Esmaül Hüsna İsminden El-Mümît

Mümît Esması

Mümit İsminin Arapça Yazılışı

Mümît : مميت

El-Mümît : المميت

Ya-Mümît : يَا مميت

Arapça kökenli bir isimdir.

El-Mümit İsminin Anlamı

El-Mümît: Öldüren demektir.

El-Mümît - اَلـْمُمِيتُ :Öldüren; mahlûkatın ölümünü yaratan ve öldüren O'dur.

El-Mümît : Canlı varlıkların ölümünü yaratan da öldüren de  O'dur.

El-Mümît : Ölümü yaratan, ecel vakti gelince canlıları öldüren de O'dur.

El Mümit Esması

Ebced Değeri ve Zikir Saati

Zikir Adedi : 490

Zikir Günü : Salı

Zikir Saati : Merih

Öğle vaktinin 2 saat öncesinde

Akşam vaktinin 1 saat öncesinde

Gece yarısı olan vakitte

Bu esma-i zikri 'El-Mümît'-'Ya-Mümît' diyerek zikir günü, zikir saatlerinde ve diğer her vakitte çekilebilecek bir esmadır.

El-Mümit İsminin Fazileti,

Havas ve Esrarı

Kötülüklerden vazgeçip, haram olan şeylere bakmamak için bu ism-i şerifi 490 defa 'El-Mümit' okunur.

Nefsini kötülüklerinden korumak için bu esma-i zikri 490 defa 'El-Mümît' diye sürekli çekilmeye devam edilir.

Nefsini öldürmek için, bu ismi-i şerifi
490 defa 'El-Mümît' diyerek çekmeye devam edilir.

"Ya Mümît" ismininin zikrini 490 defa sürekli çekmeye devam eden bir kimse manevi bir hale bürünür. Maneviyatı güçlenir.

Düşmanın ve zalimlerin helâk olması için bu ism-i şerifi "Ya Mümît" diye 490 defa okumaya devam edilir.

Nefsine yenik düşmemek için, nefsin şerrinden korunmak için, nefsini kötülüklerden korumak için, nefsi emmara için, nefsini terbiye edip kurtuluşa eren kullardan olmak için bu esma-i zikri günlük 490 defa "El-Mümît" ya da 'Ya Mümît" olarak devamlı okunur.

El-Mümit Esması

Mümit İsmi Sırları

El-Mümît: Her canlıya ölümü tattıran, her canlı mahlukatın ölümünü yaratan, ecel vakti gelince canlıları öldüren demektir.

Yüce Allah insanları hiç yoktan var edendir. Hayatı veren O, öldüren O, öldükten sonra tekrar diriltecek olan da yine O'dur.

"O ölümü ve hayatı yarattı ki, sizi imtihana çekip hanginizin amelce daha güzel olduğunu bildirsin. O güçlüdür, bağışlayandır."
Mülk -2

Yüce Allah'ın kudret ve tasarrufunu en açık bir şekilde gösteren delilleri içermekte; Allah'ın dünyada insanların güzel işler yapma hususunda birbirleriyle rekabet etmelerini sağlamak, kimlerin kendi emir ve yasaklarına uyarak daha güzel işler yapacağını ortaya çıkarmak için hayatı ve ölümü yarattığını bildirmektedir.

Aynı ayette önce ölüm, sonra hayat geçtiği için burada "ölüm" kavramıyla, hayattan önceki cansızlık halinin mi yoksa dünya hayatının sona ermesi ve âhiret hayatına geçiş halinini kastedildiği hususunda farklı görüşler vardır. Bir kısım müfessirler âyetteki sıralamayı dikkate alarak ölümden maksadın ise âhiret hayatı olduğunu söylemişlerdir.
(Râzî, XXX, 55; Elmalılı, VII, 5159)

İkinci grup ise ölümle dünya hayatından âhiret hayatına geçiş halinin, hayatla da dünya hayatının kastedildiği kanaatindedir.
(Zemahşerî, IV, 134)

Bizim tercihimiz de budur. Zira hayat da ölüm de imtihan için yaratılmıştır; imtihan yeri ise âhiret değil dünyadır. Her ikisinin de bu dünyada olması amaca daha uygun görünmektedir. Hayat ölümden önce olduğu halde âyette sonra gelmesi ise çeşitli şekillerde yorumlanmıştır. Dikkat çekici bir yoruma göre eşyada aslolan yokluk olduğu, varlık ve hayat sonradan verildiği için âyette ölüm önce gelmiştir.
(Şevkânî, V, 297)

Bizce de bu isabetli olan diğer bir yoruma göre ölüm insanlara hayatın sorumluluğunu hatırlattığı, onları iyi işler yapmaya teşvik ettiği ve bir uyarıcı olduğu, nihayet insanda "imtihan" sorumluluğunu daha canlı tuttuğu için âyette ölüm önce zikredilmiştir.

Nitekim hayat bir hayırlı faaliyet alanı, ölüm ise bu faaliyetlerin karşılığının verileceği ebedî varlık sahnesinde geçişi sağlayan dönüm noktası, Hz. Peygamber'in de belirttiği gibi bir uyarıcıdır.

Allah'u Teâla azze ve celle bir ayetinde şöyle buyuruyor:

"Allah sükûnet bulasınız diye geceyi yarattı."
Mü'min-61

"Geceleyin sizi öldüren, gündüzün de işlerinizi bilen; sonra belirlenmiş eceliniz tamamlansın diye gündüzün sizi dirilten O'dur. Sonra dönüşünüz yine O'nadır. Sonunda O, yaptıklarınızı size haber verecektir."
En'âm-60

"Geceleyin öldürme"den maksat, insanın uykudan uyandırılmasıdır. Uyku ve uyanma için vefat ve ba's kökünden fiillerin kullanılması uyku ile ölüm, uyanma ile de yeniden dirilme arasında, bir ölçüde ruhî ve fizyolojik bir benzerlik olmasından dolayıdır.

Uyku sırasında organizmanın faaliyetlerinin bir kısmı tamamen durmakta, bir kısmı da yavaşlamaktadır. Özellikle, görme, işitme, koklama, tatma ve dokunma duyularıyla hareket konuşma gibi, faaliyetlerin; ayrıca birçok duygusal tepkilerin durması yahut yavaşlaması, uykunun ölümü hatırlatan bir olay olduğunu gösterir.

Uyanma ise çeşitli bedenî ve psikolojik faaliyetlerin yeniden normale dönmesini sağladığından, bir bakıma yeniden hayata dönüştür.

"Öldürme" (uyutma) diriltme (uyandırma) fiillerinin Allah'a nisbet edilmesi, böylece insanın uyaması ve uyanmasının kendi iradesine bağlı olmadığının gösterilmesidir. Uyuma, bedenin ve ruhun dinlenmesi için bir ihtiyaç olarak görülmektedir.

Allah'ın değişmez kanunları uyarınca beden ve ruh, uyku yoluyla dinlee ihtiyacı hissettiği zaman normal şartlarda ve zorunlu olarak uyku olayı meydana gelir. Hiçbir insan bu zorunluluğu ortadan kaldırma gücüne sahip değildir.

"Sizi öldüren... Sizi dirilten O'dur" şeklindeki vurgulu ifadeler, yüce Allah'ın hem "Sizi öldüren...Sizi dirilten O'dur" şeklindeki vurgulu ifadeler, yüce Allah'ın hem kudretini hem de lütfunu göstermektedir. Zira bu ifadeler "O istemeseydi siz uyuyamazdınız; uyuduğunuz takdirde de uyanamazdınız" anlamını taşıyor.

Allah her insanı "belirlenmiş eceli"ine kadar yaşatmak suretiyle rahmetini tecelli ettirir. Ancak eninde sonunda herkes O'na dönecek ve O, bütün insanlara neler yaptıklarını haber verecektir.

Tefsirlerde uyku sırasında ruhun durumunun ne olduğu konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Şevkânî âyetin "yeteveffâküm bi'lleyli" kısmını şöyle açıklamıştır:
"Allah sizi uyutunca, kendileriyle temyiz sahibi olduğunuz nefislerinizi (ruhlarınızı) kabzeder. Ancak bu hakiki ölüm değildir. Bir görüşe göre uyku sırasında ruh bedenden çıkmakla birlikte hayat bedende kalmaya devam eder.

Başka bir görüşe göre ruh bedenden çıkmaz; fakat sadece zihin çıkar (şuur faaliyetleri durur). Ancak, doğrusu şudur ki, bu olayın mahiyetini yüce Allah'tan başkası bilemez.

(Şevkânî, II, 143)

Mümit İle İlgili Ayetler

Mümît ismi Kur'an'da fiil olarak geçer.

"O ölümü ve hayatı yarattı ki, sizi imtihana çekip hanginizin amelce daha güzel olduğunu bildirsin. O güçlüdür, bağışlayandır."
Mülk-2

"O hem diriltir, hem de öldürür ve yalnız O'na döndürüleceksiniz."
Yûnus-56

"O hem diriltir, hem öldürür. O, bir işe hüküm verdiği vakit, ona sadece "ol" der, o da oluverir."
Mü'min-68

"O'ndan başka ilah yoktur; hem diriltir, hem öldürür. Hem sizin, hem de önceki atalarınızın Rabbidir."
Duhân-8

"O, dirilten ve öldürendir. Gece ve gündüzün sürekli değişmesi de O'na aiittir. Artık akıllanmayacakmısınız?"
Mü'minûn-80

"De ki: Size Allah hayat veriyor, sonra sizi O öldürür, sonra da sizi geleceğinde şüphe olmayan kıyamet gününde (diriltip) toplayacaktır. Fakat insanların çoğu (bu gerçeği) bilmezler."
Câsiye-26

"Hiç şüphesiz göklerin ve yerin mülkü yalnız Allah'ındır. O, diriltir de öldürür de. Sizin için Allah'tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır."
Tevbe-116

Mümît İsmi Duası

Ey bütün nefislere ölümü tattıracak olan

MÜMÎT!

Hayatı veren de Sen, alan da Sensin.

Ruhları ölümle bedenden azat eden Sensin.

Her şey için bir ecel bir takdir eden Sensin.

Her şey fânidir, Bâki ancak Sensin.

Ey ölümü yaratan, ölümü bize güzel eyle!

Ey rahmeti sonsuz,

kabrimizi cennet bahçesi eyle!

Amin.... Amin... Amin... Ecmain...

Allah'ın 99 İsmi ve Faziletleri tıklayınız

Es-Selamu Aleyküm ve Rahmetullah...

Ebeden Daima...

Dualarınızı Eksik Etmeyiniz...

 


Bir cevap yazın