İncilerin Bilinmeyen Yönleri (Avustralya Güney Denizi İncileri)

Avustralya’daki (Australia) Kimberley Bölgesi dünyadaki en ücra ve vahşi kıyı şerididir. Yırtıcıların insanlardan fazla olduğu bu bakir yaşam Avustralya Güney Denizi İncilerine ev sahipliği yapar. Elmaslardan ve yakutlardan farklı olarak bu mücevherler canlı hayvanlar tarafından üretilmektedir. Ancak bu incileri toplamak oldukça riskli bir girişimdir.

İŞTE İNCİLERİN BİLİNMEYEN YÖNLERİ

Dünyada çok az yer Avustralya’nın Kuzey Batısı kadar el değmemiş bir yerdir. Okyanusun hayatla dolup taştığı bu yerde binlerce kilometrelik vahşi bir yaşam vardır. Bu yaşamların bazılarından haberimiz var ancak bazıları ise sır olarak denizlerde gizli. Tıpkı, Avustralya’nın Güney Denizi İnci İstiridyesi gibi. Diğer adıyla; Gümüş Dudaklı İstiridye. Bu istiridyeye dışardan bakınca pek bir şey görmek mümkün değil ama içlerinde çok değerli bir taş üretiyorlar. Kabuk üretebilen her yumuşakça inci de üretebilir. Buna Deniz Tarağı, Deniz Salyangozu, Midye ve İstiridyeler de dahildir. Ancak Kimberley’de yaşayan Güney Denizi İnci İstiridyesi en iyisini üretir. 30 cm e kadar büyüyen bu canlı, yalnız ve ortalama 40 sene yaşar. Bunun bir sonucu olarak da ürettiği inci hepsinden parlak ve büyük olur. Kısa bir süre önce bu incilerden sadece bir teki 1.5 milyon doları geçkin bir satışla tarihe geçti. İnci daima hayvanın içine bir kum tanesi girdiğinde oluşur algısı tamamen bir mitten ibaret.

Bir başka ihtimal bazı küçük organizmaların hayvanın kabuğunun hücrelerini bozması sonucu istiridye sedef maddesi salgılar. Sedef yani inci anası, kabuğun içini oluşturan bileşenler ile aynıdır. Bu kalsiyum, karbonat ve protein bileşeni betondan daha hafif ama daha güçlüdür. Binlerce sedef katmanının bir araya gelip düzgün ve parıltılı bir taş oluşturması birkaç seneyi buluyor. Ama nadiren gerçekleşen olay ise; değerli bir inci 10 bin doğal inci istiridyesinde 1 bulunuyor. İnci, üst sınıflar arasında bir servet ve statü sembolü.

Tarihte büyük kral ve kraliçeler tarafından delice bir iştahla istendi. Bu istek, Avustralya’nın Kuzey Batısındaki inci yataklarının etrafını, küresel tacirler tarafından sarılmasına yetti. İnci 150 yıl önce bulundu. Ondan önce bu kabuklar yerel insanlar tarafından alışveriş amaçlı kullanılıyordu. Kısa sürede Avustralya Sedefinin güzelliği efsanevi bir hal aldı ve cesur adamlar okyanus dibinde sedef aramak için bir araya geldi. Sert başlıkla dalan yüzlerce dalgıç öldü ya da felç oldu.

1950’lerde Avustralya’nın inci şirketleri bu kaynağın daha iyi kullanılması için inci yetiştirme tekniği geliştirdiler. Bu teknikte inci istiridyeleri kabukları ve incileri öldürmek yerine, vahşi istiridyelerin inci üretmesini sağlamak söz konusuydu. Bu hikaye bugün de devam ediyor. Şirketler her Mart ayında dalıcı filoları ile avlanma sezonunun açılışını yapıyor. 6 ay boyunca istiridye arayışları sürüyor.

1-) VAHŞİ İNCİ KABUĞUNU BULMAK

Vahşi inci kabuğunu bulmak sürecin ilk ve zor adımı. Bu dalgıçlar için ölümcül tehlike arz ediyor. Deniz analarından korunmak için yüz maskesi takan dalgıçlar 8 saat kadar yüzerler. Dalgıçlar buldukları kabuk başına ücret alır ve bu aralarında büyük bir rekabet doğurur. Dalgıçları zor durumda bıakan sadece deniz anaları değildir, kaplan köpek balıklarının insanları yedikleri bilinir. İşte bu köpek balıkları dalgıçların korkulu rüyasıdır.

İrukandji Denizanası, denizanaları arasında en korkutucu ve tehlikeli olanıdır. 5 mm boyundadır. Bu türün zehri kobranın zehrinden daha güçlüdür. Dalgıçların, istiridye topladığı aylarda, üreme dönemine giren irukandji, ısırığı sivrisinek kadar bile acıtmaz. Ancak bahsettiğimiz bu zehri insanı öldürebilir. Bu dönemde dalgıçların en korktuğu ve savunmasız kaldığı canlı türü budur. Ancak vücutları genç ve alışık olduğundan ilk müdahalede kurtulmayı başaranlar oluyor.

2-) OPERASYON TEKNESİ 

Yakalanan istiridyeler, kültür incisi oluşturmak için ikinci adıma geçer. Operasyon teknesine alınan istiridyeler, snırlı eriim laboratuvarında Japon İnci Teknisyenleri tarafından tohumlama operasyonuna alınır. Bir inciyi tohumlamak için bir deniz tarağı kabuğunun parlak küresini cerrahi yöntemle, istiridyenin içine sokarak hayvan uyarılır. Ve çekirdeği binlerce parıltılı sedefle kaplanması sağlanır. Bu ve devamında yapılan teknik işlemler nesilden nesile iletilir; bir ticari sırdır. Bu tekniği gerçekleştirmek için istiridyenin yaşam döngüsünü anlamak lazım.

 3-) İNCİ YETİŞTİRME ÇİFTLİKLERİ 

Operasyondan sonra istiridyeler, ücra bir çiftliğe gönderilir. Burası izole bir yerleşkedir. Öyle ki en yakın yol 500 km ötededir. İstiridyeler incilerini büyütmek için burada 2-3 sene geçirir. İstiridyeler korlar boyunca uzun hatlarda tutulup rutin temizlenecektir. Temizlik işine öncülük verilmelidir. Yoksa istiridyeler yumuşar bu da milyonlarca doları çöpe atmak demek. İnci istiridyeleri süzücüdür. Her biri her gün 1 ton su süzer. Suyun temizliğini bozacak her hangi bir şey incinin içinden geçeceği için, kalitesini de düşürecektir. O yüzden çiftlikler bu kadar medeniyetten uzaktadır.

4-) İNCİ İSTİRİDYELERİ İÇİN HASAT ZAMANI

2 seneyi aşkın zamandır istiridyeler temizlenip çiftlik ekiplerince bakılıyor. Ekipler hasat zamanı geldiğinde heyecanlı bir şekilde kabuklar açmak istiyorlar. Çünkü ürünün kalitesini merak ediyorlar. İstiridyeler teknisyenlerin yoğun çalıştığı operasyon salonuna götürülür.

Daha genç istiridyelerin incisi alınıp, istiridye yeni bir çekirdek için aşılanacak. Bazı istiridyeler 8-9 senelik dönemde 3 defa inci üretecek. İnci taşının kalitesi önemli çünkü 2 senelik çalışmanın tamamına değmesi için ürünün kaliteli olması gerek. Mevsim sonuna kadar 200 milyon dolar değerindeki Avustralya Güney Denizi İncileri, vahşi kimberley sahillerinden toplanacak. Daha sonra dağıtım için sınıflandırılacak.

Her bir inci dünyanın vahşi hayatında kendi hikayesini oluşturuyor. Bu 2 senelik çiftlik dönemlerinde fırtınalara , çağlayan sulara karşı mücadele veriyor. Ve doğanın ritimleri, doğanın mucizesini, inciyi oluşturuyor.

www.intagram.com/acikvnet

www.twitter.com/acikve_net


Bir cevap yazın