İslam Edeplerinden Seçmeler-3: Selâm Verme/Alma Adabı

A. Giriş

Istılahta/dini anlamda (edep kelimesinin çoğulu olan) adap; İslam dininin her Müslüman için gerekli gördüğü bir ahlak sınıfıdır/kurallar manzumesidir. Adap insanı/kulu iyiliğe, hayra ve güzelliğe ulaştırması dolayısıyla da ideal/ refah seviyesi yüksek toplum mertebesini yakalayabilmek bakımından her kişi-toplum hatta devlet için önem arz eder. Zira adap, gelenek-görgü kuralları olarak içtimai hayatı tanzim eden yazılı olmayan hukuk normudur. Bu kurallar zamanla gelişir, yerleşiklik kazanır. Bunlar kuşaktan kuşağa sosyalleşme yoluyla öğretilir-aktarılır.

Tasavvufta da önemli bir yer tutan edep, nefsin terbiye sürecinde (seyr-i sülukte) olmazsa olmazdır. Tasavvuf baştan başa edeptir, edebi gözetmeyen Allah-ü Teâlâya kavuşamaz. Çünkü edep, haddini bilmektir; nerede nasıl davranacağını bilmektir, edep evvela kendini bilmektir. Öyle diyor ya Yunus Emre:

Girdim ilim meclisine, eyledim kıldım talep,

Dediler ilim geride, illa edep illa edep”

Bireyi/kendimizi-ailemizi ve dolayısıyla toplumumuzu ıslah etmenin yolları elbette ki İslam’ın edeplerinden geçer. Bu sebeple seri halinde yazmayı/yayınlamayı planladığımız ‘İslam edeplerinden seçmeler’ çalışmasında tarihimizden/dinimizden örneklerle-açıklamalarla kısaca bahsetmeye gayret edeceğiz.

B. İslam Edeplerinden Seçmeler-3: Selâm Verme/Alma Adabı

Yüce Allah, Kitab-ı Kadim Kuran-ı Kerîm’de buyuruyor ki: “…Size selâm verildiğinde, siz de ondan daha güzeliyle selâm verin veya aynisiyle karşılık verin. Şüphesiz ki Allah her şeyin hesabını sorucudur…” (Nisa Suresi 86. Ayet)

Çoğu din alimlerimize göre selâm vermek sünnet, almak ise vaciptir. Bu hükme yukarıda yer verdiğimiz ayet mealindeki ‘selâm verin/karşılık verin’ emrinden varmaktadırlar.

Mezkur ayeti kerim mealine göre selâm veren bir kimseye iki şekilde karşılık verilir.

1) Daha güzeli ile

2) Aynı Sözlerle.

Selâmın daha güzeli ile karşılığı şöyle olur. Mesela size ‘Selâmun Aleykum’ dediğinde siz de ‘Aleykum Selâm ve Rahmetullah’ şeklinde mukabele edersiniz. Eğer selâm veren ‘Selâmun Aleykum ve Rahmetullah’ derse siz de ‘Aleykum Selâm ve Rahmetullahi ve Berakatûh’ diye karşılık verirsiniz.

Selâmı aynı sözlerle karşılamak ise selâm verene aynı sözlerle karşılık vermek suretiyle verilen selâmdır. Mesela size ‘Selâmun Aleykum’ diyene siz de ‘Aleykum Selâm’ diye cevap verirsiniz.

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: “Selâm, Yüce Allah’ın isimlerinden birisidir. Öyleyse selâmı aranızda yayınız/yaygınlaştırınız.”

Yine bir başka rivayette ise şöyle demiştir: “Bir mü’min diğer bir mü’min kardeşine selâm verdiğinde, selâmı alan/karşılık veren mü’mine melekler 70 defa rahmet okurlar, eğer selâmı almaz/selâma karşılık vermez ise selâm vereni kırdığı gibi meleklerin de 70 defa lanetine uğrar!”

Ebu Muslim Havalani bir gün bir topluluğun yanında geçerken onlara selâm vermez. Yanındakilerden biri kendisine bu hareketinin sebebini sorunca Ebu Muslim şöyle cevap verir: “Selâm vermeyişim, selâmımı almayacaklarından/selâmıma karşılık vermeyeceklerindendir. Bu nedenle meleklerin lanetine uğrayacaklarından korktuğum içindir.” (Bahrul Ulûm)

Ayaktaki oturana, büyük küçüğe, binek olan yürüyene selâm verir. Birbiriyle karşılaşan iki kişi konuşmazdan evvel önce selâmlaşmak zorundadırlar. Bu şekilde hareket etmek sünnettir. Selâm almak (selâma karşılık vermek) ise vaciptir. Fakat bir topluluğa verilen selâmı, oradakilerden biri alırsa mükellefiyet diğerlerinden düşer. Ancak tek tek hepsi selâm alıp-verirse sevap ve fazileti daha çoktur.

Açıktan Kur’an okuyana selâm vermek mekruhtur. İlmi sohbet yapanlara, ilmi çalışmalarda bulunanlara selâm verilmez. Kur’an dinleyenlere selâm verilmez. Ayrıca ezan okunurken-kamet getirilirken selâm alınıp verilmez.

Şu kimseler selâm alamazlar:

1) Kur’an-ı Kerim okuyan

2) Cuma hutbesini okuyan

3) Ezan okuyan

4) Dua eden,

5) Namaz kılan,

6) Sofrada yemek yiyen,

7) Su içen.

 

Şu kimselere selâm vermek doğru değildir/mekruhtur:

1) Kafire,

2) Kumar oynayana,

3) İçki içene,

4) Zina edene,

5) Fal bakana,

6) Dinde olmayan şeyleri uyduranlara (bi’datçilere)

7) Yalancıya,

8) Küfredenlere.

 

Kişi evine geldiğinde çoluk çocuğuna selâm vermelidir. Eğer evde kimse yoksa ‘Esselâmüaleyna ve ala ibadillahissalihin.’ Diyerek selâm vermelidir. Çünkü orada bulunan melekler onun selâmına karşılık verirler. Ve böylece bereket artar.

Enes İbni Malik anlatıyor: “Tam 10 yıl Peygamberimizin (s.a.v.) hizmetinde bulundum. Bir günden bir güne bana yaptıklarım için ‘bunu niye yaptın’ yada yapmadıklarım için ‘Bunu niye yapmadın’ dememiştir. Yalnız bir gün bana ‘Ey Enes!’ dedi. ‘Sana bir tavsiyem var: … evine girdiğinde çoluk çocuğuna selâm verirsen Allah bet bereketini arttırır… Evinden çıktığında yolda her karşılaştığın kimseye selâm verirsen Allah iyiliklerini arttırır…”    

“Selâm kelâmdan öncedir” diye buyuran Peygamberimiz (aleyhissalatü vesselâm)’in şu derinlikli hadis-i şerifi ile bitirelim:

“Sizden hiç kimse kâmil (eksiksiz) bir imana sahip olmadıkça Cennete giremez. Birbirinizi sevip saymadıkça da kâmil (eksiksiz) bir imana sahip olamazsınız. Beni dinleyin! Size yaptığınız zaman birbirinizi sevip-saymanızı sağlayacak olan şeyi söyleyeyim mi? Çokça selâmlaşınız, aranızda selâmı yayınız-yaygınlaştırınız.”

İslam edeplerinden belli başlılarını kısaca aktarmaya/hatırlatmaya devam edeceğiz inşaAllah. Rabbim öğrenen-öğreten ve uygulayabilenlerden eylesin.

Bir cevap yazın