ÖLMEZ AĞACIN MEYVESİ ZEYTİN

Akdeniz efsanelerinde ‘ölmez ağacı’ ya da ‘hayat ağacı’ olarak geçen zeytin ağacı, antik çağlardan bu yana insanoğlunun hayatının içinde yer almış. Hem meyvesiyle hem yağıyla lezzet, sağlık, güzellik kaynağı olmuş. Olmaya da devam ediyor. 

Tarih öncesinden günümüze, gün görmüş gövdesi, dört mevsim güneşte parlayan yeşil gümüş yaprakları, esen rüzgârda mağrur salınması, tane yüklü dalları ve eşsiz yağıyla; yerleşiklik, huzur, bereket, uzun ömür ve barışın simgesi zeytin ağacı ruhumuzu ve bedenimizi ısıtır, ufkumuzu yeşertir. Geçmişimizle geleceğimiz arasındaki sarılmaz bağın simgesi olarak dimdik karşımızdadır zeytin ağacı. “Anadolu yollarına düştüğümüzde Tekirdağ’dan İznik’e, Çanakkale’den Muğla’ya, Antalya’dan Hatay’a Gaziantep’ten Urfa’ya, Zonguldak’tan Artvin’e selamlaşınız muhabbetle.” Artun Ünsal, Ölmez ağacın izinde adlı kitabını böyle anlatıyor zeytini ve zeytin ağacını.

– AKDENİZ’DEN DÜNYAYA 

Dikenli, küçük meyveli yabani zeytin ağacı (oleaster) milattan 10 bin yıl önce, Doğu Akdeniz havzasının doğal bitki örtüsünün bir parçasıydı. Bu ağacın Akdeniz’in batısında (Kuzey Afrika ve İspanya) da milattan yaklaşık 12 bin yıl önce var olduğu tahmin ediliyor. Ege’de Santorini Adası’nda ortaya çıkarılan fosilleşmiş zeytin taneleri ve yapraklarının ömrü ise milattan 37 bin yıl önceye kadar gidiyor. Yabani zeytinin aşıyla ehlileştirilmesinin ise ilk kez M.Ö. 4 binlerde Anadolu’da gerçekleştirildiği ve bunu da büyük olasılıkla. Samilerin başardığı sanılıyor. Bu tarihten itibaren insanların yeni üretim teknikleri geliştirerek, bilgilerini nesle aktararak, denizler ötesi başka toprakları da bu ağaçla tanıştırdıklarını biliyoruz. Zeytin ağacı M.Ö. 3 bin yıllarında Doğu Akdeniz’den, Ortadoğulu denizciler tarafından Kıbrıs ve Girit’e götürüldü. Ege’nin doğu kıyılan ve Ege adalarının zeytinle tanışmasının ise M.Ö. 2 binlerin başarıda gerçekleştiği tahmin ediliyor. Mısır’da M.Ö. 2 bin yılından itibaren Mısır metinlerde de zeytinden bahsediliyor. Aynı dönemlerde Hitit metinlerinde de zeytin ağacından bahsedildiği ve Anadolu’nun içlerine kadar olan geniş bölgede zeytincilik yapıldığı biliniyor.İspanya’nın zeytin yetiştiriciliği ile tanışmasının Akdeniz ticaretini ellerinde bulunduran Fenikeliler sayesinde, M.Ö. 10:50’de gerçekleştiği söyleniyor. Yüzyıllar sonra 16’ncı yüzyıldaki büyük keşiflerin ardından zeytin ağacı okyanusları aştı,İspanyol misyoneler aracılığı ile Kuzey ve Güney Amerika’da yetiştirilmeye başlandı. 15’inci yüzyılda Batı Hint Adaları, Amerika kıtası, Meksika ve Peru’da; 19’uncu yüzyılları ikinci yarasında ise Şili ve Arjintin’de de zeytin fideleri boy verdi. Ardından İtalyan, İspanyol ve Yunan kökenli göçmenler sayesinde Avustralya, Güney Afrika hatta Japonya ve Çin’de bile zeytinlikler kuruldu. Ama zeytin ağacı özünde hep, Akdenizli kaldı.

– ZEYTİN VE MİTOLOJİ

Site devleti kurulduktan sonra Atina’yı hangi tanrının koruycağı tartışılır. Zeus, Tanrılar Meclisi’ni toplar. Alınan karara göre yeni kente en değerli armağını veren tanrı veya tanrıça yarışmayı kazanıp Atina’nın koruyucusu olacaktır. Deniz tanrısı Poseidon savaşlarda çok işe yarayacak bir at yaratır ve meclisin dikkatine sunar. Neredeyse rüzgar kadar hızlı koşon at, güçlü görünümüyle gerçekten göz kamaştırıcıdır. Akıl, bilim ve sanat tanrıçası Athena’nın hediyesi ise bir zeytin dalıdır. Bu ağaç büyüyüp yüz yıllarca yaşayacaktır. Ağacın meyvesinden lezzetli yemekler yapmak için sağlıklı bir sıvı elde edilecektir. Bu sıvı yaraları iyileştirecek, geceleri aydınlık saçacak, sıcak havalarda gölgesiyle insanları kucaklayacak, odunuyla onlan ısıtacaktır. Yarışın galibi Althena olur. Ağaç Akropolis’e dikilir. Barışın sembolü zeytin ağacı, yerleşik kültürün ve bereketin de temsilcisi olmuştur artık. Zeytin ağacına, kutsal kitaplarda da sık rastlanır. Müslümanlar, Hristiyanlar ve Museviler için zeytin bereket, barış, akıl, uzun ömür anlamına gelir. Cennetteki iki ağaçtan birinin incir yani ‘gerçek ağacı’ diğerinin ise zeytin hani ‘ hayat ağacı’ olduğu söylenir.

 

– ZEYTİN HASADI

Sonbaharda havalar soğumaya başladığında zeytin meyvesi de dalında olgunlaşmaya başlıyor. Olgulanşan zeytinler eğer sert rüzgar ve yağmurlarda yere düşürse değerini kaybediyor. Bu nedenle zeytin yetiştiricilerinde en büyük amacı, zeytinleri kendiliğinden yere dökülmeden toplamak oluyor. Zeytin toplamada ağaç sayısı, ağacın büyüklüğü ve biçimi, zeytinliğin toprağı, ağaçların dikim aralığı, üreticinin mali gücü ve mahsulün önemine göre çeşitli yöntemler uygulanıyor. Elle,sırıkla ya da makineyle ağaç silkelenerek zeytin toplanıyor. Hasat öncesi toprak sürülür ve otlardan arındılırsa, ağaçtan yere düşen zeytinlerin toplanması çok daha kolay oluyor. Zeytin toplamada en zor ve pahalı yöntem ağacın üzerinde tek tek toplamak. Elle toplandığında yaprak dökülmesi asgariye indirilir, bir sonraki yıl meyveye yatacak taze sürgün dalları daha iyi korunur. Sağlam ve olgun zeytin tanesi ağaçtan hırpalanmadan toplanıldığında daha kaliteli sofralık zeytin ve yağ verir. Ama bu işlem, işgücü maliyetini artırdığından ürünün fiyatını da yükseltiyor. Zeytinin elle, dalından koparılarak mı, yoksa sopalarla dövülerek yerden mi toplanacağı konusunda tartışmalar yıllardan beri devam ediyor. Zeytin ağacı bir yıl bol ürün verirken, ardından gelen yıl adeta dinleniyor ve verim azalıyor.

– ZEYTİNİN SAĞLIĞA FAYDALARI

Zeytin besleyeci değerinin yüksek olmasından ötürü, yeterli ve dengeli beslenmede önemli bir yere sahip. Zeytinin besleyici değerinin yüksek oluşu; lif içermesi, lezzetli olması, protein oranı yüksek bir besin olmasının yanı sıra vücuda alınması zorunlu olan aminoasitleri (özellikle lösin, aspartikasit, glutarnik asit) doymamış yağ asitleri, vitaminler ve temel elementleri içermiş olmasına bağlanıyor.

Www.instagram.com/acikvnet

Www.twitter.com/acikve_net

 


Bir cevap yazın