Kâbe, Kâbe'nin İsimleri ve Kâbe'nin Özellikleri

Kâbe

"Kime ki Kâbe nasip olsa Hüdâ rahmet eder. Her kişi hânesine sevdiğin davet eder"
(Nahîfî)

Mekke'de Mescid-i Harâm'ın ortasında yer alan Kâbe sözlükte "dört köşeli, küp şeklinde nesne" demektir. Kur'an'ı Kerim'de iki defa zikredilen Kâbe adının yanında bu kutsal mâbed için "beyt" (ev), "beytullah" (Allah'ın evi), "el-beytü'l-atîk" (en eski ev), "el-beytü'l-mamûr" (mâmûr ev), "el-beytü'l-harâm" ve "el-beytü'l-muharrem" (korunmuş, dokunulmaz, saygı duyulan ev) isimleri de kullanılır. Bunların dışında pek çok adın verildiği Kâbe için tarih boyunca ve Türk kültüründe "yüce tutulan, saygı gösterilen" anlamındaki sıfatla birlikte "Kâbe-i Muazzama" terkibi en çok tercih edilen isim olarak öne çıkar.

Dünyanın kendi etrafında dönüşü gibi insanlar yaptıkları tavafla Kâbe'nin etrafında, melekler de semada Beytülma'mûr'un etrafında dönerler. Hz. Peygamber'e mi'rac sırasında gösterilen Beytülma'mûr, yedinci semada, bir gelen bir daha gelmemek üzere her gün 70.000 meleğin ziyaret edip ibadette bulunduğu bir mâbeddir.
(Buhârî, "Bed'ül-halk", 6; Müslim, "Îmân", 259, 264; Müsned, III, 149, 153; IV, 207-210).

"Hacılar bedeniyle Kâbe'yi tavaf eder, bekâ ister. Muhabbet ehli kalbiyle arşı tavaf eder, likâ ister."

Kâbe'nin merkezinden dört köşesine (rükn) çekilecek hatlar yaklaşık olarak dört ana coğrafî yönü gösteren köşeye Rüknühacerülesved, güneyi gösteren köşeye Rüknülyemânî, batıyı gösteren köşeye Rüknülgarbî (Rüknüşâmî), kuzeyi gösteren köşeye de Rüknülırâkî denilir. Resûl-i Ekrem, Rüknülyemânî ile Hacerülesved'i istilâm etmiş ve bazen de elini sürerek öpmüş ve "Rüknülyemânî ve Hacereülesved'e dokunmak günahları siler" buyurmuştur
(Müsned, II, 11, 89; San'ânî, V, 29).

Kâbe'nin merkezinden duvarların ortasına çizilecek dikey çizgiler de yaklaşık olarak kuzeydoğu, kuzeybatı, güneydoğu, güneybatı yönlerini gösterir.

Kâbe'nin ilk defa ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı hususunda ihtilâf vardır.

"Şüphesiz âlemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk ev-mâbed- Mekke'dekidir" (Âl-i İmrân 3/96) meâlindeki âyet ile Hz. İbrâhim'in Mekke'deki faaliyetleri ve haccı ilân etmesiyle ilgili âyetler (el-Hac 22/26-29), Kâbe'nin Hz. İbrâhim'den önce mevcut olduğuna işaret etmektedir. Hz. İbrâhim oğlu İsmâil ile birlikte Kâbe'yi harçsız olarak üst üste konulan taşlardan, biri şimdiki kapının yerinde diğeri onun karşısında olmak üzere yer hizasında iki kapılı ve üstü açık olarak inşa etmişti.

Kâbe'nin Hz. İbrâhim'den sonra kaç defa tamir veya inşa edildiği hususunda kesin bilgiler yoksa da bu faaliyetler içerisinde en dikkat çekeni, Mekke ve Kâbe tarihi açısından olduğu kadar Hz. Peygamber'in şahsiyeti açısından da büyük ehemmiyet taşıyanı 605 yılında Kureyş tarafından gerçekleştirilenidir. Hz. Muhammed amcası Abbas ile birlikte taş taşıyarak bu faaliyete bizzat katılmış ve Hâcerülesved'i yerine koyma şerefini paylaşamayan Kureyş kabileleri arasında hakemlik yaparak muhtemel bir çatışmayı önlemişti. Daha sonra Abdullah b. Zübeyr'in halifeliğini ilân etmesi üzerine Emevî ordusunun Mekke'ye saldırısı sırasında (64/683) Kâbe tahrip olduğundan Abdullah b. Zübeyr yeniden inşa ettirmiş, bu sırada Kureyş'in tamirinden önceki hali gibi Hicr'i Kâbe'ye dahil etmiş ve mevcut kapının tam karşısına ikinci bir kapı açtırmıştı. Bundan bir süre sonra şehre gelen Emevî Valisi Haccâc, Halife Abdülmelik b. Mervân'ın onayı ile Kâbe'de bazı değişikler yaparak Hicr'i tekrar dışarıda bıraktı ve ikinci kapıyı da kapattırdı.

XVII. yüzyıla gelinceye kadar bazı tamirler dışında önemli bir imar faaliyetine ihtiyaç duyulmamıştır. Bu yüzyılda önce I. Ahmed zamanında kapsamlı bir onarım yapılmış (1612); IV. Murad zamanında şiddetli sel ve fırtınaya mâruz kalan Kâbe'nim duvarda taşlar arasında bulunan açıklıklar giderilmiştir.

Yaklaşık 1, 5 m. genişliğindeki temeller üzerine inşa edilen Kâbe'nin dıştan dışa 10,70 × 12m. ölçüsünde ve 15 m. yüksekliğinde olan duvarları 1,25 m. kalınlığında olup, dış yüzlerinde Mekke'nin çevresindeki dağlardan getirilen bazalt parçalardan oluşan değişik boyutlarda 1614 adet taş yer alırm Değişik zamanlarda bu taşlar hiçbir zaman kullanılamaz hale gelmeden değiştirilmemiş ve taşlar numaralandırılarak tekrar yerlerine konmuştur.

İçi dört köşe bir oda görünümünde olan Kâbe'nin Rüknülırâkî köşesinde dama çıkılan merdiven ve önünde "tövbe kapısı" adı verilen bir kapı yer alır. Taban mermer döşeli, duvarlar 2 m. yüksekliğe kadar mermer kaplamalıdır. Yapılan onarımlar ve yeniden inşalarla ilgili olarak batı duvarına beş, doğu ve kuzey duvarlarına birer kitâbe yerleştirilmiştir. Tabanın ortasında, Abdullah b. Zübeyr zamanından kalma güney-kuzey yönünde dizilmiş üç sütun direk vardır. Tavan ve duvarlar, yukarıdan mermer kaplamalara kadar inen çepeçevre kırmızı atlastan yapılmış bir perde ile örtülüdür. Tavan ile dam arasında 1,33 m. yüksekliğinde bir açıklık vardır. Kâbe'nin içerisine girilince merdiven sağ tarafında bulunur. Kâbe'nin üzerine çıkılan bu kırk sekiz basamak ve sekiz sahanlığı bulunan merdiven Rüknüşşâmî'nin karşısında dörtgen bir şekil arzeder. Beytullah'ın iç zeminine döşenen mermerler otuz altı adet olup beyaz, kırmızı ve yeşilden müteşekkildir. Bunlardan dört adedi yeşil olup Kâbe'nin iki duvarı ile direkler arasındadır. Kâbe kapısının eşiğine döşenmiş yeşil ve kırmızı renkte iki adet mermer daha bulunmaktadır.

Resûl-i Ekrem Mekke'nin fethini muteakip, Kâbe'nin içinde yer alan şirk âlâmetlerinin ortadan kaldırılmasından sonra içine girerek iki rek'at namaz kılmıştır.
(Buhârî, "Salat", 81; "Hac", 51-52; Müslim, "Hac", 388-389).

Aynı uygulamayı Veda haccında da tekrarlamış ve "Kâbe'ye giren kimse günahları bağışlanmış olarak çıkar" buyurmuştur
(Taberanî, XI, 142. 160-161).

Bazı rivayetlerde ise, Resûl-i Ekrem Kâbe'ye girerek Allah'a hamd ve senâda bulunduğu, duvarlarına alnını ve yanağını sürdüğü, dua ve istiğfar ettiği, her köşesine giderek tekbir, tehlil ve tesbihte bulunduktan sonra namaz kılmadan dışarı çıkıp Kâbe'nin ön tarafında iki rek'at namaz kıldığı ve "bu kıbledir" dediği nakledilmektedir
(Buhârî, "Hac", 54; "Megâzî, 48; Nesâî, "Hac", 130, 133).

Hz. Peygamber şöyle buyurur:

"Semanın kapılarının açıldığı ve duaların kabul edildiği dört zaman vardır. Bunlar, müminlerin Allah yolunda düşmanla karşılaştıkları, yağmurun yağdığı, namaz kılındığı ve Kâbe'nin görüldüğü anlardır"
(Taberânî, VIII, 169, 171; Beyhakî, III, 360).

Diğer bir hadisinde de;

"Allah bu ev için hergün 120 adet rahmet indirir. Bunun altmışı tavaf edenler, kırkı namaz kılanlar, yirmisi de ona bakanlar içindir" buyurmuştur
(Heysemî, III, 292).

Es-Selamu Aleyküm ve Rahmetullah

Ebeden Daima...

Dualarınızı Eksik Etmeyiniz...

 


Bir cevap yazın