Hastalıkların Temel Sebepleri Nelerdir?

Hastalıkların Temel Sebepleri

Müslüman tabipler, kâinat gibi insan bedenini de bir bütün olarak ele almışlar ve onu öyle tedavi etmişlerdir. Hatta denilebilir ki İslam tıbbı, insanı tedavi etmekten daha çok hasta etmemek üzerine inşa edilmiştir.

Esasında Kur’an’ın ve sünnetin öngördüğü tababet de bedenin hasta edilmemesini esas alır. Gerek Kur’an’ın “Vekulû veşrebû velâ tusrifû” (Araf, 31) ayeti çerçevesinde teljin ettiği yeme içme tarzı, gerekse Hz. Peygamber (sav)’in uygulamalarıyla insanlığa model olarak sunduğu yeme içme üslubu ve koruyucu hekimlik yaklaşımları, temelde bu bedenin hasta edilmemesini esas alır. Çünkü hastalık, yaygın kanaatin aksine, insanın kendi seçimidir.

Cenab-ı Hak “hiçbir kuluna zulmü murad etmediğini”, (Mü’min, 31)âlemlere zulmetmeyi zatına yazmadığını”( Âl-i İmran, 108) Kur’an’da sık sık vurgular. Dolayısıyla insanın başına gelen ve ona sıkıntı ve eza veren her şey direkt veya dolaylı olarak kişinin kendi seçimlerinin doğal bir neticesi, kendi eseridir. Hastalık da öyle, sağlık da… Elbette bu ikisinin bir imtihan olma özelliği de vardır aynı zamanda. Yani ola ki insan nefsine uyar ve ellerinin yaptığı neticesinde bir çaresizliğe düşer, bir hastalığa yakalanır veya bie felaket gelip onu bulur; işte o an eğer o bela ve hastalığa karşı sabreder ve isyan etmezse bu ona ayrıca büyük bir mükâfat kazandırır.

Aslında bela ve musibet bir tür hak ediş olduğundan, insan için aynı zamanda gerçek bir kemale erme ve rahmet vesilesidir. Bu tür musibetlerin ana gayesi, yine Yaratıcı’nın eşsiz rahmetinin bir tecellisi olarak, yaptıklarımızın faturasını ahirete intikal ettirmeden burada ödetmektir ki bu, düşünenler için cidden ilahî bir ikramdır. İşte hastalık ve belalara “imtihan” gözüyle bakılması dahi şu hikmete binaendir.

Din Sağlıklı Bireylerle Yaşanır

İnsanın dünya hayatındaki asıl vazifesi, kendisine emanet verilen şu harika yapıya iyi bakmak, bu bedeni hasta etmemek, aciz bırakmamaktır… Hatırlarsanız, Hz. Peygamber (sav) “Veren el alan elden üstündür” diyerek insanı fakir kalmamaya teşvik eder. Sağlıklı olmak da öyle… Keza  ” Güçlü mümin zayıf müminden evladır.”  (Nisa, 75) Dolayısıyla İslam, prensipte mensuplarından güçlü ve sağlıklı bireyler olmalarını ister. Onların kendilerini hasta etmesi veya zayıf düşürmesini değil…

Bilindiği gibi Hz. Peygamber (sav) Medine’ye gelir gelmez ilk yaptığı iş, İslama davet etmek maksadıyla çevre krallıklara ve kabile reislerine mektup göndermek olmuştu. Kendisine davette bulunduklarından biri de Mısır meliki Mukavkıs’tı.

Mukavkıs, Hz. Peygamber (sav)’in elçilerini çok iyi karşılamış, onları dinledikten sonra Hz. Muhammed (sav)’in beklenen peygamber olduğunu anlamış fakat onu tasdik edip dinine girme konusunu zamana bırakmıştır. Öte yandan nübüvvetini tasdik ettiğini göstermek babından da Peygamber (sav)’e iki cariye ve birde Peygamber (sav)’in arkadaşlarından hasta olanları tedavi etmesi için kendi özel doktorunu Medine’ye göndermişti.

Bir buçuk sene Medine’de kalan doktor, bir gün Hz. Peygamber (sav)’in huzuruna çıkıp şöyle dediği rivayet edilir:

“Ya Muhammed, ben bir buçuk yıldır buradayım. Efendim beni hastalarınızı tedavi etmem için size gönderdi. Ama bugüne kadar hiç kimse ‘Ben hastayım…’ diye bana gelmedi. Doğrusu ben de aranızda hasta göremiyorum. Eğer müsaade ederseniz, memleketime döneyim. Çünkü orada ben önemli bir insanım ve çok hastam var…”

Peygamberimiz (sav), doktoraSen bizim misafirimizsin…” dedikten sonra sözlerini şöyle sürdürür:

“Burada istediğin kadar kalabilirsin. Varlığın bize ağır gelmez. Hasta olmaya gelince… Evet ben ve arkadaşlarım (ashabım) hasta olmayız!”

Doktor hayretle Resulullah (sav)’in yüzüne bakar. “Nasıl yani?” der gibi.

Peygamber Efendimiz onun merakını gidermek için açıklamada bulunur:

“Biz hasta olmayız. Çünkü biz asla acıkmadan yemek yemeyiz. Yemek yediğimizde de sofradan doymadan kalkarız ve senede bir hacamat yaptırırız.”

Doktor nasıl bir tepki vermiş, ondan sonra ne yapmış kaynaklarda geçmiyor ama bu hadise bize insanların neden hastalandıklarının gerekçesini açık ve net bir şekilde izah ediyor.

Din, Dünya Hayatını Tanzim Eder

Esasında hasta olmamıza yol açan sebepleri izah ederken göreceğiz ki hastalanmanın iki unsur; çok ve karışık yemek yer alıyor.

Bugüne kadar az yemek, bize daha çok bir takva meselesi olarak aktarıldı. Kimse riyazetin ve az yemenin aynı zamanda maddî sağlığın korunması için şart olduğunu söylemedi. Genellikle az yemek, “az uyumak lazım geldiği” tüm mev’ize ve tasavvuf kitaplarında telkin edilir. Fakat bu telkin, nefsin mutmain olması, bedenin latifelerinin manevî feyze açılması için yapılır, sağlıkla ilintisi kurulmaz. Hele hele “sağlık” ve “amel-i salih” dediğimiz yararlı işlerin birbiri ile ilintili olduğu hiç akıllara getirilmez.

Oysa az yeme tavsiyesi doğrudan sağlıklı bir beden için de dikkat edilmesi gereken temel koruyucu hekimlik tedbirlerinin başında gelir. Elbette az yemenin manevî feyizleri saymakla bitmez. Zaten hafifleyen ve gereksiz yüklerinden, riyazetle hayvanî hallerinden kurtulmuş bir bedenin doğal sonucudur feyze açık bir ruh haleti.


Sağlıkla İlgili Hadis-i Şerifler

Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:

“İki nimet vardır ki insanların çoğu (onları değerlendirme hususunda) aldanmıştır:
Sağlık ve boş zaman”
(B6412 Buhârî, Rikâk, 1)

“Allah’tan afiyet istenmesinden daha çok hoşuna giden bir şey istenmemiştir.”
(T3515 Tirmizî, Deavât, 84)

“Sizden kim huzuru yerinde, bedeni sağlıklı ve günlük yiyeceği de yanında olarak güne başlarsa, sanki dünya nimetleri ona verilmiş gibidir.”
(T2346 Tirmizî, Zühd, 34)

Düzenli beslenme da sağlığı korumanın en önemli şartlarındandı. Bu bağlamda Kutlu Nebî az yemek yemenin, mideyi yormamanın sağlığı koruma açısından önemli olduğunu vurgulamak için şöyle buyurmuştur:

” Âdemoğlu, midesinden daha kötü bir kap doldurmamıştır. Halbuki birkaç lokma âdemoğlunun belini doğrultmaya yeter. Eger mutlaka bu miktarı geçecekse, midesinin üçte biri yemeğe, üçte biri içeceğe ve diğer üçte biri de (boş kalarak) nefes alıp vermeye ayrılmış olsun.” Benzer bir şekildeki iyileşme sürecindeki hastalara da ağır yemekler yerine hafif gıdalarla beslenmelerini tavsiye etmiştir.

T2380 Tirmizî, Zühd, 47.
D3856 Ebû Dâvûd, Tıb,2

Kaynak : Mehmet Ali Bulut
Can Boğazdan Çıkar
Sayfa : 49-50-51-52

Neden Doğru Beslenme?

 

 

Bir cevap yazın