Mihrimah Sultan Camii – Üsküdar

               Mihrimah Sultan Camii

Üsküdar iskelesinin karşısındadır. 1547’de Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. Caminin kubbesi üç yandan yarım kubbe üstüne oturtulmuştur. Mimar Sinan bu tekniği ilk defa Mihrimah Cami’sinde denemiştir. Caminin işlemeli mermer minberi de güzelliği ile tanınmıştır

Mimar Sinan tarafından 1542’de inşasına başlanan Üsküdar Mihrimah Sultan Külliyesi, 1548 tarihinde tamamlanmıştır. Bu külliye ilk yapılış itibariyle cami, medrese, sibyan mektebi, hamam, tabhane, imaret ve handan müteşekkildi. Ancak günümüzde sadece cami, medrese, sibyan mektebi üçlüsü ayakta kalabilmiştir. Cami-i şerîf ibadete açıktır. Camiin kıble istikametinde ve avlu duvarlarının dışında kalan sibyan mektebi ise günümüzde aslına yakın bir tarzda çocuk kütüphanesi olarak hizmet vermektedir. Medrese kısmı ise bir tıp merkezi tarafından kullanılmaktadır.

Mihrimah Sultan Camii, Üsküdar iskele meydanında Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan için Mimar Sinan’a yaptırdığı camidir. Ayrıca Mimar Sinan‘ın erken dönem eserlerindendir. Caminin girişinde bulunan şadırvan dikkat çekici güzelliktedir.

Camii’nin güneybatısındaki duvarda, yani mihrap istikametine bakarken sağ tarafta bir güneş saati var. İyi durumda. Üstelik ibresi yani “gnomon”u da yerinde. Bu tarz saatlere bâsita deniyor.

 

    Mimarîye Akseden Dünya Görüşü

Üsküdar Mihrimah Sultan Külliyesi, bulunduğu zeminin kıble istikametine göre konumu sebebiyle asimetrik bir plânda inşa edilmiştir. Bu külliyenin hacim itibariyle en belirleyici iki unsuru cami ve medresedir. Sağlı sollu konumlanmış bu iki ana unsurdan cami, “ulûhiyetin yüceliği” ifadesine uygun olarak gökyüzüne uzanan dikey bir ağırlığa sahipken, medrese ubûdiyetin mahviyeti”ni ifade edercesine satha yayılan ve toprakla bütünleşmiş yatay bir ağırlığa sahiptir. Camideki yücelik vurgusu, son cemaat mahallini kapatan geniş ve bittabiî gölgeli saçağın da etkisiyle topraktan bağımsız bir ifadeyle kuvvetlendirilmiştir. Çift minareli camiin medrese tarafındaki minaresi diğerine nispeten daha kalındır. Bu asimetrik tercih, ağırlık merkezinin bu minareye doğru çekilerek cami ve medrese ikilisinin birbiriyle mütenasip ve yekpare bir görüntü sağlaması için olsa gerektir. Ayrıca Merhum Turgut Cansever bu mimarî tercihlerle Mimar Sinan’ın hareketli bir mimarî vücuda getirdiğini şu şöyle ifade etmektedir:

   “Kubbenin merkezinden sabitlenmiş durağan ifadesine karşılık, ön cephe ayaklarının ileri hareketlenen biçimleri, camiin medrese tarafındaki minaresinin daha kalın olması, ana kitlenin ileriye hareketlenen ifadesiyle medresenin zemine bağlı ve dönük yapısının farklılığı, son cemaat yerinin geniş saçağının koyu gölgesiyle oluşan boşluk üzerinde zeminle yapı kitlesi arasındaki ilişkinin kopmasını ve camiin boşlukta, kalın minare etrafında yönünü bulmak için yamaca ve medreseye göre dönerek ilerleyen bir hareket ifadesi kazanmasını sağlar.”

 

 

Cami hakkında Dip Notlar :

-Cami’nin  sağ tarafından medrese kısmına geçişi sağlayan koridorun başında kubbesi saçakla bütünleşmiş hâlde bir türbe binası vardır ki bu türbede de Mihrimah Sultan’ın kendi çocukları yatmaktadır.

-Ayrıca caminin kıble tarafındaki alandan başlayıp medreseye geçiş koridoru hizasınca devam eden kısımda devrin bazı mühim şahsiyetleri defnedilmiş bulunmaktadır. Bunlardan ilk olarak göze çarpan kişi, Rüstem Paşa‘nın biraderi olan ve kendisinden sonra Kaptan-ı Deryalığa getirilmiş bulunan Sinan Paşa’dır. Baş kitabesindeki “Daldı rahmet denizine kapudan” tarih mısrasından vefatının hicrî 961, milâdî 1554 yılına tekabül ettiği anlaşılmaktadır.

 

www.acikve.net
www.instagram.com/acikvnet
www.twitter.com/acikve_net
www.facebokk.com/acikvenetinternet


Bir cevap yazın