Esmaül Hüsna İsminden Et-Tevvâb

Tevvâb Esması

Tevvâb İsmi Arapça Yazılışı

Tevvâb: توّاب

et-Tevvâb: التوّاب

Ya Tevvâb: يَا توّاب

Tevvâb ismi Arapça kökenli bir isimdir.

Et-Tevvâb İsminin Anlamı

et-Tevvâb: Tevbeleri çokça kabul eder.

et-Tevvâb: Tevbeleri kabul eden, bağışlayan O'dur.

et-Tevvâb: Kullarına tövbe kapılarını açan, onları tövbeye sevk edecek sebepler yaratan O'dur.

et-Tevvâb: Tövbeleri kabul eden O'dur.

et-Tevvâb: Tövbe kapısını açık bırakıp, tövbeleri kabul eden O'dur.

Et-Tevvâb Esmasının

Ebced Değeri ve

Zikir Saati

Zikir Adedi: 409

Zikir Günü: Perşembe

Zikir Saati: Müşteri

Sabah gün doğarken,

İkindi namazı sonrasında,

Ve… Tam gece yarısında;

Bu esma-i zikir saatlerinde, zikir adedince, zikir günü olan vakitlerde ve diğer her vakitlerde de 'et-Tevvab' - 'Ya Tevvab' diyerek bu ismi şerif zikredilir.

Ya Tevvâb İsminin Fazileti, Havas ve Esrarı

Tövbelerin kabulü için, bu esma-i zikir günde 409 defa 'et-Tevvab' diyerek zikredilir.

Günlük 5 vakit farz namazından sonra bu ismi şerif 'Ya Tevvâb' diyerek 409 defa okuyamaya devam edenlerin tövbesi kabul edilir.

Rızkın bollaşması için, geçim sıkıntısı çekmemek için, bu ismi şerif vakit namazları sonrasında 41 defa 'Ya Tevvâb' diyerek okunur.

Günah işlemekten kurtulmak için, bu esma-i zikir günlük 409 defa 'Ya Tevvâb' diyerek okununmaya devam edilir.

Kötü alışkanlıklardan kurtulmak için, bu ismi şerif günlük 409 defa 'Ya Tevvâb' diyerek okunmaya devam edilir.

Duha namazından sonra bu ism-i şerifi 360 defa 'Ya Tevvâb' diyerek okuyanların tevbesi kabul edilir.

Zalim bir kimseye karşı, bu ismi şerifi 10 defa 'Ya Tevvâb' diyerek okuduğunda zaliminin zulmünden kurtuluşa erer.

Dünyevi ve uhrevi işlerinin hallolması için, bu ismi şerif günde 409 defa 'Ya Tevvâb' diyerek okunur.

Bu ismi şerifi bir tabağın içerisine 'Ya Tevvâb' diye yazarsa, üstüne de 409 defa okuyup okunduktan sonra da bu su ile silerse 7 gün boyunca içki ya da kumar alışkanlığı olan birisine içirildiğinde kişi en kısa zamandan bu alışkanlıklarından kurtulur ve tövbe eder.

Geçim sıkıntısı yaşayan bu ismi şerifi 667 defa 'Ya Rahim-Ya Tevvâb' diyerek zikretmeye devam ederse, hiç ummadığı yerden Allah ona yardım ulaştırır ve yaşadığı sıkıntılardan sonra selamete erer, rızkı bollaşır.

Et-Tevvâb Esması

Et-Tevvâb - اَلتَّوَّابُ : Kullarının tövbesini kabul eden, bağışlayan. Kullarına tövbe kapılarını açan, onları tövbeye sevk edecek sebepler yaratan. Tövbe kapısını açık bırakıp, tövbeleri kabul eden demektir.

O Tevvâb’tır: Kullarının tevbesini çokça kabul eder.

Sübhâneke yâ Tevvâb te’âleyte ya Vehhab ecirna mine’n-nar bi-afvike yâ Rahmân.

Aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin ey isyanından dönen bütün günahkârların tevbelerini daima kabul eden Tevvâb! Yücesin ey rahmetinin her çeşit hediyelerle her mahluka layık olduğu ihsanı her zaman yapan Vehhâb! Affınla bizi ateşin azabından koru ey Rahmân!

Bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve şerikten münezzehsin, ey tevbeleri bol bol kabul eden Tevvâb!

Ey işlediği günahlardan pişman olanların tevbelerini daima kabul eden Tevvâb,

O Tevvâb’tır: Kullarının tevbesini çokça kabul eder.

Tevvab ismi tevbe isminden gelmektedir. Tevbe bir kulun işlemiş olduğu günahlar sonrasında çok pişman olup yüce Allah'a yönelerek ondan içtenlikle samimiyetle gönülden yürekten haykırarak pişmanlığını yüce Allah'a arz etmesidir.

Tevbenin özünde pişmanlık vardır. Hatasız kul olmaz. Kullar beşer şaşar. Şeytana kanar, nefse uyar akla hayale gelmez günah deryasına kabılıp gider. Ama hata ve yanlış yaptığınin farkında olup hemen işlemiş olduğu günahlardan dolayı Allah'u Teâla tövbe istiğfarda bulunursa, Allah da onun tövbesini kabul edeceğini ayet ve hadislerle müjdeliyor.

"Bilmediler mi ki ancak Allah, kullarından tevbeyi kabul eder ve sadakaları da alır. Şüphesiz Allah tevbeleri kabul edendir, çok merhametlidir."
Tevbe-104

Gerek henüz tövbe ye yönelmemiş olanlara gerekse tövbe edip de sonucu hakkında endişe duyanlara hitap edilerek, yalnız Allah'ın tövbeleri kabul etme yetkisine sahip olduğu ve başka kapılardan medet umanların hayal kırıklığına uğrayacakları hatırlatılmakt, Allah'ın engin rahmetine gönülden inanmış olanların ise samimiyetle yaptıkları tövbe ve yakarmanın, Allah katında mutlaka karşılık bulacağından şüphe etmemeleri istenmektedir.

Cenâb-ı Allah'ın kendisi hakkında bu ifadeyi kullanması şöyle açıklanabilir: Resûlullah'a sadakaları alması emredildikten sonra bu malî vecîbenin asıl kaynağının ilâhî irade, gerçek kabul merciinin de Allah Teâla olduğu belirtilerek, bu buyruğa konu olan fiilin ve buyruğa uyanların O'nun katında ne kadar değer taşıdığına işaret edilmiştir
(İbn Atıyye, III, 79; Şevkânî, II, 455).

"Kullarının tövbesini kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilen O'dur."
Şûra-25

Allah Teâla'nın kullarının tövbesini kabul etmesi ve kötülükleri bağışlaması ile ilgili ifadelerin mutlak oluşu, tövbe kapısının herkese açık olduğunu ve gerçekten pişmanlık duyup içtenlikle tövbe edenlerin her türlü günahının bağışlanabileceğini göstermektedir. Ancak, bazı deliller sebebiyle kul haklarına ilişkin günahlar bu kapsamın dışında görülmüş ve bunların bağışlanmasında ilgilileriyle helâlleşmesi esas kabul edilmiştir.

"Allah sizin tövbenizi kabul etmek ister, nefsanî arzularına uyanlar ise büsbütün yoldan çıkmanızı isterler."
Nisâ-27

İnsan iki etki arasında kulluk mücadelesi vermektedir. Müsbet etki Allah Teâla'dan, meleklerinden ve iyi ahlâklı müminlerin oluşturduğu eğitim çevresinden gelmektedir. Bu müsbet etkinin hedefi kulun günaha girmemesi, girdiği takdirde hemen pişman olup tövbe etmesi, Allah'ın affına mazhar olması, buna vesile olacak bir hayat sürmesidir. Olumsuz etki ise nefisten, şeytandan ve kötü insanların oluşturduğu olumsuz eğitim çevresinden gelmektedir. Bunun da hedefi kulu Allah yolundan uzaklaştırmak, iyilik ve fazilet yerine günah, azgınlık ve taşkınlıkta yarışmasını sağlamaktır.

"O, günahları bağışlayan, tevbeyi kabul eden, azabı şiddetli, lûtuf sahibidir. Ondan başka ilah yoktur. Dönüş O'nadır."
Mü'min-3

"Ey iman edenler zannın birçoğundan çekinin. Çünkü zannın bazısı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Birbirinizi gıybet etmeyin. Hiç sizden biriniz ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? Demek tiksindiniz! O halde Allah'tan korkun, çünkü Allah, tövbeyi çok kabul edendir, çok bağışlayandır."
Hucurât-12

Bu âyette üç kötü huy ve alışkanlık ele alınmış, etkili bir üslûpla yasaklanmıştır: Gerçek bilgi ve kanıta değil, tahmine dayalı hüküm (zan) insanların gizliliklerini araştırmak (tecessüs) ve insanları arkadaşlarından çekiştirmek (gıybet) . Gerçeklik ihtimali yüzde ellinin üzerinde bulunmakla beraber kesin olmayan bilgi ve hükme zan denir. Başkalarını suçlamak, aleyhlerine olacak bir karar almak ve davranışta bulunmak söz konusu olduğunda zanna dayanılmaz, zan şeklindeki bilgi dayanarak ve delil kılınamaz. Çünkü insanlar hakkında sahip olunan zan ve tahminlerin birçoğu isabetsiz olmakta, beklendiğinin, sanıldığının aksi gerçekleşmektedir. Şu var ki, kimsenin aleyhinde olmayan, hakların zayi edilmesi ihtimali bulunmayan alanlarda, kesin bilgi bulunmadığına kuvvetli zan, tahmin ve ihtimale dayalı hükümler ve uygulamalar yasak kapsamına dahil değildir. Sosyal bilimlerin önemli bir kısmı kesinliğe değil, kuvvetli zan ve ihtimale dayanmaktadır. Sâbıkalı olmayan, suç işleme bakımından ciddi şüpheye sebep olacak davranışları bulunmayan bir kimsenin gizlediği bir işini, davranışını, halini araştırmak ve açıklamak ise âyette yasaklanan tecessüs kapsamına girmekte olup İslâm ahlâkçılarına göre ayıptır, dine göre de câiz değildir, günahtır. Ancak düşmanların müslümanlar hakkındaki planı, program ve niyetlerini anlamak, zamanında tedbir almayı sağlamak gibi amaçlara yönelik casusluk faaliyeti, bunda zaruret bulunduğu için yasak kapsamına dahil edilmemiştir. Bir kimsenin gıyabında, arkasından hoşuna gitmeyeceği bilinen bir şeyini konuşmak, başkalarına aktarmak giybettir ve câiz değildir.

Peygamber Efendimize,

"Birisinin arkasından söylediklerimiz doğru ise, onda bu kötü nitelik varsa yine de yasak olan gıybet gerçekleşir mi?" diye soranlar şu cevabı almışlardır:
"Söylediğiniz onda varsa gıybet etmiş olursunuz, yoksa yaptığınız iftira olur"
(Müslim, "Birr" , 70)

Şu hadis de bu kötü huylar ve alışkanlıklarla ilgilidir:

"Zanna kapılmaktan sakınınız, zan en fazla olabilen haber ve bilgi türüdür. Kulak kabartmayınız, gizlilikleri araştırmayınız, başkalarını kıskanmayınız, öfkenize kapılmayınız, birbirinize sırtınızı dönmeyiniz. Bir Allah'ın kulları! Kardeş olunuz"
(Müslim, " Birr" , 28)

Allah Resulü şöyle buyurmuştur:

"Günahından tevbe eden kimse, günahsız kimse gibidir."
(İM 4250 İbn Mâce, Zûhd, 30

Allah Resulü şöyle buyurmuştur ki;

"Biriniz kaybettiği hayvanı bulduğu zaman ne kadar seviniyorsa, muhakkak Allah da sizden birinin tevbesine bundan daha çok sevinir."
(M6953 Müslim, Tevbe, 2)

Peygamber Efendimiz (sav) buyurmuştur ki;

"Canımı kudretiyle elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, siz hiç günah işlemeseydiniz, Allah sizi giderir (yok eder, yerinize,) günah işleyen bir kâvim getirir. Onlar Allah'a istiğfar ederler, O (Allah) da kendilerini affederdi"
(Müslim, Tevbe, 11. 2749)

Tevvâb İsminin Geçtiği Ayetler

Tevvâb ismi Kur'an'ı Kerim'de 10 yerde Tevvab ismiyle şu ayetlerde yüce Rabbimiz zikrediyor.

Bismillahirrahmanirrahim

"Derken Adem Rabbinden birtakım bilgiler aldı ve hemen O'na yalvardı. Çünkü Allah tevbeleri kabul eden ve merhameti bol olandır."
Bakara-37

"Ey Rabbimiz, bizi yalnız senin için boyun eğerln müslümanlar kıl ve zürriyetimizden yalnız senin için boyun eğen müslüman bir ümmet vücuda getir ve bizlere ibadetimizin yollarını göster ve tevbemizi kabul buyur. Şüphesiz ki tevbeleri kabul eden ve merhamet eden ancak sensin."
Bakara-128

"Ancak tevbe edip halini düzeltenler ve hakkı söyleyenler başka. Ben onları bağışlarım. Ben çok merhamet ediciyim, tevbeleri çokça kabul ederim."

Bakara-160

"Sana hayızdan soruyorlar. De ki; O bir eziyettir. Onun için hayızlı iken kadınlardan uzaklaşın ve temizlenene kadar onlara yanaşmayın. İyice temizlendikleri vakit ise Allah'ın emrettiği yerden onlara varın. Şüphesiz ki Allah çok tevbe edenleri de sever, çok temizlenenleri de sever."
Bakara-222

"Biz her peygamberi sırf, Allah'ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar, nefislerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan mağfiret dileselerdi; Peygamber de kendilerine bağışlama dileseydi, elbette Allah'ı tevbeleri kabul eden ve acıyan bulacaklardı."
Nisâ-64

"Bilmediler mi ki ancak Allah, kullarından tevbeyi kabul eder ve sadakaları da alır. Şüphesiz Allah tevbeleri kabul edendir, çok merhametlidir."

Tevbe-104

"Ve Allah, hükümleri te'hir edilmiş o üç kişiyi dw bağışladı. Çünkü o derece bunalmışlardı ki, yeryüzü bütün genişliğiyle başlarına dar geldi, vicdanları da kendilerini sıktıkça sıkmıştı. Yine O'na sığınmaktan başka Allah'tan sığınacak bir şey bulunmadığını anladılar. Sonra eski hallerine dönmeleri için Allah onların tevbesini kabul etti. Şüphesiz ki Allah, tevbeleri çok kabul eden, çok merhametli olandır."

Tevbe-118

"Allah'ın size fazlı ve rahmeti olmasaydı ve Allah tövbeleri kabul eden, hüküm ve hikmet sahibi olmasaydı (neler olurdu neler)?!!"
Nûr-10

"Ey iman edenler zannın birçoğundan çekinin. Çünkü zannın bazısı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Birbirinizi gıybet etmeyin. Hiç sizden biriniz ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? Demek tiksindiniz! O halde Allah'tan korkun, çünkü Allah, tövbeyi çok kabul edendir, çok bağışlayandır."
Hucurât-12

"Artık Rabbini hamd ile tesbih et ve mağfiretini dile. Muhakkak ki O, tevbeleri çok kabul edendir."
Nasr-3

Tevvab İsmi Duası

Pişmanlık ve af edilme dileği için Peygamber Efendimizin dilinden yapmış olduğu "seyyidü'l-istiğfar" tevbe-istiğfarın en güzeli:

"Allah'ım, benim Rabbim sensin, senden başka ilah yok.

Beni sen yarattın ve ben senin kulunum.

Ben gücüm yettiğince sana verdiğim söz
üzereyim ve senin vaadine de güveniyorum.

Yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım.

Bana olan nimetini itiraf ediyorum.

Günahlarımı da itiraf ediyorum.

Günahlarımı bağışla, çünkü günahları senden başka bağışlayacak hiç kimse yoktur."

(T3393 Tirmizî, Deavât, 15.)

Sözün Özü...

Es-Selamu Aleyküm ve Rahmetullah

Ebeden Daima...

Dualarınızı Eksik Etmeyiniz...

 

Bir cevap yazın