Hz.Eyüp Peygamberin Hayatı
24 Ara, 2017 3:26 tarihinde eklendi

Hz.Eyüp Peygamberin Hayatı

Hz.Eyüp Peygamberin Hayatı

HZ. EYÜP PEYGAMBER

Hz.İbrahim soyundan gelen bir peygamberimizdir.

İshak A.S Sare’den doğma İbrahim peygamberimizin ikinci oğludur.

İshak A.S 60 yaşlarında iken İys ve Yakup adlarında ikiz oğullar dünyaya gelir.

Bir adı da İsrail olan Yakup A.S Soyundan gelenlere sonradan verilen isim ise “İSRAİLOĞULLARI” olmuştur.

Kuran’da İshak A.S Zürriyeti hakkında şöyle bahsediliyor;

Ey habibim!Kuvvet ve basiret sahibi kullarımız İbrahim,İshak ve Yakub’uda zikret.

Çünkü biz onları halis(bir haslet) olan ahiret düşüncesiyle ihlaslı (kimseler)kıldık.

Gerçekten de onlar,Bizim katımızda seçilmişlerden en hayırlı kimselerdendir.
SAD SURESI: 45 ve 47 Ayetler

Kuranda 4 sürede ismi geçen Eyüp A.S‘den bahsedilir. Sabır örneği olarak takdim edilir.

İslâm kaynaklarında Havran bölgesinde yaşamış olan çok zengin olup sayısız malı mülkü bulunan birçok da oğlu ve kızı bulanan Hz.Eyüp a.s’ın bir topluma peygamber olarak gönderildiğinden bahsedilir.

Kendinisine sadece 7 kişi iman etmiştir.

Kuran’ı Kerim’de ismi geçen 25 peygamberden biriside; Eyüp peygamberimizdir.

HZ.Eyüp A.S Hz.Yakub-un ikiz kardeşi Ays’ın oğludur.

HZ. EYYÛB (A.S.)

Yüce Kitabımız Kuran’ı Kerim’de Hz.Eyüp Peygamberin dört surede ismi geçiyor. Kuran’da yer alan ayetteki bilgilere göre, onun kavmine peygamber olarak gönderildiği, büyük ahlâk sahibi olduğu ve evladı, malı mülkü olan zengin bir insan iken hiçbir şeyi kalmayıp bir de hastalığa yakalandığı ve bu hastalığın 20 yıl kadar sürdükten sonra Rabbimden şifa bulurak iyileştiği anlatılıyor.

Hz.Eyüp Peygamber’in fiziki özelliklerine gelince kıvırcık saçlı, güzel büyük gözlü, büyük başlı geniş kalın kollu, kalın bacaklı, kısa boylu olduğu rivayetlerle açıklanmaktadır.

Eyüp Peygamber döneminin en zenginlerinden biriydi. Şam’ın Calık ilçesine bağlı olan besini köyünde yaşamını sürdüren Eyüp Peygamberin köyün tamamı kendisine aitti. Köyde bulunan hayvanlar ve köyün doğusundan batısına kadar olan bölüm Eyüp Peygamberin malıydı. Yakup peygamber zamanında diğer peygamberlere olduğu gibi Eyüp Peygambere de vahiy yoluyla peygamberlik verildi. Hz. İbrahim’ den gelen Tevhid dinini sürdürmeye Eyüp Peygamber devam etti.

Davut Aleyhisselama göre: Eyüp Aleyhisselam insanların en halim ve uslusu, insanların en sabırlı ve öfkelerini en çok yeneniydi. İbni Mace

Etrafında bulunan yoksul, yetim ve muhtaçlara yardımcı olurdu. Eyüp peygamber konuksuz gecelemez, yoksul bulundurmadan yemek yemezdi. Ahmet Bin Hanbel

Diğer peygamberlerin olduğu gibi Eyüp peygamberinde inananlara hem yaşam tarzı hem de Allah’ın emirlerini aktarmak için gönderilmişti. Bundan dolayıdır ki Eyüp peygamberin sabrını örnek alabilmemiz için Allahü Teala ona 20 yılı aşkın bir sürede dermanı bulunmayan bir hastalık vermiştir. Bu hastalığından dolayı iş yapamadığı için ve derman bulabilmek adına bütün mal varlığını kaybetmiş, çocukları ve ailesi kendinden uzaklaşmıştı. Bütün bunlara rağmen sabrıyla bu kadar zamanı geçiren peygamberimizi, Allah iyileştirerek mükafatlandırdı. Eyüp Peygamberin hayatından çıkartmamız gereken ders ise dünya hayatında ki yaşantımızın gelip geçici olduğunu ve imtihanlara sabırla davranırsak, isyan etmezsek Allah’ın mutlaka bizi ödüllendirecegini bilmemiz gerektiğidir.

Başka rivayetlerde de Hz. Eyüp peygamberimizin babası, Hz. İbrahim a.s ateşe atılması sırasında ona iman edip onunla hicret edenler arasında yer alır.

Başka rivayetlerde de Hz. Eyüp a.s Hz. İbrahim peygamberin oğludur.

Allahu Teala, Cebrail a.s’a buyurdu;
Yetiş! İbrahim havada iken onu yakala  ve İbrahime:Ben Cebrail’im de! Benim yapabileceğim bir dileğin var mı? diye sor, bakalım; Cebrail a.s da tam da o vakitte İbrahim a.s yetişip dedi ki;Ey İbrahim!… Ben Cebrail adlı meleğim. Yüce Allah’ın emri üzerine buraya beni gönderdim. Senin benden bir isteğin var mı? Söyle.” 

İbrahim a.s‘da Benim isteğim yüce Rabbimdendir. Senden bir şey istemem. Allah’ın kölesi olduğunu ve ateşinde O’nun olduğunu söyledi. Bilen biliyor beni söylememe gerek yok. dedi.

İbrahim a.s Yüce Rabbi harici hiç kimseden yardım talep etmedi; Ben sadece Allah’tan yardım isterim. dediği için Allah (C.C.) ona, Halilim(dostum) dedi ve kendisi de “Halilullah”(Allah’ın dostu) diye anılmaya başlandı.

Allah’u Teâla da o vakit ateşe emretti;

Biz söyledik: ‘Ey ateş, İbrahim’in üzerine soğuk ve selâmet ol!’

Enbiya suresi : 69. ayet

İbrahim a.s, o ateşin ortasına düştüğünde ateş dört bir tarafa yayıldı. O ateşin orta kısmında bir yer göründü. Görünen yerden bir güzel pınar akmaya başladı. Etrafı yeşil oldu. İbrahim a.s’da gelip o pınarın yanıbaşına oturdu. Ayaklarında bulunan o zincir bağları da çözülüp gitti. İşte o yer şimdi Urfa şehrinde bulunan balıklı göl olarak biliniyor.

Hz. Eyüp A.S Hakkındaki Bilgiler…

Kuran’ı Kerim’de dört yerde Hz. Eyyûb (a.s.)’dan bahsedilir. Bunlardan birincisi olan Nisa sûresinin 163. âyetinde Allah Teâlâ, Rasülullah (s.a.v.)’e hitaben ona gönderdiği gibi, diğer bütün peygamberlere de vahiy gönderdiğini bildirerek onlardan bâzılarının isimlerini vermektedir.

Hz. Eyyûb (a.s.) da bunların arasındadır:

“(Ey peygamber) Biz, Nuh’a ve ondan sonraki bütün peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. Tıpkı İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a, torunlarına, İsa’ya, Eyyüb’a, Yunus’a, Harun’a ve Süleyman’a vahyettiğimiz ve Davud’a Zebur’u verdiğimiz gibi.

En’am sûresinin 84. âyetinde ise, yine bâzı peygamberlerin isimleri sayılmakta, onların hidâyete ulaştırıldıkları ve yaptıkları iyi işler karşılığında ödüllendirildikleri bildirilmektedir.

“Bundan başka ona (İbrahim’e) İshak ve Yakub’u ihsan ettik ve her birini hidâyete erdirdik. Nuh’u da daha önce hidâyete erdirmiştik. Onun soyundan Davud’u,Süleyman’ı,Eyyûb’u,Yusufu Musa’yı, Harun’u da. İşte iyi işler yapanları böyle mükafatlandırırız. ”

Kur’ân-ı Kerim’de Hz. Eyyûb (a.s.)’m isminin üçüncü defa zikredildiği Enbiya Sûresinin 83.ayeti; Cenab-ı Hak, bâzı peygamberlerine verdiği imkânlar ve onlara yaptığı yardımlardan bahsederken, Hz. Eyyûb (a.s.)’in yakalanmış olduğu hastalıktan kurtulmak için yaptığı duaya da işaret etmiş ve onun bu duasını kabul ettiğini, ona şifa ile birlikte yeniden evlât ve bol miktarda mal verdiğini açıklamıştır.

Ayrıca onun bu durumunu, musibetlere mâruz kalan mü’minlerin, bu belâların giderilmesini Allah’tan istemeleri ve ihlâsla O’na sığınmaları hususunda örnek göstermiştir:

“Eyyûb’u da hatırla! O, bir zaman Rabbine, ‘Doğrusu ben bir hastalığa yakalandım. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin, bana merhamet et!’ diye duâ etmişti. Bunun üzerine duasını kabul ettik ve onu yakalandığı dertten kurtardık. Ayrıca katımızdan bir rahmet ve bize kulluk edenlere bir ders olmak üzere, ona aile fertlerini ve onlarla birlikte bir o kadarını daha verdik.”

Kur’ân-ı Kerim’de Hz. Eyyûb (a.s.)’dan son kez bahsedilen Sâd Süresindeki âyetlerde (41-44) de onun hastalığı ve Allah’ın lütfuyla şifa bulması konusundan bahsedilir. Eyüp A.S’ın yakalandığı dertten nasıl kurtulduğuna, malına mülküne yeniden kavuştuğuna, engin sabrına ve hanımıyla ilgili bir duruma işaret edilmiş;olup Allah’a yönelen çok güzel bir kul olduğuda söylenmiştir.

“Ey Muhammedi Kulumuz Eyyûb’u hatırla! Hani bir zaman O, Rabbine, ‘Gerçekten şeytan bana meşakkat ve ıztırap dokundurdu!’ diye nida etmişti, ona, ‘Ayağını yere vur! İşte sana, yıkanılacak ve içilecek soğuk bir su!’ dedik. Nezdimizden bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere biz, ona aile fertlerini ve önceki mal-mülkünü bahşettik, bir o kadar da artırdık. Biz, Eyyûb’a, ‘Eline bir demet sap alıp onunla hanımına vur, yeminini bozma!’ demiştik. Gerçekten biz, onu sabırlı bulmuştuk. O, ne güzel kuldu! Daima Allah’a yönelirdi.”

Yüz Değnek Meselesi

Âyetteki “Biz, Eyyûb’a, ‘Eline bir demet sap alıp onunla hanımına vur, yeminini bozma!’ demiştik.” ibaresiyle işaret edilen hususa gelince, Fahreddin Râzî ve Beyzâvî’nin naklettiklerine göre, hastalığı günlerinde, eşi bir ihtiyaç için gittiğinde geç gelmiş, bu duruma öfkelenen Hz. Eyyûb (a.s.), “Hastalığımdan kurtulursam sana yüz değnek vurayım!” diye yemin etmişti. Cenab-ı Hak, onun yeminini yerine getirmesi için bir kolaylık gösterdi. Çöplerden bir demet yaparak bir defa vurmasıyla yemininin yerine geleceğini bildirdi.

Başka bir rivayete göre ise, hastalığı arttığında hanımı, “Sen duası makbul bir adamsın, dua et de Allah şifanı versin!” deyince, “Biz yetmiş yıl nimetler içinde yüzdük, yetmiş yıl da belâ ve sıkıntıya sabredelim! Allah bana şifa verirse sana yüz sopa vuracağım.” diye yemin etmiştir. Elmalılı, bu konu hakkında şöyle demiştir:

“Deniliyor ki, Hz. Eyyûb (a.s.}, bir hâdise dolayısıyla eşine yüz değnek vurmaya yemin etmişti. Böylece bir demet yaparak vurmakla yeminin yerine geleceği kendisine ruhsat olarak gösterilmiş, şer’i ceza ve yeminlerde bu “Eyyûb ruhsatı” adıyla bakî kalmıştır. Âyette ne demeti olduğu açıkça belirtilmediği için, daha geniş mânâlara ihtimali vardır. Bizim kanaatimizce bu emir, yalnız o ruhsatı göstermekle kalmıyor, eli altında bir cemâat kurulması gerektiğini de anlatmış bulunuyor.”

Derveze, Hz. Eyyûb (a.s.)’a verilen bu ruhsatı, Allah’ın kullari için, tehlike, zarar ve günâha düşürecek problemlerden kurtulmaları hususunda meşru vesilelere tevessül edilmesine izin verdiğine delil olarak değerlendirmekte ve bunun Kur’ân’ın tekrarlarla prensip haline getirdiği bir kaide olduğunu söyleyerek çeşitli örnekler vermektedir. Hz. Eyyûb (a.s.)’a tanınan ve Allah’ın onun vefakar eşine büyük bir lütfü kabul edilen bu uygulama, fukâha arasında çeşitli görüşlere mesned olmuştur.)

Eyüp A.S’ın peygamber olduğunun bildirilmesi ve güzel ahlakı yanında sâdece hastalığı ve Cenab-ı Hakk’ın lütfuyla bu hastalıktan kurtuluşundan söz edilir.Bu hastalığından bahsedilirken de, duyduğu rahatsızlık,bu rahatsızlığı yüzünden yaşadığı acıyı şeytana nispet etmesi,Yüce Allah’ın emrine uyarak hastalıktan şifa bulma şekli, yeniden mal mülk ve evlâda kavuşması, hastalığı sırasındaki bir yemini ve bu yeminini yerine getirmesiyle ilgili sözler mevcuttur.
Dolayısıyla Kur’ân-ı Kerim’de onun hastalığının sebebi,ne tür bir hastalık olduğu ve safhaları hakkında kesin bir bilgi yoktur.

Bu hastalığının,diğer peygamberlerin tâbi tutulduğu imtihanlar cinsinden, derecesinin yükseltilmesine vesile kılınan bir imtihan olduğunu söyleyebiliriz.

Hz. Eyyûb A.S büyük bir sabır göstererek bu imtihanı başarıyla tamamlamıştır.

Çok Üstün Sabır Sahibi Güzel Bir Kul…

Allah Teâlâ, mealinide söylediğimiz son âyette,hastalığı sırasında gösterdiği fevkalâde sabrı ve tevekkülü dolayısıyla Hz. Eyyûb A.S hakkında şöyle buyurmuştur:

“Gerçekten biz, onu sabırlı bulmuştuk. O, ne güzel kuldu! Daima Allah’a yönelirdi.”

Kavmine peygamber olarak görevlendirilen Hz. Eyyûb A.S O Dönemin büyük zenginlerindendi.

Geniş toprakları,bağları,bahçeleri ve birçok kalabalık sürüleri vardı.Son derece sağlıklı bir bünyeye sahip olup çok sayıda evlatları da vardı.

Ömrünün bolluk ve sağlık içinde geçirdiği yıllarında varlıklı ve sağlıklı bir kulun yapabileceği en güzel kulluk şeklini gostermiş oldu Rabbine karşı.Son derece muttaki, Allah’ın verdiği nimetlere şükreden ve muhtaçlara yardım eden kullarındandı.

Dünya malına hiçbir şekilde tamah etmeyip hiçbir şekilde de onun tuzağına düşmemisti. Bunlarla alâkalı olmalı ki, Yüce Allah onu kendisine bol bol verdiği Ilk başta malı mülkü ile,sonra çocuklarının çokluğuyla en sonda ona emanet olan bedeninin sıhhatiyle imtihan etti.

Bütün mallarını mülklerini kaybedip ardından da çocuklarını kaybeden Hz. Eyyûb (a.s.), aynı zamanda ağır bir hastalığa yakalandı. Bu durumda ise o, hasta ve muhtaç sâlih kullar için örnek bir hayat yaşamıştır o halinde bile…

Başına gelen bu sıkıntılara karşı sabır zırhına bürünerek Allah’a hamd ederek ve yoğun bir şekilde ibâdete yöneldi. Hiçbir zaman kırgınlık göstermeyip büyük bir tevekkül ile Allah’tan gelen her şeye razı olduğunu gösterebilmek için elinden geleni fazlasıyla yapmıştır.

Bolluk zamanlarında nasıl ise darlık hallerinde o şekilde olup bu insanlar ve sâlih kullar için güzel bir örnek teşkil etmiştir.Hatta neticede,Allah Teâlâ tarafından “sabırlı, güzel bir kul olarak tanıtılma” yanında, sabırlı kişiler hakkında en önemli örnek hâline gelmiştir.

Rivayete göre sâliha bir hatun olan hanımı da, bollukta ve darlıkta onun gibi davranmıştır. Her daim Rabimizin vermiş olduğu Nimetlere şükretmesini bilen saliha kadın,sıkıntı ve ağır hastalık günlerinde, kocasını terk etmeyip, onu hiçbir an yalnız bırakmayıp her zaman yanında olmuştur.

Şeytanın Vesvesesi

Müfessirler, son âyette, Hz. Eyyûb (a.s.)’ın hastalığı sırasında duyduğu meşakkat ve acıyı, şeytana nispet etmesinin yanlış anlaşılabileceğini düşünerek, bu işin hakikatini şöyle açıklamışlardır;

Hz. Eyyûb (a.s.), “Gerçekten şeytan bana meşakkat ve ıztırap dokundurdu!” derken, şeytanın insanlar üzerinde hastalık ve sıkıntı meydana getirdiğini veya onun böyle bir güce sahip olduğunu kastetmemiştir. Zâten şeytanın böyle bir gücü de yoktur. Çünkü böyle bir güce sahip olması durumunda insanların onun kötülüklerinden kurtulmaları mümkün olamazdı. Şeytanın insanlar üzerindeki yetkisi, vesvese vermek suretiyle onları etkilemesinden ibarettir. Hz. Eyyûb (a.s.)’ın kastettiği de işte bu vesvesedir. Şeytanın Hz. Eyyûb (a.s.)’a verdiği vesvesenin keyfiyeti hakkında ise farklı açıklamalar yapılmıştır.

Bu hususta söylenenler özetle şöyledir:

Hz. Eyyûb (a.s.)’ın hastalığı şiddetlenince, ona gelen şeytan, önceden sahip olduğu nimetleri ve o andaki hastalığını hatırlatarak,onu rahatsız etmeye çalışırdı.Veya vesvese suretiyle gelir,sıhhat bulamayacağından bahsederek onun zihnini karıştırmıştır.

Yahut eşine, “Kocan bana itaat ederse, hastalığını gideririm.” der, bunun üzerine eşi, şeytanın sözlerini aktararak Eyyûb’ u rahatsız edermiş… bu yollardan hangisiyle olursa olsun, onun vesvesesi kendisini rahatsız ettiğinden Hz. Eyyûb (a.s.), onun şerrinden kurtulmak için Allah’a duâ etmiştir.

Bu hususta Mevdûdî, şöyle demektedir;

“Hz. Eyyûb (a.s.), ‘Gerçekten şeytan bana meşakkat ve ıztırap dokundurdu!’ ifadesiyle, şeytanın bir musibet ve hastalık verme gibi bir güce sahip olduğunu söylemek istememiştir. Zîrâ Hz. Eyyûb (a.s.), şiddetli bir hastalığa yakalanması, tüm servetini ve evlâdını kaybetmesi ve tüm yakınlarının kendisinden yüz çevirmesinden ziyâde, şeytanın vesvese yoluyla kendisine eziyet etmesinden yakınıyordu. O, ‘Şeytan bana vesvese vererek me’ yus olmamı istiyor, beni nankör olmaya sevk ediyor ve sabrı terk etmem için elinden geleni yapıyor.’ demek istiyordu.”

Eyüp A.S’ın Şifa Bulması

Kur’ân-ı Kerim’de açıklanan diğer bir hususda şöyledir.

Hz. Eyyûb (a.s.)’ın şifa bulmak için yaptığı duânın Allah Teâlâ tarafından kabul edilmesi ve hastalıktan kurtulması için ne yapması gerektiğinin bildirilmesidir. Cenab-ı Hak, O’na “Ayağını yere vur! îşte sana, yıkanılacak ve içilecek soğuk bir su!” buyurarak hastalığından nasıl kurtulacağını açıklamış, bunun üzerine ayağını yere vurduğunda, oradan soğuk bir su fışkırmış ve Hz. Eyyûb (a.s.), o sudan içip ardından banyo yapınca şifa bulmuştur.

Hz. Eyyûb (a.s.)’ın hastalığı, Enes b. Mâlik’ten nakledilen bir hadise göre on sekiz yıl devam etmiştir.

Bu hastalığın yedi veya üç yıl sürdüğünü bildiren rivayetler de vardır. Bir hadiste de Hz. Eyyûb (a.s.)’ın bu hastalığa bir çarşamba günü yakalandığı ve bir salı günü kurtulduğu belirtilmiştir.

Eyüp (a.s) Kendisine Yeniden Çocuk ve Mal Verilmesi

Kur’ân-ı Kerim, Allah Teâlâ’nın, duasını kabul ederek sağlığına tekrar kavuşturduğu Hz. Eyyûb (a.s.)’a, önceden olduğu gibi, çok sayıda çocuk ve büyük bir servet bahşettiğini, hatta önceki servetini ikiye katladığını da haber vermiştir:

“Nezdimizden bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere biz, ona aile fertlerini ve önceki mal-mülkünü bahşettik, bir o kadar da artırdık.”

“Bunun üzerine duasını kabul ettik ve onu yakalandığı dertten kurtardık. Ayrica katımızdan bir rahmet ve bize kulluk, edenlere bir ders olmak üzere, ona aile fertlerine ve onlarla birlikte bir o kadarına daha verdik.

Rasulullah (s.a.v.) ona bahşedilen nimetlerle ilgili olarak şöyle buyurmuştur;

“Eyyûb peygamber bir gün çıplak olarak yıkanırken, üzerine altın çekirgeler düşmeye başladı. Eyyûb, onları toplayıp elbisesinin içine doldurmaya başlayınca, Cenab-ı Mevlâ, ‘Ya Eyyûb! Ben seni bu gördüklerine dönüp bakmayacak kadar zengin kılmadım mı?’ diye seslendi. Eyyûb ise, ‘Evet, izzetine yemin ederim ki, beni çok zengin kıldın; fakat ben senin lutfettiğin bereketten müstağni olamam.’ dedi!..”

Rivayete göre Hz. Eyyûb (a.s.) hastalanmadan önce 70 yıl sıhhatine kavuştuktan sonra ise 70 yıl daha yaşadığını söyleyebiliriz.

Fakat Eyüp (a.s) bütün ömrünün sadece 93 yıl olduğu da söyleniyor.

EYÜP A.S KABRİ NEREDE

Hz. Eyyûb (a.s.)’ın peşini bırakmayan şeytan, bu defa Allah’tan onun ağır bir hastalıkla denenmesi için izin alır. Neticede onun bütün vücudu çıbanlarla kaplanır. Çıbanları kazımak için bir çömlek parçası alır ve küller içinde oturur. Onun bu durumuna üzülen karısı, “Allah’a lanet et de öl!” der.

Eyyub A.S bütün bunlara rağmen, hastalığının ilk günlerinde büyük bir sabır örneği sergiler ve önceden olduğu gibi şükrüne devam eder. Ancak hastalık uzayınca yakınmaya başlar ve bu yakınmalar giderek isyana ve doğduğu güne lanet yağdırmaya dönüşür. Bunun büyük bir haksızlık olduğunu söyler. Allah’ın bu isyanı sebebiyle kendisini kınamasına kadar isyan ve şikayetlerini devam ettirir. İşte o zaman pişman olup isyanına tövbe eder.Onu bağışlayan Allah, hastalıktan kurtarır,önceki çocukları sayısınca çocuk ve önceki servetinin iki katı da mal verir.

Evladı

Bâzı tarihçiler, çok sayıda çocuk sahibi olduğu bildirilen Hz. Eyyüb (a.s.)’ın haklarında bilgi olan iki oğlundan bahsederler.

Bunlardan biri, “Havmel” Diğeriyse,kendisinden sonra peygamber olarak görevlendirildiği belirtilen ve “Zülkifl” olarak isimlendirilen Bişr’dir.

Hayatını Anadolu veya Şam’da geçiren Bişr (a.s.),75 veya 90 yaşında ölmüştür…

Eyyup Nebi Köyü Peygamber Mezarları (Türbeleri)

Urfa-Mardin karayolunun 85. km.’sinden kuzeye sapan asfalt yolun 16. km.’sindeki Eyyup Nebi Köyü’nde Eyyup Peygamber,Eyyup Peygamber’in hanımı Rahime Hatun ve Elyesa’ Peygamber’in mezarları bulunur.

Eyüp Peygamberin Türbesi

Yüce Allah Şanlıurfa’da yaşayan ve çok zengin olan Eyyup Peygamber’i imtihan etmek için önce mallarını ve çocuklarını elinden aldı ve daha sonra kendisine ağır bir hastalık verdi. Tüm bunlara sabır ve şükür gösteren Hz. Eyüp, Cebaril (a.s.)’in getirdiği vahiy gereği ayağını yere vurdu ve yerden su fışkırdı.

Bu su ile yıkanan Hz. Eyyup A.S vücudunun tümünü kaplayan bu yaralardan hemen kurtuldu.
Daha sonra içtiği bu kutsal su, içindeki bütün dertlerini de yok edip gitti.

Bunun üzerine Allah, Hz. Eyyup’a,hem çocuklarının hem de mallarının iki katını verdi.Bunun için Hz. Eyyup, sabır timsali bir peygamber olarak tanınmaktadır.

Eyyup Peygamber’in hastalık çektiği mağara, yıkanarak ve suyundan içerek şifa bulduğu kuyu Şanlıurfa’nın Eyyûbiye Mahallesi‘nde bulunmaktadır.

Şanlıurfa’ya 100 km.mesafedeki Viranşehir ilçe sınırları içindeki Eyyup Nebi Köyü’nde bulunan Eyyup Peygamber’in türbesi, köyün kuzey yönündeki höyüğün güney eteğinde,kendi adıyla anılan caminin doğusundaki mezarlık içerisinde bulunur.

Rahime Hatun Türbesi

Eyyup Peygamber’in ağır hastalığı ve uğradığı musibetler sırasında O’na büyük bir şefkat ve sabırla bakan hanımı Rahime Hatun’un mezarı Eyyup Peygamber türbesinin yaklaşık 500 m. kuzeybatısında bulunur.

ELYESA PEYGAMBERİMİZİN TÜRBESİ

Eyyup Peygamberi ziyaret etmek isteyen Elyesa’ Peygamber, uzun yıllar süren zorlu bir yolculuktan sonra O’nun bulunduğu köye ulaşır. Ancak kendisi bunu bilmemektedir. Karşısına insan kılığına girmiş Şeytan çıkar ve Hz. Eyyub’un daha çok uzaklarda olduğunu söyler. Yaşlı ve yorgun olan, artık yürüyecek mecali kalmayan Elyesa’ Peygamber umutsuzluğa düşer ve Allah’a dua ederek ruhunu almasını diler. Bunun üzerine hemen orada vefat eder ve köy içerisine gömülür. Eyyup Peygamber türbesinin 500 m. güneybatısında yer almaktadır.

www.instagram.com/acivnet

www.twitter.com/acikve_net

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlendi *