Emanname Ne Demektir? Hz. Ömer’in Kudüs Emannamesi

The following two tabs change content below.

Emanname ne demektir? Eman; Arapça “emn” kökünden türemiş bir sözcüktür. Güven, güvence, güvenlik anlamlarını taşır. İslam hukukunda ise” İslam ülkesine (Darül İslam) girmek veya İslam ordusuna teslim olmak isteyen yabancı gayrimüslime can ve mal güvencesi sağlayan taahhüt veya akdi ifade eder.”

Kudüs Hicri 15 Miladi 636 yılında fethedildi. O tarihe kadar Mekke ve Medine bu şehrin kendine katılmasını bekliyordu. Çünkü o zaman üç mescidi bir araya gelebilecekti ve Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellemin) hadis-i şerifinde dediği gibi, “Yolculuk ancak şu üç mescitten birine olur. Benim şu mescidim, Mescidi Haram ve Mescidi Aksa. Böylece müminlerin kalpleri ve nefisleri arınmış olur ve yaratan Allah’a temiz, pak bir şekilde yükselir.”

Müslümanlar Kudüs’ün fethini “Ömer’in Fethi” olarak adlandırmıştır. Bu fetih sıradan alelade bir fetih değildir. Dünyaya hoşgörü, kerem, barış, güven emniyet konusunda benzersiz örnek sunmuştur.

Kudüs’ün fethi askeri siyasi bir sürecin sonucu olmayıp sahabenin 23 yıl boyunca almış olduğu terbiyenin ve adanmışlığın neticesinde gelmiştir. Bu sebepten dolayı; bugün Kudüs’ün bulunduğu duruma uygun çözümler bulma gayretlerine bir yön çizebilecek özelliktedir.

Müslümanlar 16 yıl boyunca Medine’de namazlarını mescidi aksaya yönelerek kılmışlardır. Bu arada Mescidi Aksa’ya olan sevgi ve muhabbet artmış her zaman müminlerin kalplerinde özel bir yer edinmiştir. Mescidi Aksa’nın ilk kıble olması yanı sıra, İsra ve Miraç hadisesinin de orada yaşanmasından dolayı dinimiz açısından önem kazanmıştır.

Hz Ömer Kudüs’e girince harabe olan Mescidi Aksa’nın yıkıntılarını temizledip orada namaz kılmıştır. Buraya 3000 kişinin beraber namaz kılabileceği bir Mescit yapılmıştır.

Hz Ömer, Kudüs fethedildi den sonra oradaki halkın inanç ibadet ve her türlü özgürlüklerini güvence altına almak için emanname vererek şehri teslim almıştır.

O zamandan Haçlıların Miladi 1099 yılında Kudüs’ü kanlı bir şekilde işgallerine kadar emanname yürürlükte kalmıştır.
Bu emannamenin sağladığı hürriyetler neticesinde yüzyıllar boyunca Kudüs’te önemli bir kargaşa olmamıştır.

Hz. Ömer’den sonra, zaman zaman elden çıkan Kudüs’ü yeniden fetheden dindaşları Selahaddin Eyyûbi ile Yavuz Sultan Selim’in de aynen uyguladığı bu “Emanname”deki özgürlükler çok ilginçtir.

Kudüs’ün dehşet soluduğu şu günlerde inançlar arasındaki farkı vurgulama açısından belgenin bazı maddelerine bakmak, eminim çarpıcı olacaktır.

Hz. Ömer,“besmele” ile başlayan “Emanname”sinde özetle şöyle diyor:

* İşbu emanname, onların (Hıristiyan ve Musevilerin) canlarına, mallarına, kiliselerine, haçlarına, yerleşik ve göçebe olan bütün fertlerine verilen bir teminattır…

* Kiliseleri ev yapılmayacak, yıkılmayacak, kısmen dahi işgal edilmeyecek, kiliselerdeki kutsal eşyalara dokunulmayacak, kimsenin malına-mülküne el sürülmeyecektir…

* Kimse dini inançlarından dolayı zorlanmayacak, horlanmayacak, kendilerine asla zarar gelmeyecektir…

* Bunlardan kim yurdunu terk etmek isterse, gideceği yere kadar mal ve can emniyeti sağlanacaktır. Yurdunda kalmak isteyenler güven içinde yaşayacak ve cizye vereceklerdir. İsteyen Rumlarla gidecek, daha önce gitmiş olanlardan dönmek isteyen geri dönebilecektir…

* Hasat elde edinceye kadar onlardan bir şey istenmeyecektir.

Belgede bir de “şahitler” bölümü açılmış, o bölüm, Halid bin Velid, Amr bin As, Abdurrahman bin Avf ve Mu’aviye bin Ebi Süfyan gibi, Peygamber-i Âlişan Efendimiz’in yakın arkadaşları tarafından imzalanmıştır.

Hz. Ömer’in, Osmanlı padişahlarına ilham veren toleransına dair ikinci belge daha mufassaldır, ancak belgedeki şahitler farklıdır.

Hz. Ömer, dua ve şükürden sonra, “Bu, Ömer bin Hattab’ın Kudüs-i Şerif’deki Tur-i Zeytun’da Millet-i İseviyenin şerefli patriği Safranbos’a verdiği ve bütün reaya ile papaz ve patrikleri içine alacak şekilde tanzim olunan yazılı ahidnamesidir” diyor ve yeni özgürlükleri sıralıyor…

Ferman şöyle bitiyor: “Hristiyan reislerine bu ferman sahabe-i kiramdan Abdullah, Osman bin Affan, Sa’d bin Zeyd, Abdurrahman bin Avf ve diğer sahabe kardeşlerimizin huzurunda verilmiştir.

Bu yazılı fermanda açıkladığımız emirler korunsun, riayet edilsin ve ellerinde kalsın…

Müminlerden kim bu fermanımızı okur da şimdi veya kıyamete kadar, ona muhalefet ederse, Allah’ın ahdini bozmuş ve Habibine isyan etmiş olur (Hicri, 20 Rebiülevvel 0015; M.S. 637).

Tüm inanç sahiplerinin bu fermanlardan alacağı “insanlık dersleri” var.

www.acikve.net
www.instagram.com/acikvnet
www.twitter.com/acikve_net
www.facebokk.com/acikvenetinternet


2 Comments

  1. Geçmişi ve bugünü,vahşet işkence zulümle dolu olan batı aleminin alacağı ne çok ders var Islam büyüklerinde.
    Batıya özenen insanlık, Islamin yüzyıllar önce insana verdiği önemi özeni farkedemiyor.Farkedenler ifade edemiyor yetersiz kalıyor……….
    Allah yardımcımız olsun.

  2. Amin batı ve tüm insanlık İslam’ın önünde diz çökmeye mahkum adalet ,sevgi ve barış dini çünkü inancımız inşallah Kudüs’ün özgürlüğünü görmek nasip olur bizlere.

Bir cevap yazın