyecekler arasında yerini alır.
Kabak peygamber sevgisine kazanan yiceklerden biridir.

Enes (ra)’dan: “Bir terzi Peygamber (asm) onun için hazırladığı yemeğe davet etti, ben de onunla gittim. Ona bir arpa ekmeğiyle içinde kabak bulunan bir çorba ile kurutulmuş et sundu. Enes (ra) dedi ki:

“Peygamber’in (asm), tabağın etrafından kabakları araştırarak topladığını gördüm. İşte o gün bugün ben kabağı çok severim.”

Diğer rivayet:

“Onu görünce, kabakları kendim yemeyerek O’nun (asm) önüne bırakmaya koyuldum.”

Diğer bir rivayet:

Enes (ra) dedi ki: “O zamandan beri mümkün olduğu kadar hep bana içinde kabak bulunan yemek yapıldı.” (Müslim, Tirmizi, Ebu Davud)



SOĞAN

Aişe’den ra: “Peygamber’in s.a.v en son yediği yemeğin içinde soğan vardı.” (Ebu Davud)

Cabir Bin Semure’den ra: “Peygamber (asm), Ebu Eyyüb’e (ra) misafir oldu. Yemek yediği zaman ona artanını gönderirdi. Bir gün ona bir yemek gönderdi. Peygamber (asm) yemedi. Ebu Eyyüb (ra), Peygamber’e (asm) gelerek ona bu hususu anlatınca, şöyle buyurdu:

“Çünkü içinde sarımsak vardı.”

“Dedi ki: “Ey Allah’ın Resulü (asm), o haram mıdır?” “Hayır! Lakin ben kokusundan hoşlanmıyorum.” buyurdu. (Tirmizi)

Allah’ın Rasulü sarımsak kokusundan hoşlanmadığı için yemezdi.



ET

Peygamberimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
“Et, dünya ve âhirette yiyeceklerin efendisidir.” buyurdular. Peygamber Efendimizin en çok koyunun kürek ve ön kollarının etini yiyip sevdiği rivayetlerden geçer.

Bir hadîs-i şerifte: “– En iyi et, koyunun sırt etidir.” buyurmuşlardır. Hayvanların sağ taraf etleri, sol taraf etlerinden daha üstün ve hafiftir. Et, işkembeden uzaklaştıkça değeri artar. Yine bir hadislerinde: “Sizden biriniz çorba yapmak için et satın aldığında suyunu çok koysun. Zira yiyen kişi çorbanın içinde et bulamazsa, suyundan içer. Çünkü et suyu, iki etten birisidir.” diye buyurmuştur.



ÜZÜM

Peygamber Efendimizin sünneti üzüm.
Üzümü ekmekle yemek sünnettir. Üzüm, hem yemektir, hem de meyvedir. Üzümü ekmekle yemek sünnettir. Hurmayı tek yemek sünnettir. (Şirat’ül İslam)

Resulullah (asm) bazen üzümü salkımından ağzıyla sıyırırdı.

İbn-i Abbas (ra) şöyle dedi: “Resulullah’m (asm), salkımı ağzıyla sıyırarak yaş üzüm yediğini gördüm.” (Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashabın Dilinden Peygamberimizin Hayatı)

Resulullah (asm) üzümü sol eline alıp, sağ eli ile yemeye özen gösterirdi. Üzümü yediği zaman da çekirdeği çıkarılmamalıdır, zararlı olduğunu söylemiştir.Üzümü tane tane yemek peygamber sünnetidir. Böyle üzümü yemek vücuda çok yarayışlı ve iyi olduğunu beyan etmiştir.

Aişe (ra), Resulullah’ın (asm) sol eline üzüm salkımını alıp, sağ eli ile tane tane yediğini ifade etmiştir. Peygamber Efendimiz (asm) üzümü ikişer ikişer yemeği işaret buyurmuştur.

Tıbbı’n Nebevi’de diyorki; Resulullah (asm) Selman-ı Farisi ile üzüm yiyordu.  Peygamber Efendimiz (asm): “Ya Selman du du” buyurdu. Yani üzümü ikişer ikişer yemesini işaret buyurdu. “Du” Farsça da iki manasına gelir.

Kuru üzümü, yaş üzüm ve ceviz, badem ile yemek peygamber sünnetidir.

Peygamber Efendimiz üzümün kurusunu da pek severlerdi, methederlerdi. Kuru üzümü yaş üzüm ile taze ceviz ve badem kuruları ile yemek peygamber sünnetlerinden biridir.
Böyle yemek bu yiyecekleri şeytanı gazaplandırır.
Ziyad Bin Ebi Hind (ra) anlatıyor:

“Peygamber Efendimize kuru üzüm gönderdi, bunun üzerine şöyle buyurdu: “Kuru üzüm ne güzel yiyecektir. O sinirleri sağlamlaştırır, hastalıkları giderir, kızgınlığı sakinleştirir, ağız kokusunu güzelleştirir, balgamı keser, benzi hoş eyler.”

Peygamber A.S. kirli ve pis şeylerden bizleri sakındırmak için buyurdular ki; “Her kim elinde et kokusu (bulaşığı) olduğu halde, yıkamadan yatıp uyur, bu sebeple de kendisine bir şey isabet ederse, ancak kendisini suçlasın”
(Ebu Davud etime Hadis 3852) .


Cenab-ı Zül Celâl bu dünya alemi içindeki imtihanlarımız için, birçok hikmetine binaen, insanlar olarak peygamber efendimizin sünnetlerine riayet etmediğimizin sonuçlarını neye yol açacağını yeterince idrak etmediğimizden dolayı biz kullarına pek çok hastalıklar veriyor. Her hastalığın şifası ve tedavisi vardır.

İsrâ Suresi’nin 82. âyetinde şöyle buyuruyor: “Biz Kur’an-ı müminler için bir şifa ve rahmet olarak indirdik”

Yunus Suresi’nin 57. âyetinde ise; “Ey insanlar! (İşte bu Kur’an) size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerde olan dertlere bir şifa, müminler için doğru yolu gösteren bir hidayet ve rahmet olarak gelmiştir.” diye söylemiştir.

Peygamber S.a.v buyurmuştur ki; “İki şeyde şifa vardır. Kur’an okumakta ve bal şerbeti içmekte” buyurdular. (Hakim tıp 4/200)

Peygamberimiz Efendimiz S.a.v her hastalığın şifasının ve tedavisinin olduğunu buyurmuştur.

“Yüce Allah, şifasını vermediği hiçbir hastalık yaratmamıştır”
(Buhari, tıp Hadis 7/12) .

Bir başka hadislerinde de şöyle buyurmuşlardır:

“Ey Allah’ın kulları tedavi olunuz! Çünkü yüce Allah, ölüm ve ihtiyarlıktan başka şifasını vermediği hiçbir hastalık yaratmamıştır”
(İbni Mâce, tıp Hadis 3436) .


Yararlanılan Kaynaklar: Eymen B.Abdulaziz Eba Numey-Sevgili ile bir gün |Arapça aslını gözden geçiren: Dr. Abdulkerim B.Abdullah El-Hudaya |Doç.Dr. Hüseyin Algül-Âlemlere Rahmet Hz. Muhammed

"Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen bir HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl çömleği tutan dışındaki biçim değil içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir." Hz. Mevlana

1 Comment

  1. Rabbim; Efendimiz(s.a.v)’e layık ümmet olabilmeyi, sünnetlerine riayet ederek bir hayat sürebilmemizi bizlere nasib etsin

Bir cevap yazın