Namaz Nasıl Bir Eğitimdir? Namaz Bir Beden Egitimidir, Namaz Psikolojik Bir Eğitimdir

Namaz Nasıl Bir Eğitimdir?

Namaz Bir Beden Eğitimdir

Namaz, namaz kılan kimseye spor ruhunu veren, vücudundaki kasları kuvvetlendiren ve insanın daimazinde olmasını sağlayan bir ibâdettir.

O, Resûlullah (s.a.s)’dan bize intikal eden şekli ve keyfiyeti ile bugün modern sporcuların vücudu kuvvetlendirmek ve organları hareketli kılmak için yaptıkları kültür-fizik antrenmanlarına çok benzemektedir.

Resûlullah (s.a.s) namazda normal bir şekilde durur, sağa sola sallanıp eğilmezdi. Birgün Hz. Ömer (r.a), namazda ölü gibi duran bir adamı görünce kendisine:

“-Allah canını alsın! Dinimizi öldürme!” demiştir. Bir başkasını ise, huşû alâmeti olarak boynunu büktüğünü görmüş ve:

“-Kaldır kafanı! Ne boynunu eğip duruyorsun! Huşû boyunlarda değil, kalplerde ve gönüllerdedir.” demiştir.

Resûlullah (s.a.s) rükûda da normal bir şekilde durur, ayaklarını dik tutardı. Secdeye vardığı zaman dirseklerini dizlerine yapıştırmaz, ayrı tutardı. Kıyamdan secdeye varırken, yahut secdeden kalkarken ellerine dayanmazdı.

Böylece namaz, insanın bütün şahsiyetini, ruh ve madde yönünü kapsayan daimi bir amel ve hareket olarak görünmektedir. Meselâ beden, namaz kılarken, ayakta durmak, oturmak, rükû ve secdeye varmak sûretiyle; dil de okumak, tekbir getirmek, tesbih ve tehlilde bulunmak suretiyle hareket eder. Akıl, okuduğu âyetlerin mânasını düşünmek, kalp de Allah’ın kontrolünü gözetmek sûretiyle çalışır.

Namaz Psikolojik Bir Eğitimdir

İslâm’ın istediği mânada kılınan namaz, mü’mine hayatının yorucu ve çetin anlarında, dünyevî bir takım belâlar karşısında kendisine yardım edek psikolojik bir güç kazandırır. Bunun için Yüce Allah buyuruyor ki:

“Ey iman edenler! (Taat ve belâya) sabır ile, bir de namazla (Haktan) yardım isteyin. Şüphesiz ki Allah’ın (yardımı) sabredenlerle beraberdir.”
Bakara-153

“Hem sabır (ve sebât) ile, hem namazla (Haktan) yardım isteyin. (Gerçi) bu, elbette büyük (ağır ve çetin bir şeydir). Ancak (Allah’a karşı) yüksek saygı gösterenler ki onlar hakikaten Rablerine kavuşturucu ve hakikaten ancak O’na dönücü olduklarını bilirler (de namazlarını o vech ile kılarlar).”
Bakara-45,46

Bu sebeple, Hz. Peygamber (s.a.s), kendisini üzen müessif bir olay olduğu zaman derhal namaza koşardı. Çünkü namazda insan doğrudan doğruya namaza yobekiyir6, bütün gamını, üzüntü ve kederini ona şikâyet ediyor, O’nun rahmet kapısının açılmasını ve üzerine rahmet damlalarının yağdırılmasını istiyor.

“O (insanlar) ümitlerini kestikten sonra, yağmuru indirmekte, rahmetini yaymakta olandır. O, hakiki yâr, övülmeye lâyık olandır.”
Şûra-28

Namazda mü’min sessizlik, huzur ve ferahlık duyar. O, namazına tekbir ile başlar. Böylece Allah’ın dünyada büyüklüğünü, tasavvur ettiği herşeyden daha büyük olduğunu itiraf eder. Sonra (Elhamdülillahi rabbil-âlemin-errahmanirrahim) diye fatihâ sûresini okuyarak Allah katından kendisine bir nimet olmak üzere şuurunu gıdalandırır.

(Mâliki yevmiddin-İyyâkenağbüdü ve iyyâkenastaîn) âyetini okuyarak şuurunu, Allah’ın büyüklüğünü itirafla doyurur.

(İhdinâssıratelmüstakim sıratellezine enâmte aleyhim gayrilmâğdubi aleyhim veleddaallîn) âyetini okumakla ruhunu ve şuurunu Allah’ın hidâyetine muhtaç olmakla azıklandırır.

O halde namazın mü’mine büyük bir canlılık, ruhuna kuvvet ve coşkunluk vermesine şaşmamak gerekir. Resûllullah (s.a.s), namaz insan üzerindeki psikolojik tesirini, abdestin, Allah’u Tealâ’yı zikretmenin faziletini ve namaz kılan mü’minin her sabah yeni bir güne ve yeni bir hayata nasıl başladığını açıklayarak buyurmuştur ki:

“- Şeytan sizden birinizin başının ortasına bir düğüm vurur. Siz uyuduğunuz zaman bu düğümleri üç tane yapar. Sonra bütün gece boyunca o düğümlerle size vurur ve sizi namazdan alıkoyar.”

“- Eğer insan kalkar, Allah’ı zikrederse düğümlerden birisi çözülür. Abdest aldığı zaman ikincisi çözülür. Namaz kılmaya başladığı zaman üçüncüsüde çözülür. Böylece insan faal ve temiz bir ruhla hayata başlar. Aksi halde insan tembel ve habis ruhlu olur.”
(Buhârî)

Dr. Alexis Carrel, mü’minin namaz sayesinde kazandığı bu kuvvetin hayat ve insan üzerindeki olumlu etkisini açıklayarak diyor ki:

“- Diyebilirim ki namaz, günümüze kadar bilinen kuvvet ve haraket kaynaklarının en büyüğüdür. Ben şahsen doktor olmam nedeniyle tedavi ettiğim hastalar üzerinde bunun birçok örneklerini bizzat müşâhede ettim. Nice hastalar gelmiştir ki ben onların tedavisinde başarısız kalmışımdır. Tıp, acz ve teslimiyetinden dolayı işten el çekince, derhal işe namaz müdâhale etmiş ve kısa zamanda onları iyileştirmiştir. Namaz âdeta (radyum) ışınları saçan bir maden gibi büyük bir enerji ve hareket kaynağıdır. İnsanlar yeteri kadar hareketlerini sağlayacak kuvvet bulamadıkları zaman, sınırlı olan faaliyetlerini namazla çoğaltmaya çalışırlar.

Biz namaz kıldığımız zaman, kâinata hakim olan büyük kuvvetle ilişki kurmuş oluyoruz. Ondan, sızlanarak kendi katından bize ışık ve nur vermesini istiyoruz. Onunla hayatın sıkıntılarına karşı yardım istiyoruz. Hatta diyebilirim ki, yalnız bu yalvarış dâhi, tek başına bize kuvvet ve haraketimizi iade etmeye kâfidir. Zira Allah’a yalvarış ve yakarışta bulunan hiç kimseyi gösteremezsiniz ki, o yalvarışlar kendisine en güzel sonuç olarak dönmüş olmasın.”
(Dale Carnige, -Üzüntüyü Bırak, Yaşamaya Bak-S. 229, 2. baskı)

Namaz Askerî Bir Eğitimdir

Namaz, esası itaat ve disiplin olanbir nevî askerî bir eğitimdir. Resûlullah (s.a.s)’ın Asr-ı Saadetinde Araplarda olduğu gibi, bugün birçok milletlerde ordu teşkilatlarında askerlerine amelî olarak iteat ve disiplini, kanun ve nizamlara boyun eğmeyi, kumandanlara ve devlet adamlarına saygı göstermeyi öğretmektedirler. Halbuki İslâm cemaatle namaz kılmayı emretmekle bunu bindörtyüz sene evvel yapmıştır.

Cemaatle namaz kılarken âdeta birbirlerine kenetlenmiş bir vaziyette omuz omuza duran müslümanların teşkil ettiği o muntazam saflardan daha güzel ve daha mükemmel bir intizam nerede gösterebilirsiniz? O saflarda hiçbir eğrilik, hiçbir boşluk göremezsiniz. Çünkü imânları onlara, Allah’ın eğri ve bozuk saflara bakmayacağını bildirmiş, namazda safların düzgün tutulması hususunda onlara peygamberlerinin:

“Saflarınızı sık ve düzgün tutunuz. Aranızda boşluk bırakarak birbirinizden ayrılmayınız. Ki kalpleriniz birbirinden ayrılmasın” Meâlindeki hadis-i şerîfini öğrenmiştir.

İmam tekbir aldığı zaman onlar da tekbir alır, imam okumaya başlayınca onlar susarlar. İmam rükûa varınca onlarda rükûa varırlar. İmam secdeye vardığı zaman onlarda secdeye varır. İmam selam verince onlarda selam verirler. Çünkü onlar bu düzenin dışına çıkan kimseyi âdeta insanlıktan çıkmış gibi kabul ederler. Nitekim şu hadis-i şerif bu hususu çok güzel dile getirir:

“-Sizden biriniz imamdan önce rükûa vardığı, imamdan evvel secdeden başını kaldırdığı zaman Allah’u Tealâ’nın, o kimsenin başını merkep başına çevirmesinden korkmaz mı?
(Altı imam rivayet etmiştir)

Bu düzeni şeytanın askerlerinden başkası bozmaz. Çünkü onu ancak anarşi ve bozgunculuk sevindirir:

“-Şeytanın eli, imamdan evvel rükûa ve secdeye varan kimsenin alnındadır.”
(Yusuf El-Kardâvî-İbâdet, s. 299-320)

“Âlem-i İslâm’ın en acib harbi olan Bedir Harbi’nde namaz vaktinde cemaatten hissesiz kalmamak için, düşmanın hücumu ile beraber mücahidlerin yarısı silâhını bırakıp cemaat hayrına şerik olmak, iki rek’at sonra onlar da hissedar olsun diye Fahr-i Âlem Aleyhissalâtü Vesselâm bir hadis-i şerifiyle emretmiş olmasıdır. Madem harbde bu ruhsat var. Ve madem cemaat hayrı da sünnet olduğu halde, o sünnete riâyet etmek en büyük bir hâdise-i dünyeviyeye tercih edilmiş. Üstad-ı Mutlak’ın böyle bir işaretinden bir nüktecik alarak, biz de ruhu canımızla ittiba’ ediyoruz.

Müminler için namaz bir eğitimdir.

Namaz ve secde Allah ile kulun en yakın buluşma noktasıdır.

Yüce Kitabımız Kuran-ı Kerim’de namaz hakkında rabbimiz buyuruyor ki;

“Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızkı olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.”
Bakara-3

“Namazlarda ve orta namaza devam edin. Allah’a gönülden boyun eğerek namaza durun.”
Bakara-238

“Namazı bitirdiğinizde, Allah’ ı ayaktayken, otururken ve tam yatarken zikredin. Artık ‘güvenliğe kavuşursanız’ namazı dosdoğru kılın. Çünkü namaz, mü’minler üzerinde vakitleri belirlenmiş bir farzdır.
Nisa-103″

Namaz Hakkında

Hadis-i Şerifler :

“Namaz mü’minin miracıdır.”

“Namaz cennetin anahtarıdır”

“Cennetin anahtarı namaz, namazın anahtarı ise abdesttir.”

“Namaz kılmayanın dini sağlam değildir. Dinde namazın yeri, vücutta başın yeri gibidir.”

“Kul namaza durduğunda, bütün günahları getirilir. Başı ve omuzları üzerine konulur. Rüku ve secdeye gittikçe dökülür, o insandan ayrılır.”

“Mü’minin nuru ve beyazlığı, abdest suyunun ulaştığı yere kadar varır.”

Es-Selamu Aleyküm ve Rahmetullah

Ebeden Daima…

Dualarınızı Eksik Etmeyiniz…

 


"Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen bir HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl çömleği tutan dışındaki biçim değil içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir." Hz. Mevlana

Bir cevap yazın