MAKARNAYA DAİR HURAFELER…

 

Makarna sağlıksızdır diyenlere bilimsel cevaplarla karşılık veriyoruz… Fit ve sağlıklı kalmak için makarnadan uzak durmayı tercih edenler dikkatli okusun!..

Makarna ile ilgili önyargılarınızı ortadan kaldırmak istiyoruz.Çünkü makarna; dünyada en çok sevilen, bütçeye uygun, lezzetli ve besleyici yönden de zengin besinlerden biridir. Ancak makarna şişmanlatır ve sağlıklı değildir bilgileri de toplum arasında çok yaygındır. Makarna ile ilgili 6 soru ve 6 bilimsel yanıtı sizinle paylaşmak isteriz…

 

 

1
MAKARNA SAĞLIKLI BİR  YİYECEK Mİ?

Makarna sağlıklı karbonhidrat kaynağı olmakla birlikte enerji metabolizmasında görevli B grubu vitaminlerinin de en iyi besindir. Beyaz yerine integral makarna tercih etmek insülin gibi diyet liflerinin fazla miktarda alınarak kan şekerinin yükselmesini, bağırsak hareketlerinin artması ve ana öğünde uygun miktarda yenilince de tok kalarak obeziteden korunmayı sağlar. Bugün sağlıklı ve uzun yaşayan, kronik hastalıklar sıklığı az görünen akdeniz diyeti uygulayan ülkelerin doğru karbonhidrat seçerek tip 2 diyabet, kalp hastalıkları ve bazı kanser çeşitlerine yakalanma risklerinin azaldığı görülüyor. Kaliteli bir ömür sürmelerini, bu besleyici besin bileşenlerini almalarının neden olduğu belirtiliyor. İntegral veya kepekli makarnanın önemi ve katkısı burada yatsınamaz kadar değerlidir. Aynı zamanda doğru miktar veya çeşitli makarna yemenin kilo verimini, kilo kontrolünün sağlanmasına, depresyonun önlenmesine, çocukların daha sağlıklı bir şekilde yetiştirilmesine ve Parkinson hastalığının önlenmesine yardımcı olduğu da bugün bilinen bilimsel bilgiler arasında yer alıyor.

 

 

2
MAKARNA YEMEK BENİ ŞİŞMANLATIR MI?

Makarna sizi şişmanlatmaz. Yapılan çalışmalar obeziteden karbonhidratların değil fazla alınan kalorilerin sorumlu olduğunu kanıtlamıştır. Kilo veriminde etkili diyetler çeşitli proteinlerin, yağların ve sağlıklı karbonhidratların önemini vurgulamaktadır. Bu üç makro besinin yeterli miktarda alınması, insanların hayatları boyunca bileceği sağlıklı, kişiye özel diyetler oluşturmak açısından önemlidir.Bunun yanı sıra, düşük oranda karbonhidrat içeren diyetler, uzun vadede düşünüldüğünde sağlıklı olmayabilir. Makarna düşük miktarda glisemik içeren bir yiyecek olduğu için, özellikle fazla kilolu insanlarda olmak üzere, kan şekerinin ve kilonun kontrol edilmesine yardımcı olmaktadır. Sağlıklı bir beslenme düzeni olarak Akdeniz Diyeti, taze, lezzetli, besleyici ve makarna gibi karbonhidrat içeren yiyecekleri tek bir çatı altında toplayabilir.Akdeniz diyeti kilo verdirmede oldukça başarılıdır, bunun nedeni ise makarnayı taze sebze, domates sosu, zeytinyağı, küçük porsiyonlarda balık, baklagiller ve diğer proteinli yiyeceklerle birleştirmesidir. Kilo kontrolünde asıl önemli olan porsiyonlar olduğu unutulmamalıdır. Bunların yanı sıra, makarna da bulunan nişasta çok yavaş sindirildiği için, bütün makarna severlerin alışık olduğu üzere daha uzun bir süre tokluk hissi duymanızı sağlar.

 

 

3
GÜNÜMÜZDE YEDİĞİMİZ BUĞDAYIN, ATALARIMIZ ZAMANINDAKİ BUĞDAYLA ALAKASI OLMADIĞI SÖYLENİYOR. O YÜZDEN BUĞDAY TÜKETİMİNİ KESMELİ MİYİM?

Günümüzde yediğimiz buğday görsel açıdan 50 yıl öncesi ile aynıdır. Mayo Kliniğinde profesör ve North Amerikan Society Çölyak araştırmasının başkanı, aynı zamanda buğday genetiği alanında da uzman olan Joseph A. Murray şöyle söylüyor; “Günümüzdeki buğday tohumu 50 yıl öncesinden çok daha farklı değildir. Kullanılan kimyasallar, değişmesini önlemiştir.” Amerika tarım Bakanlığına göre ; gıda üreticileri genetiği değiştirilmiş buğday üretimi konusunda tüketicilerin tepkilerini dikkate almışlardır. Bu yüzden, Avrupa ve dünyadaki üreticilerle beraber Amerika’da da ticari olarak genetiği değiştirilmiş buğday üretilmektedir.

Günümüz buğdayları daha çok glüten içerdiği sorusunu yanıtlamak için, yıllardır buğday genetiği üzerinde çalışan USDA Araştırması Donald Kasarda, buğdayda bulunan gluten miktarının aslında çok da artmadığını belirtmiştir.

 

 

4
MAKARNA GİBİ KARBONHİDRAT İÇERİKLİ YİYECEKLERİ DİYET LİSTEMDEN ÇIKARMALIMIYIM?

Bilimsel alandaki gelişmeler, karbonhidratların insan vücudunda ve sağlıklı yaşama teşvikteki önemine değinmişlerdir. The WHO’nun (Dünya Sağlık Organizasyonu) karbonhidratların beslenme ve beslenme bilimi alanındaki yeri üzerinde hazırladığı rapor, makarna gibi karbonhidrat içerikli yiyeceklerin insan sağlığının vazgeçilmez bir parçası olduğunu belirtmiştir. Ünlü beslenme bilim uzmanları, insan vücuduna alınması gereken sağlıklı makro besin oranları konusunda fikir birliğine varmışlardır: alınan kalorilerin yüzde 45-60’ını karbonhidratlar, yüzde 25-30’unu yağlar ve yüzde 15-20’sini proteinler oluşturmalıdır. Meyveler, sebzeler ve tahıllar dahil bütün bitki ağırlıklı besinler beyninizin ve kaslarımızın temel gıdası olan karbonhidrat içermektedir. Bu da demek oluyor ki, bir elma yemek, bir parça çikolatalı kurabiye yemekten daha sağlıklıdır. Meyvelere, sebzelere, baklagillere ve tohumlara (keten vs.) bağlı kalarak yapılan bir diyet, fazla tüketilen tatlılar ve atıştırmalıklardan daha yararlıdır. Düşük oranda karbonhidrat içeren diyetler, obez olma riskine neden olmaktadır ve aynı zamanda uzun vadede düşünüldüğünde sağlıklı bir yol değildir. Durum buğdayı irmiğinden veya yumurta ve su karıştırılarak diğer çeşit tahıllardan yapılan makarna; özünde besin değeri oldukça yüksek bir yiyecektir. Yüksek karbonhidrat tüketimi oranına sahip ülkelerde, düşük karbonhidrat tüketimi oranına sahip olan ülkelere göre obezite ve aşırı kilolu insan oranı daha düşüktür. (Örneğin Fransa’da kişi başına karbonhidrat tüketimi Amerika’ya göre daha fazladır, fakat yaklaşık üçte bir obezite oranına sahiptir).

 

 

5
DÜŞÜK GLİSEMİK İNDEKSLİ BİR DİYET UYGULUYORUM. MAKARNANIN DİĞER KARBONHİDRAT İÇERİKLİ YİYECEKLERDEN BİR FARKI VAR MI?

Obezitenin ve diyabet hastalığının gittikçe arttığı bir devirde, makarna ve diğer düşük glisemik indeksli yiyecekler, kan şekerinin ve kilonun özellikle aşırı kilolu insanlarda kontrol edilmesine yardımcı olur. Önde gelen bilim adamlarına göre, düşük glisemik indeksli besinlerden oluşan bir diyet, tip 2 diyabete ve kroner kalp hastalığına yakalanma risklerini, iltihaplanmayı azalmakta ve birçok diğer hastalıkta da önemli bir rol oynamaktadır. Glisemik indeks(GI), bir yiyeceğin sağlıklı olup olmamasını etkileyen en önemli faktörlerden birisidir. Glikoz metabolizmasını ve sağlık için en iyi yiyecekler düşük glisemik indekse (55 ten daha az) sahip olanlardır (iyice haşlanmış makarna, sebze ve meyveler gibi). Makarnanın tam tahıllı glisemik indeks oranı (37) ve işlenmiş haldeki oranı (42-45) sert buğdayın ve esmer şekerinkine yakındır ve tavsiye edilen indeks miktarının oldukça altındadır (55). Bunun nedeni, makarnanın nişastalı yapısı, ekmek yapılırken kullanılan aynı miktar undan daha yavaş indirilmektedir. Makarna yapılış şeklinden dolayı düşük GI sahiptir. İşlemden geçmiş, spagetti, fiyonk, penne vs. piştikten sonra bile, yulaf ve tahıl ekmeği gibi besinlerden daha az geçirgen, yoğun bir yapısı vardır. Bu işlem süreci; sindirim enzimlerini daha duyarlı, daha düşük glisemik indekse sahip olan daha yoğun makarnaların üretilmesini sağlar. Aynı zamanda bu işlem görmüş makarnalar, lazanya tarzı düz makarnalardan daha yavaş sindirilirler şekli nedeniyle, bu işlemden geçen makarnalar daha doyurucu ve daha az glisemik indekslidir. Makarna yemenin bir başka yararı ise; diğer öğün saatine kadar kan şekerini ve insülin oranını düşürmesidir. Az pişmiş makarnanın glisemik indeksi fazla pişmişinden daha azdır. Ek olarak, nişastalı yüzeyi sebebiyle, soğuk makarnanın glisemik indeksi daha düşüktür. Tam tahıllı makarna, düşük glisemikli olmasının yanısıra, ekstra vitamin, mineral ve lif açısından katkı sağlamaktadır.

Uzmanlar diyor ki; makarna gibi geleneksel yiyeceklere dönüş obeziteyi ve kronik hastalıkları engellemektedir.

 

 

6
SON ZAMANLARDA ÇOĞU İNSAN GLÜTENSİZ GIDALAR TÜKETİYOR. BU GERÇEKTEN GEREKLİ MI? MAKARNA GLÜTEN İÇERİYOR MU?

Hamurunun esnekliğini sağlayan, diğer tahıl ve buğdaylarda da bulunan, glüten proteini makarnada da bulunmaktadır. Genetik olarak glutene karşı duyarlılığı olanların glutene verdiği bir otoimmun reaksiyonu olan Çölyak hastaları, kesinlikle gluten içermeyen diyet yapmak zorundadırlar. Gluten kullanması yasak olan insanlar azdır. Her 100 kişiden birinde Çölyak hastalığı görülürken, şimdi ise her on kişiden biri glutenli yiyeceklerden kaçındığını söylemektedir. Çölyak hastalığı; buğday alerjisi ya da gluten duyarlılığına sahip olan insanların makarna gibi gluten bulunan yiyeceklerden kaçmasını zorunlu kılar. Tıbbi bir zorunluluğu bulunmadığı halde, gluteni hayatımızdan çıkarmanın kilo verimine ya da sağlığa daha iyi geldiğine dair hiçbir kanıt yoktur. Aslına bakılırsa, bu alanda oldukça ünlü, Massachusetts Hastanesi Guluten Araştırma Merkezinin Başhekimi olan Dr. Alessio Fasano, glutensiz yiyecekler tüketmek gibi bir trendin oluştuğunu ve herkesin glutensiz yiyecekler tüketmek zorunda olmadığını söylemektedir. En son yaptığı araştırmayı baz alarak şöyle belirtmektedir;” Artan çölyak ve diğer otoimmün hastalıklarının nedeni mikrobiomedaki ( bağırsaklarımızdaki iyi ve kötü huylu bakterilerin dengesi) değişikliklerdir.” Mikrobiome yapısını etkileyen en önemli şey beslenme düzenimizdir. Glutensiz diyetle kilo vermeyi amaçlayan insanları, Çölyak uzmanı ve Harvard üniversitesi Profesörü Dr. Daniel Leffler kilo vermekten daha çok kilo alabilecekleri konusunda uyarmaktadır.

 

 

Www.instagram.com/acikvnet

Www.twitter.com/acikve_net

 


Bir cevap yazın