GASTROÖZOFAGEAL REFLÜ HASTALIĞI

Gastroözofageal Reflü Hastalığı (GÖRH) normal anti reflü bariyenin yetersiz kalması sonucu mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması anlamına gelir. Gastroözofageal reflü aslında normal hayatta gün içinde birçok kez meydana gelebilen fizyolojik bir durumdur. Ancak gece asla oluşmaz. Bu reflünün sıklığı arttığında, kişide şikayetlere yol açtığında ve özellikle geceleri olduğunda hastalıktan bahsedilir. Türkiye’de görülme sıklığı %20 civarındadır.

Sırta ve boğaza yayılabilen göğüs arkasında yanma hissi en sık şikayettir. Bu yanma yemeklerden 30 dakika sonra başlar, egzersiz ve öne eğilmekle artar. Ayrıca ağza acı ve ekşi su gelmesi, ağıza kötü koku gelmesi, sık geğirme, hazımsızlık, uzun süreli öksürük, kusma, geceleri boğulma hissi, sırt ağrısı, diş çürükleri kronik farenjit ve ses kısıklığı gibi belirtiler de görülebilir. Tüm bu şikayetler aslında asidik mide içeriğinin yemek borusu ve hatta boğazda yarattığı hasara bağlıdır.

Oluş Mekanizması 

Normalde mide ile yemek borusu arasında bir bariyer vardır. Bu bariyeri yemek borusunun alt ucundaki kas tabakası, mide ile yemek borusunun birleşme açısı ve diyaframın kas lifleri oluşturur. Yani aslında bilinenin aksine gerçek bir kapak mekanizması yoktur. Bu üç yapı yemek borusu ve mide arasındaki birleşme noktasında bir yalancı kapak mekanizması oluşturur. Bu üç yapıdan her hangi birinde bozulma olduğunda reflü ortaya çıkar.

Reflü Tedavi Edilmezse 

Çoğunlukla asidik olan mide içeriği zamanla yemek borusunun alt ucunda hasara yol açar. Hafif erezyonla başlayan hasar, hastalık tedavi edilmediğinde darlık, hararet özofagus ve en sonunda yemek borusu kanserine kadar gider.

Tanı 

Tanıda üst gastrointestinal sistem endeskopisi, ph metre, manometre gibi yöntemler kullanılır. En önemli hastanın yakınmaları ve bunların medikal tedaviyle gerilemesidir. Endeskopi çoğu zaman tanısaldır. Endeskopide yemek borusu alt ucunda gevşeklik saptanır. Ancak bazı durumlarda hastanın şikayetleri olmasına rağmen endeskopide bu gevşeklik görülemeyebilir. Böyle durumlarda “ph metre’den” faydalanılır. Yemek borusu alt ucunda 24 saatlik asit reflüsü takibini sağlayan bu yöntemler reflünün varlığı, sıklığı, hastanın şikayetleriyle ilişkili olup olmadığı anlaşılır. Eskiden hastalar tarafından tolere edilmesi daha zor bir işlemken son teknoloji cihazlarla yapılabilirliği daha kolay hale gelmiştir.

Tedavi 

Öncelikle genel önlemler ve beraberinde ilaç tedavisi başlanır. Buna yanıt alınması önemlidir. Kilo vermek, sigara ve alkolü bırakmak, yağlı yemeklerden kaçınmak, çay ve kahveyi aşırı tüketmemek, çikolata, biberli, baharatlı gıdalar, portakal, limon gibi asitli besinlerden ve kola gibi gazlı içeceklerden uzak durmak reflü şikayetlerini büyük oranda azaltacaktır. Yine yemeklerden  en az 3 saat sonra yatmak, karın içi basıncını arttıran korse ve sıkı kemer gibi giysiler giymemek faydalı olmaktadır. Tüm bu genel önlemler ve medikal tedavinin sadece reflüye bağlı görülen şikayetleri baskılayacağı ancak kalıcı bir çözüm olmadığı unutulmamalıdır. Kaldı ki esas sebep anatomik bir bozukluk olduğu için bunun kalıcı tedavisi ancak cerrahiyle mümkündür.

Kimlere Cerrahi Tedavi Yapılır?

🔵 Özellikle gençlerde, uzun süre ilaç kullanmak istemeyen kişilerde

🔵 Beraberinde mide fıtığı olması durumunda,

🔵 Yemek borusunda kanser öncüsü lezyonların görülmesi (Baret özofagus) veya bunun tedaviye dirençli olması durumunda cerrahi planlanır.

Cerrahi olarak güncel olan tedavi laparoskopik (kapalı) fundoplikasyon denilen onarım tekniğidir. Bu teknikle diyaframdaki mevcut açıklık onarıldıktan sonra mide üst kısmı kendi etrafında 360 veya 270 derece döndürülerek kendi üstüne dikilir. İşlemin kapalı yöntemle yapılması hem hastanede kalış süresini kısıltmakta hem de hastanın normal yaşama dönüşünü kolaylaştırmaktadır.

http://www.instagram.com/acikvnet

http://www.twitter.com/acikve_net

 

 

 


Bir cevap yazın