İslam Edeplerinden Seçmeler-2: Güzel/Hayır Konuşma Adabı

A. Giriş

Istılahta/dini anlamda (edep kelimesinin çoğulu olan) adap;İslam dininin her Müslüman için gerekli/faideli gördüğü bir ahlak sınıfıdır/kurallar manzumesidir. Adap insanı/kulu iyiliğe, hayra ve güzelliğe ulaştırması dolayısıyla da ideal/refah seviyesi yüksek toplum mertebesini yakalayabilmek bakımından her kişi-toplum hatta devlet için önem arz eder. Zira adap, gelenek-görgü kuralları olarak içtimai hayatı tanzim eden yazılı olmayan hukuk normudur. Bu kurallar zamanla gelişir, yerleşiklik kazanır. Bunlar kuşaktan kuşağa sosyalleşme yoluyla öğretilir aktarılır. İlm-i edeb nedir? Su-i edep nedir? Gencine i edep nedir? Kemal-i edep nedir? 

Tasavvufta da önemli bir yer tutan edep, nefsin terbiye sürecinde (seyr-i sülukte) olmazsa olmazdır. Tasavvuf baştan başa edeptir, edebi gözetmeyen Allah-ü Teâlâya kavuşamaz. Çünkü edep, haddini bilmektir; nerede nasıl davranacağını bilmektir, edep evvela kendini bilmektir. Öyle diyor ya Yunus Emre:

Girdim ilim meclisine, eyledim kıldım talep,

Dediler ilim geride, illa edep illa edep”

Bireyi/kendimizi-ailemizi ve dolayısıyla toplumumuzu ıslah etmenin yolları elbette ki İslam’ın edeplerinden geçer. Bu sebeple seri halinde yazmayı/yayınlamayı planladığımız ‘İslam edeplerinden seçmeler’ çalışmasında tarihimizden/dinimizden örneklerle-açıklamalarla kısaca bahsetmeye gayret edeceğiz.

B. İslam Edeplerinden Seçmeler-2: Güzel/Hayır Konuşma Adabı

Kitab-ı Kadim Kuran-ı Kerîm’deki Lokman Suresi 19. Ayet meali (“…sesini yükseltme; çünkü seslerin en çirkini eşeğin anırmasıdır”) ile ilgili olarak ‘kaba ve çirkin sesler-sözler, merkebin anırmasına benzetilmektedir’ şeklinde açıklanmaktadır.

Başta Kelime-i Tevhid ve Kelime-i Şehadet olmak üzere her türlü güzel söz güzel bir ağaca, her türlü kötü söz de kötü-köksüz bir ağaca benzetilmiştir. Kötü sözün açtığı yara kolay kapanmaz. Kanaması dursa da izi kalır. O iz de hep sahibini hatırlatır.

Tıpkı Şems-i Tebrizî’nin şu ifadesinde olduğu gibi:

“Sözü süz de söyle, gönlü bulandırmasın.

Sözü diz de söyle, kulağa inci diye takılsın.

Sözü yüze söyle, gıybet olup utandırmasın.”

Mü’mine yakışan güzel sözdür: “Mü’min, Cennet’e kavuşuncaya kadar kulağına gelen hayırlı sözlere doymaz.” (Tirmizi, İlim, 19)

Nitekim Kitab-ı Kadim Kuran-ı Kerîm’deki Zûmer Suresi 18. Ayet meali şu şekildedir: “… Söylenenleri dinleyip de en güzeline uyan kullarımı müjdele! İşte Allah’ın doğru yolu buldurduğu kimseler onlardır, asıl akıl iz‘an sahipleri de onlardır.”

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: “Allahû Teâlâ (şu mü’min) kula rahmetiyle muâmele etsin ki o kul hayır söyler de kazanır veya şerden süküt eder de selâmete erer.” (Nevevî, Riyazü’s Salihin)

Ebu’d Derda (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: “Belaya uğrama ve ondan emin olma kişinin diline bağlıdır.” (Suyuti, Cem’ul-Cevami, No:10316)

Ashab-ı Kirâm’dan bir zât şöyle dedi: “Kalbinde bir katılaşma, bedeninde bir gevşeklik, rızkında da bir darlık görüyorsan iyi bil ki bu, senin mâlâyanî (boş-yararsız) konuşman sebebiyledir.”

Ağızdan çıkan sözü silahtan çıkan mermiye benzetmişlerdir. Çünkü artık onu geri döndürmek mümkün değildir. Ebu Bekir Ayyâş (r.a.) demiştir ki:

Dört melikin söylediği şu sözler, sanki aynı yaydan atılmış bir ok gibidir:

  • Sâsânî meliki Kisrâ: Söylemediğim şeye pişman olmam fakat söylediğime pişman olurum.
  • Çin meliki: Bir sözü söylemediğim müddetçe o söz benim esirimdir. Fakat onu söyleyince ben onun esiriyim.
  • Rum meliki: Ben söylemediğim sözleri reddetmekte, söylediğimi reddetmekten daha muktedirim.
  • Hind meliki: Duyulduğu zaman kendisine zarar veren, duyulmadığı zaman da bir faydası olmayan sözü söylene şaşarım. (Tenbihü’l Gafilin- Ebû’l Leys Semerkandî)

Muhakkak ki güzel/hayır konuşup-yazmak için güzel ve hayır üzerine bir hayat yaşamak lazım gelir.

İnsan ne ise öyle konuşur: Üslub-u beyan, ayniyle insan…

Hulasa:

Söylediklerimiz hayır olmalı

Hayrı da güzelce söylemeliyiz.

Güzeller Güzeli’nin (s.a.v.) hadis-i şerifi ile bitirelim: “…Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse ya hayır söylesin ya sussun…" (Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, Îmân, 74, 75)

İslam edeplerinden belli başlılarını kısaca aktarmaya/hatırlatmaya devam edeceğiz inşaAllah. Rabbim öğrenen-öğreten ve uygulayabilenlerden eylesin.


Bir cevap yazın