KENDİNİZİ OKUMAYA DAVETLİSİNİZ!

 

Hergün yeni bilgilere uyanıyoruz. Asırlardır gelen bilgi külliyatı kendini katlayarak artıyor. Bu yoğunluğa rağmen güvendiğimiz birinden duyduğumuz sözleri, çok ta tanımadığımız biriyle ilgili hızla oluşturduğumuz ilk izlenimleri, her yerde işimize yarayacağını düşündüğümüz bilgileri fazla sorgulamadan kabul edebiliyoruz. Hayatımızda kullanabileceğimiz ve kullanmayacağımız bilgileri hızla ayırmamız gerekiyor birbirinden. O yüzden kendimize ait olmayan sesleri kestirmeden kendi düşüncemiz yapabiliyoruz. Mesela babamızdan, dayımızdan, komşumuzdan, televizyondan duyduğumuz bir sözü tekrarlıyoruz. Bir konuda fikir vermemiz gerektiğinde; “feminizm erkek düşmanlığıdır”, “çocuğu varsa işe uyum sağlayamaz”, “evrimsel olarak farklıyız”… İşimizi kolaylaştırıyormuş gibi görünen bu kalıplar günün sonunda bizi zincirliyor.Oysa o kalıpların dışında, anlamadığımız pek çok şeyi daha iyi anlamamızı sağlayabilecek bilgiler veya bilgileri anladıkça artacak bir içgörümüz var.

 

 

“Benim sorunum değil” diye bildiğimiz durumları insanlığımızın bir sorunu olarak görebilmemiz mümkün değil mi? Kendimizle hiç ilgisi olmadığını düşündüğümüz ve sadece tartışmaları geçiştirmek için sarf ettiğimiz sözcükler iç dünyamızda aramızda mesafeler yaratıyor. İçini öznel bilgimizle dolduramadığımız kavramlar eninde sonunda korku ve öfkeye neden olur. “Üstünlüğü sahip olduğu bilgide değil de sarfettiği sözcüklerin şiddetinde gören herkes, zamanla duygularından korkmaya başlar. Özsaygının, sevginin ve empatinin gücünü yitirir. İnsanlıkla kurduğu bağları zayıflar. Karşısındakine açılan kapılar kapanır.

 

 

Sağdan soldan duyduğumuz sözlerle ilerliyemeyiz. Yüzeysellik ile çözümleyemeyeceğimiz ve kayıtsız kalamayacağımız konular var. Öyle görünmese de medeniyeti ilgilendiren temel sorunlar otoritelere bırakılamayacak kadar kişisel. Her birimiz kendimize dönüp insanı insan yapan ortak değerler ile ilgili eksiklerimizi su yüzüne çıkarmalıyız. Şiddet, eşitsizlik, önyargılar üzerinde derinlemesine araştırmak, düşünmek, tartışmak gerekiyor. Her birey kendi sözcüklerini bulmanın sorumluluğunu almalı. “Kendi doğrumuz” başkalarının dudaklarından çıkıp içselleştirmesin. Gerçek ilişkiler kurmanın yolu da aslında kendi gerçekliğini bulmak ve ortaya koymakla başlıyor.

 

 

Kendi duygularımızın gerçeğini kabul edip başkalarını suçlamadan ve başkalarına atıfda bulunmadan karanlık taraflarımızı tanımalıyız. Kim, kim olduğunu gerçekten bilebilir? İnsanın kendi içinde bir çaba harcamasını gerektiriyor bu. Kendini keşfetme, inşa etme, yenileme ve koruma duyarlılığımızı kaybetmemenin yolu, yaratıcılığımızı ve özgürlüğümüz için kalıplara karşı savaşmaktan geçiyor. Hem de her gün, “Kendini yaşamak isteyen insan, süreci toplumdan değil, kendisinden başlatır”.

Www.instagram.com/acikvnet

Www.twitter.com/acikve_net

 


Bir cevap yazın