Kul Hakkı

"Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse, onun mükâfatını görecektir. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse, onun cezasını görecektir." (Zilzal suresi, 7. ve 8. ayetler)

Dinimize göre kul hakkı nedir?

Yerine getirmekle yükümlü olduğumuz hakları Allah hakları ve kul hakları olarak iki kısımda ele alabiliriz. Allah’ın hakları O’nun emir ve yasaklarına saygı göstermek ve yapılması emredilen ibadetleri yapmaktır. Kul hakkı denince insanlar arası ilişkilerden doğan haklar anlaşılmaktadır Bu hak, daha çok insanın canı, bedeni, namusu, onuru, dinî inanç ve yaşayışı gibi konulardaki kişilik haklarıyla, malına ve aile fertlerine ilişkin haklardan oluşmaktadır. Kul haklarının çok geniş bir yelpazesi vardır. Kamu görevleri, hısımlık ve akrabalık, komşuluk, işçi-işveren ilişkileri bu konuda çok hassas alanlardır.


Kul hakkı, insanlara zarar verecek her türlü maddî ve manevî davranışla oluşmaktadır. Kur'an'da, "Birbirinizin mallarını haksızlıkla yemeyin ve bile bile günahla insanların mallarından bir bölümünü yemeniz için onları hakimlere aktarmayın" buyrulur.

Hayatın çeşitli şartlarında ve insanların birbirleriyle ilişkilerinde dikkat etmeleri gerekli pek çok hakları vardır. Kul hakkı, insanların haklarına saygılı olmak, söz ve davranışlarla onlara zarar vermemek demektir. Aynı şekilde bir insana zarar verecek şekilde istemediği sözü söylemeye veya davranışları yapmaya kul hakkı yemek denir. Bun göre, insan haklarına saygı gösterip, zarar vermemek kul hakkına saygı göstermektir. Bu haklara zarar vermeye çalışmak ise kul hakkı yemek demektir. Kul hakkı konusunda Müslüman olan insanla, olmayan arasında bir ayrım yoktur, yapılan her haksızlık kul hakkına girer.

Dinimiz, birbirimizin haklarına saygı göstermemizi ister. Başkalarının haklarına zarar veren her türlü kötü davranışı da yasaklar. Kul haklarının başında insanın yaşama hakkı gelir. Bu sebeple, insan öldürmek büyük günah sayılmıştır. Yüce Allah, Kur'an'da, "... Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur..." (Maide 32) buyruğuyla, başkalarının yaşama hakkına zarar vermemeyi emreder. Yine bir ayette şöyle buyrulur: "Kim bir mümini kasıtlı olarak öldürürse cezası, içinde ebedi kalmak üzere cehennemdir." (Nisa 93)

Kul hakkına sebep olan pek çok davranış vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:


▶İnsan öldürmek,
▶Yalan söylemek ve hile yapmak,

▶Gıybet ve iftira etmek,

▶Hırsızlık yapmak

▶Rüşvet alıp - vermek
▶Haset etmek
▶Bir kimsenin namus ve şerefine sataşmak
▶Başkalarıyla alay etmek, ad takmak, onları küçük görmek, sövmek veya kötü söz söylemek
▶Kötü zanda bulunmak
▶Başkalarının özel hayatlarını araştırmak
▶Birisine sövmek veya kötü söz söylemek
▶Birisini dövmek ya da yaralamak
▶Arkadaşının sırrını açıklamak
▶Başkasının çocuğunu ücretsiz çalıştırmak
▶Verdiği sözde durmayarak birisini bekletmek
▶Borcunu zamanında ödememek
▶Birisine istemediği bir sözü söylemek, yani sözle rahatsız etmek
▶Birisine istemediği davranışı yapmak, yani onu rahatsız etmek.

Her insanın, en az bir diğer insan kadar yaşama hakkı yanı sıra, eğitim görme, seçme, seçilme, haberleşme, seyahat etme gibi hakları vardır. Toplumsal hayatta dirlik ve düzeni sağlamanın en temel yolu, birbirimizin haklarına saygı göstermektir. Aksi hâlde, toplumda düzensizlik ve kargaşalar oluşur.

Kul hakkından nasıl kurtulunur? Tüm diğer günahlar da olduğu gibi önce tövbe ederek, Allah’tan bağışlanma dilenmelidir. Ancak kul hakkından kurtulmak için ayrıca hak sahiplerinin ödenebilecek mal, para vb. maddî şeylerini geri ödemek ve helalleşmek de gerekmektedir. Hak sahibi ölmüşse, çocuklarına veya diğer varislerine hakları ödenir. Varisleri bilinmiyorsa, alınan hak kadar para veya mal yoksullara sadaka olarak verilir ve hak sahibi için dua edilir.

Peygamberimiz kul hakkı üzerinde önemle durarak, "Birisinin hakkını alan kimse, ölmeden önce onunla helâlleşsin! Paranın, malın geçmeyeceği kıyamet gününe, üzerinde kul hakkı bulunarak gitmesin!" buyurmuştur.

Helâlleşmek demek, insanların birbirleri üzerindeki haklarını karşılıklı olarak helâl etmeleridir. Böylece, hakkı olan kişi, hakkını bağışlamış ve hakkından vazgeçmiş olduğunu bildirmiş olmaktadır. Önemli olan helâlleşmenin dünyada yapılmasıdır. Bu dünyada helâlleşilemediği takdirde, tüm haklar öbür dünyada alınacaktır. Konuyla ilgili Peygamberimiz, "Kıyamet gününde bütün haklar sahiplerine verilecektir..." buyurmuştur. Helâlleşme yoluyla, insanların kul hakkından kurtulmaları çok önemlidir. Peygamberimiz, Şehitlerin kul borcundan başka bütün günahları bağışlanır." buyurmuştur.

Kul haklarına el uzatanın durumunu anlatmak üzere Peygamberimiz şu bilgiyi vermiştir. "Benim ümmetim içinden müflis (yani iflas edip her şeyini kaybetmiş) kişi şudur: Ahirette Allah'ın huzuruna namaz, oruç, zekat gibi ibadetlerini yerine getirmiş olarak gelmekle birlikte, bu kişi, öyle (günahlarla da) gelir ki, kimine sövüp saymış, kiminin kanını akıtmış, kiminin malını yemiş, kimine iftira etmiştir. İşte bu durumda onun ibadetlerinden elde ettiği sevaplardan alınıp bu hak sahiplerine dağıtılır. Eğer amelleri bu hakları ödemeye yetmezse, bu kişilerin günahlarından alınıp hak yiyenin günahlarına eklenir. Böylece (sevapları elinden gitmiş, günahları daha da artmış bir kişi olarak) kaldırılıp cehenneme atılır."

O hâlde, başkalarıyla bir arada yaşamamızın bir gereği olarak, herkesin hakkına saygı göstermeliyiz. Kimsenin canına ve malına zarar vermemeliyiz.

 

www.acikve.net
www.instagram.com/acikvnet
www.twitter.com/acikve_net
www.facebokk.com/acikvenetinternet


Bir cevap yazın