Hz. Âişe'nin Hayatı ve Hz. Âişe ile Hz. Peygamber Efendimiz'in Evliliği

Hz. Âişe'nin Hayatı

Hz. Âişe Kimdir?

Risaletin 4. yılında (M.614) Mekke'de doğdu. Babası Ebû Bekir (ra), annesi Ümmü Rûmân bint Âmir b. Uveymir'dir (rah).

Hz. Âişe ile Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v)'in Evliliği

Hz. Âişe ile Hz. Muhammed Evliliği

Hz. Âişe'nin (rah) çocukluğu hakkında fazla bilgi yoktur. Hz. Peygamber (sav) ile nikâhı hicretten önce Mekke'de kıyıldı. Babası, Resul-i Ekrem (sav) ile daha önce hicret ettiği için aynı yıl (M.622) annesi, ağabeyi Abdullah ve kız kardeşi Esmâ (rah) ile birlikte Medine'ye hicret etti. Hicretin 2. yılı Şevval ayında (Nisan 624) Hz. Peygamber'le (sav) evliligi gerçekleşti.

Hicretten sonra da düğünleri Medine'de olmuştur.

Hz. Âişe (rah), Resul-i Ekrem (sav) eş olduktan sonra Müslümanlar nazarında üstün bir mevkiye kavuştu. İslâm dinine büyük hizmetleti oldu. Uhud Gazvesi'nde sırtında su taşıma, haber toplama ve yaralılara bakma gibi geri hizmetlerde görev yaptı.

Hz. Peygamber (sav) Hicretin 11. yılı Safer ayının (Mayıs 632) son haftasında rahatsızlanınca, diğer hanımlarının rızasını alarak Hz. Âişe (rah) odasına geçti. Bir süre sonra mübarek başı onun kucağında olduğu halde son nefesini verdi. Allah Resûlü (sav) yine onun odasına defnedildi.

Hz. Âişe (rah), Hz. Peygamber'den (sav) sonra kırk yedi yıl daha yaşadı ve altmış beď (veya altmış altı) yaşında iken 17 Ramazan 58 (14 Temmuz 678) Çarşamba gecesi Medine'de vefat etti. Vasiyeti üzerine Bakî mezarlığına defnedildi.

Hz. Âişe (rah) gelişmesini, yetişmesini ve şahsiyetinin olgunlaşması Peygamber (sav) evinde tamamlama imkânı buldu. Allah Resûlü (sav) onu çok severdi. Hz. Âişe (rah) ile Hz. Peygamber (sav) arasındaki aile bağı sevgi, anlayış ve hürmet esası üzerine kurulmuştur. Diğer taraftan Âişe (rah) zekâsı, anlayışı, kuvvetli hafızası, güzel konuşması, Kur'ân-ı Kerîm'i ve Hz. Peygamber'i (sav) en iyi şekilde anlaması gibi mümtaz vasıfları sayesinde Resûlullah'ın (sav) yanında müstesna bir mevki kazanmıştı. Hz. Peygamber (sav), hanımları arasında Hz. Hatice'den (rah) sonra en çok onu sevmiş, dünyada en çok kimi sevdiği sorusuna karşılık olarak onun adını vermek suretiyle bu sevgisini açıkça dile getirmiştir.

Hz. Âişe'nin (rah), Allah Resûlü'nün (sav) vefat ettiği zaman çok genç olmasına rağmen Kur'ân-ı Kerîm'i ve sünneti en iyi bilen, anlayan ve muhafaza eden sahâbîlerin başında yer alır.
O hem baba evinde, hem Hz. Peygamber'in (sav) yanında en iyi şekilde yetişti ve başkalarına nasip olmayan bilgiler edindi. Arap dilini maharetle kullanması yanı sıra Arap şiirini de çok iyi bilirdi. Fesâhat ve belâgatıyla da ünlü bir hatip olduğu için konuşması insanlara çok tesir ederdi. Hz. Peygamber'den (sav) aldığı feyz sayesinde İslâm esaslarının en mümtaz öğreticisi oldu. Kur'ân'ı Kerîm'i tefsir etti. Küçük yaştan itibaren Kur'ân'ı ezberlemeye başlamış, âyetlerin kıraat tarzını iyice öğrenmişti. Sünneti de çok iyi olan Hz. Âişe (rah), hadislerden yeni hükümler çıkardı. Nitekim o, Hz. Peygamber'in (sav) ashâbı arasında, çok sayıda fetva vermesiyle meşhur olan yedi kişiden biri olarak kabul edilir.

"Hz. Muhammed (sav)'in eşleri mü'minlerin anneleri hükmündedir."
(Azhâb, 33/6).

Hz. Âişe'nin (rah), kuvvetli hafızası sayesinde Hz. Peygamber'in (sav) hadis ve sünnetinin daha sonraki nesillere ulaştırılmasında emsalsiz hizmetler yerine getirdi. Rivayet ettiği hadislerin sayısı 2210'dur. Bunlardan Buhârî vr Müslim'in Sahîh'lerinde rivayet ettikleri 297 hadisin 174'ü her iki eserde, elli dördü yalnız Buhârî'de, altmış dokuzu da yalnız Müslim'de yer almaktadır. O hem Hz. Peygamber'in (sav) diğer hanımlarından, hem de Ebû Hüreyre (ra), Abdullah b. Ömer (ra) ve Enes b. Mâlik (ra) dışında diğer sahâbîlerden fazla hadis rivayet etmiş olan tek kadındır.

Binden fazla hadis rivayet ederek "müksirûn" diye adlandırılan yedi sahâbînin dördüncüsü oldu. Rivayet ettiği hadislerin çoğu doğrudan doğruya Hz. Peygamber'den (sav) nakletmiştir.

"Kördüğüm gibi"

-Hz. Âişe, Peygamberimiz (s.a.v) ile yeni evlenmişti. Eşinin kendisini sevip sevmediğini merak etmekteydi. Ya da kendisini ne kadar nasıl sevdiğini. Âişe bu düşüncesini Peygamber (s.a.v) konuşmadan edemedi.
-"Ey Allah'ın Resûlü, beni seviyormusun?
-"Evet, ya Âişe tabi seviyorum!"
-Hz. Âişe dahasını da merak ediyordu. Acaba nasıl seviyordu? Hemen sordu.
-"Beni nasıl seviyorsun?"
Peygamberimiz (s.a.v) sevgi şeklini tanımladı eşine:
-"Kördüğüm gibi."
-Bu cevap Hz. Âişe'i çok sevindirdi. Çünkü kördüğüm açılmazdı. Açılmayan, bitmeyen sırlı bir sevgi demekti.
-Alacağı cevap onu çok mutlu ettiği için, Hz. Âişe sık sık sorardı:
-"Ey Allah'ın Resûlü kördüğüm ne alemde?"
-"Peygamber (s.a.v), Hz. Âişe'i memnun eden cevabı verdi her defasında:
-"İlk günkü gibi."

Selâm ve Dua ile Kalın...

 


Bir cevap yazın