KORKU VE ÜMİT

Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Allah`ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Şüphesiz ki Allah bütün günahları affeder. Çünkü o çok bağışlayıcı ve pek merhametlidir. ” (ez-Zümer, 39/53).

“Onlar korkarak ve ümit ederek Rablerine dua ederler. ” (es-Secde, 32/16).

Peygamber Efendimiz (s.a.s.) de şöyle buyurur:

“Müminler Allah`ın azap ve azabının miktarını bilselerdi hiç biri Cennet`i ümit etmezdi. Kâfirler de Allah`ın rahmetinin ne kadar çok olduğunu bilselerdi hiç biri O`nun rahmetinden ümit kesmezdi.” (Müslim, Tevbe 23).

Bütün hayatı, yaşadıklarını, sevinçlerini, beklentilerini, neş’elerini, toplasan belki binle çarpsan şu hayatta imanla gidebilmek ümidinin zerresi kadar huzur vermez insana. Kaybettiğimiz huzuru aradığımız yerlere dikkat edelim…
Havf ve reca arasında gidip gelirken pişmanlıklarımız ağır basınca yaşadığımız endişenin had ve hududa gelmez ızdırapları acıları karşısında dünya ne kadar ehemmiyetini kaybediyor. Ne dil anlatabilir ,ne kelimeler yetebilir. Cümlelere sığmayan serzenişleri, kalbin derinliklerinden çıkarıp cisimleştirseydik koca bir dev olup yutardı bizi. O kadar büyük o kadar dehşetli.” Kalpler Allah’ı anmakla mutmain olur”( er-Rad,28)…Huzur bulamayan kalplerin mahkum duygularıyla kara kutulara sıkışmış ızdıraplarına yegane çare ümidimiz… Korkularımızın girdaplarını yok sayışımız bizi labirentler de kaybolmaya itiyor. Öyle bir kaçış ki kaybolmaya mahkum ve esir. Hiçbir ruh hayal edemiyorum yaratıcısından uzak olacak da esenlikle kalacak, beyhude çaba koca bir yalan insanın kendi kendisine kurduğu tuzağın katmerlesmiş hali…

İmanın ,ibadetin, teslimiyetin, itaatin, istikametin sonsuzluğa uzanan latif meltemine, sukün buluş okyanusuna dalmak yerine vicdanları, kalpleri Yaratıcısından, imandan uzak bir hayatın kör kuyularına atmak ne acı ,ne yaman bir çelişki nasıl akıl dışı bir davranış. Ne zaman akıl edeceğiz, ne zaman amacına uygun bir hayat süreceğiz de korkularımızın bize acı vermesine engel olacağız bir ümidimiz olacak..


1 Comment

Bir cevap yazın