Mutlu Olmanın Yolları Nelerdir?

Mutluluk herkesin hakkı ve insani bir ihtiyaç. Peki mutlu olmak için neye ihtiyacımız var? Bu sorunun cevabını bulmak için, 1940’lı yıllarda psikolog Abraham Maslow ihtiyaçlar hiyerarşisi kuramını oluşturdu. Piramit şeklinde temsil edilen ünlü kuram, aşağıdan yukarıya doğru; fizyolojik ihtiyaçlar, güvenlik, sevgi, saygınlık ve kendini gerçekleştirme basamaklarından meydana geliyordu. Maslow, piramidini 1970’lerde güncelledi; kendini gerçekleştirme basamağının öncesine bilişsel ve estetik, sonrasına ise özaşkınlığa dair ihtiyaçları ekledi. Araştırmacılar çağın getirdiği yeni koşullarla bu kuramları geliştirmeye şüphesiz devam edecek. Hazırladığımız dosya ise insanın kendini tamamlanmış ve mutlu hissetmesini sağlayan bu ihtiyaçlardan öne çıkan beşini uzman görüşleriyle inceliyor: Sevilmek, özgür olmak, bağ kurmak, zevk almak ve ideallere sahip olmak. İşte mutluluk üzerine düşünmek için beş anahtar kavram.

 

Özgür Olmak

Kişinin fikirlerinin ve eylemlerinin kendisi ve özüyle uyumlu olmasıdır. Mutluluğun olmazsa olmaz koşuludur. Uzman klinik psikolog ve psikoterapistler, mutluluğa gitmek için özgürlük yolundan geçilmesi gerektiğini belirtiyor ve bu yola çıkacaklarla önerilerini paylaşıyor.

İşgal Edilmiş Benlik

Bu özgürlük alanı çocuğa verilmezse, sürekli uyulması gereken katı kurallar, eleştiri, dışlanma korkusu, reddedilme, koşullu sevilme, olduğu gibi kabul edilmemeyle ilgili deneyimler yaşanıyorsa, çocuğun benliği dışarıdan işgal edilmiş olur. Çocuk kendisini gerçek anlamda ortaya koyamaz; benliği kendisinden farklı ve uzak bir şekilde gelişir. Kendisini ve çevresini keşfetmekten uzaklaşır. Hatta, Carl Rogers’ın da belirttiği gibi, dışarının beklediği ideal veya sahte bir benlik geliştirir. Böylece ötekiler tarafından kabulü, sürekli oluşturmak zorunda kaldığı bu benliğin gerekliliklerini yerine getirmekle elde eder. Kabul görmek ve sevilmek temel ihtiyaçlar olduğu için, kişi bir ömür boyu dışarının istekleri ve talepleriyle oluşmuş ideal benliğin zorunluluklarını yerine getirmek için uğraşır. Dolayısıyla gerçekten kendi olamaz, ideal benliğin gerektirdikleri ve bunların oluşturduğu gerçek olmayan sınırlar içerisinde hapis kalır.

Bağ kurmak

İnsan biyolojik ve psikolojik yönden diğerine bağımlı olarak dünyaya gelir. Yuvadan ayrılması en uzun süren canlıdır. Diğer insanlarla kurduğu bağları üzerinden kendini tanır ve hayatı anlamlanır. Ötekinin insan psikolojisindeki önemini psikiyatri ve psikoterapistler belirtmişlerdir.

 

Zevk Duymak

Hayatın küçük keyifli anları stresi azaltıyor, ruh halini iyileştiriyor ve kişiyi daha güçlü kılıyor. Zevk almak, doğal bir eğilim ve mutluluğun bir parçası. Uzman klinik psikolog ve psikoterapistler, zevkin ruhsal 4 dinamiklerde nasıl yer aldığını anlatıyor.

Ruh Sağlığının Bir Parçası

Zevk duymak ruh sağlığının bir parçasıdır. Örneğin zevk duyma yetisinin kaybolması (anhedonia) bilimsel çalışmalarda depresyon başta olmak üzere çeşitli psikolojik rahatsızlıklarla bağlantılı olarak gösterilir. Zevk duymak keyif ve neşeyle ilişkilendirilirken, kendini zevkten mahrum bırakmak üzüntü ve kaygıyla ilişkilendirilir. Zevk veren aktiviteler, problemlerimizden kısa süreli de olsa uzaklaşmamızı sağlar. Bu aktiviteleri yaparken olumlu duygular hissederiz. Olumlu duygular kaygı seviyemizi/stresimizi azaltır ve duygusal anlamda güçlü hissetmemizi sağlar. Öte yandan, zevk duymak kısa sürelidir ve dışsal faktörlerle şekillenir. Zevki yukarıda tutmak için olumlu deneyimleri daha fazla deneyimlemeye eğilimliyiz. Bunlar, daha fazla yemek, alkol, uyuşturucu madde, seks ve diğer keyif veren şeyler olabilir. Zevki sürekli yüksek tutmaya odaklandığımızda ise haz bağımlısı haline gelebiliriz, yani zevki sürekli yüksek tutma çabası bağımlılıkla ilgili ruhsal sıkıntılarla ilişkilendirilir. Sonuç olarak, zevkin azı da, çoğu da ruhsal sağlığımız için zararlıdır diyebiliriz.

 


Bir cevap yazın