Nazar ve Büyünün İnsan Üzerindeki Etkileri ve Belirtileri Nelerdir?
17 Eki, 2017 9:08 tarihinde eklendi

Nazar ve Büyünün İnsan Üzerindeki Etkileri ve Belirtileri Nelerdir?

Nazar ve Büyünün İnsan Üzerindeki Etkileri ve Belirtileri Nelerdir?

Nazar Nedir?

Severek, beğenerek, kıskanarak kişiye doğru yönelik göz ve bakışlardan etrafa yayılan ve dağılan enejiye nazar diyoruz.

Nazar bir kişinin başka bir kişiye doğru yaydığı göz ile bakıp imrenmesi sonucu karşı tarafa negatif bir enerji akımı ile yayılıp onun vücudunda zarara yol açan kötü şeye denir.

Nazar değen kişiyi etkisi, tesiri hemen yansımakla birlikte nazarı alan kişide bütün vücudunda olumsuzluk adına değişik haller baş göstermeye başlar.

İşte nazar değdiğinde kişide başgösteren

Nazar belirtileri şunlardır;

• Sebepsiz yere başa giren ağrılar
• Mide Bulantısı
• Baş Dönmesi
• Halsizlik
• Vücudunda gezen ağrılar
• Vücudunün herhangi bir yerinde bir çıkıntı sivilce, çıban, dolama gibi.
• Kalp atışlarının hızlanması
• Ruh halinde değişiklikler
• Durduk yere hasta olması
• Ani baygınlıklar
• İştahsızlık
• Denge problemi
• Ağırlık hissi
• Ani kilo kayıpları
• Uykusuzluk

Nazar insana değer, hayvana değer, hatta cansız bir eşya ya bile nazar değer.

Cam kaplı bir eşyaya yönelik bakışlar o eşyayı biranda o bakışlarıyla adeta tuzla buz eder.

Nazar daha çok çocuklara ve kadınlara değer.
Kişinin kendi kendine bile imrenerek baktığı o bakışları sayesinde kendine bile nazar değmektedir.
En çok çocuklara anne- babanın nazarı değer.

Nazarla ilgili bir hadis:

“Göz değmesi haktır. Deveyi kazana, insanı da kabre girdirir.”
[Keşfü’l-Hafâ, 2: 76 (Ebû Naim’den naklen)

Nazar Hak’tır. Yani Allah Azze ve Celle dilerse o nazar değer, dilemezse değmez. Herşey Rabbimizin elinde ve kudretinde olan şeydir.

Nazardan ve etkilerinden kurtulmak için her türlü kötü şerden Allah’a sığınmak gerekiyor.

Hayırda Şerde Allah’tan geldiğini bilmemiz gerekir.

Felak süresinde Rabbimiz buyuruyor ki;

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah’ın adıyla.

De ki:”Ben ağaran sabahın Rabbine sığınırım, yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden ve düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden ve kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım!

İnsanların şerrinden, cinlerin şerrinden Allah’a sığınmamız için bu felak suresimi her namaz sonrası 3 defa, yatmadan 3 defa, evden çıkarken 3 defa, yola çıkarken 3 defa okuyarak bütün şerlerden şanı yüce olan Rabbimize sığınıyoruz.

Hz. Âişe anamazından bir hadis:

“Peygamberimiz S.A.V Efendimiz ona göz değmesine karşı rukye yapmasını (dua okumasını) emretmiştir.”
(İbni Mâce, Tıb: 34)

Diger bir hadis;

“Nazardan Allah’a sığınınız”
(age., Tıb: 32)

Göz değmesi ve nazardan Allah’a sığınıp ondan şifa istemeliyiz.

Peygamberimiz S.A.V Efendimiz göz ve nazar değdiginde hangi ayet ve duaları okumuşlardır;

Ebû Said el-Hudrî (r.a.) şöyle anlatmaktadır:

“Resulullah (a.s.m.) (Cinlerin ve insanların nazarından Allah’a sığınırım, gibi dualarla) cinlerin nazarından, sonra da insanların nazarından Allah’a iltica ederdi. Sonra Muavvizetân (Felâk ve Nâs Sûreleri) inince, bu sûrelere devam etti. Diğer duaları terk etti.”
(age., Tıb: 34)

Kalem Süresinin son ayetinde Rabbimiz buyuruyor ki;

“O inkârcılar Kur’an’ı işittikleri zaman, seni gözleriyle devireceklermiş gibi bakar ,”Şüphe yok o bir delidir” derler. Oysa Kur’an, âlemler için öğütten başka bir şey
değildir.

Kalem Suresi : 51-52 ayet

Peygamber Efendimiz 14 asır önce hani bakışlarıyla devirip öldüreceklerdi. Ama Rabbimiz buna müsade etmemiştir.

Bu ayet o olay üzerine inmiştir.

Ümmetimin mezarın yarısı nazardan’dır hadisinde buyrulur ki;

“Ümmetim için kazılan mezarlardan yarısı nazardandır.”
Ravi: Hz. Esma binti Umays r.s

Peygamber Efendimiz S.A.V buyurmuştur ki;

“Nazar haktır, kader ile yarışan bir şey olsaydı, nazar değme işi yarışıp onu geçerdi (kaderi değiştirirdi).”
(Müslim, Selâm: 42; İbni Mâce, Tıb: 3)

Nazar hususunda Nazarı engelleyecek tedbirleri alarak gerisini tevekkül edip Allah Azze ve Celle’ye bırakmamız gerekir.

Toplum içine çıkmadan önce Ayetel-Kursi, Fatiha, Felak, Nas surelerini 7 şer defa okuyarak kendimizi nazar göz her türlü kötü şerden koruyarak tedbirimizi alalım.

Nazar ile ilgili hadisler

“İnsanların yarısı nazardan ölür.”
(Taberani)

“Hoşa giden bir şeyi görünce, “Mâşâallah la kuvvete illa billah” denirse o şeye nazar değemez.”
(Beyheki, İbni Sünni)

“Nazar neredeyse kaderi geçecekti. Nazardan Allahü teâlâya sığının.”
(Deylemi)

“Kaderi geçecek bir şey olsaydı nazar geçerdi.”
(Müslim)

“Göz değmesi haktır. Aşırı bir hayranlıkla bakarken şeytan ve insanoğlunun hased duygusu hazır bulunur.”
(C. Sağir: 5747)

“Ümmetimin başına gelen musibetlerin üçte biri nazar değmesindendir.”
(C. Sağir: 1315)

Tedbir bizden tevekkül Allah’tan diyelim.

Aynı zamanda her namaz sonrasında da 1 Ayetel-Kursi, 3 Felak, 3 Nas okuyarak her türlü kendimizi koruyalım.

Nazar değdiğini hissettiğimiz anda da nazar ayetleri ve dualarını okuyalım.

Nazardan belalardan korunmak için peygamberimizin yapmış olduklarını hayata geçirerek uygulayalım.

Peygamber efendimiz, iki Kul euzüyü okuyup buyurdu ki:

“Bu iki sure ile (belalardan, nazardan) korunun! Hiç kimse, bu iki sure ile korunduğu gibi, başka şeyle korunamaz.”
(Ebu Davud)

Sabah ve Akşam Namaz Sonrası Okunacak Dua Nedir?

“Euzü bi-kelimatillahittammati min şerri külli şeytanin ve hammatin ve min şerri külli aynin lammetintavizini, sabah akşam 3 defa okunup kendine veya hastaya üflenirse, nazardan, cin, şeytan ve hayvanların zararından korur.”
(Mevahib)

Peygamber efendimiz S.A.V nazar için şu duayı okurlardı:
“Allahümme barik fihi ve la tedarruhü”
(İbni Sünni)

Beğendiğimiz insan olsun herhangi birşey olsun, herdaim dilimizde şu sözü telafuz edip söyleyelim.

Beğendiğimiz her şeye bakmadan önce yere bakıp sonra ‘MaşaAllah’ ayetde de geçen bu kelimeyi söyleyim…

“Hoşa giden bir şeyi görünce, “Mâşâallah la kuvvete illa billah” denirse o şeye nazar değemez.”
(Beyheki, İbni Sünni)

Beğendiğin kişiye ya da canlı cansızlara karşı şöyle söyleyelim:

‘MaşaAllah – BarekaAllah- La havle vela kuvvete illa billâh.’

Ukbe-tübni Amir r.a anlatıyor:

Resulullah efendimiz, (Kendisine Allah’ın nimet verdiği kimse, bu nimetin devamını isterse çok “La havle vela kuvvete illa billah” desin)buyurdu. Sonra “Bahçene girdiğin zaman mâşâallah la kuvvete illa billah demeliydin değil mi?” (mealindeki) Kehf suresinin 39. âyetini okudu.
(Taberani)

Bir hadis-i şerifte de şöyle buyruluyor:

Kendisine Allahü teâlânın rızık verdiği kimse, çok ”Elhamdülillah” desin. Rızkı azalan da çok “İstigfar” etsin. Bir şey de kendisine üzüntü, sıkıntı verirse “la havle vela kuvvete billah” sözünü söylesin.

“Kim bir şey takarsa, bütün işleri o taktığı şeye teslim edilir.”
(Tirmizi, Tıb: 24)

Bu hadisi bir tefekkür edelim:

Kendimizi nazara karşı bir boncuk, bir ağacın parçasından kopmuş bir parça, muska, kurşun dökmek vb. gibi hurefe ve tamamiyle batıl olan bu inançları yapmak dinen uygun değildir. Dinden çıkmaya sebeptir.

Nazara karşı kendimizi sadece ayetler ve dualar okuyarak kendimizi korumaya alacağımızı unutmayalım… İnşaAllah

Bir ayetinde de Rabbimiz buyuruyor ki;

De ki: “Hak geldi, batıl yok oldu. Şüphesiz batıl, yok olmaya mahkumdur.”
İsrâ Suresi : 81. Ayet

Hak Allah’ın emridir. Hakka uymaktır.
Batıl ise şeytandır. Allah’a şirk yani ortak koşmaktır.

Rabbim hak ve doğru yoldan ayırmasın cümlemizi İnşaAllah…

Cinler nasıl varlıklardır? İnsanlar üstündeki etkileri nelerdir?

Nitekim bu konuda Rabbim Nas süresinde buyuruyor ki;

De ki: “Cinlerden ve insanlardan; insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden, insanların Rabbine, insanların Melik’ine, insanların İlâh’ına sığınırım.”

Bu ayettende anlaşıldığı gibi cinlerin de insana vesvese zarar her türlü kötülük dokundurduğunu anlıyoruz.

Rabbim bir ayetinde buyuruyor ki;

“Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.”
Zariyat suresi : 56.ayet

İnsanlar cinleri Allah’u Teâla bana kulluk etsinler diye yarattım buyuruyor. İnsan halis çamurdan yaratılmıştır. Cinler ise ateşten yaratılan varlıklardır.

Sadece insanlardan değil cinlerin de insanların üstünde büyük oranda etkisi vardır. Onlarda insanlara nazar değdirdigi gibi zarar da verirler.
Cinler bizim gözle göremiyeceğimiz varlıklardır.

Allah’u Teâla yer altını onlara tahsis etmiştir.

Cinlerin de müslüman olanları ve müslüman olmayanları vardır.

Cin insanları çarpar. Cinler gerçekten insanlara zarar ve kötülükleri dokunur.

“Cinlerin nazarı oktan daha sür’atli geçer.”
Bu sözü birtakım âlimler göz değmesi konusunda cinlerin çarpmasını ve nazar etmeleri olarak da değerlendirmişlerdir.

Rabbimiz Kurandaki ayetlerde buyuruyor ki,

“Cinleri de daha önce zehirli ateşten yaratmıştık.”
Hicr Suresi : 27. Ayet

“Cinleri öz ateşten yarattı.”
Rahman Suresi : 15. Ayet

Cinler ateşten yaratılmışlardır. Tıpkı insanlar gibi doğarlar, büyürler ve ölürler; yerler, içerler ve evlenirler. Yine insanlar gibi Allah’a kulluk etmekle görevlidirler. Onların da mümin olanları ve kâfir olanları vardır. Sevgili Peygamberimiz S.A.V insanlara olduğu gibi onlara da Allah’ın buyruklarını tebliğ etmiştir.

Kur’an-ı Kerim’de cinlerden bahsedilmekte ve bu isimle bir sure bulunmaktadır. Kur’an’ın 72. suresi Cin suresidir.

Cinlerin bazı özellikleri de insanlardan farklıdır: Bir yerden bir yere çok hızlı gidebilirler. İnsana göre daha güçlüdürler. İnsanlar onları göremez ama onlar insanları görebilirler. Ömürleri insana göre daha uzundur.

Tıpkı insanlar gibi, cinlerin de birbirlerine ve insanlara zarar verebilmeleri mümkündür. Nitekim Peygamberimiz S.A.V’de insanların ve cinlerin zararlarından korunmak için Allah’a sığınmış, Âyete’l-kürsi ile Felak ve Nas surelerini okumuştur.

Büyü İle İlgili Hükümler Nelerdir?

Soru :
Günümüzde büyü yapmak ve büyücülere gitmek çoğalmıştır. Böyle yapmanın hükmü nedir? Kendisine büyü yapılan kimsenin büyüyü çözmesi için yapması gereken meşrû yol nedir?

Cevap :
Büyü yapmak, insanı helâk eden büyük günahlardandır. Hatta insanı İslâm dininden çıkaran hususlardandır.

Nitekim Allah’u Teâla bu konuda şöyle buyurmaktadır:

“Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. Fakat şeytanlar, insanlara sihri ve (özellikle de) Babil’deki Hârût ve Mârût adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler. Hâlbuki o iki melek, “Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. (Sihri caiz görüp de) sakın küfre girme” demedikçe, kimseye (sihir) öğretmiyorlardı. Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. Hâlbuki onlar, Allah’ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren, fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun, onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi!
Bakara Suresi : 102. Ayet

“Onlar inanıp, Allah’a karşı gelmekten sakınsalardı, Allah katından olan sevab daha hayırlı olurdu. Keşke bilselerdi.”
Bakara Suresi : 103. Ayet

Allah’u Teâla, bu iki ayette, şeytanların insanlara büyüyü öğrettiklerinden dolayı kâfir olduklarını, ( Bâbil’de insanları imtihan etmek için gönderilen Hârût ve Mârût adlı) iki meleğin öğrettikleri şeyin küfür olduğunu ve imtihan etmek için gönderildiklerini, insanlara haber vermedikçe de hiç kimseye büyüyü öğretme-diklerini haber vermektedir.

Allah’u Teâla büyüyü öğrenenlerin kendilerine yarar değil de zarar veren şeyleri şeyleri öğrendiklerini, bunu yapanların ise âhirette Allah’u Teâla katında iyilikten yana hiçbir nasiplerinin olmadığını haber vermektedir.

Yine Allah’u Teâla, büyücülerin büyüyle karı ile kocanın arasını açtıklarını, kendi izni olmadan onların kimseye zarar veremeyeceklerini açıklamaktadır.

Allah’u Teâla büyünün yaratılmasına izin vermesi; “Allah büyüyü yaratır, fakat büyünün yapılmasına râzı olmaz.” demektir. Çünkü kâinatta meydana gelen her şey, Allah’u Teâla’ nın takdiri ve izniyle olmaktadır. Allah Teâla’nın istemediği ve râzı olmadığı hiçbir şey, O’nun mülkünde meydana gelmez.

Yine Allah’u Teâla bu iki âyette büyünün imân ve takvânın zıddı olduğunu açıklamaktadır. Bütün bu açıklamalardan, büyü yapmanının küfür ve sapıklık olduğu, müslüman olduğunu iddia etse bile büyü yapan kimsenin dinden çıktığı anlaşılmaktadır.

Nitekim Ebû Hureyre’den Allah ondan razı olsun rivayet olunan bir hadiste Peygamber Sallahu Aleyhi Vessellem şöyle buyurmaktadır:

“İnsanı helâk eden yedi şeyden uzak durun.(Sahâbe): ‘O yedi şey nedir, ey Allah’ın elçisi?’ dediler. Rasûlullah Sallahu Aleyhi Vessellem buyurdu ki: ‘Allah’a ortak koşmak, büyü yapmak, Allah’ın haksız yere öldürmeyi haram kıldığı cana kıymak, fâiz yemek, yetim malı yemek,(kafirler karşı) savaşırken cepheden kaçmak ve iffetli, gâfil mü’min kadınlara zinâ isnât etmek.”
(Buhârî ve Müslim)

Peygamber Sallahu Aleyhi Vessellem bu sahih hadiste Allah’u Teâla’ya ortak koşmanın ve büyü yapmanın, insanı helâk eden şeylerden olduğunu açıklamaktadır. Bunların en büyüğü Allah’u Teâla’ya ortak koşmaktır. Çünkü Allah’u Teâla’ Ya ortak koşmak, günahların en büyüğüdür.

Büyü yapmak da bu günahlardandır. Bu nedenle Rasûlullah Sallahu Aleyhi Vessellem büyü yapmayı Allah’u Teâla’ya ortak koşmakla birlikte zikredilmiştir. Çünkü büyücüler, şeytanlara ibâdet etmedikçe ve onlara yalvarıp yakarak, kurban kesmek, adak adamak ve onlardan medet ummak gibi şeytanların hoşuna giden şeyleri yapmadıkça büyü yapmaya muvaffak olamazlar.

Nitekim Ebû Hureyre’den rivayet olunan başka bir hadiste Peygamber Sallahu Aleyhi Vessellem şöyle buyurmaktadır:

” Her kim, bir düğüm yapar da sonra o düğüme üflerse, büyü yapmış olur. Her kim de büyü yaparsa, Allah’a ortak koşmuş olur. Her kim, bir şeye bel bağlarsa, (kıyâmet günü) o bel bağladığı şeyle başbaşa bırakılır.”

Bu hadis, Allah’u Teâla’nın Felak sürecindeki şu ayetini tefsir etmektedir.

“Düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden.”

Tefsir alimleri, âyet-ı kerimede geçen《النَّفَّاثَات》 kelimesinden kastın, insanlara eziyet ve zulûm etmekte şeytanların isteklerini yerine getirip onlara yaklaşabilmek için düğümler yapan ve şirkî sözlerle bu düğümlere üfleyen büyücü kadınlar olduğunu belirtmişlerdir.

Büyücünün hükmü hakkında âlimler ihtilaf etmişlerdir.

1. Görüş: Büyücünün tevbe etmesi dilenir. Tevbe ederse, tevbesi kabul edilir.

2. Görüş: Büyü yaptığı sâbit olursa, tevbe etmesi dinlenmez ve her hâlukarda öldürülmesi gerekir.

Doğru olan, ikinci görüştür. Çünkü büyücünün sağ bırakılması, İslâm toplumu için zararlıdır. Büyücü, genellikle tevbesinde samimi değildir. Bu sebeple büyücünün hayatta kalması, müslümanlar için büyük bir tehlikedir.

2. Görüşü savunan âlimler şu delilleri sunmaktadırlar:

Rasulullah Sallahu Aleyhi Vessellem’in izlediği yola uymayı emrettiği Râşid halifelerin ikincisi Ömer b.Hattab büyücülerin tevbe etmesi dilenmeden öldürülmelerini emretmiştir.

Yine, Tirmizî’ nın Cündüb b. Abdullah el– Becelî’den veya Cündüb el-Hayr el-Ezdî’den merfû ve mevkûf olarak şöyle rivâyet etmiştir:

“Büyücünün cezâsı, kılıçla ( boynunun) vurulmasıdır.”
(Tirmizî)

Alimlerin doğru olan görüşüne göre bu hadis, merfû değil, aksine Cündüb’e mevkûftur.

Mü’minlerin annesi Hafsa kendisine büyü yapan cariyesini tevbe etmesini dilemeden öldürülmesini emretmiş ve öldürülmüştür.

İmam Ahmed de şöyle der:

“Peygamber Sallahu Aleyhi Vessellem ‘in ashâbından üç kişiden (Ömer , Cündüb, Hafsa) büyücünün tevbe etmesi dinlenmeden öldürüldüğü sâbittir.”

Bu belirttiklerimizden de anlaşılacağı gibi büyücülere gitmek, onlara bir konuda soru sormak, söylediklerini tasdik etmek, câiz değildir. Yine, falcı ve kâhinlere gitmek caiz değildir. Büyücünün, büyü yaptığını itiraf etmesiyle veya bu işi yapmaya niyet ettiği tesbit edilirse, tevbe etmesi dilenmeden öldürülür.

Büyüyü tedâvi etmeye gelince, bu şer’î rukye ve mübâh olan faydalı ilaçlar kullanmakla olur. Kendisine büyü yapılan kimse için en faydalı tedavi yolu; hastanın üzerine Fatihâ sûresi ile birlikte Âyetel-Kürsi okunup üflenmesidir.

Ayrıca A’raf sûresindeki büyü ile ilgili şu âyetler okunmalıdır:

” Biz de Musa’ya, «Asanı at!» diye vahyettik. Bir de baktılar ki bu, onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor.”
Araf – 17

“Böylece gerçek ortaya çıktı ve onların yapmakta oldukları yok olup gitti.”
Araf -118

“Artık orada yenilmişler ve küçük düşmüşlerdi.”
Araf – 119

“Sihirbazlar secdeye kapanıp, ‘Alemlerin Rabbine, Musa ve Harun’un Rabbine inandık’ dediler.”
Araf : 120-122

Yunus Süresideki büyü ile ilgili şu ayetler okunmalıdır:

” Firavun dedi ki: Bilgili bütün sihirbazları bana getirin!”
Yunus – 79

“Sihirbazlar gelince Musa onlara: Atacağınızı atın, dedi.”
Yunus – 80

“Attıklarında, Musa: ‘Yaptığınız sihirdir, fakat Allah onu boşa çıkaracaktır. Allah bozguncuların işini elbette düzeltmez. Suçlular istemese de Allah sözleriyle hakkı gerçekleştirecektir’ dedi.”
Yunus : 81-82

Taha suresindeki büyü ile ilgili şu ayetler okunmalıdır.

“Büyücüler dediler ki: Ey Musa! Ya sen önce (asanı) at, ya da biz (yanımızdakileri) önce atanlar olalım.
Taha-65

“Musa dedi ki: «Hayır, siz atın.» Bir de ne görsün! Onların ipleri ve değnekleri, yaptıkları sihirden ötürü kendisine sanki yürüyorlarmış.” gibi geldi.
Taha -66
“Bunun üzerine Mûsâ, içinde bir korku hissetti.”
Taha – 67

“(Biz kendisine:) ‘Korkma! Hiç şübhesiz üstün (gelecek) olan ancak sensin!’ dedik.”
Taha- 68

“Sağ elindekini at da, onların yaptıklarını yutsun. Yaptıkları, sadece bir büyücü hilesidir. Büyücü ise, nereye varsa (ne yapsa) iflah olmaz.”
Taha- 69

Kâfirun, İhlas , Felak ve Nâs sûrelerini okur. Peygamber Sallahu Aleyhi Vessellem’in hastaların üzerine okuduğu şu meşhur duâ ile birlikte bu üç sureyi üçer kere okunmalıdır:

“İnsanların Rabbi olan Allah’ım! Hastalığı giderip şifâ ver. Şifa veren sensin. Senin şifândan başka şifaâ yoktur. Öyle bir şifâ ver ki hiçbir hastalık kalmasın.”

Peygamber Sallahu Aleyhi Vessellem hastalandığı zaman Cebrâil A.s’ın kendisinin üzerine okuduğu şu duayı da okur:

” Allah’ın adıyla. Sana eziyet veren her şeyden, her (kötü) nefisten ve haset eden gözden senin üzerine okurum. Allah sana şifâ versin. Allah’ın adıyla senin üzerine okurum.”

Bu duayı üç defa tekrar eder. Allah’u Teâla’nın izniyle bu rukye, en faydalı ilaçtır.

Yine, ilaç olarak içinde büyü yapıldığı zannedilen yün veya düğümlenmiş ip gibi büyü yapılmasına neden olan şeyleri yok etmek de büyüyü tedavi etmenin yollarındandır. Bununla birlikte şeytanın şerrinden Allah’a sığınılan şer’ì duâları kendisine büyü yapılan kimsenin üzerine okumaya özen göstermek gerekir.

Ebû Dâvûd ve Tirmizî – Müslim

Bunlardan birisi de sabah-akşam şu duayı okuyarak Allah’u Teâla’ya sığınmaktır.

“Yarattığı şeylerin şerrinden, Allah’ın noksansız sözlerine sığınırım.”

Yine, sabah ve akşam namazının farzından sonra üç defa İhlâs, Felak, Nâs süreleri okunmalıdır. Ayrıca sabah ve akşam namazından sonra uykudan önce Âyetel-Kürsî okunmalıdır.

Yine, sabah-akşam üç defa şöyle dua etmek müstehaptır:

“Yerde ve gökte, adıyla hiçbir şeyin zarar veremediği Allah’ın adıyla. O, (her şeyi) hakkıyla işiten ve bilendir.”

Bu duâlarin hepsi, Peygamber Sallahu Aleyhi Vessellem’den sahih olarak haber verilmiştir. Bununla birlikte Allahu Teâla’ ya hüsnü-zan beslemek, sebepleri yaratanın, dilerse hastaya şifâyı verenin O olduğuna, bu duâ ve ilaçların vesile olduğuna inanmalıdır.

Zira şifâ veren, yalnızca Allah Teâlâ’dır. Dolayısıyla sebeplere değil de O’na dayanmak gerekir. Ancak her şeydeki yüce hikmeti gereği, Allah’u Teâla’nın dilerse bu sebeplerin fayda vereceğine ve dilerse bu sebepleri çekip alacağına inanmak gerekir. Çünkü Allah Teâla’nın her şeye gücü yeter ve O her şeyi bilir O’nun verdiğine hiç kimse engel olamaz, engel olduğuna da hiç kimse veremez. O’nun verdiği hükmü hiç kimse geri döndüremez. Mülk O’nundur. Hamd da O’nadır. O’nu her şeye gücü yeter.

Başarı yalnızca O’ndandır.

Müslim
Tirmizi ve İmam Ahmed

 

www.acikve.net

www.instagram.com/acikvnet

www.twitter.com/acikve_net

www.facebook.com/acikvenetinternet

 

 

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlendi *