Esmaül Hüsna İsminden Eş-Şekûr

Şekûr Esması

Şekûr İsminin Arapça Yazılışı

Şekûr: شكور

Eş-Şekûr: الشكور

Ya Şekûr: يَاشكور

Şekûr ismi Arapça kökenli bir isimdir.

Eş-Şekûr İsminin Anlamı

Eş-Şekûr: Şükredeni ödüllendiren O’dur.

Eş-Şekûr: Az amele çok sevap verir.

Eş-Şekûr: Kendisine yapılan şükre karşılık, çok ecirle mukabele eden O’dur.

Eş-Şekûr: Kendisine yapılan şükre karşılık mükafatı iyiliği çok olan, şükredilmeye tek layık olan O’dur.

Eş-Şekûr: Az kulluğa, az şükre karşılık bile çok sevap veren yüceler yücesi O’dur.

Eş-Şekûr Esması

Eş-Şekûr – اَلشَّــكُورُ : Şükredeni ödüllendiren, yapılan az iyiliklere misliyle karşılık veren, az iyiliğe ve az şükre karşılık olarak mükafatı çok olan, az amele çok sevap veren, kendisine yapılan şükre karşılık, çok ecirle mukabele eden demektir.

Yâ Şekûr – يَاشَّــكُورُ :Ey kâinattaki bütün varlıkların sonsuz teşekkür vr ibadetlerine lâyık olan ve şükredenlere ikram e ihsanını arttıran Şekûr.

Allah’ım! Sen nimetlerin asıl sahibi olan ve varlıklara çeşitli vesilelerle nimetler ihsan eden Mün’im; her bir varlığı en güzel sûrette yaratıp ihsanlarınla onlara üstünlükler kazandıran Müfaddıl, ayağı sürçenlerin elinden tutup hatalarını bağışlayan Mukîl ve kullarının şükürlerine daha güzeliyle karşılık veren Şekûr’sun!

Hani rabbiniz, “Eğer şükrederseniz size (nimetimi) daha çok vereceğim, nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım pek şiddetlidir!” diye bildirmişti.”
İbrâhim-7

İbrahim Sûresi 7 ayet tefsirinde şükür şöyle anlatılmıştır.

Şükür, verdiği nimetlerden dolayı kulun Allah’a minnettarlık duyması, bunu sözleri ve amelleriyle göstermesi” anlamına kullanılmaktadır. Kur’an’da kulluğun gereği olarak değerlendirmiş, Allah’ın nimetlerine mazhar oldukları halde şükretmeyenler kınanmıştır. Hz. Peygamber de yaptıkları ibadetleri Allah’ın verdiği nimetlere karşılık bir şükran ifadesi olarak değerlenderilmektedir.
(Buhârî, “Teheccüd”, 6; Müslim, “Münafıkun” , 79-81).

Şükür sadece sözle değil, eldeki nimetlerin gerçek sahibinin Allah olduğunu gönülden inanarak bu nimetleri Allah rızasına uygun şekilde kullanmakla olur. Servetin şükrü muhtaçlara yardım etmek, ilmin şükrü bilgiyi insanların yararına kullanmak, sıhhatin şükrü ise Allah’a kulluk ve insanlara hizmet etmektir. Yüce Allah burada olduğu gibi başka âyetlerde de şükrünü yerine getirenlere daha çok nimet vereceğini vaad etmiştir.

Âyette Allah Teâla Israiloğulları’n verdiği çeşitli nimetleri Hz. Mûsâ vasıtasıyla onlara hatırlatarak şükredenlere bu nimetleri kat kat arttıracağına, nankörlük edenleri de şiddetli bir şekilde cezalandıracağına işaret etmektedir.

“Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin ve Allah’a şükredin; eğer kendisine kulluk ediyorsanız.”
Bakara-172

Bakara Sûresi 172. âyetin tefsirinde şükür şöyle açıklanmıştır:

Allah’ın kendileri için yarattığı rızıklardan meşruiyet çerçevesi içinde yararlanmaları, Allah helâl kıldığı halde bir zorunluk olmadıkça nimetlerden kendilerini mahrum bırakmamaları istenmiştir. Kuşkusuz rızkın sahibi Allah olduğu ve bunlardan yararlanmaya da izin verdiği için O’na şükretmek de kulun görevidir. Allah’a kul olduğunu söyleyen insanın, temel kulluk görevlerinden olan bu şükür borcunu da asla unutmaması gerekir. Âyette “… eğer kendisine kulluk ediyorsanız…” kaydıyla şükrü terkeden insanın kulluk bilincinden de uzaklaşmış olacağı, O’nu unutmuş sayılacağı anlatılmaktadır.

“Artık siz beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, bana nankörlük etmeyin!”
Bakara-152

Bakara Sûresi 152. âyet tefsirinde şükür
şöyle açıklanmıştır:

Allah’ı anmak (zikir) hem kalple hem dille hem de eylemle olur. Kalple zikir, insanın her türlü tutum ve davranışında Allah’ı hatırlamasıyla; dille zikir, Allah’ın isimlerini ve sıfatlarını, tesbih ve dua cümlelerini dilde tekrar etmekle, eylemle zikir ise Allah’ın iradesine uygun yaşamakla olur. Özelikle tasavvufta zikrin her üç çeşidine de önem verilmiş, bilhassa dille zikir için çeşitli usuller geliştirilmiştir. Ancak insanın işini gücünü yaparken, normal hayatını yaşarken kalple zikir halinde olması yani Allah’ı düşünüp O’nun hoşnutluğunu gözetmesi, kezâ amelleriyle zikir halinde olması yani Allah’ın buyruk ve yasaklarına titizlikle uyması en önemli, değerli ve yararlı zikirdir. “Müslümanın verdiği her türlü nimetlerden ve imkânlardan dolayı Allah’a minnettarlık duyması, bunu sözleri ve amelleriyle göstermesi” anlamına gelen şükür de genel olarak islâm ahlâkında, özelikle de tasavvufta kulun Allah’a karşı edep ve saygısını dile getiren önemli kavramlardandır. Zikir gibi şükür görevi de hem dille hem de eylemlerle yerine getirilir.

Yaygın tanıma göre her nimetin şükrü, o nimetten insanlara ihsan ve ikramda bulunmak, daha genel olarak o nimeti Allah’ın uygun bulup hoşnut olduğu şekilde kazanıp harcamak ve kullanmakla eda edilmiş olur. Bunca nimetleri veren Allah olduğuna göre, insanın görevi de daima diliyle, gönül ve eylemleriyle O’nu anıp şükretmek, nankörlükten sakınmaktır. İnsan her türlü eyleminde Allah’ı hatırlar, işlerini O’nun koyduğu hükümlere ve genel olarak Onun rızâsına uygun düşüp düşmeyeceği ölçüsüne göre yaparsa Allan da insanı anacak, yani dünyada hak ettiği şekilde ona yardım edecek, âhirette de derecesini yükseltecektir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v)  buyurmuştur ki;

“İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah’a da şükretmez.”

(Tirmizî, Birr, 35)

Eş-Şekûr Esmasının

Ebced değeri vZikir Saati

Zikir Adedi: 526

Zikir Saati: Güneş

Zikir Günü: Pazar

Sabah gündoğarken,

İkindi namazı sonrasında,

Bu esma-i zikir zikir vakitlerinde ve diğer her vakitte ‘Eş-Şekûr – Ya Şekûr’ diyerek bu ismi şerif zikredilir.

Ya Şekûr İsminin Fazileti

Havas ve Esrarı

Vücut ağrılarında, bu ismi şerif 526 defa ‘Yâ Şekûr’ diyerek okunur.

Nasibinizin açık olması için bu ismi şerif günde 526 defa ‘Yâ Şekûr diyerek zikredilmeye devam edilir.

Bol rızık için, bu ismi şerif zikir saati olan vakitlerde zikir gününde zikir adedince 526 defa ‘Yâ Şekûr’ diyerek okunmaya devam edilir.

Şekûr İsminin Geçtiği Ayetler

Rabbimiz Kur’an’ı Kerim’de Şekûr ismini ayetlerde Şekûr ismi olarak 6 ayeti kerimede zikretmektedir.

Bismillâhirrahmânirrahîm

“Allah’a güzel borç verirseniz O da bunu size fazlasıyla öder ve sizi bağışlar. Allah şükrün karşılığını bol bol verir, cezada ise acele etmez.”
Teğâbun-17

“Zira Allah karşılıklarını tam olarak ödediği gibi lutfundam onlara fazlasını da verir. O çok bağışlayıcıdır, şükrün karşılığını bol bol verir.”
Fâtır-30

Şöyle derler: “Bizden tasayı gideren Allah’a hamdolsun. Doğrusu rabbimiz çok bağışlayıcı, şükrün karşılığını tam verendir.”
Fâtır-34

“Allah’ın iman edip iyi şeyler yapan kullarına verdiği müjde işte bu! De ki: Sizden yakınlığs sevgi duymanızdan başka bir karşılık istemiyorum.” Kim çaba harcayıp bir iyiliği gerçekleştirirse bu konuda ona daha büyük güzellikler bahşederiz. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır ve iyiliği asla karşılıksız bırakmaz.”
Şûrâ-23

“Onlar Süleyman’a, isteğine göre yüksek ve görkemli binalar, heykeller, havuz gibi lengerler, yerinden kalkmaz kazanlar imal ederlerdi. Ey Dâvûd ailesi! Şükür için çaba gösterin. Kullarım arasında hakkıyla şükredenler pek azdır.”
Sebe-13

Onlar ise “Rabbimiz! Konak yerlerimizin arasını uzaklaştır” dediler ve kendilerine yazık ettiler. Biz de onları ibret kıssaları haline getirdik ve darmadağın ettik. Kuşkusuz bunda, yeterince sabretmesini ve şükretmesini bilenler için ibretler vardır.”
Sebe-19

Şekûr İsmi Duası

Ey bir şükre, bin mükafat veren

ŞEKÛR!

Rızkı veren de, şükre lâyık olan da Sensin.

Değer bilip, şükreden kuluna daha çok verirsin.

Nimetin öyle sonsuz ki, dillerimiz Senin nimetini şükretmekten aciz.

Her hâlimizi, her fikrimizi Sana şükürle doldur!

Sen zenginsin, biz Sana muhtacız.

Kalbimize minnet, dilimizle şükür ver!

Bizi kıymet bilmeyen nankörlerden etme!

Amin… Ecmain…

Her daim şükürle kalan kullarından etsin…

Rabbim bizleri de… İnşaallah…

Es-Selamu Aleyküm ve Rahmetullah

Ebeden Daima…

Dualarınızı Eksik Etmeyiniz…

 


"Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen bir HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl çömleği tutan dışındaki biçim değil içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir." Hz. Mevlana

Bir cevap yazın