Hz. İsmâil Peygamberin Hayatı

Hz. İsmâil Peygamber Kimdir?

Hz. İsmail Peygamber İbrahim peygamberin oğludur. Hacer adındaki zevcesinden dünyaya gelmiştir.

“Hz. İbrahim, mücadele dolu uzun bir ömrün sonunda artık yaşlanmıştı; kendini yalnız hissetmekte ve bu yalnızlığa son verecek bir evlât istemekteydi.”
Saffât, 37/100

“Evlat özlemi o kadar büyüktü ki, bir gün adakta bulundu: “Eğer Allah bana bir erkek evlât verirse, onu kendisine kurban edeceğim.”

“Ancak eşi Sâre oldukça yaşlıydı. Eşinin evlât özlemini bilen ama anne olma yaşının geçtiğini düşünen bu muhterem kadın, bu fedakârlıkta bulundu. Eşi Hz. İbrâhim’i, elinin altında çalışan ve ev işlerinde kendisine yardımcı olan cariyesi Hacer” “ile evlendirdi.”

“Kısa bir süre sonra Hz. İbrâhim’e, yumuşak başlı, iyi ve hayırlı bir evlâdın müjdesi verildi.”
Saffat, 37/101

“Peygamber evinde bütün ilgi artık bu küçük çocuğun, İsmâil’in üzerindeydi.
Aile mutluydu. Ancak Sâre, Hacer’i kendi rızasıyla İbrâhim’le evlendirmesine rağmen, İsmâil’in doğumuyla kıskançlığa kapılmıştı ve onlarla bir arada yaşamak istemiyordu. Kısa süren mutluluk çetin bir imtihana dönüşecekti. Zira Allah Teâla, Hz. İbrâhim’den, eşi Hacer ile çocuğunu Kâbe’nin bulunduğu yere götürüp bırakmasını istedi. Bu ulu peygamber hiçbir tereddüt göstermeden, eşini ve henüz anne sütü emmekte olan biricik oğlunu yanına alıp yola çıktı. Ailesini çölün ortasında, o gün için oldukça ıssız; bir damla suyun, bir tutam otun dahi bulunmadığı bir vadiye bıraktı. Anne v3 bebeğin yanında sadece küçük bir su kırbası ve az miktarda azık vardı. Hz. İbrâhim geldiği tarafa dönüp yürüdüğünde eşi Hacer arkasından koşmaya başladı:

“Bizi, kimsenin yaşamadığı bu topraklara terk edip gidecek misin?
İbrâhim’in gözlerine bakan Hacer, durumu anlar gibi olmuştu:
“Bizi burada bırakmanı sana Rabbin mi emretti?”
“Evet, (bu, Rabbimin emridir!)”
“(Öyleyse hiç korkma! O bizi korur ve) bize zarar gelmesine mani olur.”

(B3364 Buhârî, Enbiyâ, 9.)

Hacer, su akmaz ekin bitmez bir yerde bıraktığı küçük yavrusuna dönerken, İbrahim de yoluna devam etmişti. Aklında ve dualarında eşi ve çocuğu vardı:

“Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kâbe’nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için (böyle yaptım). Sen de insanlardan bir kısmını gönüllerini onlara meylettir, onları ürünlerden rızıklandır, umulur ki şükrederler.”
İbrâhim, 14/37.

Hacer ve İsmâil artık yanlızdı. Çok geçmeden suları bitti. Çaresizdiler. Anne, karşıdaki Safâ tepesine baktı. “Oraya çıksam birilerini görebilirmiyim?” diye düşündü. Hızla tepeye doğru koştu; karşısındaki vadiyi gözleriyle taradı. Hayır, hiç kimse yoktu. Tepeden indi, yavrusunun bulunduğu Merve mevkiine koştu. Yeniden Safâ’ya yöneldi. Sonra yine Merve’ye koştu. Bu, tam yedi kere tekrarlanmıştı. İşte hac ibadeti esnasında Safâ ile Merve arasındaki yedi sa’y, Hacer’in bu koşuşturmasını temsil etmekteydi. Ümitler kırılmak üzereyken birden hafiften bazı sesler işitti. Az ileride topuklarıyla ya da kanatlarıyla kumları kazan bir melek gördü ve su şırıltısını işitti: Berrak ve serin su: Zemzem! Hacer koştu, suyun çıktığı yeri eliyle düzeltip küçük bir havuz hâline getirdi. Asırlar sonra İsmâil’in neslinden gelecek başka peygamber, âlemlerin efendisi Muhammed Mustafa (sav), bu sahneyi yorumlayacak ve
“Eğer Hacer, havuz yapmayıp suyu kendi hâline bıraksaydı, şimdi Zemzem bir nehir olmuş akıyordu.” diyecekti.
(B3364 Buhârı, Enbiyâ, 9.)

Hacer, bu havuzcukta biriken suları hemen kırbasına doldurdu. Oğluna koştu ve kurumuş dudaklarını suyla buluşturdu. Sonra kendisi içti doyasıya. Yeniden birikmeye başlayan sütüyle yavrusunu emzirip doyurdu. Allah’ın elçisi melek, kaybolmadan önce müjdeyi verdi:
“Size zarar gelmesinden sakın korkmayın. İşte şurası Allah’ın evi hâline gelecek. O evi, şu çocukla babası inşa edecekler. Allah, sevdiği kulları zayi etmez.”

B3364 Buhârı, Enbiyâ, 9

“Hacer bu müjdeden, Hz.İbrâhim’in tekrar kendilerine döneceğini anlamış, eşini beklemeye başlamıştı. Diğer taraftan da Zemzem’in hayat verdiği bu vadideki değişimi izliyordu. Tatlı ve serin suyu sebebiyle ziyaretçisi artan vadide yavaş yavaş bir şehir oluşmaya başlamıştı.”

B3364 Buhârı, Enbiyâ, 9

“Mekke, adım adım tarih sahnesine çıkıyor, Kutlu ve Son Elçi için, Efendimiz için gün sayıyordu.

Zaman su gibi akmış, İsmâil koşup oynayacak çağa gelmişti. Babasının ziyaretleri onu çok mutlu ediyordu. Ancak bu son gelişinde babasını oldukça düşünceli görmüştü. Nihayet babası onu karşısına aldı ve kendisi doğmadan önce yaptığı adaktan bahsetti:
“Yavrum! Bir süredir rüyamda, ‘Adağını yerine getir.’ diye sesleniyor.”
TT21/73 Taberî, Câmiu’l-beyân, XXI, 73-75.

O da, ” Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın.” dedi.”
Sâffât, 37/ 102.

İbrâhim’in beklediği, belki de umduğu cevap buydu. Bu öylesine teslimiyet dolu ve olgun bir cevap idi ki ancak geleceğin peygamberi olan bir çocuğun ağzına yakışıyordu. Evet, İbrâhim bir peygamberdi. Ama aynı zamanda yüreği evlât sevgisiyle çarpan merhamet timsali bir babaydı.

Baba, çocuğunun elinden tutup görevini ifa edeceği yere doğru ilerledi. Olayı uzaktan izleyen şeytana gün doğmuştu. Bir babayı, bir çocuğu veya bir anneyi Allah’ın emrine uymaktan vazgeçirmek için bundan daha büyük bir fırsat olabilir miydi? Fakat Hz. İbrâhim, peygamber ferasetiyle durumu fark etmişti. Şeytana yedi taş attı. Şeytan vazgeçmedi. Onu caydırmak için konuşuyor, önünü kesiyordu. Biraz sonra yine karşılarına çıktı. Fakat Hz. İbrâhim, ona meydan vermedi; yedi taş daha attı. Sonra peşlerini bırakmaya niyeti olmayan şeytana, yedi taş daha… İşte bugün dahi hacıların şeytan taşlaması, cemreler de bu tablonun yeniden canlandırılmasıdır… Ama şeytan şeytanlığa devam etmekteydi. Önce anneye, ardından çocuğun yanına sokuldu. Ama her ikisinde de cevap aynıydı:
“Eğer bu Rabbimizin emriyse itaat etmekten daha güzel ne olabilir!”
TT21/80 Taberî, Câmiu’l beyân, XXI, 80-81

“İstenilen yere geldiğinde İbrâhim durdu. Çocuk vaktin geldiğini anlamıştı. Tereddüt etmeden yere yattı, gül yanağını toprağa koydu. Babasından yüzünü örtmesini ve ellerini bağlamasını, üzerindeki kıyafeti ise çıkartarak ölümünden sonra kefen olarak kullanmasını istedi.”
TT21/73 Taberî, Câmiu’l beyân, XXI, 73-75; TT21/76 Taberî, Câmiu’l beyân, XXI, 76-79.

İbrâhim bıçağını çıkardı. İkisinde de, hüzün vardı ama zerre kadar tereddüt yoktu. Dillerde dua. Gözler kapandı. Tam bu sırada hemen yanlarında Allah Teâla’nın elçisi belirdi. Yanında büyük ve gösterişli bir koç. Sonra ufku dolduran bir ses işitildi:
“Ey İbrâhim! Gördüğün rüyanın hükmünü yerine getirdin. Biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız. Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır.”
Sâffat, 37/ 104-106.

“İbrâhim’in, İsmâil’in ve Hacer’in imtihanı… Ve başarılmıştı. Bu koç da, İsmâil’e karşılık bir fidye idi.”
Sâffât, 37/ 107

“Allah Teâla böyle bir sınavla âdemoğlunun yolunu şaşırıp zaman içerisinde icad ettiği evlât kurban etme mitini külliyen kaldırmış oldu. Şüphesiz bu olaydan elde edilen tek şey, Rabbin rızası değildi. Allah Teâla, sonradan gelecek nesiller için İbrâhim’in örnek gösterecek, onu daima selâm ve muhabbetle anacak, imanının bütünlüğüne dikkat çekecekti.”
Sâffât, 37/ 108-111.

Ama İbrâhim’de hep aynı tevazu, hep aynı dua;
“Rabbim! Beni dosdoğru ibadet edenlerden eyle. Zürriyetimden de böyle ibadet edenler yarat. Rabbim! Dualarımı kabul et. Rabbim! Hesapların görüleceği kıyamet gününde beni, ana babamı ve tüm inananları bağışla.”
İbrâhim, 14/40-41

Hz. İbrâhim’in, babasına olan istiğfarı hariç, dularını kabuk edilip edilmediğini görmesi için çok beklemesi gerekmeyecekti. Zira hemen yanı başındaki oğlu İsmâil de peygamberlikle görevlendirip,” Meryem, 19/54
“vahiy ile şereflendirilecekti.” Bakara, 2/136

“O da Allah’ın hidayete ulaştırıp âlemlere üstün kıldığı” zümrenin önde gelen mensuplarından olacaktı.

Ancak Allah Teâla, Hz. İbrâhim’e asıl üstünlüğü, tevhid inancının imamlığı ve önderliği vasfı” Bakara, 2/ 124 ile bahşedecekti. Bu doğrultuda Hz. İbrâhim ve Hz. İsmâil, yeryüzünde Allah’a adanan ve Tek Yaratıcı inancını simgeleyen ilk mâbet olan Kâbe’nin yeniden inşasıyla görevlendirilecekti. O günden itibarenTek Allah’a tapan ve tapacak tüm müminler için kıyamete kadar kalıcı olan
bu kutsal değerin yeniden inşası bu baba-oğla nasip olacaktı.
Allah Teâla, öncelikle Kâbe’nin yerini onlara bildirdi.” Hac, 22/ 26

Hz. İbrâhim, iki kez Mekke’ye giderek oğlu İsmâil’i ziyaret eder ve ona Rabbinin burada kendisi için Beyt’ini yeniden yapmayı emretiğini haber verir. İsmâil de babasına destek olarak Rabbine itaat etmesini, kendisinin de ona yardım edeceğini söyler. Hz. İbrâhim ve Hz. İsmâil burada temelleri yavaş yavaş yükseltirler ve
“Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur, şüphesiz sen işitensin, bilensin.” diyerek dua ederler.”
Bakara, 2/127; B3365 Buhârî, Enbiyâ, 9.

Böylece, “Mekke’de insanlar için inşa edilen bu ilk mâbet, âlemlere hidayet kaynağı olacak bu mübarek Beytullah”
Âl-i imrân, 3/196.

“Yeniden gün yüzüne çıkar. Baba-oğul iki peygamber, görevlerini yerine getirir ve yine nesilleri için dua ederler.”
Bakara, 2/127-129

Bu duaların kabul senedi, İsmâil soyundan gelen Muhammed Mustafa (sav) olacaktır.

İsmâil aleyhisselam, büyüdü ve Cürhüm kabilesinden bir kızla evlendi. On iki çocuğu oldu. İbrahim aleyhisselam ara sıra gelir, oğlunu görürdü. Sonra Hz. İsmâil’in oğulları ve torunları çoğalıp etrafa hakim olmuşlardı.

Hz. İsmâil, babası Hz. İbrâhim’in şeriatı (dini) ile yani hanif dini ile amel etmek üzere Yemen kabilelerine ve “Amalika” denilen eski bir kavme peygamber gönderilmişti. Hz. İbrâhim’den kırk sene sonra yüz otuz yedi yaşında vefat ettiği ve anası Hacer’in “Hicr’ deki kabri civarında gömüldüğü rivayet edilir.

Mescid-i Haram Kâbe’nin hatim diye bilenen yerin iç kısmıdır. Annesi Hacerin yanında gömülüdür. Tavaf ise bu hatmin dışında yapılır. Hatim içine girilip namaz kılınır ve dua edilir.

Zemzem suyu için tıklayınız https://acikve.net/zemzem-suyu-zemzem-suyu-sifasi-zemzem-suyu-fazileti/


"Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen bir HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl çömleği tutan dışındaki biçim değil içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir." Hz. Mevlana

1 Comment

Bir cevap yazın