Mekke'nin Fetih Tarihi, Mekke'nin Fethi Ne Zaman Gerçekleşmiştir?

Mekke'nin Fetih Tarihi

Mekke'nin Fethi

 Mekke M. 630 yılında Hicri Ramazan ayının 8'inde 11 Ocak'ta Mekke'nin Fethi gerçekleşmiştir.

Mekke'nin Fethi Ne Zaman Gerçekleşmiştir?

Hicretin üzerinden sekiz yıl geçmiştir. Hz. Peygamber (s.a.v) on bin kişilik bir kuvvetle Mekke'yi fethetmek üzere geliyordu. Tevhidin merkezi olan bu şehirden aslında hiç ayrılmak istememiş,

"Ey Mekke! Vallahi sen Allah'ın en hayırlı ve en sevimli beldesisin. Senden zorla çıkarılmamış olsaydım seni asla terk etmezdim."
(Tirmizî, Menâkıb, 68)

Buyurmuştur. Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v)

O, zorla çıkarıldığı bu kutlu beldeye intikam almak için değil gönülleri fethetmek için geliyordu. Nitekim ordunun sancaktarlarından Sa'd b. Ubâde (r.a)'den,

"Bugün büyük harp günüdür. Bugün Kâbe'de kan dökmek helâl kılınmıştır."

Sözünü işiten Hz. Peygamber (s.a.v),

"Hayır bugün merhamet günüdür. Bugün Allah Kâbe'yi yücelttiği bir gündür ve bugün Kâbe'nin tevhîd elbisesine bürüneceği bir gündür" diyerek elinden sancağı almıştı..
(Vâkıdî, Megâzî,I, 821)

Peygamberlerin sonuncusu Efendimiz (s.a.v) başında siyah bir sarık olduğu halde Mekke'ye girdi ve hemen Kâbe-i Muazzama'ya doğru hareket etti. Kâbe göründüğünde Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) tekbir aldılar.

Binlerce kişinin hep bir ağızdan aldıkları tekbirlerle dağlar taşlar inledi. Sanki dağlardan "Hoş geldiniz" sesleri geliyordu.

O gün günlerden cuma idi ve Ramazan bayramına on gün kalmıştı. Müslümanlar hakkında mutlu ve Hayır ki bir gündü.

Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v), Harem-i Şerife varıp Beytullah'ın kapısında durdu ve:

"Ey Kureyşliler! Benden ne beklersiniz, hakkınzda nasıl bir muamele edeceğimi zannedersiniz?" diye sordu.

Orada bulunan Kureyş reisleri:

"Hayır umarız senden kerem sahibi kardeş, sadece hayır..." diye cevap verdiler.

Bunun üzerine o yüce Peygamber (s.a.v)'de:

"Gidiniz, hepiniz serbestsiniz, affedildiniz" buyurdu.

Mekke artık fetholunmuştu. Allah Resulü Mekke'ye girerken başı önünde tevazuyla ve Allah'a şükrederek giriyordu.

Hz. Peygamber onu yurdundan kovan Mekkelilere şöyle sesleniyordu:

"Yusuf'un kardeşlerine dediği gibi, 'Size bugün hiçbir başa kakma ve ayıplama yok!'
(Yusuf, 12/92) diyorum. Haydi, gidiniz! Hepiniz serbestsiniz."
(Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, IX, 195

Resul-ü Ekrem bu şekilde Kureyşliler hakkında genel bir af ilân ettiyse de içlerinden bazı kişileri, ismen sayıp ayırarak bu affin dışında tuttu. Görüldükleri yerde vurulacaklar, tutulduktanı yerde idam edileceklerdi.

Vakit gelince Hz. Bilalı Habeşi (ra) Kâbe üstüne çıkıp ezan okudu.

Ne büyük ve ne güzel bir değişimdir ki, Kâbe üzerinde sabahleyin Hübel adlı koca put dururken, bir anda yerle bir olmuş ve öğle vakti ezan-ı Muhammedi okunmaya başlamıştı. Harem-i Şerifde bunca putlar varken hepsi birden yok edilmişti. Mübarek Kâbe'in etrafında artık binlerce ağızdan tekbir alınıyordu. Birkaç saat önce Lat ve Uzza'ya tapınılıyorken, şimdi yalnızca Vâcib'ül-Vücud olan Allah'u Teala hazretlerine ibadet olunuyordu.

Salat ve Selâm yüce Resule ve tüm onunla Mekke'nin Fethinde yer alan ashaba olsun.

Selam ve Dua ile kalın....

 

 


Bir cevap yazın