Kadere İman, Kader Nedir? Kader Hakkında Ayetler ve Hadisler

Kader İman

Kadere iman: İman esaslarından biridir.

Kader Nedir?

Kader: Allah'ın ezelde herşeyi kendi ilminde bilmesine kader denir. Yüce Allah Alîm'dir. Habîr'dir.

Kaza: Allah'ın ilminde bildiği şeyin vakti geldiğinde gerçekleşmesidir.

İrade: İsteme ve seçme hakkıdır.

Kudret: İstediği şeyi istediği şekilde yapmadır.

İnsanın yaptığı hiçbir kötülükten Allah sorumlu değildir.

Rabbimiz bir ayetinde şöyle buyurmaktadır:

"Sana gelen iyilik Allah’tan her kötülük ise nefsindendir."

Nisa Sûresi : 79. Ayet

İnsan tercih ederek sahip olduğu şeylerde kaderi yaşamaz.

Tevekkül: İnsanın elinden gelen tüm imkân ve güçleri kullandıktan sonra sonucunu Allah'a bırakmaktır.

Kader Hakkında Ayetler

Eûzubilllahimineşşeytanirracîm

Bismillahirrahmânirrahîm

Ahzâb 33/38

"Peygamber'e Allah'ın mübah kıldığı şeyde bir darlık yoktur. Bundan evvel geçen bütün peygamberler hakkında Allah'ın sünneti (kanunu) böyledir. Allah'ın emri ise biçilmiş bir kaderdir.
Ahzâb-38

En'âm 6/59

"Gaybın anahtarları onun yanındadır, onları ancak O bilir. Karada ve denizde olanları O bilir ve bir yaprak düşmez, ve toprağın karanlıkları içinde bir tane gitmez ki O bilmesin. Ne kuru, ne yaş hiçbir şey yoktur ki, O herşeyi açıklayan Kitap'ta bulunmasın."
En'âm-59

Enfal 8/42

"O zaman siz vadinin yakın bir yamacında idiniz, onlarsa öte yamacında idiler. Süvarileri de sizden daha aşağıda idi. Eğer onlarla sözleşmiş olsaydınız, öyle bir buluşma yeri için mutlaka anlaşmazlık çıkarırdınız. Fakat Allah takdir edilmiş bir emri getirmek için böyle yaptık ki, helâk olan apaçık bir delille helâk olsun, sağ kalanlar da yine apaçık bir delille yaşasın. Muhakkak ki Allah işitendir, bilendir."
Enfal-42

Kamer 54/49

"Haberiniz olsun ki, biz her şeyi bir kaderle yaratmışızdır."
Kamer-49

Kamer 54/ 52-53

"Bununla beraber işledikleri her şey (amel) defterindedir."
Kamer-52

"Ve küçük büyük hepsi yazılıdır."
Kamer-53

Furkân 25/1-2

"Bütün alemlere bir uyarıcı olsun diye kuluna Furkân'ı indiren Allah'ın şanı yücedir."
Furkân-1

" O ki, bütün göklerin ve yerin mülkü O'nun. O hiçbir çocuk edinmedi, mülkte hiçbir ortağı da yoktur. Her şeyi yaratıp sonra onları bir ölçüye göre takdir etmiştir."
Furkân-2

Hadid 57/ 22,23

"Yeryüzünde olan ve kendinizde meydana gelen hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce bir kitapda yazılmış olmasın. Şüphesiz bu Allah'a göre kolaydır."
Hadid-22

"Şunun için ki, kaybettiğinize üzülmeyesiniz ve Allah'ın size verdiğine de güvenmeyesiniz! Allah çok övünen ve kendini beğenen hiçbir kimseyi sevmez."
Hadid-23

Tevbe 9/51

"De ki: "Hiçbir zaman bize, Allah'ın bizim için yazdığından başkası isabet etmez. O bizim mevlamızdır. Onun için mü'minler yalnızca Allah'a tevekkül etsinler."
Tevbe-51

Teğabun 64/11

"Allah'ın izni olmayınca hiçbir musibet başa gelmez. Her kim de Allah'a iman ederse O, onun kalbine hidayet verir ve Allah her şeyi bilir."
Teğabun-11

İnsan 76/30

"Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Şüphesiz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir."
İnsân-30

Kader Hakkında Hadisler

(Abdullah b. Ömer anlatıyor):

Bana babam Ömer b. el-Hattab şunları anlattı:

Bir gün biz Resûllullah'ın (sav) yanındayken bembeyaz elbiseli, simsiyah saçlı bir adam çıkageldi. Üzerinde yolculuğa dair hiçbir belirti yoktu ve bizden de kimse onu tanımıyordu. Peygamber'in yanına oturdu ve dizlerini onun dizlerine yaslayıp ellerini onun uyluklarının üzerine koydu...
"Bana iman hakkında bilgi ver." dedi.

Resûllullah şöyle buyurdu:

"Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine ve âhiret gününe iman etmendir. Keza hayrı ve şerriyle kadere inanmandır."
(M93 Müslim, Îmân, 1)

Tâvus aracılığıyla... Abdullah b. Ömer'den nakledildiğine göre, Allah Resûlu (sav) şöyle buyurmuştur:
"Her şey bir kadere (ölçü ve plana) göredir."
(M6751 Müslim, Kader 18; MU1629 Muvatta', Kader, 1)

Hz. Ali'den rivayet edildiğine göre...,

Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:

"Sizden hiçbir kimse ve hiçbir canlı yoktur ki cennet ve cehennemdeki yeri ile saîd (mutlu) veya şakî (bedbaht) olduğu yazılmış olmasın..."
(B1362 Buhârî, Cenâiz, 82; Müslim, Kader, 1)

Ömer b. Hattâb, (kendisine "Hani Rabbin (ezelde) Âdemoğullarının sulblerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine şahit tutarak, "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?"
demişti. Onlar da, 'Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin)'. demişlerdi. Böyle yapmamız kıyamet günü, 'Biz bundan habersizdik'. dememeniz içindir." (A'raf, 7/172) âyetinin anlamı sorulduğunda) şöyle demiştir:

"Bu âyet Allah Resûlü'ne (sav) de sorulmuş ve o (sav) şu açıklamayı yapmıştı: 'Allah Teâlâ Âdem'i yarattı. Sonra kudret (eli) ile sırtını sıvazladı ve ondan bir nesil çıkarttı. 'Bunlar cennet için yarattım. Cennetliklerin amelini işleyecekler.' dedi. Sonra Âdem'in sırtını sıvazlayıp bir nesil daha çıkarttı. 'Bunlar cehennem için yarattım. Cehennemliklerin amelini işleyecekler.' dedi. 'Bu sırada birisi, 'Ya Resûllullah, bu durumda amelin ne anlamı kalır?" diye sordu.
Allah Resûlü, 'Allah, kulunu cennet için yarattığında, ona, cennetliklerin ameli üzere ölünceye kadar cennetlik ameli işletir. Sonra onu cennete koyar. Kulunu cehennem için yarattığında ona, cehennemliklerin ameli üzere ölünceye kadar cehennemlik ameli işletir. Sonra onu cehenneme koyar.' buturdu."
(MU1627 Muvatta', Kader, 1)

Abdullah b. Abbâs, bir gün aynı binit üzerinde Allah Resûlü'nün (sav) arkasındayken onun kendisine şöyle dediğini anlattı:
"Delikanlı! Sana bazı şeyler öğreteceğim. Allah'ı gözet ki Allah da seni gözetsin. Allah'ı gözet ki Allah'ı (daima) yanında bulasın. Bir şey istediğinde Allah'tan iste! Yardıma muhtaç olduğunda Allah'tan yardım dile! Şunu bil ki bütün insanlar sana fayda vermek için toplansa Allah'ın takdiri dışında sana fayda veremezler. Ve yine bütün insanlar sana zarar vermek için toplansa Allah'ın takdiri dışında sana hiçbir şeyde zarar veremezler. Bu konuda kalemler kaldırılmış (karar verilmiş), sayfalar kurumuştur (hüküm kesinleşmiştir)."
(HM2669 İbn Hanbel, I, 293; T2516 Tirmizî, Sıfatü'l-kıyâme, 59)

Ebû Huzâme'nin rivayet ettiğine göre, babası Allah Resûlü'ne şöyle sormuştur:

"Ey Allah'ın Resûlü! Şifa niyetiyle yaptığımız okumalar, tedavi olduğumuz ilaçlar ve korunma tedbirleri, Allah'ın takdirinden bir şeyi geri çevirir mi?"
Resûllullah (sav),
"Onlar da Allah'ın takdiridir." buyurmuştur.
(T2065 Tirmizî, Tıb 1.)

Kader Hakkında Ayetler ve Hadisler İle İlgili Açıklamalar

Peygamberimiz, Abdullah b. Ömer'in naklettiği şu hadisinde bu ilâhî belirlemeye işaret ediyor olmalıdır:

"Her şey bir kadere (ölçü ve plana) göredir."

(M6751 Müslim, Kader, 18; MU1629 Muvatta', Kader, 1.)

"Gerçekten biz her şeyi bir kadere (plana ve ölçüye) göre yarattık."
Kamer, 54/49.

Âyeti, iyi kötü, acı tatlı, canlı cansız, faydalı faydasız her ne varsa Allah'ın bilmesi, dilemesi, kudreti, takdiri ve yaratması ile meydana geldiği gerçeğinin bir başka ifadesidir. İlim, kudret, irade ve hikmet sahibi bir yaratıcı tarafından yaratıldığı için evrende, kaos değil kader yani ölçü, denge ve düzen hâkimdir.

"O, göğü yükseltti ve mizanı (dengeyi) koydu"
Rahman, 55/7

"Rahmân'ın yaratmasında hiçbir düzensizlik ve kusur göremezsin."
Mülk, 67/3

Âyetleri de bu denge ve düzeni vurgulamaktadır. Evrenin işleyişi belli yasalar çerçevesinde gerçekleşmektedir. Her şeyi yoktan var etme, sebepsiz yaratma kudretine sahip olan Allah, kâinatta vuku bulan şeyleri sebep sonuç ilişkisi içerisinde yaratmayı dilemiştir. Böylece akıl sahipleriin yaratılıştaki hikmet ve gerçekleri daha rahat kavramasını murad etmiş olabilir.

Kader anlayışı sadece insan eylemlerini değil genel olarak Allah ve varlık, özel olarak Allah ve insan ilişkilerine dair tasavvuru da kapsar. Mümin her hadisede Allah'ın varlığının işaretini görür. Allah'ın, her varlık ve oluşta her zamanda ve mekânda mutlak tasarruf sahibi olduğuna inanır. İşte kaderin imana konu olması da burada anlam kazanmaktadır. Hz. Ömer'den rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber (sav) kendisine,

"Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine ve âhiret gününe iman etmendir. (Aynı şekilde) hayrı ve şerriyle kadere inanmandır."
(M93 Müslim, Îmân, 1)

Resûl-i Ekrem, Allah'ın istemesi dışında hiçbir şeyin gerçekleşmeyeceğini, sadece Allah'tan istenmesi gerektiğini söyleyerek haddizatında her şeyin sahibinin Allah olduğu hakikatini kalplere yerleştirmeyi arzulamıştır. Aynı hakikati ifade eden pek çok âyetten birinde,

"Eğer Allah sana herhangi bir zarar verecek olursa bil ki, onu O'ndan başka gönderebilecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse O'nun lütfunu engelleyebilecek de yoktur." buyrulmuştur.
Yûnus, 10/107

Buna göre Allah, sahip olduğu mülkte insanlara hareket alanı bahşetmiş ve belli ölçüde tasarruf imkânı vermiştir.

İçinde insan unsurunun olduğu, insan eliyle ortaya çıkan ancak insanı aşan pek çok hususun varlığı bilinmektedir. Genetik yapı, çocukların cinsiyeti gibi konular, sebep sonuç içerisinde cereyan eden bir kısım olayları insanın kontrol edemediğini göstermektedir. İnsan kendi irade ve gücünü aşan bu gibi durumlarda âdeta aşkın bir kaderin varlığını hisseder ve kabullenir. Aynı zamanda bütün bu gerçekleşenleri Allah ezelde bilmektedir.

Hadiste yer alan,

"Kalemlerin kaldırması ve sahifelerin kuruması (kararın verilip, hükmün kesinleşmesi)",

vuku bulacak hiçbir şeyin bu ilâhî bilginin dışında kalmayacağını, her ne meydana gelecekse onun ezelde bilindiği ve kaydedildiği, dolayısıyla yeni bir şeyin yazılmasının söz konusu olmayacağı anlamında olsa gerektir. Biz daha yaratılmadan önce ne yaşayacağımızı en ince teferruatına kadar bilen, Allah, tercihimizi ne tarafa kullanacağımızı bu ezelî ve ebedî ilmiyle bilmektedir. Bu bakımdan ilâhî ezelî bilgi, meydana gelecek hadiselere önceden bir müdahele değildir. Nitekim Kur'an'da konuyla ilgili olarak şöyle buyrulmaktadır:

"Yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce, bir kitapta yazılmış olmasın."
Hadid, 57/22

"Hz. Peygamber, her fırsatta insanlara bu dünyaya imtihan için gönderildiklerini hatırlatmıştır. İnsanların bu noktaya odaklanmalarını, bir bakıma tasavvurları aşan kader meselesine dalmamalarını istemiştir."
İM84 İbn Mâce, Sünnet, 10.

Allah Resûlü, her türlü tedbiri alarak insanın fiillerinde irade sahibi olduğunu gösterir, fakat aynı zamanda,

"Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" (Allah'tan gayrı güç ve kuvvet yoktur!)"
(M6868 Müslim, Zikir, 47.)

diyerek güç ve kudreti Allah'a nispet etmeyi tavsiye ederdi.

Kısaca "Mâşallah" olarak bilinen,

"Allah'ın dilediği olur, dilemediği de olmaz."

demeyi de yüce Elçi duasında zikrederdi.

(D5075 Ebû Dâvûd, Edeb, 100-101)

Kaderin anlaşılması sorunu, Allah'ın iradesinin her şeyi kuşatması yanında insanın irade özgürlüğünün imkân ve sınırının ne olduğu meselesine dayanmaktadır. Kader, ancak insanın yeryüzüne bir imtihan için gönderildiği gerçeği esas alınarak anlaşılabilir. İradesi ve seçme özgürlüğü olmayan bir kişinin denenmesinden bahsedilmeyeceğine göre, insanın sorumlu varlık olmasını mümkün kılan, bu yönünü doğrudan kısıtlamayan üst bir planlamanın olduğu düşünülmelidir. Buna göre insanın bütün tercihleri her hâlükârda bu kaderin içerisindedir ve hiçbir şekilde Allah'ın irade ve kudretinden bağımsız değildir.

Hz. Ömer'in Ebû Ubeyde'ye güzel bir temsille, develerini otlatmak için önündeki vadinin kıraç ve otlu yamaçlarından herhangi birini tercih ettiğinde her hâlükârda Allah'ın kaderinin içinde hareket etmiş olacağını söylemesi, işte bu anlayışın ürünüdür.

Hz. Ömer diyor ki;

"Ey Ebû Ubeyde! Ben Allah'ın kaderinden, yine Allah'ın bir başka kaderine kaçıyorum."

Ebû Huzâme'nin rivayet ettiğine göre, babası Allah Resûlü'ne şöyle sormuştur:

"Ey Allah'ın Resûlü! Şifa niyetiyle yaptığımız okumalar, tedavi olduğumuz ilaçlar ve korunma tedbirleri, Allah'ın takdirinden bir şeyi geri çevirir mi?"
Resûllullah (sav),

"Onlar da Allah'ın kaderindedir." şeklinde cevap vermiştir.

Hicrî birinci asrın kader tartışmalarıns ışık tutan bu rivayet, yapılan duaların, alınacak tedbirlerin de haddizatında kaderin içinde olduğunu vurgulamaktadır. Kaderde asla bir değişiklik olmaz. Bu sebeplere bağlı olarak sonradan değişikliğe uğrayan her şey zaten kaderin içindedir, yani ezelî bilgi ve takdir çerçevesinde gerçekleşmiştir.

Selmân-i Fârisî'nin Hz. Peygamber'den naklettiği şu hadisi de bu çerçevede anlamak gerekir.

"Kazayı ancak dua değiştirebilir, ömrü yalnız iyilik uzatır."
(T2139 Tirmizî, Kader, 6.)

Bu hadiste duanın insan hayatındaki büyük tesirine dikkat çekilmektedir. Aynı şekilde "iyiliğin ömrüne kattığı nitelik ve bereket vurgulamaktadır. Kulun duası, bu duanın neticesi bütünüyle kaderin içindedir. Asıl olan insanın dua ile kulluk bilincini tazelemesi ve Allah'ın her an yaratma hâlinde olduğunu"
idrak etmesi ve O'na dayanmasıdır.

(Rahmân, 55/29)

Peygamberimize öğretilen şu dua Allah'ın kudret ve iradesine sığınmanın, kaderi idrak etmenin bir göstergesidir:

"De ki: Rabbim! (Gireceğim yere) doğruluk ve esenlik içinde girmemi sağla. (Çıkacağım yerden de) beni doğruluk ve esenlik içinde çıkar. Katından bana yardımcı bir kuvvet ver."

İsrâ, 17/80

Kader Hakkında Sözler

"Beşer zulmeder ama kader adalet eder."
(Bediüzzaman)

"Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır. Ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardır."
(Sezai Karakoç)

"Eğer Allah seni bana yazmışsa, benden kaçışın yok! Lakin kader seni benden almışsa, ağlamaya lüzum yok."
(Şems-i Tebrizî)

"Olduğu kadar, olmadığı kaderdir."
(Şems)

"Kadere iman eden, kederden emin olur."
(Said Nursi)

"Kader konuşunca, insan susar."
(Beydeba)

"Kader gayrete aşıktır."
(Muhyiddin İbn-i Arabi)

"Nar taneleri tek tek kabuğuna yerleştiren kudret, seni de hangi gönüle yerleştireceğini bilir! Tasalanma.."
(Mevlana)

Hz. Ömer diyor ki;

"Ey Ebû Ubeyde! Ben Allah'ın kaderinden, yine Allah'ın bir başka kaderine kaçıyorum."

Es-Selamu Aleyküm ve Rahmetullah.

Ebeden Daima....

Dualarınızı Eksik Etmeyiniz....

 


Bir cevap yazın