Ömür Sermayemiz

İnsan Ömrü

Ahir zaman ümmeti olarak günler, haftalar, aylar, yıllar çok çabuk geçiyor. Kıyamete her geçen gün bir adım daha yaklaşıyoruz. Zaman ise biz insanlar için sona doğru adım adım su gibi akıp gidiyor. Zamanı durduramıyoruz. Bizler hayatımızın farklı dönemlerine doğru hızla yürürken ömür sermayemiz de her geçen gün tükenip gitmekte.

"Zaman yaklaşır. Öyle ki yıl bir ay gibi, ay bir cuma/bir hafta gibi, hafta birgün gibi, gün bir saat gibi, saat ise, bir yanda yanıp kül olan hurma ağacının dalı gibi süratle gelip geçer. Ayrıca o zamanda bulunan insanların seviyesi- genellikle-birbirine yaklaşmış olur. Hayırlı işler yapmamakta, kötülük yapmakta insanlar aynı düzeyi paylaşmış olur."
(İbn Hacer, 13/16)

Bu ölüm gerçeği için Yunus Emre, bedenimizdeki canı şöyle tasvir ediyor.

Vaktinize hazır olun,
Ecel vardır gelir bir gün.
Emanettir kuşca canın,
Sahip vardır alır bir gün.

Dünya hayatı, her canlı için fânidir.

Rahman suresi 26-27 ayette Bâki olan Allah şöyle buyuruyor:

"Yer üzerinde bulunan her şey fânidir. Yalnız celâl ve ikram sahibi Rabbinin zâtı baki kalacaktır."

Aldığımız her nefes sayılıdır. Lâkin insanoğlu sahip olduğu birçok değer karşısında her şeyi bilinçsizce, hoyratça tüketmekte, nice yozlaşmalara malesef maruz kalmaktadır.

Ebedi ahiret âlemini kazanmak üzere bahşedilen ömür sermayesi nice sorumsuzluklara, israflara, hoyratça kurban edilip gitmekte.

Kalan ömrümüzün her bir günü, her bir saati, her bir dakikası hatta her bir anını hayır ve kazanıma dönüştürmek bizim elimizdedir. Şüphesiz ki bu kazanımlarınız ise sâlih amellerimizdir.

Dünya hayatından ahiret yurduna göçüp gideceğimiz bu can bile bize emanet iken, bu kainat aleminden göçüp gitmeden hayırlı yararlı işler yaparak, güzel ameller işleyerek, cenneti kazanan kullardan olmak bizim tek tesellimizdir.

Yüce Rabbimiz Lokman sûresi 33. ayetinde şöyle buyuruyor:

"Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın." buyurmuştur.

Geçmişi bir kenara bırakıp, yarın ve yarınlarda,  gelecekte işleyeceğimiz salih ve güzel amellerimizle müslümanlar olarak hayırda ve iyilikte yarışan kullarından olalım. İnşaallah...

Geçmişe dönüp bakıp, kendi kendimizle iç dünyamızla nefis muhasebesi yapıp, bizi ahirette ebedi kalacağımız firdevs cennetine götürecek ameller işleyip; bu dünyadan da son nefesimizde; iman ile göçüp giden kullardan olmamızı Rabbim cümle ümmeti mubin kullarına nasip eylesin.

Nasıl yaşarsan öyle ölürsün...

Nasıl ölürsen öyle dirilirsin...

Şair Necip Fazıl Kısakürek ömrü şöyle dile getirmiş:

Ömür dediğin nedir,
dalda bir kuru yaprak.
Bin sene de yaşasan
son durak kara toprak

Sağlıklı uzun ömürler dilerim..

Ömrünüz bereketli olsun...

Es-Selamu Aleyküm ve Rahmetullah

Ebeden Daima ...

 

 

Bir cevap yazın