Mescid-i Haram

The following two tabs change content below.

Fatma

"Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen bir HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl çömleği tutan dışındaki biçim değil içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir." Hz. Mevlana

Yazarın Son Yazıları Fatma (Tümünü Gör)

Mescid-i Haram

Mescid-i Haram, Mekke’de iç avlusunda başta Kâbe olmak üzere Zemzem Kuyusu, Makam-ı İbrahim gibi İslamın kutsal yerlerinin bulunduğu cami. Hz. Muhammed’in Mekke’de yaptırdığı caminin cemaate küçük gelmeye başlaması üzerine Hz. Ömer’in çevredeki yapıları yıktırarak daha geniş bir alan sağladığı bilinir. Zamanla pek çok yeni ekle büyütülen cami bugünkü biçimini 16. yüzyılın ikinci yarısında, I. Süleyman (Kanuni) ve II. Selim’in yaptırdıkları bölümlerle aldı.

Yapı, 7.5 m yüksekliğinde bir duvarla çevrili 110 m × 162 m boyutlarında dikdörtgen bir alanı kaplar. Bu duvarın iç yüzünü çepeçevre dolanan revaklar orta yerde çok büyük bir avlu oluşturur. Kâbe gibi Mescid-i Haram da, köşegenleri dört ana yöne gelecek biçimde düzenlenmiştir.

Mescid-i HaramKabe

Kuzeydoğu cephesinde beş, kuzeybatı cephesinde sekiz, güneybatı cephesinde yedi tane kapısı vardır.  Mescid-i Haram dünyadaki yedi minareli tek cami olduğu  gibi, mihrabı bulunmayan tek cami özelliğini de taşır. Avlusunda namaz kılarken orta yerdeki Kâbe’nin çevresinde, yüzler Kâbe’ye dönük olmak üzere çemberler halinde saf tutulur.

Hz. Peygamber, yeryüzünde bilinen ilk mescidin Mescid-i Haram olduğu şeklindeki Kur’an âyetine (Âl-i İmrân 3/96) vurgu yaptıktan sonra (Buharî, “Enbiya”, 10, 40; Müslim, “Mesâcid”, 1-2) yeryüzünde ziyaret edilmeye değer üç mescidden birinin Mescid-i Harâm olduğunu (diğer mescitler ise, Mescid-i Nebevî, Mescid-i Aksâ), bundan dolayı burada yapılan ibadetin diğer mescidlerde yapılandan daha faziletli sayıldığını bildirilmiştir (Buharî, “Fazlü’s-salât fî mescidi Mekke ve’l-Medîne, 1; Müslim, “Hac”, 511-513).

“Şüphesiz, âlemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk ev (mâbet), Mekke’deki (Kâbe)dir.”
Âl-i İmrân-96

“Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Harâm’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir.”
İsrâ-1

“Nerden yola çıkarsan çık (namazda) yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Bu emir Rabbinden sana gelen gerçektir. (Biliniz ki) Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.”
Bakara-149

“Onlar Mescid-i Haram’ın mütevellîleri olmadıkları halde (müminleri) oradan geri çevirirlerken Allah onlara ne diye azap etmeyecek? Oranın mütevellîleri takvâ sahiplerinden başkaları değildir. Fakat onların çoğu bunu bilmez.”
Enfâl-34

“Andolsun ki Allah, elçisinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse siz güven içinde başlarınızı tıraş etmiş ve kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-i Harâm’a gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinizi bilir. İşte bundan önce size yakın bir fetih verdi.”
Fetih-27

Makâm-ı İbrâhim

Kur’an’ı Kerim de iki yerde Makam-ı İbrahim zikredilmektedir.

“Biz, Beyt’i (Kâbe’yi) insanlara toplanma mahalli ve güvenli bir yer kıldık. Sizde İbrahim’in makamından bir namaz yeri edinin (orada namaz kılın). İbrahim ve İsmail’e: Tavaf edenler, ibadete kapananlar, rükû ve secde edenler için Evim’i temiz tutun, diye emretmiştik.”

Bakara-125

Resûl-i Ekrem, Vedâ haccında Kâbe’yi tavaf ettikten sonra Makâm-ı İbrâhim’in arkasında iki rek’at namaz kılmış ve ilk rek’atında bu son âyeti okumuştur (Buhârî, “Salât”, 30).

Namaz sonrasında Zemzem Kuyusuna giderek zemzem suyunu kana kana içmişlerdir.

Hz. İbrâhim Peygamber Kâbe’yi inşa ederken bu Makamı İbrahim’de bulunan ayak izi, o tarihte o taşın asansör vazifesi gördüğü ya da İbrâhim Peygamber’in insanları bu taş üzerinden hacca davet ettiği rivayet arasında yer almaktadır.

“Orada apaçık nişâneler, (ayrıca) İbrahim’in makamı vardır. Oraya giren emniyette olur. Yoluna gücü yetenlerin o evi haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse bilmelidir ki, Allah bütün âlemlerden müstağnîdir.”

Âl-i İmrân-97

Zemzem Eski Hali

“Yeryüzünde bulunan suların en hayırlısı zemzem suyudur; içilmesi açlığı giderir, hastalığa şifa olur”

(Heysemî, III, 286; Müttaki el-Hindî, XII, 225)

“Bizimle münafıklar arasındaki fark onların zemzemi kana kana içmemeleridir”

(İbn Mâce, “Menâsık” , 78).

“Zemzem suyu hangi niyetle içilirse ona çare olur”

(İbn Mâce, “Menâsık” , 78).

Zemzem Kuyusu Yeni Hali

Zemzem Nedir?

“Zemzem” kelimesi, atların burunlarından çıkardığı ses ve yerken içerken alçak sesle konuşmak” gibi anlamlarının yanı sıra, bol, bereketli doyurucu ve kaynağı zengin su” mânâsına gelmektedir. (ZT32/329 Zebîdî, Tâcü’l-arûs, XXXII, 329.)

Bu mübarek su, bazısı câhiliye döneminden gelme, çoğu ise rivayetlerdeki nitelemelerden alınma bereket, şifâ, nâfia (faydalı), büşrâ (müjde), sâfiyye (temiz), mürviyye (susuzluğu giderici) gibi birçok isimle anılır.

(SY1/185 Şâmî, Sübülü’l-hedy, I, 185.)

Zemzem Kuyusu

Kâbe’nin 18 metre kadar doğusunda, Makâm-ı İbrâhîm çok yakın bir mesafede yer alan kuyu, günümüzde ise tavaf alanının altında yer almaktadır. Bir buçuk metre genişliği olan Zemzem Kuyusu asırlar boyunca, milyonlarca metreküp su çekilmektedir. Hâlâ kaynağı ve ucu bulunmayan mübarek bir su olan Zemzem suyu kıyamete kadar yeryüzünde varlığını sürdürecektir.

Yıllar boyunca Kâbe’ye çok yakın b8r yerde bulunan Zemzem Kuyusu, tavaf alanı daraltmasından ötürü Kâbe’nin altına alınmıştır. Mescid-i Haram’ın birçok yerinde zemzem akan çeşmeler ve bidonlar yer almaktadır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyurmuştur ki;

“Mescid-i Aksa’da kılınan bir namaz bin namaza, Mescid-i Nebi’de kılınan bir namaz on bin namaza, Kâbe’de kılınan bir namaz ise, yüz bin namaza bedeldir.”

Zemzem Suyu, Zemzem Suyu Şifası, Zemzem Suyu Fazileti için tıklayınız

Es-Selamu Aleyküm ve Rahmetullah

Ebeden Daima…


"Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen bir HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl çömleği tutan dışındaki biçim değil içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir." Hz. Mevlana

Bir cevap yazın