İnşirah Sûresi Bilgileri, Meâli ve Tefsiri
7 Kas, 2018 13:42 tarihinde eklendi

İnşirah Sûresi Bilgileri, Meâli ve Tefsiri

İnşirah Sûresi Bilgileri, Meâli ve Tefsiri

İnşirah Sûresi

Mekke’de Nazil Olmuştur. 8 Ayettir.

Nûzulü

Mushaftaki sıralamada doksan dördüncü, iniş sırasına göre on ikinci sûredir. Duhâ sûresinden sonra, Âsr sûresinden önce Mekke’de inmiştir.

Adı

İnşirahaçılıp genişlemek, huzura kavuşmak” anlamlarına gelmektedir. İlk âyetinde aynı kökten olan fiil kullanıldığı ve Hz. Peygamber’in gönül ferahlığına ve huzura kavuşturulduğu bildirildiği için sûre “İnşirah” adını almıştır. Ayrıca “Şerh, Elem neşrah” adlarıyla da anılmaktadır.



Konusu

Sûrede Yüce Allah’ın Hz. Peygamber’e mânevi lütufları özetlenmekte, her güçlükle birlikte mutlaka bir kolaylığın olduğu bildirilerek Mekke’de putpereslerin baskısı yüzünden sıkıntı çeken Resûlullah ile müslümanlara teselli ve ümit verilmekte; onlardan Allah’a ibadet ve itaatlerini sürdürmeleri istenmektedir.

1-8

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

Arapça Okunuşu

Türkçe Okunuşu:

1. Elem neşrah leke sadrek.

2. Ve vevada’na ‘anke vizrek.

3. Ellezî enkade zahrek.

4. Ve refa’na leke zikrek.

5. Feinne me’al’usri yüsre.

6. İnne me’al’usri yüsre.

7. Feiza ferağte fensab.

8. Ve ilâ rabbike ferğab.

Türkçe Meâli

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…

1. Senin kalbini açıp genişletmedik mi?

2-3. Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı?

4. Ve senin şanını yüceltmedik mi?

5. Demek ki zorluklarla beraber bir kolaylık vardır.

6. Evet, doğrusu her güçlüğün yanında bir kolaylık var.

7. O halde önemli bir işi bitirince hemen diğerine koyul.

8. Ve yalnız Rabbine yönel  (isteyeceğini O’ndan iste)!

Tefsiri

1-4. “Senin kalbini açıp genişletmedik mi?” diye çevirdiğimiz 1.ayetteki “şerh-i sadr” kavramını Râgıb el-İsfahânî, “kalbin ilâhî bir nur ile Alkah tarafından bir huzur ve sükûnet, bir rahatlık ile genişletilmesi” şeklinde açıklanmıştır.
(el-Müfredât, “şrh” md.). Hz.Peygamber’in kalbinin açılıp genişletilmesi ifadesini, Zümer sûresinin 22. âyeti de dikkate alındığında, onun beşerî idrak kapasitesinin vahiy ile arttırıldığına ve âzami seviyeye çıkarıldığına işaret olarak anlamak uygun olur. Ayrıca müfessirler sûresinden bunu, ona indirilen vahyi anlaması, koruması ve peygamberlik görevini yerine getirilebilmesi için kendisine verilmiş olan zihin açıklığı, mâneviyat  yüksekliği gibi mânalarla açıklanmıştır. Bazı müfessirler ise Dûha süresinin devamı mahiyetinde olam bu âyetlerde, bir süre ara verilmiş olan vahyin yeniden başlamasıyla Hz. Peygamber’in mâneviyatinın güçlendirildiğöne değinildiği kanaatindedir.

2 ve 3. âyetlerde, Resûlullah’ın belini büktüğü bildirilen ” yükün kaldırılması”ndan maksadın ne olduğu konusunda yapılan açıklamalar içinde (bk. Râzî, XXXII, 4-5) en zayıf olanı ” günahlarının, hatalarının bağışlanması olması” şeklindeki yorumdur. Çünkü Cahiliye döneminde puta tapmadığı bilinmektedir, herhangi bir günah işlediği de sabit değildir. Esasen İslâm tebliğ edilmeden onun yasaklarını çiğnemenin günah olduğundan da söz edilemezm İslâm’dan sonra bazı ictihad hataları olmuşsa bunlar da-miktarı az olsa bile-ecir ve sevap vesilesidir. Çünkü isabetli ictihada on, isabetsiz ictihada  bir sevap vardır. ( Bûharî, “İ’tisâm”, 13-21: Müslim, “Akziye”, 15; ayrıca bk.Tevbe 9/43; Fetih 48/2 ). Bize göre Allah’ın bir lütuf olarak onun omuzlarından kaldırdığı yük iki şekilde açıklanabilir: a) Arasında yaşadığı  topluluğun inanc ve ahlâk yönünden içine düştüğü durumdan dolayı duyduğu ıstırabın İslâm sayesinde kaldırılması, b) Bâtıla karşı verdiği çetin mücadelede birçok ilâhî destek ve inayete mazhar kılınması.

Hz. Peygamber’inadının ve sanının yüceltilmesi” ne müfessirler, Resûlullah’ın adının mukaddes kitaplarda zikredilmesini ve geleceğinin müjdelenmesini, kelime-i şehadette onun isminin Allah’ın ismiyle birlikte yer almasını, gökyüzünde melekler, yeryüzünde müminler tarafından hürmetle anılmasını, Kur’an’da Allah’a itaatle birlikte ona da itaat edilmesinin emredilmesini örnek gösterirler ( bk.Şevkanî, V, 542). Alemlere rahmet olarak gönderilmiş olması da ( Enbiyâ 21/ 107) onun şanının yüceltildiğini ifade eder. Ayrıca bu âyeti, ileride Resûlullah’ın isminin ve tebliğ ettiği dinin bütün dünyaya tanınıp yayılacağını bildiren bir müjde olarak anlamak mümkündür. Yine, Kur’an’da onun müstesna niteliklerini, Allah katındaki konumunu ve değerini açıklayan âyetler de bu bağlamda ” adını şanını yüceltme” olarak değerlendirilebilir.

5-8. Hz. Peygamber ve arkadaşları Mekke döneminde müşriklerin giderek değişik şekildeki işkencelere kadar varan baskınlardan acı çekiyorlardı. Bu durum hem peygamberi hem de müminleri üzüyordu. Yüce Allah resulünü ve müminleri teselli edip gönüllerini rahatlatmak için bu âyetleri indirerek sıkıntılardan sonra ferahlığın ve başarının geleceğini müjdelemiştir. Rivayete göre bu sûre inince Hz. Peygamber, 5 ve 6 âyetlerde güçlüğünel yanında kolaylığın da bulunacağının iki defa zikredilmesini göz önüne alarak, kendisine inananlara, ” Müjdeler olsun! Size kolaylık geldi; artık bir güçlük iki kolaylığa asla galip gelemez!” buyurmuştu (Muvatta’ , “Cihâd” , 6; Taberî, XXX, 151)

Oldukça muhtasar ve değişik şekillerde açıklanmaya elverişli olan “O halde önemli bir işi bitirince diğerine koyul” meâlindeki 7. âyetle ilgili olarak çok farklı yorumlar yapılmıştır ( meselâ bk. Taberî, XXX, 152; Râzî, XXXII, 7).
Bize göre İbn Âşur’un âyeti herhangi bir özel iş ve ibadetle sınırlamadan, ” Önemli işlerden birini tamamlayınca ardından başka bir işe yönel ki böylece bütün vakitlerini önemli işlerle değerlendirmiş olasın” şeklindeki açıklaması isabetli görünmektedir (XXX, 416-417). Bu yoruma göre âyetde Resûlullah’a ve onun şahsında müslümanlara bütün vakitlerini hayırlı ve yararlı faaliyetlerle değerlendirmeleri, ibadet, dua, tebliğ ve irşad gibi dinî faaliyetlerin de; çalışma, üretme, öğrenme-öğretme, yardımlaşma ve dayanışma gibi dünyevî faaliyetlerin de hakkını vermeleri emredilmiştir. Son âyette ise kişinin, gerek çalışmasında gerekse ibadetinde yalnız Allah’a yönelmesi, her işini öncelikle O’nun rızasını gözeterek yapması, ne diliyorsa O’ndan dilemesi, ne istiyorsa O’ndan istemesi emredilmiştir.

Sadakallahûlazîm…

Kaynak : Kur’an Yolu Türkçe Meâl ve Tefsir

Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları

 



 

 

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlendi *