Hz. Muhammed (s.a.v)'in İbadetleri: Namaz Kılması

Hz. Muhammed (s.a.v)' in İbadetleri

Peygamber Efendimizin
Namaz Kılması

Peygamberimizin Namaz Kılması

Bu konuda Mugire b. Şu'be, Hz. Âişe, Ebû Hüreyre, Zeyd b. Hâlid el-Cühenî, Ebu Seleme b. Abdurrahman, İbn Abbâs, Huzeyfe b. el-Yaman, Abdullah b. Mes'ud, Enes b. Mâlik, Ebu Said el Hudrî, Hâlid b. Zeyd (Ebû Eyyûb el-Ensârî), Abdullah b. Sa'd Hazretleri ve diğer sahâbe-i kirâmdan nakiller vardır.

Yukarıda adı geçen görgü tanıklarının verdikleri bilgilere göre Rasûl-i Ekrem (s.a.v), namaza çok düşkündü, ona "gözümün nuru" diyordu. Farz namazları camide, teheccüd ve benzeri nafileleri de evinde kılmayı tercih ederdi, ashâbına da böyle yapmalarını tavsiye ederdi.

Gece kalkış alışkanlığı şöyleydi:

Peygamberimiz, gecenin başlangıcında yatsı namazını kılar, yatardı. Üçtebirlik süre içinde uyanır ve bir müddet teheccüd namazı kılardı. Hemen arkasından vitir namazını eda ederek, sonrasında da tekrar yatar ve sabah ezanı okunur okunmaz çabucak kalkar; gerekiyorsa gusleder, gerekmiyorsa abdest alır, sabah namazının sünnetini evinde kılar ve sabah namazının farzını kılmak için de camiye giderdi.

Hz. Peygamber (s.a.v) teheccüde ilk başlayanlara, bıkmamaları için iki rekatla başlamalarını tavsiye ederdi. Kendisi 8 ya da 12 rekat olarak teheccüd namazı kılardı.

Bir defasında Hz. Âişe;

"Şayet geceleyin uyanmayıp da vitir geçirirseniz durum ne olur?" deyince Hz. Peygamber ona;

"Benim gözlerim uyursa da kalbim uyumaz, zamanı gelince uyanır, önce teheccüdü, sonra vitri kılarım" cevabını vermişti.

Teheccüdden sonra sabah yakın ise dinlenmek üzere, uzak ise uyumak üzere tekrar yatardı. Bunlardan anlaşılıyor ki, Hz. Peygamber'in teheccüd ve vitir için kalktığı saat, bazen gecenin ilk üçte biri geçtikten sonraki zamandı, bazen gecenin ortası, bazen de sonuna doğru idi.

Hz. Peygamber (s.a.v) namaza kadar çok düşkündü. Hatta zaman zaman ashâb-ı kirâm;

"Ya Rasûlullah! Hak Teâlâ sizin geçmiş ve geleceğinizi bağışlamıştır. Böyle olduğu halde yine de çok namaz kılıyorsunuz"

diye sormaktan kendini alamıyorlardı. Tabii buradaki çokluk, ne nevâfile aitti. Farzlar zaten kılınıyordu. Peygamberimiz böyle diyen sahâbîlere şu cevabı vermekteydi:

"Allah'u Teâlâ'nın bana ihsan buyurduğu nimet karşılığında, gereken şükrü yerine getirmeyeyim mi? (Çok şükredici olmayayım mı?)"

Hz. Peygamber'in, toplum işleriyle çok çok meşgul olmaktan ve yaşlanmaktan dolayı yorgun düştüğü günlerin gecelerinde, teheccüdü oturarak kıldığı biliniyor.

Salat ve Selam Yüce Peygamber Efendimiz Sallallâhü aleyhi ve selleme olsun...

Selam ve Dua ile Kalın...


Bir cevap yazın