İtikâf Nedir? İtikâf İbadeti Nasıl Yapılır?

İtikâf

Ramazan'da Nefis Muhasebesi

İtikâf İle İlgili Hadisler

"Peygamberimizin eşi Hz. Âişe'nin (ra) naklettiğine göre, Hz. Peygamber (sav) vefat edinceye kadar Ramazan'ın son on gününde itikâfa girerdi."
(B2026 Buhârî, İ'tikâf 1)

Hz. Âişe şöyle demiştir:

"Resûlullah (sav), (Ramazan'ın) son on gününde, (ibadet hususunda) başka zamanlarda göstermediği gayreti gösterirdi."
(M2788 Müslim, İ'tikâf, 8)

Hz. Âişe şöyle demiştir:

"Resûlullah (sav), Ramazan'ın son on gününde itikâfa girer ve 'Kadir gecesini Ramazan'ın son on gününde arayın.' derdi."
(B2020 Buhârî, Fadlü leyleti'l-kadr, 3)

İbn Abbâs'tan rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sav) itikâftaki kimse için şöyle buyurmuştur:

"O günahlardan uzak kalır ve kendisine (hayatın içinde) tüm iyilikleri yapan kimse gibi iyilikler yazılır."
(İM1781 İbn Mâce, Sıyâm, 67)

İtikâf İbadeti

"Mübarek Ramazan ayı... Mescid-i Nebevî'nin içinde Ravza-i Mutahhara'daki Tevbe Sûtunu'nun arkasına atılmış basit bir yaygı ve yatak... Üzerine kurulmuş küçük bir çadır... Hemde keçeden yapılma bir Türk çadırı (KubbeTürkiye)... Çadırın ağzında mütevazı bir hasır... Ve hasırın arkasında Rahmet Elçisi... İtikâfa girmiş ve Rabbiyle halvete çekilmiş..."

(M2771 Müslim, Sıyâm, 215; İM1774 İbn Mâce, Sıyâm, 61

"Sahâbeden Ebû Saîd el-Hudrî'nin anlattığına göre,

"Resûlullah (sav) önceleri Ramazan'ın ilk on gününde itikâfa girerdi. Sonra ortasındaki on günde itikâfa girmeye başladı. Yirminci gece geçip de yirmi birinci geceyi karşıladığı zaman evine dönerdi. Onunla birlikte itikâfa girenler de evlerine giderdi. Ancak bir Ramazan ayında, evine dönmeyi itiyat edindiği gece mescitte kaldı. Bir ara, hasırı eliyle tutarak çadırın bir tarafına çekti. Sonra başını dışarı çıkararak cemaate şöyle seslendi:
"Ben, o Kadir gecesini aramak üzere Ramazan'ın ilk on gününde itikâfa girmiştim, sonradan ayın ortasındaki on günde itikâf yapmaya başladım. Ardından bana bu gecenin son on günde olduğu söylendi. Dolayısıyla sizden itikâfa girmek isteyen (tekrar) girsin!" Bunun üzerine cemaat de onunla birlikte itikâfa girdiler.

Resûlullah (sav),

" Bana, Kadir gecesi, tek sayılı (21, 23, 25, 27, 29) ve sabahında çamurlu su içine secde edeceğim bir gece olarak gösterildi." buyurdu.

"Yirmi birinci gecenin sabahı namaza kalktılarında gökyüzünde tek bir bulut dahi yoktu. Derken bir bulut geldi ve birden yağmur yağmaya ve mescitte sular akmaya başladı."

( M2772 Müslim, Sıyâm, 216)

Ebû Saîd el-Hudrî,

"Hz. Peygamber'in bahsettiği çamurlu suyu gözleriyle gördü. Resûlullah (sav) sabah namazını kıldırdıktan sonra alnında ve burnunun ucunda çamurlu su vardı. Anladı ki, o gece (Kadir gecesi), son on günün yirmi birinci gecesi imiş."
( M2769 Müslim, Sıyâm, 213; M2771 Müslim, Sıyâm, 215.)

İtikâf Nedir?

"İtikâf, alıkoymak, hapsetmek, bir yerde kalmak anlamına gelir ve kişinin sıradan davranışlardan uzaklaşarak, ibadet amacıyla belli bir süre mescitte kalması demektir.

İtikâf yapmak, kökleri Hz. İbrâhim zamanına kadar giden bir ibadet çeşididir. Yüce Allah, Hz. İbrâhim ile oğlu İsmâil'e, tavaf edecekler, orada ibadete kapanacaklar (İtikâfa girecekler) rükû ve secde edenler için Beyt'i temizlemelerini emretmişti."
(M2769 Müslim, Sıyâm, 213; M2771 Müslim, Sıyâm 216.)

"İtikâf geleneği, câhiliye döneminde de bilinmekteydi. Nitekim Hz. Ömer, henüz İslâm'a girmeden önce Mescid-i Harâm'da itikâfa gireceğine dair adakta bulunmuştu. Müslüman olduktan sonra bunu Hz. Peygamber'e sormuş, o da adağını yerine getirmesini söylemişti."

(B3144 Buhârî, Farzu'l-humus, 19; M4292 Müslim, Eymân, 27.)

"Ramazan ayı ve oruçtan söz eden âyette, İtikâf girildiği günlerde eşlerle cinsel ilişki yasaklanmaktadır."
Bakara, 2/187

"Bu âyet, Hz. Peygamber'in hayatında mühim bir yer tutan itikâf uygulamasının, vahiy tarafından onaylanması bakımından önem arz etmektedir. Zira Resûlullah (sav), vefat edinceye kadar Ramazan ayının son on gününü çoğunlukla itikâf ederek geçirmiş."

( B2026 Buhârî, İ'tikâf, 1; M22784 Müslim, İ'tikâf, 5.)

"Vefat ettiği yıl ise yirmi gün itikâfta kalmıştı."
(B2044 Buhârî, İ'tikâf, 17.)

" O sene Hz. Peygamber'i böyle yapmaya sevk eden sebep, ya vefat edeceği yıl Kur'an'ı Cebrail'e iki kez arz etmesi ya da yolculuk nedeniyle önceki yıl yapamadığı itikâfinı kaza etmesiydi."
(İF4/285 İbn Hacer, Fethu'l-bârî, IV, 285; İM1770 İbn Mâce, Sıyâm, 58; T803 Tirmizî, Savm, 79.)

İtikaf Fazileti

"Zaten itikâf süresince Peygamberimizin bir çadırın içine sığınmasının amacı, onu tamamen Kur'an'a, tefekküre ve ibadete yoğunlaşması, mescit içindeki insanların gelip geçmesi ve görülmesi sebebiyle huşûunun bozulmaması, dikkatin dağılmaması idi. Nitekim bir defasında Resûlullah (sav) itikâfta kendi çadırındayken bazı kişilerin seslice Kur'an okuduğunu işitince çadırın perdesini açıp onlara,
"Dikkat edin! Hepiniz Rabbinizle konuşuyorsunuz. Birbirinizi rahatsız etmeyin! Kur'an okurken ya da namazda seslerinizi fazla yükseltmeyin!" uyarısında bulunmuştu."
(HM11918 İbn Hanbel, III, 94; D1332 Ebû Dâvûd, Tatavvu', 25.)

"İtikâf ibadetine Hz. Peygamber kadar hanımları ve ashâbı da önem vermişti. Hatta Resûlullah'ın vefatından sonra hanımları itikâf geleneğini sürdürmüşlerdi."
(M2784 Müslim, İ'tikâf, 5; D2462 Ebû Dâvûd, Sıyâm, 77.)

"Nafile bir ibadet olmasına rağmen ashâbdan da itikâf yapmaya gayret gösterenler olmuştu."

"Resûlullah (sav), (Ramazan'ın) son on gününde, (ibadet hususunda) başka zamanlarda göstermediği gayreti gösterirdi."
(M2788 Müslim, İ'tikâf, 8)

Hz. Âişe'nin söylediğine göre,

"Resûlullah (sav) itikâfa gireceği vakit, Ramazan'ın son on gününün ilk gecesinden önceki sabah namazını kılar ve itikâf yerine girerdi."
M2785 Müslim, İ'tikâf, T791 Tirmizi, Savm, 71.)

"Kendisi bu değerli zaman dilimini ihya ettiği gibi, ailesinin de aynı feyiz ve bereketten faydalanmasını ister ve geceleri aile fertlerini ibadet için uyandırırdı."

(B2024 Buhârî, Fadlü leyleti'l-kadr, 5; M2787 Müslim, İ'tikâf, 7

"Allah Resûlü'nün itikâf için gösterdiği bu hassasiyetin ardından yatan sebep, bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilen Kadir gecesini ihya etme düşüncesiydi. Resûl-i Ekrem, son on günü itikâfta geçirmekle, âdeta bu kadirli geceyi, gece gündüz ibadetle, tefekkürle geçirmek istemesiydi. Nitekim Cebrail (as) tarafından Kadir gecesinin Ramazan'ın son on gününde olduğu kendisine bildirilene kadar Hz. Peygamber, önce Ramazan'ın ilk on gününde, sonra ortasındaki on günde itikâfa girmişti. Ancak her defasında Cebrail (as), " Aradığın şey önünde (ki günlerde) dir." diye uyararak nihayetinde onu son on günde itikâfa girmeye sevk etmişti."
(B813 Buhârî, Ezân, 135.)

"Resûlullah bundan böyle Ramazan'ın son on günü itikâf edeceği yere çekilmiş ve ashâbına da Kadir gecesini, Ramazan'ın son on gününde aramalarını söylemişti."

"İtikâf, insanlardan uzaklaşarak köşeye çekilme, toplum hayatından kaçıp tek başına yaşama hâli ve uzlet değildir. Dış dünyayla bütün bağlarını keserek Rabbine kulluk için insanın kendi içine kapanması, kendini Allah'a adayıp dünya işlerinden el çekme şeklinde tanımlanan bir inziva hâli de değildi. Zira yukardaki rivayetlerde açıkça görüldüğü üzere, Allah Resûlü, Medine'nin merkezi olan mescitte, bütün ashâbının arasında girmiştir itikâfa. Ve bu itikâf hâlinde de insanlarla olan ilişkilerini koparmamış, onlarla görüşüp konuşmuş, beşerî ilişkilerini sürdürmüştü.

Aynı şekilde itikâf bir çeşit ruhbanlık de değildir. İbadet kastıyla da olsa, kişinin evlenmemesi, dünyadan el etek çekmesi gibi bir tavır İslâm'da zaten yasaklanmıştır."

(Hadîd, 57/27; T1082 Tirmizî, Nikâh, 2; N3215 Nesâî, Nikâh, 4.)

"Kolay hanîf diniyle gönderildiğini" ifade eden Allah Resûlü, "bazı sahâbilerde gördüğü ve ruhbanlığı çağrıştıran eğilimleri derhâl yasaklamış."
( HM22647 İbn Hanbel, V, 266.)
(B5063 Buhârî, Nikâh, 1.)

"Kendisini de itikâf halinde iken eşleri ile olan sosyal ilişkilerini devam ettirmiştir. Nitekim Resûlullah (sav) itikâfta iken mescide bitişik olan odasından başını sevgili eşi Âişe'ye uzatır, o da onun saçlarını tarardı. Tuvalet ihtiyacı için itikâf ettiği yerden çıkar eve girerdi."

(M684 Müslim, Hayız, 6; T804 Tirmizî, Savm, 80.)

"Allah'a tam bir teslimiyet içerisinde ibadet ve taatte bulunmak amacıyla zamanın belirli bir kısmını ayırması ve bu esnada meşru bile olsa her türlü nefsanî ve şehevî arzulardan uzak durması, kişinin mânen olgunlaşması için önemli vesilelerden biridir. Zorunlu ibadetlerin yanı sıra nafile ibadetler de bu konuda önem taşımakta, dinî duyguve düşüncenin yoğun bir şekilde yaşandığı ve mümkün olduğu ölçüde maddî ilgilerden uzaklaşarak Yüce Yaratıcı'ya yönelmeyi sağlayan bir ortam insana derin bir mânevî ufuk ve imkân sunmaktadır."

( İ'tikaf' , DİA, XXIII, 458.)

Nitekim Allah Resûlü, bu imkânı en güzel şekilde değerlendirerek itikâfa verdiği önemi ümmetine göstermiş ve itikâfa giren kimsenin kazancını şöyle ifade etmiştir:

"O günahlardan uzak kalır ve kendisine (hayatın içinde) tüm iyilikleri yapan kimse gibi iyilikler yazılır."

( IM1781 İbn Mâce, Sıyâm, 67.)

Sünnet bir nafile ibadet olan itikâf ibadeti başladı.

Kaynak: Hadislerle İslâm

Hayırlı Ramazanlar...

 


Bir cevap yazın