İMAN

 

Bu fani dünyada imtihan nedeniyle doğru ile yanlış, hak ile batıl, hayır ile şer, dikkatle bakılmadığı zaman birbirine karışmış gibi görünür. Halbuki bunların her biri diğerinin tamamen tersidir, zıddıdır. O halde doğruyu ve hakkı bulmak için ne yapmak lazımdır? Bakışımızı bir eğitimcinin, bir mürşidin terbiyesinden geçirip derinleştirmek lazımdır. İnsanoğlunun doğruyu kavrayabilmesi, ufkunun genişleyebilmesi ve hakkı görebilmesi için mutlaka bir mürşide, bir yol göstericiye ihtiyacı vardır. Sadece akıl ve mantık insanı doğruya, hakka ulaştırmak için yeterli değildir. Çünkü insanın aklı ve mantığı eğitimden geçmedikçe doğruyu bulma yolunda her zaman isabetli adım atamaz. Çoğu kere yanılır ve yanlışı doğru, doğruyu yanlış kabul eder. En doğruya varabilmek için doğru bir eğitimden, bir mürşidin eğitiminden geçmek gerektiği, hakikati bulmanın ancak bundan sonra mümkün olacağı aşikardır. En doğruyu bilen kimdir? Allah Teala her şeyin yaratıcısı olduğuna göre her şeyin en doğrusunu da O bilir.Demek oluyor ki doğruya varmak ve en doğruyu öğrenmek, tek yaratıcı olan Allah Teâlâ’nın öğretmesiyle ve onun bildirmesiyle mümkün olmaktadır. Allah Teâlâ yaratmış olduğu her kuluyla doğrudan muhatap olmaz. Araya elçi, yani vasıta koyar ve kullarına irşad yollarını, doğruyu bulmayı bu elçileri vasıtasıyla öğretir. Bütün Peygamberler Allâh Teâlâ tarafından bu vazifeyle görevli olan mürşidlerdir. Bu büyük mürşidler Allah Teâlâ’dan bizlere hakkı bulmamızı sağlayacak irşad yollarını gösteren bir din getirmişlerdir. Her kim, kendini irşada çalışan Allah’ın elçisi olan peygamberlere kulak vermeyenler ise ziyan ve hüsranla küfür içerisinde bu alemden diğer aleme göçmüşlerdir.

 

İlk insan ve ilk peygamber olan Adem aleyhisselamdan son peygamber Muhammed Mustafa (s.a.v) kadar Allah tarafından gönderilen dinlerin hepsinde iman esasları aynıdır. Her semavi dinde Allah Teala’nın birliğine, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, öldükten sonra dirilmenin hak olduğuna, hayır olsun şer olsun kaderin Allah Teala’nın yaratmasıyla dönük olan yönlerindeki farklardır. Hikmet sahibi Allah Teala, zaman ve zemine göre indirdiği semavi dinlerin ibadetle ilgili kısımlarında bazı farklar koymuştur. Helal ve Haramların bazılarında değişiklikler yapmıştır. Hakim-i mutlak Allah Teâlâ’nın zaman zaman peygamberleri vasıtasıyla kullarına gönderdiği semavi dinlerde olan bu ameli değişiklerin tamamını, akıl ve mantıkla bilmek mümkün değildir. Zira yaratılmış olan akıl, yaratıcı olan Rabbimizin muradının ne olduğunu nasıl bilebilir? Bunu bilebilmesi için bir yol göstericiye (mürşide) muhtaçtır. İşte, akla ve akıl sahiplerine mürşidlik edenler (yol gösterenler) peygamberlerdir. aleyhimüsselam. Eğer Allah Teâlâ ile kul arasında, yine kul olan fakat özel olarak Allah Teâlâ tarafından terbiye edilip yetiştirilen peygamberler elçi olarak gönderilmeseydi, kullar mabudları olan Allah Teâlâ’ya hangi ölçülerde kulluk edeceklerini bilemezlerdi. Akıl; kendi başına makbul olacak kulluğu idrakten acizdir.

Allah Teâlâ kendisine yapılacak ibadetin nasıl olacağı hususunu sadece kullarının akıllarına havale etseydi ve peygamberleri mürşid olarak görevlendirmemiş olsaydı, o zaman yeryüzünde iman adedince, yani akıllar adedince din ve ibadet anlayışı ortaya çıkardı. Çünkü her kul kendi aklı, kavrayışı ve bilgisi doğrultusunda anladığı kadar kulluk edecekti. Bunların büyük bir çoğunluğu da Allah Teâlâ’ya kulluk değil küfür ve şirk olacaktı. Nitekim peygamberlik müessesine karşı çıkanlar, hakikati bulmak için peygamberlerin varlığını zorunlu görmeyenler, yani Allah’ı akıl ve mantıkla bulabileceğini ileri sürenler aynı akıbete düşmüşlerdir.

Aklı esas alanların itikadi ve ameli yönden savundukları hezeyanlardan bazıları; Haşa… ALLAH yoktur… ALLAH iki üçtür… ALLAH’IN oğlu vardır… ALLAH’IN hanımı vardır… Öldükten sonra dirilmek yoktur…Cennet ve Cehennem küffarların uydurmalarıdır… Cennet ve Cehennem dünyadadır… ALLAH külliyatı bilir ama cüz’iyatı bilmez… İnsanlar yanlış inançlarından dolayı kınanmalıdır… Bütün insanlar Allah’ın kullarıdır.. ALLAH kullarını cehennemde yakmaz… Yahudiler ve Hristiyanlar cehenneme mi girecek yani… Haram diye bir şey yoktur… Melekler Allah’ın kızlarıdır. Kur’an’ın devri geçmiştir..

Daha akla ve hayale gelmeyen nice hezeyanlar ki hepsi de, temel inanç esaslarına ters ve aykırı. Bu yanlışlıklara niçin düşülüyor? Çünkü bu hezeyan ve küfürleri savunanlar sadece aklı rehber edinmişlerdir. Onlar din diye akla tapmışlar, aklı ve mantığı mürşid yerine koymuşlar, nakli delilikleri, semavi haberleri hiç dikkate almamışlardır. Netice olarak doğruyu, hakkı bulamamışlar ve sapıklık içinde bocalayıp kalmışlardır. Akıl, insanı mutlak hakikate götüren kesin ve sapmaz bir delil değildir.  Madem akıl ve mantık kendi başına kalınca yanılıyor, hakkı bulmakta bocalıyor. o halde bizler doğruyu ve gerçeği bulmak, itikadi ve ameli meselelerimizi öğrenmek için semavi ilimler ışında yürüyeceğiz. Sadece akılla gitmeyeceğiz. Doğrusu, nakli delilleri mürşid edinip akıllıca hareket edeceğiz.

Her peygamber, davet edeceği insanları aciz bırakan mucizelerle gelmiştir. Ahirete göçtüklerinde de mucizelerini beraberinde götürmüşlerdir. Yani arkalarına mucize bırakmamışlardır. Ancak son peygamber Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem böyle olmamış. Allah Teala’nın inayetiyle, kendisi öbür aleme, ahirete göçtükten sonra da geride kıyamete kadar devam edecek mucize bırakmıştır. Bu mucize semavi olan dört kitabın sonuncusu Kur’an-ı Kerim’dir. Mucize; bilindiği gibi peygamber olmayanlarının ne o vakitte ve ne de gelecekte yapamayacakları, bir benzerini getirmekten ve yapmaktan aciz kaldıkları fakat Allah Teâlâ’nın yardımıyla peygamberlerin gösterdikleri ve yaptıkları insan gücünün üstünde olan bazı harkulade şeylerdir.

Kur’an-ı Kerim bu mucizelerin en büyüğüdür. O’nu Allah Teâlâ’dan bize getiren ahir zaman peygamberi  Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem öbür aleme göçtüğü halde, mucize olan yüce kitabı hala aramızdadır, elimizdedir, zihinlerimizdedir, kalbimizdedir, ELHAMDÜLİLLAH. Kur’an Allah kelamdır, büyük bir mucizedir. Bu niteliğini kıyamete kadar devam ettirecektir. İnsanoğluna, cinler, alemine ve bütün mahlukata rahmettir. Mucize oluşunu onlara devamlı haykırmakta, onlara meydan okumaktadır. Bu durum şimdi böyle olduğu gibi gelecekte de böyle olmaya devam edecektir İNŞALLAH.

Www.instagram.com/acikvnet

Www.twitter.com/acikve_net


1 Comment

  1. Çok faydalı bir yazı olmuş,Allah razı olsun böyle güzel paylaşımların devamı bekleriz..Hizmetleriniz daim olsun🌼🌼

Bir cevap yazın