Kanserden Korunmak İçin Beslenmeye Dikkat Etmek Gerekir!

Kanserden korunmak için beslenmeye dikkat etmek gerekir mi? 

Kanser genetik faktörlerin yanı sıra çevre kirliliği, sigara yanlış beslenme gibi çevresel faktörler nedeniyle elde oluşmaktadır.
Epidemiyolojik ve deneysel çalışmalar beslenme ve kanser arasındaki ilişkileri güçlendirmektedir. Besinleri uygulanan uygun olmayan pişirme ve saklama yöntemleri kanser yapma ihtimali artımaktadır. Diğer yandan ise uygun yöntemler ile pişiren bazı sebzeler ve besinler sağlıklı beslenme alışkanlığı kazanmış olmak bazı kimyasal maddenin kanser yapıcı özelliğini azaltmaktadır. Obezite ise önemli kanser etkenlerinden bir tanesidir. Meme, kalın bağırsak, rektum ve kan kanseri obez bireylerde daha sıklıkla görülmektedir.


Beslenme alışkanlıklarının kötü olması özellikle de yağlı besini fazla tüketilmesi kanser yapıcı ve kanser ilerletici maddelerinde alınmasına sebep olmaktadır. Karbonhidrat içeren besinlerin ihtiyaç duyulan miktarından fazla tüketilmesi ve yapılan yanlış tercihler obezite artırabileceği gibi kanser riskini de artmasına sebep olacaktır.

Buna ailaveten belirtmek gerekir ki kepekli tahıl ürünleri, tam tahıl ürünleri, kuru baklagiller, taze sebze ve meyveler posa alımını arttırıldığında bağırsak sisteminin çalışmasını sağlamaktır ve kalın bağırsak ve rektum kanserinin önlenmesine etkin rol almaktadir.

Tum yağların gereksiniminden fazla alınması özellikle meme, prostat, testis, Rahim, yumurtalık ve kalın bağırsak rektum kanserinin görülme riskini arttırmaktadır. Kanser yapıcı maddeler yağ içinde biriktir illerinden fazla yağ alındığı zaman Bu maddelerin vücutta girişini arttırır. Ya fazla alındığı zaman cinsiyet olmalarını yapısal olarak fazla benzediği için bu hormonların çalışma düzeninde bozarlar. Safra tuzları gibi maddelerin yapımı yağ alımı arttıkça artar ki bu da kalın bağırsak ve rektum kanserini ilerleyici etkenlerden bir tanesidir. Özellikle ayçiçeği yağı gibi çoklu doymamış yağ içeren çeşitte yağlar kolay okside olurlar ve özellikle oksidasyon sonucu oluşan öğeler bağışıklık sistemi hücrelerinin yıpranmasına neden olurlar.

Aşırı et tüketildiği zaman hayvansal protein fazla miktarda tüketilmektedir. Bu da meme, rahim, prostat, kalın bağırsak, rektum, pankreas, böbrek kanserlerinin artışına neden olmaktadır. Yağsız et, süt ve buna benzer besinlerin kanserle ilişkisi olmadığı çalışmalar sonucunda bilinmektedir. Vitamin ve minerallerin de kansere karşı koruyucu etkileri vardır.

Özellikle yeşil sebze ve meyvelerde A vitaminin ön maddelerin olan krotenoidler bulunur. Güçlü antioksidan özelliği taşıyan bu maddeler vücudumuza A vitaminine dönüşürler. Karaciğer, süt, yağı ve yumurta sarısı gibi besinlerde de A vitamini vardır. A vitamini ve ön maddesi krotenoidler kansere neden olan maddelerin etkilerini azaltarak kanseri önlemekte yardımcı olurlar. C vitamini diğer bir antioksidan vitaminidir. En fazla kuşburnu, maydanoz, tere, roka ve diğer yeşil yapraklı sebzeler, karnıbahar, yeşil biber, turunçgiller, domates çilek ve patateste bulunur. C vitamini vücutta alınan kansere neden olan maddelerin etkisiz hale gelmesini sağlar. Yeterli düzeyde alinan B vitaminleri de bağışıklık sisteminin etkin çalışması için önemlidir. Bağışıklık sistemi yeterli olunca kanser dahil pek çok hastalığa karşı vücutta dinenci artar. Özellikle bitkisel yağlar, yeşil yapraklı sebzeler, özü alınmamış tahillar, fındık, fıstık gibi kuruyemişler, kuru baklagiller e vitamininden zengin besinlerdir.

E vitamini bazı toksik maddelerin etkilerini azaltır, güçlü bir antioksidan ve yağların ve hücrelerin oksidasyonunu önler.
D vitaminin en iyi kaynağı güneştir. Karaciğer, yumurta sarısı, süt ve süt ürünleri nde az miktarda D vitamini vardır. Düzenli güneşle temas ile derideki ön maddeden D oluşur ve ihtiyacimizi karşılar. Aşırı ve uzun süre güneş ışınları ile temas derinin yanması durumunda D vitamininin etkisi kaybolduğu gibi, deri kanseri riskide artar. Düzenli günesten yararlanarak vücutta yeterli D vitaminin oluşumunun sağlanması ve yeterli kalsiyum alımı kemik kanseri riskini azaltır. Nikel, kurşun, kadmiyum, arsenik ve asbesi gibi mineraller fazlaca maruz kalındığı zaman kansere yol açabilecek minerallerdir. Selenyum, çinko, iyot, molibden, demir, kalsiyum, bakır… gibi mineraller ise gereksinim kadar tüketildiği zaman kansere karşı koruyucu olan minerallerdir.

Bu yararlı minerallerin kaynakları:

✔SELENYUM; Su ürünlerinde ve kepeği ayrılmamış tahıl ürünleri.
✔ÇİNKO; Ay çekirdegi, su ürünleri, etler, mantar, yumurta ve kuru baklagiller.
✔İYOT; İyotlu tuz, balıklar ve mantar.
✔MOLİBDEN ; Kuru baklagiller, kepekli tahıl ürünleri ve koyu yeşil yapraklı sebzeler.
✔BAKIR; Etler, su ürünleri, yumurta, kuru baklagiller, yağlı tohumlar, pekmez.
✔DEMİR; Etler, su ürünleri, yumurta, yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller, susam, pekmez, kuru meyveler.
✔KALSİYUM; Süt, yoğur, peynir, dondurma, yeşil yapraklı sebzeler ve kuru baklagiller.
Yağda kızartılmis besinler, tuzlanmış besinler, tütsülenmiş besinler ve nitrit, nitrat eklenmiş besinler, aşırı derecede saflaştırılmış besinler, ateşe çok yakın pişirilmiş kebap lar kanser riskini artırırlar. Kanserden korunmak için yeterli ve dengeli beslenmeli, öğünlerde 4 besin grubundan yiyeceklerin yer almasına dikkat edilmelidir.

Günde en az 5 porsiyon değişik renklerde sebze veya meyve tüketilmelidir. Rafine tahıllar ve saf şeker yerine tam taneli tahıllar tercih edilmelidir. Özellikle yağ içerigi yüksek ve işlenmiş kırmızı et tüketimi ataltılmalıdır. Kırmızı et yerine balık, tavuk, kuru baklagiller tercih edilmelidir. Yağ alımının azaltılması için yemekler az yağda pişirilmeli, kızartma,  kavurma gibi pişirme yöntemleri yerine haşlama, buharda pişirme, ızgara, fırında pişirme, yöntemleri tercih edilmelidir.


 

www.acikve.net
www.instagram.com/acikvnet
www.twitter.com/acikve_net
www.facebokk.com/acikvenetinternet


Bir cevap yazın