Nurullah Berk Kimdir?

Nurullah Berk, 1933'te Türk resim sanatının Avrupa sanat akımlarının gerisinde kaldığına inanan beş sanatçı arkadaşlarıyla beraber D Grubu'nu kurar.

Zeki Faik İzer, Nurullah Berk, Cemal Tollu, Elif Naci, Abidin Dino, Eşref Üren ve heykeltıraş Zühtü Müridoğlu'ndan ibaret olan grubun sözcülüğünü Nurullah Berk ve Fikret Adil yapar.


Osmanlı Ressamlar Cemiyeti, Sanayi-i Nefise Birliği ve Müstakil Ressam ve Heykeltıraşlar Birliği'nden sonra kurulan dördüncü birlik olması nedeniyle alfabenin dördüncü harfini isim olarak seçerler.

 

Nurullah Berk, Leger ve Lhote'nin etkileri ile kübist-inşacı sanat anlayışının en tipik örneklerini verir. D Grubu'nun ilk yıllarında yaptığı resimlerde, mavi tonlarda boyanmış zemin üstüne kavuniçi, sarı ve yeşilin tonlarıyla beyazı kullanmış. İskambil kağıtlı natürmort tablosunda masa üstünü ya da masa örtüsünü simgeleyen, sözü edilen renklerde boyanmış yarım dairelerin arasına, masadaki sürahi, meyve tabağı ve benzeri ögeleri simgeleyen çeşitli dörtgen ve geometrik biçimler yerleştirmiştir. Tabloya adını veren büyük olasılıkla biçimlerinden dolayı seçilen iskambil kağıtları bu parçaların arasına serpiştirilmiş. Tümüyle geometrik biçimlere dönüştürülmüş, kübist bir kompozisyon oluşturan bu ögelerin her biri, birbirinden kesin çizgilerle ayrılmış.

İlk dönem resimleri bir yana bırakıldığında Berk'in çalışmalarını kübist olarak nitelemek zorlaşır. Nurullah Berk'in iç yapılarında biçimlendirme, bütünlük göstermeyen geometrik parçalara ayrılmakla birlikte, gerçekçi olma çabasını da sağlam desen kaygısı ile öne çıkarmaya çalışan resimleri, konstrüktivist-kübist ve geometrik soyutlayıcı etkileri birleştirir. Portre çalışmasında (soldaki tablo) masada, masanın üstünde bardakta, bambu sandalyede ve arka planda belirgin olan kübist yaklaşım, figürün kollarında ve ellerinde konstrüktüvist bir nitelik kazanır. Özellikle figürün yüzü, resmin diğer yanları ile anlatım açısından uyumsuzdur. Portrede alın kırışıklıkları ve dekoratif parçalı saçlar olmasa, bu resmin içine yerleştirmek çok zordur. Renk seçimini kübistleri çağrıştırmakla birlikte, nesne renk ilgisi kübist değildir. Sonuçta resim, dekoratif geometrik bir yapıda karar kılmaktadır. Biçimsel değişikliklere uğratarak algıda zorlayıcı bir nesne haline getirdiği çay bardağını tam olarak ele almış olsa dahi, çalışmanın en kenarına dayaması, bulunduğu mekan itibariyle figürün baktığı yönde bir devamlılığın olduğu izlenimini uyandırır. Üst ve alt konumlarında da anlaşılacağı üzere, figürün uvuzlarının bası kısımlarının çalışmaya alınmaması da dikkati çeker.

Ütü yapan kadın, dönemin en başarılı yapıtlarından biri olarak değerlendirmektedir. Resim, o yıllarda toplumun ekonomik ve sosyal yapısındaki değişmeyle de örtüşmektedir. Boyamalarda ki sadelik, hacimsel değerlere yer vermeyiş, figürleri geometrik parçalar ile çözümlediği bu çalışmasında Berk, geleneksel sanatlara ait süsleme unsurları da kullanmaktadır. Bu süsleme unsurlarının, halk içinden sıradan insanların çevresini sardığı kaligrafik yaşam alanına dönüşerek, arabesk bir hal aldığı görülmektedir. Çalışmalarında ki önemli bir diğer nokta ise resmin temelinde yatan geometrik kurgudur. Figürlere ait  yüz ve ellerdeki ayrıntılar kaldırıldığında yüzeyin dik, yatay ve diyagonal hareketlerle parçalanmasıyla, bir inşa havası elde edilmek istendiği anlaşılmaktadır.

İkinci Nargile İçen Adam çalışmasında resim, ilk bakışta kübist parçalanmalarıyla ve kalın siyah konturlarıyla dikkat çeker. Batıda ki kübizm anlayışı yoktur bu resimde. Biçimsel olarak yararlandığı bu akım, burada farklı bir ifadeye kavuşmuştur. Konturların arası pürüzsüz ve ayrı bir şekilde boyanmıştır. Sıcak ve soğuğun dengeli bir uyumun göze çarptığı resimde Berk, yerel motifleri kübizme uygulamış, böylece değişik bir doğu batı sentezi oluşturmuştur. Berk, 1965 sonrası yeni bir arayışa geçecek ve tuvallerini salt motifler saracaktır. Yaşamının sonuna kadar arayışlarını devam ettiren sanatçı kısaca geometrik-figüratif anlayışı geleneksel motiflerle birleşerek özgün bir dil oluşturur. Zaten en başarılı çalışmaları 1960 sonrası yaptıklarıdır.


Resimlerinde oturmuş bir biçem göze çarpar. Minyatürlerle ve hatlarla kurduğu ilişki ona özgün bir kimlik sağlar. Dekoratif ögelerin çok kullanıldığı bu çalışmalarda en çarpıcı yan, figürlerde ki ifade değişkenliğidir. Figüratif bir resmi inatla sürdürmesine karşın, figürler iki tip anlatım içinde sergilenirler. Yüzler de, minyatüre benzeyen tiplemelerin yanında, kollar ve ellerde kübist bir yapı gözlenir. Renkler konturlarının arasında düz yüzeyler oluşturur. Minyatürlerle kübizm arasında ki ikilem açıkça izlenir.

Nurullah Berk'in, Padişah isimli eseri yalnız konusu değil, biçimi itibariyle de geleneksel Türk minyatürlerinden etkilenerek yapılmıştır. Nurullah Berk, tıpkı Henri Matisse gini minyatür  ve hat sanatından etkilenmiş, bu etkilenme sonucu, estetik anlayışını bu temel üzerinde getirmiştir.

Çömlekçi adlı tablosunda, kübizmi hatırlatan parçalanmaları figür dışında ki nesnelerde görürüz. Figürde gördüğümüz parçalanma ise figürü bozmayacak şekilde yapılmış. Bu eserde Berk, yine Türk motiflerini doğru açıdan ele almasıyla birlikte çömlek yapmakta usta olan bir başka sanatçıyı da resmederek, bir anlamda kültür ve geleneğimizin başka bir değerini gelecek kuşaklara taşımayı amaçlamıştır. Nurullah Berk, bundan önceki eserlerine göre daha faza kübist parçalamalara  girerek, resminde yine keskin alanlar yaratmıştır. Mekan içinde yeşil ve tonlarını hakim kılmıştır. Figürün arkasında yeşilin başka bir koyu tonunu kullanarak bir derinlik sağlamıştır.


1977 tamamladığı Ütü Yapan Kız tablosunda konturlar yine değişmeyen bir unsur olarak yer almış. Biçimler öteki resimlerde olduğu gibi çok parçalı değildir. Parçalanmalar formu bozmayacak şekilde yer yer kontur kullanmadan renkler ve tonlarla yapılmıştır. Önceki resimlerinde merkezi olan kompozisyon burada değişmiş, figür bu sefer resmin ortasında değil sol tarafında yer almıştır. Nurullah Berk, Ütücü Kadın, Gergef İşleyen Kız, Nargile İçen Adam resimlerinin farklı versiyonlarını yapmıştır. Nurullah Berk, söz konusu çalışmalarını çıkarmış olduğu kitaplarıyla da destekler. Sanatçının çalışmalarının ana ekseni, Türk sanatının yöneldiği Batı dünyası karşısında kimliksel yapının korunması ve Türk sanatının bir varlık olarak Batıda kendine yer edinmesi düşüncesi olmuştur. Leonardo da Vinci (1932), Modern Sanat (1934), Türk Heykeltıraş (1937), Modern Sanat Konuşmaları (1943) , Türkiye'de Resim (1943) isimli eserlerinde de bu düşünce açıkça görülür. Nurullah Berk, 1982 yılında İstanbul'da yaşama veda eder.

www.acikve.net
www.instagram.com/acikvnet

www.twitter.com/acikve_net
www.facebokk.com/acikvenetinternet


Bir cevap yazın