Esmaül Hüsna İsminden El-Mukaddim

Mukaddim Esması

Mukaddim İsmi Arapça Yazılışı

Mukaddim: مقدّم

El-Mukaddim: المقدّم

Ya Mukaddim: يَامقدّم

Mukaddim ismi Arapça kökenli bir isimdir.

El-Mukaddim İsminin Anlamı

El-Mukaddim: Dilediğini öne geçirir.

El-Mukaddim: Dilediğini öne alan O’dur.

El-Mukaddim: Dilediğini ileri alan da O’dur. Öne geçiren de O’dur.

Mukaddim Esmasının
Ebced Değeri ve Zikir Saati

Zikir Adedi: 184

Zikir Günü: Cumartesi

Zikir Saati: Zuhal

Sabah gündoğarken,

İkindi namazı sonrasında,

Ve… Gece yarısında;

Bu esma-i zikir zikir gününde ve zikir saatlerinde ve diğer her vakitte de bu ismi şerifi ‘El-Mukaddim’-‘Ya Mukaddim’ diyerek zikredilir.

Mukaddim İsminin Fazileti,

Havas ve Esrarı

Daima yükselmek için, bu esma-i zikri günlük 184 defa ‘El-Mukaddim” diyerek okumaya devam edilir.

Sınava girmeden önce bir kişi bu ismi şerifi bir bardak suyun içine ‘Ya Mukaddim’ diyerek 184 defa okur ve o suyu içerse, gireceği sınavında başarılı olur.

Bu ismi şerifi ‘Ya Mukaddim’ diyerek çekmeyi kendine vird edinen bir kulun her dilek ve isteği kabul olur.

Bu esma-i zikri ‘Ya Mukaddim’ diye sürekli zikreden kimsenin heybeti artar, mevki ve makamda yükselir. Allah katında sevgili kullardan olur.

Allah’ın sevgisini kazanmak için, bu ismi şerifi ‘Ya Mukaddim’ diyerek 100 defa günlük okumaya devam edilir.

Savaş esnasında düşmanla karşı karşıya geldiğinde bu ismi şerifi ‘Ya Mukaddim’ diyerek okunduğunda o savaşı zafer kazanarak çıkmış olur.

Bu esma-i zikri gelmesini istediği bir kişiyi düşünerek üç güne kadar ‘Ya Mukaddim’ diye 184 defa bu ismi şerifin zikrine devam eden kimsenin o gelmesini istediği kişi yanına gelir.

El-Mukaddim Esması

El-Mukaddim: Dilediğini öne geçirir, dilediğini öne alan demektir.

Mukaddim – Öne geçiren Allah istediği kişi ve şeyi, diğerlerinin önüne alarak yakınlaştıran anlamına gelir.

“De ki: “Ben, Allah’ın dilediğinin dışında kendi kendime ne bir zarar, ne bir fayda verebilirim.” Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince artık ne bir an geri, ne bir an ileri gidebilirler.”
Yûnus-49

Allah’u Teâla; Herkese yaptığının karşılığını verecek olan Allah’tır; peygamberler de dahil olmak üzere hiç kimseye bu yetki verilmemiştir. Allah’ın insanlara imtihan için tanıdığı mühlet tamamlanınca herkes yaptığının karşılığını bulacaktır. Bu mühleti ertelemek veya çabuklaştırmak, peygamberler de dahil olmak üzere, hiç kimse için mümkün değildir.

De ki: Sizin için belirlenmiş bir gün vardır; ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz, ne de ileri geçebilirsiniz.”
Sebe-30

Burada sözü edilen vaadden maksat kıyamet günüdür. Belirlendiği belirtilen gün de kıyamet ve haşir günüdür; bazı müfessirler bunu ölüm vakti olarak da yorumlamışlardır.
(Şevkânî, IV, 375)

“Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince ne bir an geri kalırlar ne de bir an ileri gidebilirler.”
A’raf-34

“Sizi bir çamurdan yaratan, sonra ölüm zamanını takdir eden ancak O’dur. O’nun katında bir ecel daha vardır. Siz hâlâ şüphe ediyorsunuz.”
En’âm-2

Âyetteki iki ecelin nelerin kastledildiği hususunda müfessirler farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Bunlardan bazıları şöyledir:

a) İlk ecel ölüm vakti, ikinci ecel kıyamet vakti.

b) İlk ecel yaratılışla, ölüm arası, ikinci ecel
ölümle ba’s arasındaki süre (berzah) veya bu sürenin sonu.

c) İlk ecel ömrünün süresi kesin olanların ve bu sürenin sonunda ölenlerin eceli, ikinci ezel sıla-i rahim (akraba ziyaretleri) sadaka gibi bazı hayırlı işler yaptıkları için ömürleri uzatılacak olanların eceli.

d) İlk ecel insanın normal olarak yaşayıp ömrünün dolmasıyla hayatının sona ermesi (tabii ecel), ikincisi vücut fonksiyonlarının tamamı henüz sağlıklı ve yaşamaya elverişli iken boğulma, yangın gibi kazalar ve dış sebeplerle hayatın son bulması (ihtiramî ecel).

Fahreddin er-Râzî’nin filozoflara nisbet ettiği (XII, 153-154) bu son, görüş M. Hamdi Yazır’ın da belirttiği gibi, sağlığa önem vermeyi, gerektiğinde tedavi olmayı, tehlikelerden korunmayı öngörmesi açısından yararlı olmakla birlikte, buradan bir insanın ölümüyle ilgili iki farklı ecel bulunduğu sonucu çıkarmak doğru değildir. Olsa olsa bir insanın, ya tabii veya ihtiramî olmak üzere bir tek ecelinin olduğu söylenebilir. Bunlardan hangisi vuku bulmuşsa Allah’ın takdir ettiği ecel odur; dolasıyla diğerinin vuku bulması imkânsızdır.
Zemahşerî (II, 3),

yukarıda sıralanan ecelle ilgili görüşlerden ilkini; Şevkânî (II, 114), İbn Âşûr (IV, 130-131), M. Hamdi Yazır (III, 1874-1877) gibi bazı müfessirler de ikincisini tercih etmişlerdir. İbn Âşûr, bunun gerekçesine âyette, ikinci ecelle ilgili olarak, bu ecelin “Allah katında belirlenmiş” olduğu, yani insanlar tarafından bilinemeyeceği şeklindeki kayda dayandırır. Buna göre ecel her bir insanın ömrüdür; çünkü kişi öldüğünde insanlar onun ne kadar süre yaşadığını bilirler. İkinci ecel, yani insanların ölümüyle ba’s arasında geçen sürenin miktarını ne ne dünyada ne de kıyamet gününde Allah’tan başka kim bilebilir?

Ne diyor Hz. Ali Efendimiz:

“Yarına bırakma! Bakarsın, yarın olur da Sen olmazsın…”

Henüz dünya hayatında hâlâ nefes alabiliyorsak ve yaşıyorsak Allah için ne yapabilirim, kendim için ne yapmalıyım, ümmet için insanlar için, ne gibi yarar ve fayda sağlayacak nasıl hayırlı işler yapabilirim diye sormalıyız.

Bugünün işine yarına bırakma olur da

Allah’ın davasına, müslümanlar ve ümmet için son nefesimizi kadar çalışırak Allah’ın Razı olduğu sevdiği kullardan olup cennetini kazandıracak ameller işleyerek o güzel naim ve firdevs cennetine giren mümin kullardan olmamız bu dünyadaki tek tesellimiz.

Çünkü Allah’ın Resulü s.a.v buyuruyor ki;

“Kıyamet yaklaştığında zamanın akışı da hızlanacaktır. İnsanlara bir yıl, bir ay gibi ve bir ay da bir hafta gibi gelecektir.”

“Geçmiş ümmetlerin zamanlarına kıyâs ile sizin zamanınız, ikindi vaktinden akşama kadar olan vakit gibidir.”

“Zaman yaklaşır. Öyle ki yıl bir ay gibi, ay bir cuma/bir hafta gibi, hafta birgün gibi, gün bir saat gibi, saat ise, bir yanda yanıp kül olan hurma ağacının dalı gibi süratle gelip geçer. Ayrıca o zamanda bulunan insanların seviyesi- genellikle-birbirine yaklaşmış olur. Hayırlı işler yapmamakta, kötülük yapmakta insanlar aynı düzeyi paylaşmış olur.”
(İbn Hacer, 13/16)

Bu ölüm gerçeği için Yunus Emre, bedenimizdeki canı şöyle tasvir ediyor.

Vaktinize hazır olun,
Ecel vardır gelir bir gün.
Emanettir kuşca canın,
Sahip vardır alır bir gün…

Dünya hayatı, her canlı için fânidir.

Rahman suresi 26-27 ayette Bâki olan Allah şöyle buyuruyor:

“Yer üzerinde bulunan her şey fânidir. Yalnız celâl ve ikram sahibi Rabbinin zâtı baki kalacaktır.”

Nasıl yaşarsan öyle ölürsün…

Nasıl ölürsen öyle dirilirsin….

Şair Necip Fazıl Kısakürek ömrü şöyle dile getirmiş:

Ömür dediğin nedir,
dalda bir kuru yaprak.
Bin sene de yaşasan
son durak kara toprak

El-Mukaddim İle İlgili Ayetler

Bismillahirrahmanirrahim

“Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince ne bir an geri kalırlar ne de bir an ileri gidebilirler.”
A’raf-34

“De ki: “Ben, Allah’ın dilediğinin dışında kzendi kendime ne bir zarar, ne bir fayda verebilirim.” Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince artık ne bir an geri, ne bir an ileri gidebilirler.”
Yûnus-49

“De ki: Sizin için belirlenmiş bir gün vardır; ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz, ne de ileri geçebilirsiniz.”
Sebe-30

Mukaddim İsmi Duası

Ey arzu ettiğini öne alan

MUKADDİM!

Âlemde her seyi derece derece yaratan Sensin.

İnsanı öne geçirip,

cümle âlemde şerefli kılan Sensin.

Nebileri öne geçirip,

yolumuza rehber eyleyen Sensin.

Âlimleri öne çıkarıp,

cahillere ışık eyleyen Sensin.

Zenginleri öne çıkarıp,

muhtaçlara el uzattıran Sensin.

Öne çıkardığın kutlu Resûl’ünün

yolundan ayırma bizi!

Ona tâbi olmakla öne çıkanlardan eyle bizi!

Amin… Ecmain….

Es-Selamu Aleyküm ve Rahmetullah

Ebeden Daima…

Dualarınızı Eksik Etmeyiniz…

Bir cevap yazın