GÜZEL AHLAK VE YAKLAŞIM TARZI

İnsanı insan yapan et ve kemikten ibaret olan bölümü değildir. Bu et ve kemikte ruh olmasa, can olmasa çürümüye mahkûmdur. Toprağa gömülmeye mahkûmdur. Bedenin değer ifade edebilmesi için can ve ruha ihtiyacı vardır. Can ve ruhu olan bir insan çürümekten kendisini kurtarmış olur. İnsan canlı iken çürümüyor, can tenden çıkınca çürümeye başlıyor ve bir anlam ifade etmiyor. Bir insan kütüğüne dönüşmüş oluyor. Konuşması yok, duyması yok, aktivitesi yok. Aynı şekilde insan canlıyken de insanı değerli kılan kalbindeki ulvi duygularıdır. İnancıdır, ahlakıdır. Kıyamet gününde mizanın üzerinden an ağır gelecek olan amel, insanın güzel ahlakıdır. Namazların, sadakaların, oruçların mizanda ağırlığı farklıdır, güzel ahlakın ağırlığı farklıdır. Çünkü oruç sınırlıdır, sabah başlıyorsun akşam bitiyor. Namaz sınırlıdır, sadaka sınırlıdır. Bir miktar verdin bitti. Ama ahlak öyle değil ki, ahlak yolda giderken, otobüste iken, metrobüsteyken, alırken-verirken, kızdığın zaman, neşeli olduğun zaman, fakirken, zenginken, sıkıntılı zamanlarında, geniş zamanlarında her zaman insanın kalite ayarını kendisiyle ayarladığı üstün bir özelliktir. Yani insana güzel ahlak her zaman ve her yerde güzellik katar, Oruç ve namaz gibi sınırlı değildir. Komşu ilişkilerinde, aile birey ilişkilerinde, küçüklerle olan ilişkilerde, büyüklerle olan münasebetlerle, iş yerindeki olan arkadaşlarıyla münasebetlerinde, her birisinde kendisini devreye sokan ve etkili olan bir manzaradır ahlaki erdemliktir. Bundan dolayıdır ki Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e Allah celle ve ala hazretleri; 'Şüphesiz sen büyük bir ahlak üzerisin' buyurmuştur. Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'un insanlarla olan münasebetlerine baktığımızda, eşleriyle olan münasebetleri, çocukları ve torunlarıyla olan münasebetleri, komşularıyla olan münasebetleri, hatta kaba insanlarla olan münasebetlerinin her birisinde üstün ahlakı, hemde en üstün ahlakı ortaya koymuştur. Sözleriyle beraber güzel ahlakı övmüş, tavır ve davranışlarıyla beraber en güzel ahlakın en güzel numunesi olmuştur. Allah celle ve ala hazretleri de Efendimiz hakkında bizlere: "And olsun muhakkak Allah Resülünde sizin için güzel örnek vardır" buyurmuştur. Öyleyse Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in üstün ahlakı tavır ve davranışları her zaman her Müslümana örnek teşkil edecek özellik ve güzellikte olduğu Allah (Celle Celalühü) tarafından tescil edilmiştir. Bize düşen onun bu güzelliklerini öğrenmek ve örnek almaktır. Bu güzel huylardan birisi Kur'an'ın övdüğü Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in kendi hayatında uyguladığı ve numune olduğu güzel tavır ve davranışlarından birisi de insanlara güzel yaklaşımıdır. Bugün hani hoşgörü diye bir tabir vardır. Doğru anlaşıldığı takdirde hoşgörü, insan ahlakının olgunluğunu ispat eden bu güzel davranış doğru anlaşıldığı takdirde Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den örnek alınması gereken en güzel huylardan biridir.

Yaşadığımız şartlarda insanlar stres dolu bir vaziyette işe giderken, sabahın erken saatlerinde telefon görüşmesi yapan insanların mimiklerine baktığın zaman sinir küpü olduğunu görüyorsunuz. Aslında daha yeni kalkmış işe yeni gidiyor. Hayata yeni başlıyor, bu insanların mimiklerinde, telefon görüşmelerinden anlaşılan patlamaya hazır, stresten sıkıntıdan ne yapacağını bilmeyen, güne başlarken bile sıkıntılı başlayan bir toplumun içerisindeyiz. Bazıları metroda, otobüste veya kalabalık bir ortamda bile telefon görüşmesinde kendini öylesine kaptırıyor ki, etrafında sanki kimse yokmuş gibi davranıyor, adeta karşıdaki insanı vuracakmış, öldürecekmiş gibi tehditler savuruyor ve stres bunalım içerisinde olduğunu anlatıyor.

İnsanlarla olan münasebetlerde nasıl davranmalıyız?

Herkes bizim gibi düşünmeyebilir. Olayları bizim gibi değerlendirmeyebilir. Hep aynı kafada olan insanlarla geçinmek kolaydır. Ama hep aynı şeyi düşünmeyen farklı farklı düşünen insanlarla geçinmek, onların arasında durumu idare edebilmek, gönül kırmamak, dinin çizgilerini aşmamak, ahlakın gereklerini yerine getirmek, dinin kriterlerini yerine getirmek çokta kolay değildir. Bunu için Kur'an terbiyesine ihtiyaç vardır. Efendimizin rehberliğine ihtiyacımız vardır. Şimdi derler ki size; "sende kaç tane göz var?" iki tane. Peki sana bakan gözler kaç tane? Allah bilir, sen bakınca iki gözle bakarsın. Ama sana bakan gözlerin sayısını biliyor musun? O zaman sen iki gözünle birilerinin kusurunu görüyorsan, nice gözler senin kusurunu ve eksikliğini görüyordur. Kusursuz kul yoktur. Ancak Peygamberler masumdur. Allah onları korur ve himaya eder. Ben kusursuz bir insanım demek en büyük kusurdur. Ben eksiksiz bir insanım demek en büyük eksikliktir. Birisinin bir noktada eksikliği olur, öbürünün başka bir noktada eksikliği olur. Bir örnekle konuyu biraz daha netleştirelim.

İki insan düşünün. Biri, hayatında ağzına bir lokma haram, bir yudum içki almamış bir insan. Diğeri ise, içki noktasında zayıf olan komşusu. O da her akşam demlene demlene gelir veya haftada bir kafayı demler öyle gelir. Durumu değerlendiğimiz zaman içki içmeyen, her akşam sarhoş olup eve gelene göre daha doğru yoldadır. Öbür adam yanlıştır bu adam doğrudur. Peki perdeyi kaldırıp şimdi bir başka taraftan olayı değerlendirelim. İçki içen insan içmekle bir harama düşmüş bir günah işliyor. Bunu koyduk bir tarafa, bu bir eksik ama öyle bir terbiyesi var ki! Kimsenin dedikosunu yapmaz, kimsenin aleyhine gıybet etmez. Fakat diğer tarafta ağzına bir lokma içki koymamış insan ise sabahtan akşama kadar gırgır, şamata, birinin dedikodusunu yapar. Gıybet yapar, ondan söz alır ona taşır. Şimdi iki tane perde var. Birinci perdede içki içen, ikinci de içmeyen, Hangisi üstün? İçmeyen üstün. Kaldırdık perdeyi, ikinci perde de dedikodu gıybet eden var. Hiç dedikoduya gıybete bulaşmayan var. Hangisi üstün?  Dedikodu gıybete bulaşmayan daha üstün. Anlaşılan bütün meziyetler bir insanda toplanmıyor. Tüm kötülükler de bir insanda toplanmıyor. Kızdığın insanda öylesine güzellikler var ki onlar sende yok. Sevdiğin insanda öyle kötülükler  vardır ki sevdiğin için sadece iyi tarafını görürsün. Eğer onları da görecek olsan sevmezdin. Bunu bir başkasını değerlendirmek için söylemiyoruz. Önce kendi durumumuzu kendi tutumuzu doğru noktaya getirmek için söylüyoruz. Yani insan birisinden eksik ve kusur görüyorsa onunla kendi arasında kıyaslama yaparak "ben ondan üstünüm" gözüyle bakmamalıdır. Kendine şunu demeli "ben onda bu eksiklikleri görüyorum. Benim onda görmediğim bilmediğim, bende olmadığı halde onda olan ne kadar güzellikler var.  O benden daha üstün olabilir." Nefret etmemizi gerektirecek manzara oluşturan insanların bir çoğunda aslında onu sevecek noktalar yakalayabiliriz. Biraz önce verdiğim misalde adam içki içikiyor diye bütün münasebetleri kaldırmak "artık seninle dostluğumuz yoktur" diyebilecek bir manzara ortada gözükürken, Maşallah dedikodusu yok gıybeti yok, insanları rencide eden yönü yok. Aileleri birbirine düşürmez, fesatlık yapmaz v.b. Bu gözle baktığın zaman ona muhabbet duyman gereken bir oluşum meydana gelir.

Dinin verdiği kriterleri iyi değerlendirmek gerekiyor. Bunları asla hiçbir oluşumunda dışlayamayız. Mesela biz bir insanı severiz. Eğer o insanın dini celil-i islama muhalif tavır ve davranışları varsa, o tavır ve davranışlarını sevmeyiz. Deriz ki kardeşim senin gıybet etmemen, dedikodu yapmaman, toplum içerisinde barışçıl olman, insanları birleştirici olman, fesatlık yapmaman beğendiğim bir manzaradır. Bu manzaranı seviyorum. Ancak hani şu içki kumar meselesi var ya, Ona da canım sıkılıyor. Doğrusu bu olmasa çok güzel olur. Bu tavrımızla eksik olan tarafına karşı, günah olan tutumuna tavrımızı koymuş oluruz. Allah beğenmediği için bende beğenmiyorum, kurtulmanı istiyorum. Bu bir lekedir. Bu lekenin arkasında senin güzelliklerini görmeyen cinsten değilim. Bunun arkasında seninde iyi taraflarında vardır demiş oluruz. Olayları böyle değerlendirebilirsek insanlarla dostluk kurmuş oluruz. Dostluk kurduğumuz zaman toplumda birlik beraberlik duyguları çok güzel bir şekilde olmuş olur. Kardeşlik ve samimiyet duyguları daimen sizlerle olsun.

Selam ve Dua ile

www.instagram.com/acikvnet

www.twitter.com/acikve_net


Bir cevap yazın