Esma’ül Hüsna İsminden El-Muhyi

Muhyi Esması

Muhyi İsmi Arapça Yazılışları;

Muhyî : محي

El-Muhyî : المحيي

Ya Muhyî : يَا محي

Muhyi Esmasının Anlamı

Arapça kökenli olan El-Muhyî ismi; hayat veren, can veren ve sağlık veren anlamlarını karşılar.

Muhyî : Hayat veren, can verendir.

El-Muhyî اَلـْمُحْيِ :  Can bağışlayan, hayat ve sağlık verendir.

El-Muhyî : Can veren, hayat veren ve dirilten O’dur.

El-Muhyî ismi arapça kökenlidir.



El Muhyi Ebced Değeri ve Zikir Saati

Zikir Adedi : 68

Zikir Günü : Cuma

Zikir Saati : Zühre

  • Sabah gündoğduğu vakitte
  • İkindi güneş tepe noktası vaktinde
  • ve gece yarısı vaktinde.

Bu esma-i şerif, yukarıda belirttiğimiz zikir saatlerinde yahut diğer herhangi bir vakitte de ‘El-MuhyîYa Muhyî’ diyerek çekilebilir.

El-MuhyîYa Muhyî esma-i şerifi çekilince şu dua okunur:

El Muhyi Duası

Arapça Okunuşu:

Allahümme hir li vehter li. Vela tekilni ala ihtiyari.”

Türkçe Anlamı:

Allah’ım! Bu iş bana hayırlı kıl ve bu işi bana nasip eyle! Allah’ım! Beni kendi başıma bırakma.”
(Tirmizî)

Muhyi Esmasının Fazileti, Havas ve Esrarı

İşlerin başarılı olması için çekilecek olan zikir El-Muhyi‘dir. Bu esma-i zikri işlerin başarılı olmasını isteyenler günlük El-Muhyi diyerek 68 defa okuyabilir.

Kalbin ve vücudun diri olması için bu ism-i şerifi günlük 68 defa ‘El Muhyi Celle Celalühü’ diyerek zikredilir.

Hastalıklara şifa için günlük 68 defa ‘El-Muhyi’ esması okunur.

Sağlık için okunacak esma-ı zikir ise Ya-Muhyi’dir.

Sağlığına kavuşmak isteyen kişi bir ay boyunca her farz namaz sonrasında her gün bu esma-i zikir 68 defa ‘Ya Muhyi Celle Cellahü’ diyerek zikredip okuyan bir kul hastalığından kurtulur ve şifaya kavuşur. Bu ism-i şerifi hasta yakını şayet hastaya okursa; İnşaAllah hasta olan kişi şifa bulup iyileşir.

El-Muhyi esması ile gönüllere girmek ve oraya tesir etmek olasıdır. İsrafil a.s ve Hz. İsa a.s’ın çekmiş olduğu bir zikirdir. Hz. İsa bu ism-i şerifi 68 defa çekmeye devam ettikçe Allah’u Teâla tarafınfan ona ölüleri diriltme gibi bir mucize verildiği aşikardır.

Bu ism-i şerifi günlük 68 defa ‘Ya Muhyi’ diye kendine vird edinenlerin kalpleri nurla dolduğu gibi, yanlış ve kötü her şeyden de uzaklaşırlar.

Muhyi İsmi Tefekkürü

Muhyi İsmi Sırları

El-Muhyî : Yarattıklarına hayat ve can verendir demektir.

“O’nun işaretlerinden biri de şudur: Sen arzı kupkuru görürsün; ama üzerine yağmur indirdiğimizde toprak canlanıp kabarır. Ona can veren, elbette ölülere de can verir. O her şeye kadirdir.”
Fussilet-39

Kuru toprağa can veren gücün, insanı yeniden diriltmeye de muktedir olduğu bu esma-i şerif ile biz aciz kullara hatırlatılmaktadır. Tabii, âyette Allah’ın ölüleri dirilten mutlak ifade edildiğinden burada sadece insanların öldükten sonra diriltilmesi kastedilmeyip bunun yanında mutlak olarak canlılık, sağlık, zindelik, verimlilik, üretkenlik, zihin açıklığı, kalp aydınlığı gibi her türlü olumlu yetenek ve aktiviteleri verenin Allah olduğuna işaret edildiği de düşünülebilir.

“Geceyi gündüze katarsın, gündüzü de geceye katarsın. Ölüden diriyi çıkarırsın, diriden ölüyü çıkarırsın. Ve dilediğine sayısız rızık verirsin.”
Âl-i imran-27

“Geceyi gündüze katarsın, gündüzü de geceye katarsın” cümleleri genellikle şu şekillerde açıklanmıştır:

a) Bazan gecenin kısaltılıp hu fazlalığın gündüze dahil edilmesi, bazan da bunun aksinin gerçekleştirilmesi,
b) gündüzün peşinden gecenin getirilip dünyanın karanlığa büründürülmesi,sonra da tekrar gündüzün getirilip dünyanın aydınlatılması.

Bunlardan birinci yorum hakkında İbn Arafe’den şöyle bir söz nakledilmiştir: Denir ki, Kur’an hem sokaktaki adamın, hem bilgili kişilerin hem de her iki kesimin anlayacağı ifadeler içerir. İşte bu âyet bu duruma bir örnektir. Zira âyet hem özel bilgi isteyen günlerin kısılması ve uzaması olayını hem de herkesin fark ettiği mevsimlerin değişmesini kapsamaktadır. Burada insanların sahih bir dinî inanca sahip olduktan sonra yeryüzünü cehalet ve şirk karanlığının kaplamasına ve ardından yüce Allah’ın peygamberler göndererek insanlığa aydınlık yolu göstermesine işaret eden sembolik b8r anlatım bulunduğu da düşünülebilir. Bu ayette geçen “Ölüden diriyi çıkarırsın, diriden ölüyü çıkarırsın” cümleleri de “ihyâ” (diriltme, yaşatma) ve “imâte” (öldürme, hayatiyetine son verme) kelimelerinin Kur’an’daki kullanımları ışığında değişik şekillerde açıklanmıştır. Bunların bir kısmı maddî hayatla ilgilidir: Topraktan bitkilerin, ölü gibi duran kuru çekirdekten ve tohumdan çeşit çeşit ağaçların, meyvelerin, çiçeklerin çıkması gibi.

Bir de, müminden kâfirin ve kâfirden müminin, iyi insandan kötü insanın ve kötü kişiden iyi kişinin, âlimden câhilin, cahilden âlimin dünyaya gelmesi gibi manevî benzetmeler yapılmıştır. Bu benzetmelerin neticesi olarak müfessirlerin asıl üzerinde durdukları mânâ ise şudur: Şer ve bozgunculukta çok ileri gitmiş toplumların içinden nice peygamberler çıkarmış olan yüce Allah’ın ümmî bir topluluktan tüm insanlığa rahmet peygamber Hz. Muhammed’i çıkarmasını ve onun öğretilerine gönülden bağlanıp gösterdiği yolu izleyenleri şan ve şerefin doruğuna yükseltmesini ve insanlık için örnek kılmasını yadırgamamak gerekir. (Taberî, III, 225-227; İbn Atıyye, I, 418; Reşîd Rızâ, III, 275).

Yine bu ayette geçen “Ve dileğine sayısız rızık verirsin” cümlesinde vurgulanmak istenen mânâ için şu ihtimallere değinilmiştir:

a) Yüce Allah’ın kime ne kadar rızık verdiğinin hesabını sorabilecek hiçbir varlık yoktur.
b) O’nun bağışı ve lütfu sayısız ve sınırsızdır
c) O’nun vermesi verilenin bunu hak etmesine göre değil, kendi irade ve takdirine göredir.
(Râzî, VIII, 10)
Üçüncü yorumdaki “hak etme” sözcüğü bizim zihinlerimizdeki göreceli içeriği ile sınırlı olarak ele alınırsa, bu Allah’ı yüceltmek şöyle dursun –hâşâ- O’na adaletsizlik nisbet etme fikrini çağrıştırır. Oysa amaç O’nun her türlü bağımlılıktan ve noksanlıktan tenzih edilmesidir; dolayısıyla yüce Allah’ın bu takdirinin insan aklının idrakinin çok ötesinde hikmetler taşıdığını göz ardı etmemek gerekir.

“Allah’ın rahmetinim izlerine bak; Toprağa ölümünün ardından nasıl can veriyor! İşte ölüleri diriltecek olan da O’dur. O’nun her şeye gücü yeter.”
Rûm-50

Bu mübarek ayetler ile yeryüzünü hayata kavuşturan Yüce Yaratıcının insanları da öldürdükten sonra tekrar hayata kavuşturacağına bir ibret örneği olmak üzere bildiriyor. Birçok insanın ellerindeki nimetlerden belirli bir süre mahrum kalmaları üzerine hemen nankörlüğe başladıklarını gösteriyor. Resülû Ekrem’in davetini ölülere sağırlara duyuramayacağını, körleri de doğru yola iletemeyeceğini haber veriyor. Herşeyi bilen ve herşeye gücü yeten Allah’u Teâla’nin mâhlukatı üzerinde dilediği gibi idarede bulunacağını açıklamaktadır.

Allah’u Teâla azze ve celle bütün mâhlukatı hiç yoktan var eden O’dur. Yine öldürüp kıyamet koptuktan sonra yeryüzünde bulunan tüm canlılar o dehşetli güne tanıklık edecek. Ölüleri de tekrar diriltecek Odur. Mahşer aleminde kainatın ilk yarattığı insan olan Hz. Adem ve onun kaburga kemiklerinden yarattığı Hz. Havva’dan kıyamet kopana dek yaratmış oldukları bütün canlılar huzuru mahşerde Allah’ın huzuruna çıkacaktır. Habîr olan Allah herşeyden haberdardır.

“Sizi önemsemeyen bir sudan yaratmadık mı? O suyu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirdik. Ölçüleri biz koyduk; ne de güzel yapmışızdır! Hakkı yalanlayanların o gün vay haline!”
Mürselât-20-24

“Önemsemeyen bir su”dan maksat sperm, onun yerleştirdiği “sağlam yer” ana rahmi, “belli bir süre” ise hamilelik dönemidir. Âyetlerde insanın hangi maddeden ve nasıl yaratıldığı açıklanarak Allah’ın neleri yapmaya, yaratmaya kadir olduğuna dair en dikkate değer örneklerden biri ortaya konmuş; böylece yeniden dirilmeyi inkâr edenlere bi inkârlarının temelsiz olduğu gösterilmiştir.

23. ayette insanın yaratılışındaki akıllara durgunluk veren inceliklere, mükemmel düzen ve uyuma, ölçüye ve sonuçta onu yaratan ilâhi ilim ve kudretin genişliğine dikkat çekmiştir.

Böylece insan iki yönden uyarılmaktadır:

a) Allah insanı basit, zayıf, genellikle bir sudan yani meniden yaratmış, ana rahminde ona çeşitli aşamalardan geçirerek, maddî ve manevî kabiliyetlerle donatarak yeryüzünün en mükemmel varlığı haline getirmiştir. Ama insanoğlu nankörlük ederek kendisine paha biçilmez nimetleri lütfeden Allah’a isyan etmektedir. İşte bundan dolayı ” O gün inkârcıların vay haline!” buyurularak insanlar uyarılmıştır.

b) Âyetlere göre öldükten sonra dirilme olayı mutlak gerçekleşecektir. Zira basit bir sudan böyle mükemmel insanı yaratıp meydana getiren yaratıcı kudret onu öldükten sonra diriltmeye de kadirdir.

“Öldüren de dirilten de O’dur.”
Necm-44

El Muhyi İle İlgili Ayetler

“Geceyi gündüze katarsın, gündüzü de geceye katarsın. Ölüden diriyi çıkarırsın, diriden ölüyü çıkarırsın. Ve dilediğine sayısız rızık verirsin.”
Âl-i imran-27

“O’nun işaretlerinden biri de şudur: Sen arzı kupkuru görürsün; ama üzerine yağmur indirdiğimizde toprak canlanıp kabarır. Ona can veren, elbette ölülere de can verir. O her şeye kadirdir.”
Fussilet-39

“Allah’ın rahmetinim izlerine bak; Toprağa ölümünün ardından nasıl can veriyor! İşte ölüleri diriltecek olan da O’dur. O’nun her şeye gücü yeter.”
Rûm-50

“De ki: Ey insanlar! Gerçekten ben göklerin ve yerin sahibi olan Allah’ın hepinize gönderdiği elçisiyim. O’ndan başka tanrı yoktur. O hayat verir ve öldürür. Öyleyse Allah’a ve ummî peygamber olan resulüne -ki o Allah’a ve O’nun sözlerine inanır- iman edin ve ona uyun ki doğru yolu bulasanız.”
A’râf-158

“Sizi önemsemeyen bir sudan yaratmadık mı? O suyu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirdik. Ölçüleri biz koyduk; ne de güzel yapmışızdır! Hakkı yalanlayanların o gün vay haline!”
Mürselât-20-24

Muhyi Esması Duası

Ey ölüden diri çıkaran

MUHYÎ!

Cansız, kuru topraktan insanı yaratan, hayat verensin.

Çoraklaşmış gönülleri muhabbetinden bir damla ile şenlendirensin.

Rengarenk çiçekler çıkarak kuru tohumları ihya edensin.

Kupkuru dallardan yeşil bahar dallarını çıkaransın.

Kurumuş, çürümüş kemikleri yeniden diriltensin.

Ölü kalplerimizi de ibadet şuuruyla canlandır!

Gaflet uykusuna dalmış kullarını, rahmetinle uyandır!

Amin. Ecmain…

Es-Selamu Aleyküm ve Rahmetullah

Ebeden Daima…

Dualarınızı Eksik Etmeyiniz…

 

Bir cevap yazın