Hipertansiyon Belirtileri ve Korunma Yolları

Hipertansiyonun toplumda sık görülen bir hastalık oluşu, koroner kalp hastalığı, kalp krizi, enfarktüs, kalp yetersizliği , felç, böbrek yetersizliği, üre ve gözde görünen körlüğe neden olan hasarları, bu hastalıktan haberdar olma ve tedavi gören kişi sayısının çok az olması, onu bir toplum sağlığı problemi yapmaktadır.


Hipertansiyon Nedir? 

Kanın atardamarlar içinden geçerken, damar duvarına uyguladığı basınca kan basıncı, kalp basıncının yüksekliğine hipertansiyon denir. Kalbin kasalması esnasında kan basıncı en yüksek düzeye çıkar buna büyük tansiyon denir. Kalbin gevşemesi esnasında kan basıncı en düşük düzeye iner, buna küçük tansiyon denir. İdeal yakın kan basıncına ise optimal kan basıncı denir. Bu 120 80 mmhg nin altıdır. Normal kan basıncı 130 85 mmhg nin altı kabul edilirken, hipertansiyon büyük tansiyonun 140 mmhg nin, küçük tansiyonun 90 mmhg den yüksek bulunmasıdır. Fakat bir kişide tansiyon yüksekliğinden bahsedilmek için değişik üç ayrı zamanında yapılan kan basıncı ölçümlerinde %40 90 mmhg nin üzerinde rakamlar bulunmalıdır.

Hipertansiyon Belirtileri Nelerdir? 

Hipertansiyonlu hastaların çoğu kez hiçbir şikayeti yoktur. Bu nedenle hipertansiyona ‘sessiz katil’ denilmektedir. Çünkü hastanın kan basıncı yüksek olmasına rağmen hiçbir şikayeti yoktur. Ama tansiyon yüksekliğinin hedef organlar üzerindeki zararları devam eder.

En sık rastlanılan hasta şikayetleri nelerdir? Özellikle sabahları ensede lokalize baş ağrısıdır. Ensede tutukluk, “ters yatmışım, kulunçtur” deyip geçirilir.

Baş dönmesi, görme bulanıklığı, kulak uğultusu, burun kanaması, konsantrasyon kaybı ve hedef organ hasarı belirtileri ne ait yakınmalardır.


Tansiyon Ölçümü

Hipertansiyonun tedavi edilebilmesi öncelikle teşhisinde doğru olarak konulması ile mümkündür. Bu amaçla kan basıncının doğru alet, doğru teknik ve doğru şartlarda ölçümü gerekir. Kan basıncındaki değişkenlikten dolayı ölçümlerin tekrarlanması, başlangıçta saptanan yüksek değerlerin devam edip etmediğinin takip edilmesi gereklidir.

Ölçüm sırasındaki koşullar kan basıncını önemli derecede etkilemektedir. Ölçümlerin hangi saatte yapıldığı bilinmelidir. Çünkü kan basıncı gün içinde değişkenlik gösterir. Çoğu tansiyon hastasında sabah saatlerinden yüksektir. Daha sonra öğleye doğru düşer. Akşam üzeri tekrar sabahki kadar olmayan bir ikinci yükselme yapar. Gece uykuda gündüz rakamlarının yüzde 10 – 20’si kadar düşer. Gece uykuda düşen tansiyon tipine İngilizce deeper denir.

Gece uykuda düşmeyen tipine ise non-deeper denir. Bu tipte tansiyon yüksekliği olan kişilerde, kalp damar hastalığı 34 misli daha fazla görülmektedir. Bugünlük tansiyon değişikliklerini saptamak için 24 saatlik tansiyon ölçüm aygıtları (Tansiyon Holter’i) kullanılmaktadır.

Yemeklerden veya egzersizlerden sonra yapılan ölçümlerde kan basıncı normalden düşük, sigara veya kahve içilmi sonrası ölçümler yüksek çıkabilir.

Dolayısı ile tansiyon ölçüm öncesindeki 30 dakika içinde hastanın sigara, çay veya kahve içmemiş ve tercihen yemek yememiş olması gerekmektedir. Burun damlaları tansiyonu yükseltebildiğiiçin dikkat edilmelidir. Ölçümlere, sessiz bir odada, en az 5 dakika dinlendikten sonra başlanmalıdır. Oda sıcaklığı ne çok sıcak, ne de çok soğuk olmalıdır. Hasta sırtını sandalyeye yaslayarak oturmalıdır. Tansiyon ölçülecek kol çıplak olmalı, giysiler kolu sıkma malıdır. Ölçümler esnasında hasta konuşmamalı, ayak ayak üstüne atmamalıdır. Hastanın kolu desteklenmelidir.

Hipertansiyon Nedenleri Nelerdir? 

Hipertansiyonun Çeşitleri Nelerdir? 

Tansiyon hastalarının %95’inde hastalığın sebebi bilinmemektedir. Buna sebebi bilinmeyen tansiyon hastalığı veya esansiyel hipertansiyon denir. Yüzde 5’inin ise nedeni bilinmektedir. Buna sekonder hipertansiyon denmektedir.

Esansiyel hipertansiyon nedeni bilinmemekle beraber kalıtım, çevre faktörleri, tuz hassasiyeti, şişmanlık, aşırı alkol tüketimi, hareketsiz hayat tarzı ve diyette potasyum azlığı gibi faktörler nedeniyle gelişmesinde ve şiddetinde rol oynayabilir. Ailesinde yüksek tansiyon bulunan hastalarda hipertansiyon gelişme riski yüzde 60 yüksektir.

Esansiyel hipertansiyon genellikle kalıtımsal olmasına rağmen 40 – 50 yaşlarında başlar. Anne, babadan birisinde esansiyel hipertansiyon bulunması durumunda çocuklarda hipertansiyon çıkma olasılığı yüzde 25, anne ve babanın her ikisinde hipertansiyon bulunması durumunda ise hipertansiyon çıkma olasılığı yaklaşık yüzde 75’dir. Yüksek kan basıncına neden olabilen bir çokgen ortaya konmuştur. Fakat esansiyel hipertansiyon da kişiler aynı genetik anormalliği göstermezler. Tüm hipertansiyon hastalarının yüzde 60’ı tuza duyarlı olmasına rağmen %40’ı tuza duyarlı değildir. Şeker hastalığı olanlarda hipertansiyon görülme sıklığı yüksektir.

Sekonder hipertansiyonlar, nedeni belli olan hipertansiyonlardır. Hipertansiyon hastalarının %5 gibi az bir yüzdesini oluştururlar. Hipertansiyona yol açan neden bulunduğunda bunu ortadan kaldırarak kökünden tedavi olanağı vardır. Bu nedenle her hipertansiyon tanısı konduğunda sekonder nedenler teker teker aranmalıdır. Sekonder hipertansiyonlar içinde en sık görüleni böbrek hastalıklarıdır. Sekonder hipertansiyonların bir diğer nedeni “endokrin” yani hormonal hastalıklardır. Böbrek üstü bezinin çeşitli hormonal hastalıkları hipertansiyon sebebi olabilir.

Yeme Alışkanlıkları ve Hipertansiyon

Tuzla tansiyon arasında doğrudan bir ilişki vardır. Tuz böbrekten su tutarak, kan volümünü artırarak kan basıncının yükselmesine neden olur. Yüksek tansiyonlu hastalarda tuz kısıtlaması kan basıncının düşürülmesine yardımcı olur. Vücut ağırlığı ile kan basıncı arasında doğrudan bir ilişki vardır. Şişman kimselerin %50 sinde hipertansiyon görülmektedir. Kilo verilmesi kan basıncını düşürür. Ne kadar süre içerisinde ne kadar kilo vereceğinizi doktorunuza danışınız. Yağ açısından zengin yiyecekler kilonuzu arttırabilir. Sebze, meyve, yağsız süt ürünleri, haşlama ve Izgara yağsız kırmızı et (haftada bir iki), tavuk, balık, hindi eti kepekli ekmek, baklagiller (nohut, kuru fasulye ve mercimek) yeme alışkanlıklarınızın esasını oluşturmalıdır.

Hipertansiyonun Organlara Verdiği Zararlar

Hipertansiyon, kalp, beyin, böbrek, göz ve damarlarda hasarlara yol açabilir, başka hastalıklara davetiye çıkarabilir.

Kalp: Hipertansiyon kalp üzerinde iki şekilde zararlı olur. Hipertansiyon bir risk faktörü olarak damar sertliğini artırarak koroner yetersizliği ve enfaktüsün nedeni olabilir. İkincisi kalp yetersizliğine neden olabilir.

Beyin: Hipertansiyon beyinde kanama yaparak ya da damar sertliği yaparak beynin oksijensiz kalmasına neden olur.

Bu olayların beyindeki yerine göre “yan felç”, “felç”, “konuşma bozukluğu”, “geçici beyin kansızlığı”na bağlı şuur kaybı görülebilir.

Böbrek: Hipertansiyon çeşitli böbrek hastalıklarının sonucu ortaya çıkabileceği gibi hipertansiyon böbrek damarlarında yaptığı damar sertliği sonucu böbrek yetersizliği (üre hastalığı) ile sonuçlanabilir.

Göz: Hipertansiyon göz damarlarında yaptığı zararlar ve retina dediğimiz gözün en iç tabakasındaki kanamalarla körlüğe kadar ilerleyebilen olumsuzluklara neden olabilmektedir.

Diğer Damarlar: Tansiyon hastalığı damar sertliği yaparak damarlarda daralma ve tıkanmalara neden olabilir. Bunlar sık olarak beyine kan götüren damarlarda ve bacak damarlarında görülür. Ayrıca tansiyon yüksekliği şah damarda anevrizma denilen balonlaşmalara, ölümcül hastalıklara neden olabilir.

HİPERTANSIYON TEDAVİSİ

Hipertansiyon tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Yeter ki doğru tanı konup, hasta iyi değerlendirilsin. Hipertansiyon tedavisindeki amaç, kalp damar hastalığına bağlı ölümleri azaltmak veya önlemektir. Buna göre basitce büyük tansiyon 140 mmhg’ nin, küçük tansiyon 90 mmhg ‘nin altına indirilmesi hedeflenmelidir. Şeker hastalarında bu rakamlar 130 85 mmhg’ nin altına indirilmelidir. Kan basıncını düşürmenin yanında kalp damar hastalığını arttıran diğer risk faktörleri ile de mücadele etmek gereklidir. Hipertansiyon tedavisi başlıca 2 ana başlık altında incelenir.

İLAÇ TEDAVİSİ

İlaçsız tedaviye, yaşam tarzı değişikliğikleri veya kısaca diyet de denmektedir. Hastalarda ilaca başlamadan önce ilk olarak denenmesi gereklidir. Bu suretle hastalarda hem büyük, hem de küçük kan basıncında düşme olur. Sık olarak birlikte bulunan kolesterol, trigliserit yüksekliği ve şeker seviyelerinde düşme elde edilir. Şişman hastaların zayıflatılması ile hipertansiyon tedavisinde çok olumlu etkiler görülebilir. Bu sayede hipertansiyon için kullanılan ilaç sayısı ve dozu azalabilir. İlaçların etkisini artırabilir. Alınması gereken önlemler şöyle sıralanabilir :

Sigara içiminin bırakılması : Her sigara içiminden sonra 15 – 30 dakika süren geçici kan basıncı yüksekliği olur. Ayrıca sigara içimi kalp damar hastalıklarına yakalanma riskini 23 kat artıran bir risk faktörüdür.

Şişman hastaların zayıflatır ması :Şişmanlık ile kan basıncı yüksekliği arasında ilişki vardır. Ayrıca şişman hastalarda şeker hastalığı, kan yağları yüksekliği ve kalp damar hastalığı sıklığı daha fazladır. 1 kg zayıflamanın büyük tansiyonda 1.6 ve küçük tansiyonun da 1.3 mmHg’lik bir düşme sağladığı bulunmuştur. Zayıflamanın yanı sıra yürüyüş gibi fiziksel egzersiz uygulanırsa kan basıncında düşme artmaktadır. Kan basıncını yükseltebilmeleri nedeniyle tansiyon hastaları iştah kesici zayıflama haplarından kaçınmalıdır. Kilo kaybı ile tansiyon ilacı sayısı ve dozu azalabilir.

Tuz kısıtlaması : Tansiyon hastalarının dikkat etmesi gereken besin tuzdur. Kan basıncı düşüklüğünü sağlanması için ortalama 5 haftalık bir tuz kısıtlamasına gerek vardır. Tuz kısıtlaması tansiyon ilaçlarının etkisini artırmaktadır. Tansiyon hastasının bir günde aldığı tuz miktarı 6 gramı (bir çay kaşığını) geçmemelidir.

Potasyum alımı : Günlük tüketilen taze sebze ve meyvelerle sağlanan potasyum, kan basıncının düşmesine katkıda bulunur.

Hareketsizliğe karşı fiziksel aktivite: Egzersiz, kalp ve damarların daha iyi çalışmasını sağlar. Ayrıca kilo verilmesine ve kan yağlarının düşmesine katkıda bulunur. Hareketsiz yaşam süren kişilerde hipertansiyon gelişme riski yüzde 20- 50 daha fazladır. Düzenli egzersiz yapan hipertansif hastalarda kan basıncında 4-8 mmHg’lik bir düşme olmaktadır. Tansiyonu yüksek kişiler haftada 3-5 gün 35-45 dakikalık düzenli tempolu yürüyüşler yapmalıdır. Tansiyon hastalarının düzenli ritmik yürüyüşleri ihmal etmemeleri sağlık verilmektedir. Tansiyon hastaları yüzebilirler ve bisiklete binebilirler. Aletli jimnastik, koşu yapma ve ağır kaldırma önerilmez. Özellikle fazla kilolu hastalarda sık, daha az yorucu yoğunlukta egzersize başlamalıdırlar.

Stresi önleme yöntemleri: Ruhi durumdaki gerginlikler, stresler, korku, heyecan, endişe kan basıncında geçici yükselme yapabilirler. Stresi önleme yöntemleri, ilaç, yoga, transandantal meditasyon, psikoterapiye ve yöntemleri kısa süreli kan basıncında düşme sağlayabilirler.

NASIL BESLENMELİ?

Vejetaryen Diyet: Vejeteryan dediğimiz sadece sebze, meyve ve salata ile beslenen, et tüketmeyen kişilerde kan basıncında düşme eğilimi vardır. Vejeteryan hastalarda 6 hafta içinde sistolik kan basıncında ortalama 5 mm.Hg’lik bir düşme saptanmıştır .

Lifli Gıda Alımı: Lifli gıdalar daha fazla potasyum daha az sodyum içerdiği için tansiyon hastalarına uygundur.

Yağ: Dolmuş katı yağların direkt olarak tansiyonla ilgileri yoktur. Fakat tereyağı, kuyruk yağı, margarinler gibi katı, doymuş yağlar, damar sertliğini atırdıkları için tansiyonu yüksek hastalarda tüketimleri önerilmez.

Protein (et süt yumurta): Proteinli gıdalar çok tüketenlerde, az tüketenlere oranla kan basıncının daha düşük olduğunda ait bulgular vardır.

Şeker :Rafine edilmiş şekerleri tüketenlerin kan basınçlarının daha yükselmiş olduğuna dair çalışmalar varsa da bu konuda kesin değildir.

Kahve ve Çay: Kafein içeren içeceklerin birkaç saat süreyle kan basıncını bir miktar yükselttiği bilinmekle birlikte hemen tolerans gelişir. Bu durum hastadan hastaya değişir. Kan basıncını yükselttiği saptanırsa kısıtlanmalı veya kafeinsiz olanlar önerilmelidir.

Sarımsak: Sarımsağın kan basıncını düşürdüğü hep söylenir. Hiçbir bilimsel kitapta sarımsak ilaç olarak önerilmemektedir. Sarımsak fazla miktarda içerdiği potasyum nedeniyle tansiyon hastalarına faydalı olabilir.

Limon: Limon ve C vitamininin kan basıncını düşürdüğüne ait kesin kanıtlar yoktur. Tansiyonu yükselen hastalara limon suyu içirmenin hiçbir bilimsel dayanağı yoktur.

 

www.acikve.net
www.instagram.com/acikvnet
www.twitter.com/acikve_net
www.facebokk.com/acikvenetinternet


Bir cevap yazın