OSMANLI SARAYLARINDA HAREM

Harem girilmesi yasak olan yer anlamındadır. Osmanlı zamanında devlet adamlarının konutları demek olan saraylar harem ve selamlık diye ikiye ayrılmıştır. Girilmesi yasak olan harem kısmı kadınların ikametine istihdam edilmiştir.
Osmanlı Sarayı’nda Harem Orhan Bey zamanından beri cariyelerin bulunduğu ve istihdam edildi bir yer olmuştur. Osmanlı padişahları, Harem dairelerinde bulunan cariyelere veya karı koca hayatı yaşadıklarına şer’-i şerifin hükümlerine aynen tatbik etmişlerdir.
Fatih dönemine kadar harem olmasına rağmen, Fatih zamanında cariyelerin sayısı artmıştır. Zira Fatih döneminde devşirmeler devlet idaresinde önemli rol oynamaya başlamıştır. Nasıl devşirilen erkekler, Enderun mektebinde terbiyeye giderek üst makamlara,idari, askeri makamlara gelmeye imkan kazanmışlardı. Harem mektebinde de cariyelerde zekaları na ve ahlaklarına, güzelliklerine göre simdiki zamanın hizmetçi statüsünde ki grubu olan cariye, kalfa ve ustalar makamlarına ve sonra da padişahlar tarafından secilip ,eşleri olmaya hak kazanan gözde ,İkbal ve kadın Efendi son olarakta Valide Sultan payesine yükselme imkanınada kavuşmuşlardır.
Osmanlı Devleti’nde önceleri Savaş yapılan milletlerden alınan esir kadınlar ve kızlar hareme cariye alınırdı. Çerkez, Gürcü, Rus asıllı cariyeler genellikle satın alınarak hareme girerlerdi.Bunlar bir müddet saray adap ,edep ve terbiyesini önceki cariyelerden,kalfalardan, ustalardan öğrenirlerdi. Bunları öğreninceye kadar huzura çıkmazlardı. Saray haremi bir terbiye mektebiydi. Hatta “Sarayda terbiye olmayan hiçbir yerde terbiye öğrenemez”
ifadesi de yaygın bir görüştü.Harem’e alınan kızların birçoğu sarayın hizmeti görülmesi maksadıyla alınırdı.
Osmanlı Devleti’nde esirlerin alınıp satılması yasaklanınca birçok aile kendi kızlarını Harem’e cariye statüsünde vermeyi istemişlerdir.
Harem dairesinde giren kızların makbuzları incelendiğinde bunların aralarında yaşlı kadınların, süt annelerinin ve dadılık edebilecek tahsilli kadınların da bulunduğu görülecektir .Çünkü saray haremi sadece keyfe hitap eden yerler değildi .Oradan zamanın şehzadelerini yetiştirecek bilgi ve seviyede kadınların yetişmesi için çaba gösterilen müstesna kurumlardı.Ayrıca haremdeki kızlara belli bir ücret verilirdi.
Hareme alınan cariyelere kalfalar tarafından terbiye, nezaket, hürmet, adabı muaşeret kaideleri detaylı bir şekilde nazarı ve tatbiki bir şekilde öğretilirdi.Cariyeler Müslüman olduklarından dolayı Kur’an okumak mecburiyetindeydiler. Sultan Mehmet Reşat’ın Harem muallimesi ne verdiği talimat bunu göstermektedir
“Namaz kılmayanlara, oruç tutmayanlara verdiğim tuz ve ekmeği haram ediyorum bu iradem hoca hanım tarafından saray kadınlarının söylensin”demiştir.
Bunun üzerine sınıfın kapısına şu levhayı yazdırmışlar .”Kur’an okumayan,namaz kılmayan ,oruç tutmayan dersaneden içeri giremez.”
Harem hakkında yapılan iftiraların asılsız ve gerçek dışı iddiaların, bu yazı ile bile ne kadar kasıtlı yapılmış olduğu görülmektedir.
Harem ile ilgili batılı yazarların yazdığı hayal ürünleri ve gerçek dışı olaylar kendi tarihçi ve araştırmacıları tarafından da reddedilmiştir Çünkü sarayın mimarisi ve padişahın cariyeleri görebilmesi imkanı yoktur. Harem o zaman da kadınların üniversitesi olarak da nitelendirilebilir. Haremdekiler son derece iyi yetişmiş terbiye edilmiş zeki ve yetenekli kimselerdir.
Türkiye’yi ziyaret eden gezginlerin çoğunun Türkçe bilmemeleri ve kulaktan dolma bilgilerle gayrimüslimlerin hayal ettikleri yanlış tasvirler sebebiyle saray haremleri eleştirilere sebeb olmuştur.Oysa bırakın yabancıları, normal şartlarda saray erkanının bile destursuz giremediği yerlere ait resimlerin ,hatıraların olması mümkün değildir.

www.instagram.com/acikvnet

www.twitter.com/acikve_net


Bir cevap yazın