Lambalı Kadın: Florence Nightingale’in Sıradışı Öyküsü 

Modern hemşireliği kuran 'Lambalı Kadın'ın sıradışı öyküsü… İlk hemşire kimdir? Hemşirelik nasıl meydana gelmiştir? Hemşireliği ilk kim buldu?

Varlıklı bir orta sınıf ailenin çocuğu olan Florence Nightingale’in, evlenip ev işleriyle ilgilenmesi bekleniyordu ama onun başka hayalleri vardı. 16 yaşında, tanrının kendisine hemşire olmasını, hasta ve yaralılarla ilgilenmesini buyurduğunu söylüyordu. O zamanlar hemşirelik fakirlerin yaptığı bir işti. Genellikle alkolik ve ağzı bozuk yaşlı kadınlar hemşire oluyordu. O yüzden ailesi Florence’ın bu tercihine sıcak bakmadı. Ama Florance vazifesini yerine getirmekte kararlıydı. Hemşirelik eğitimine başlamak üzere Almanya’daki bir hastaneye gitti.

33 yaşına geldiğinde Londra’da kadınlara yönelik bir hastanenin yöneticiliğini üstlenmişti. O sırada Kırım Savaşı patlak verdi. İngiliz, Fransız ve Türk askerleri Ruslara karşı savaşıyordu. Florence, yaralıların tıbbi bakımlarının yapılamadığı haberini almıştı. İngiltere’nin savaş bakanı Florence’ın arkadaşıydı. Florence’tan bir hemşire ekibi kurup, İstanbul’daki Selimiye Kışlası’na giderek hastaneye destek vermesini istedi. Florence, hemşireleriyle birlikte hastaneye varınca şaşkınlığa uğradı. Hastane pisti. Hastaların çoğu soğuk ve sert zeminde, fareler arasında yatıyordu. Küflü ekmek ve etle hayatta kalmaya çalışıyorlardı. Kolera ve tifüs yaygındı. Sağlıksız koşullar yüzünden, birçok askerin savaş yaralarından değil de bu hastalıklardan ölme ihtimali daha yüksekti.

Florence bir şeyler yapılması gerektiğinin farkındaydı ama askeri doktorlar değişime açık değildi. Ancak koğuşlardaki kalabalık arttıkça yardıma ihtiyaç olduğunu fark ettiler ve Florence’ın işe koyulmasına izin verdiler. Florence koğuşları temizledi, yeni battaniye ve yataklar temin etti, daha iyi yemekler yapacak bir aşçı buldu. Günde 20 saat çalıştıktan sonra, geceleri eline bir lamba alıp koğuşları dolaşıyor, hastaları kontrol ediyordu. Bu yüzden ona ‘Lambalı Kadın’ lakabını takmışlardı. Savaştan sonra yurduna dönen Florence artık bir kahramandı.

İngiliz halkı, Florance’ın önemli çalışmalarını sürdürebilmesi için Nightingale Fonu’nu kurarak bağış toplamaya başladı. Florence bu parayı kullanarak bir hemşirelik okulu açtı. Okulda yatılı öğrencilere uygulamalı eğitim veriliyor ve rahat yaşam alanları sağlanıyordu. Kısa süre sonra Avustralya, Amerika ve Afrika’da da yeni okullar açmaya davet edildi. Hayatının geri kalanını hastalığı nedeniyle yatalak olarak geçirmesine rağmen tıbbi bakımla ilgili çalışmalar yürütmeye devam etti. Ölmeden önce hemşirelikle ilgili 200’den fazla kitap, rapor ve kitapçık yazmış; hemşireliğin tüm dünyada saygın bir meslek olarak kabul görmesini sağlamıştı.

Koğuşları temizledi, yeni yataklar ve battaniyeler temin etti, hastalara daha sağlıklı yemekler yapabilecek bir aşçı buldu. Bir hastaneyi baştan yaratan, Lambalı kadın.

 


1 Yorum

  1. Böyle kadın hikayeleri gördükçe aklıma nedense "Baltalı Hano" geliyor 😀 Okunması gereken bir hayat hikayesi var gerçekten.

Bir cevap yazın