Esma’ül Hüsna İsminden El-Muhsî

El-Muhsî Esması

Muhsî : محصی

El-Muhsî : المحسي

Ya Muhsîيا محصی

Arapça kökenli bir isimdir.

El-Muhsî İsminin Anlamı

Muhsî : Sonsuz da olsa tek tek her şeyin sayısını bilendir.

El-Muhsî  الـْمُحْصِي : Varlığı bütün ayrıntılarıyla bilir.

El-Muhsî : Yaratmış olduğu her şeyin sayısını tek tek bilen O’dur.

El-Muhsî : Bir bir her şeyin sayısını bilen O’dur.

El-Muhsî : Kâinattaki her şeyi noksansız bilen, her şeyin hesabı katında olandır.

El-Muhsî : Her şeyin sayısını bir bir bilip sayan O’dur.

El-Muhsî : Allah kullarını bilgisiyle kuşatmış, her şeylerini ve nefeslerini birer birer saymıştır.

El-Muhsî : Allah’u Teâla her şeyi teferruatıyla bir bir sayarak bilendir.

El-Muhsî Esmasının 

Ebced Değeri ve

Zikir Saati

Zikir Adedi : 148

Zikir Günü : Pazar

(Diğer bir görüşe göre ise Cuma günüdür.)

Zikir Saati : Güneş

Sabah gündoğduğu vakitte

İkindinin son vaktinde

Akşam namazından sonraki vakitte

Gece yarısından sonraki bir vakitte

Bu esma-ı şerif  ‘El-Muhsî’“Ya Muhsî’ diyerek zikir saatlerinde ve her vakitte zikredilerek okunur.

El-Muhsî İsmi Çekildikten Sonra 

Okunacak Dua

“Ya Rabbi! Bize Peygamberlere lütfettiğin hafızaya benzer bir hafıza, Nebilere lütfettiğin ilhama benzer bir ilham gücü ve Velilere lütfettiğin anlayışa benzer bir anlayış nasip et. Bütün bunları kendi zenginliğinle lütfet. Sen cömert olanların en cömertisin. Göğsümü genişlet. Bana güçlü anlayış nasip et.”

Amin…

El-Muhsî Esmasının Faydaları, 

Havas ve Esrarı

Zekânın kuvvetli olması için ‘El-Muhsî’ ism-i şeridini günlük 148 defa okunmaya devam edilir.

Günlük 5 vakit namazlarıın akebinde 148 defa “Lâ ilâhe illâllâhü’l-Muhsî’ bu şekilde zikretmeye sürekli devam edilirse bu kişinin sözü bütün herkese karşı geçerlilik hükmünde olur.

Cuma akşamı 100 defa ya da 1000 defa ‘Ya Muhsî’ ismini zikreden kulları Alllah azze ve celle kıyamet günü felaket ve o olağanüstü dehşetli hâlden durumdan kurtuluşa erdirir.

30 gün boyunca‘El-Muhsî’ diyerek 148
defa günlük okuyup zikreden kişinin bedeninde ne gibi bir hastalığı varsa Allah’u Teâla onu bu hastalığından şifaya kavuşturur.

‘Ya Muhsî’ ismini çekmeye devam eden kimseler nefisleri ie muhasebe yapma idrakına nail olurlar.

‘Ya Muhsî’ ism-i şerifini bir miktar suyun içerisine 41 defa okuduktan sonra o suyu içerse hafıza idrak ve zekâsı güçlenir.

‘Ya Muhsî’ ismini bir suyun içine 148 defa okuyup içen kişinin anlayış ve hoşgörü yeteneği artar.

‘Ya Muhsî’ ismini devamlı okuyana kâinat alemindeki tüm kalpler ona itaat ederler.

‘Ya Muhsî’ ismi şerifi 10 lokma ekmeğe 20 defa okunurak bu lokmayı yiyen kişi o kimseye karşı itaatkâr olur.

‘El-Muhsî’ ismini okuyan kötü ahlâk sahibi bir kimse ise bu huyundan kurtulur. Unutkanlığı gider. Bedeninde bir hastalık varsa şifaya kavuşur. Allah’u Teâla ona zihin açıklığı vererek, anlama ve idrak gücü kabiliyetini arttırır.

Ya Muhsî ismi şerifini devamlı okuyan kimseler Allah’ın vermiş olduğu bütün nimetlere ve ikramlara karşı ona şükrünü eda etmiş olurlar.

Muhsî İsmi Tefekkürü

Eûzubillahimineşşeytanirracîm

BismillahirRahmânirRahîm

Allah’u Teâla ilmi ile bütün kâinat alemini kuşatarak, mülkünde olan her şeyin tek tek sayısını bilen ve insanların yaptıklarını bir bir hesap ederek amel defterimize yazarak kaydeden anlamına gelir.

“Allah yaptıklarınızı gözetliyor.”
Bakara-265

Rabbimiz bizi gözetliyor. Hemde her şeyi bütün yaptıklarımızı bir bir sayıyor biliyor. Her ne yaparsak o amel defterimize tek tek yazıyor.

“İnsan hiçbir söz söylemez ki yanında onu gözetleyen, dediklerini zapteden bir melek hazır bulunmasın.”
Kâf-18

Allah’ın emri ile kıyamet kopana dek insanlar için gönderdiği yazıcı melekler Kiramen kâtibin melekleri; bizim biri sağımızda iyilik ve sevaplarımızı yazıp kaydediyor. Diğeri ise solumuzda günahlarımızı yazarak kaydetmektedir.

İyi ya da kötü bütün yaptıklarımızın hesabını ise biz beşer şaşar kullar ahirette bir bir Allah’ın huzurunda amel defterimiz açılacak ve o hesabı bizler orada vereceğiz. Bizler doğumdan ölüme kadar geçen dünya hayatımızda neler yaptıysak iyi ya da kötü işler, işte onlar kıyamet koptuğu vakitte ahiret aleminde Allah’ın huzurunda tek tek hesap vereceğiz.

O hesap zamanı geldiğinde ise bizler Allah’ın karşısında hesap vermeye hazırmıyız? Bu soruyu herkes kendi nefsinle muhasebe ederek sorsun ve düşünsün. Bu dünya hayatında hâlâ nefes alabiliyorken kötü yanlış işlerden, günahlardan uzak durarak, kendimizi şimdiden ahiret alemine hazırlayalım ehli mubinler…

Bir söz vardır;

Hiç ölmüyecekmiş gibi bu dünya için, yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalışalım.

Bediüzzaman’ın da buyurduğu gibi:
“Cennet ucuz değil, cehennemde lüzumsuz değil” sözüne istinaden ne ekersen onu biçersin. Buğday ektin de arpa mı biçtin? Bu dünya ahiretin tarlasıdır. Ne ekersen onu biçersin…

Meryem 93-94-95 Tefsiri

“Gökler, yer, bunların içinde bulunan melek, cin, insan vb. ne varsa hepsini Allah yaratmıştır; onları tanrı değil Allah’ın kullarıdır; Ona itaat ve ibadet ederler. Allah, onlardan ve kendisine çocuk yakıştıranlarda ln haberdardır, onların sayılarını ve yaptıklarını bilir. Kıyamet gününde herkes tek tek O’nun huzurunda toplanacak ve yaptıklarıyla başbaşa kalarak hesap vereceklerdir.”

“Şüphesiz ölüleri ancak biz diriltiriz. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserleri kitaba geçiririz. Biz, her şeyi açık bir kütükte (levh-i mahfuz’da) yazıp saymışızdır.” Yâsîn-12

Yâsîn -12 Tefsiri

Yüce Allah’ın eşsiz kudret ve ilmine, ölüleri diriltmeye kadir olanın da, herkesin yapıp ettiklerini bilenin de yalnız O olduğuna özel bir vurgu yapılarak bitirilmektedir. Bazı ilk dönem müfesirleri bu âyetteki “ölüleri diriltme” ifadesinden maksadın şirkten  çıkarıp imana eriştirmek olduğunu belirtmişlerdir.

Bir taraftan kişinin bütün yapıp ettiklerinin kayda geçirildiğinin, diğer taraftan da olup bitecek her şeyin zaten Allah Teâla’nın ezelî ilminde mâlûm olduğunun belirtilmesinden şöyle bir anlam çıkarılabilir: İnsanın bütün eylemlerinin kayda geçirilmesine yüce Allah’ın ihtiyacı yoktur; bu, insanın bilgiyi her zaman göz önünde bulundurup dünya hayatındaki varlığını anlamlandırabilmesi ve her adımını varlık sebebine uygun bir bilinç içinde atması içindir. Bu sayede insan soyut bir ahlâkî görev telakkisiyle baş başa kalmamış olur; yaşanan hayat gibi canlı, her anını kuşatan ve her davranışına yön veren somut bir tasavvurdan güç alır. Yine bu inanç kişiye, insanın metafizik âlemle ilişkisinin sırf Allah’a yalvarılan ve belirli dinî vecibelerin ifa edildiği zaman dilimlerine hapsedilemeyeceği şuurunu kazandırır, fizik âlemde olup bitenlerle fizik ötesi gerçekler arasındaki sık bağı kavramısını kolaylaştırır.

Tefsirlerde âyetin “gelecek için yaptıkları her şey ve bıraktıkları her iz” şeklinde tercüme edilen kısmı açıklanırken, bir yandan iyi olsun kötü olsun insanların bütün işlediklerinin tesbit edildiği belirtilir; diğer yandan da kişinin öbür dünyada karşısına çıkacak amel defterinin ölümle kapanmadığı, yararlı bilgiyi öğretme veya kaleme alma, bir imkânını vakfedip kalıcı hayır yapma, insanların faydalanacakları hizmet binası, cami, misafirhane, köprü vb. iyi eserler bırakmanın yahut bazi zalim yöneticilerin yaptığı gibi insanların eziyet çekmesine, zarara girmesine veya Allah yolundan sapmasına sebep olacak usuller ihdas etmek sureyitle geride kötü izler bırakmanın -bu iz ve eserler varlığını koruduğu sürece- insanın sorumluluk hanesine olumlu ve olumsuz puanlar halinde kaydedildigi üzerinde durulur.
(Zemahşerî, III, Şevkânî, IV, 414)

Bu bakımdan âyeti ” ölmeden yapıp tükettikleri, bitirdikleri ile izi ve eseri devam eden bütün işlerini (amellerini)…” şeklinde çevirmek mümkündür. Hz. Peygamber’in şu meâldeki hadisi insanların yararı devam ettiği sürece sevabı da yenilenen hayır faaliyetlerine yoğun biçimde yönelmelerinde ve özelikle vakıf kurumunun gelişmesinde çok etkili olmuştur;

İnsan öldükten sonra amel (defteri) kapanır; yalnız şu üç şeyin sevabı devam eder:

Sadaka-i câriye, yararlı sürekli olan ilim ve ölenin ardından dua eden hayırlı evlât
( Müslim, ” Vasiyet” , 14 ; Tirmizî, “Ahkâm” , 36)

Fakat bu hadiste amel defterinin kapanması sevapların yazılması açısındandır. Birçok müfessirin konumuz olan âyetin yorumu sırasında belirttiği üzere, başkalarının kötülük işlemesine sebebiyet verecek kötü bir yol açanlar da bu âyetin kapsamındadırlar ve etkileri öldükten sonra devam eden bu kötülüklerden ötürü veballeri etkileyecek çığır açmanın iki şeklini de ayrı ayrı ifade etmiştir:
” Kim iyi bir uygulamaya öncülük ederse, kendisine hem o davranışın hem de kıyamete kadar onu örnek alan kimselerin sevabı verilir. Yine kim kötü bir uygulamaya öncülük ederse, kendisine hem o davranışın hem de kıyamete kadar onu örnek alan kimselerin günahı yüklenir.”
( Müslim, “İlim” , 15, “Zekât” , 44, 69; Müsned, IV, 362)

Ana kitap” diye çevrilen imâm kelimesi, ” delil niteliği taşıyan, kendisine uyulan kitap” , ” levh-i mahfûz” ve ” amel defterleri” gibi mânalarla açıklanmıştır.
(İbn Atıyye, IV , 448)

Yüce Allah’ın kendi ilmini sözlükte ” öncü, kendisine uyulan” anlamlarına gelen bu kelimeyle nitelemesi, rabbânî irade ve kudretin ilişkili olduğu her şeyin ona uygun biçimde cereyan ettiğini belirtmek içindir.
(İbn Âşûr , XXII , 357)

Muhsî İsmi Geçen Kur’an Ayetleri

BismilahirRahmanirRahim

“Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah’a ait olmasın. O onun durdugu yeri de bilir, emanet bulunduğu yeri de! Hepsi açık bir Kitap’tadır.”
Hûd – 6

” Göklerde ve yerde hiçbir kimse yoktur ki o Rahmân’a kul olarak gelecek olmasın.”
Meryem – 93

” And olsun ki hepsini kuşatmış, hepsini bir saymıştır.”
Meryem 94

” Hepsi kıyamet günü O’na tek olarak gelecektir.”
Meryem-  95

“O gün ki Allah onları hep diriltecek de bütün yaptıklarını kendilerine haber verecektir. Allah onu bir bir saymış, onlarsa onu unutmuşlardır! Allah her şeye şahiddir.
Mücadele-6

“Şüphesiz ölüleri ancak biz diriltiriz. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserleri kitaba geçiririz. Biz, her şeyi açık bir kütükte (levh-i mahfuz’da) yazıp saymışızdır.”
Yâsîn -12

” O gün dağları yürütüruz, yeryüzünü çırılçıplak görürsün, onları manşere toplamışızdır da onlardan hiçbir kimseyi bırakmamışızdır.”
Kehf – 47

Amel defteri oraya konulunca günahkârları, kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün. Şöyle derler: ” Eyvah bize! Bu defter de ne acayip ki küçük büyük hiç bir şey bırakmadan hepsini saymış.” Ve bütün yaptıklarını hazır buldular. Rabbin kimseye haksızlık etmez.
Kehf – 49

“Bilsin diye ki, onlar Rablerinin elçiliklerini hakkıyla yerine getirmişlerdir. Ve Allah onların nezdindekini kuşatmış ve her şeyi sayısıyla kaydetmiştir.”
Cin-28

Muhsî İsmi Duası

Ey gizli açık her şeyin sayısını bilen

MUHSÎ!

Her şeyi Sen yarattın;

yarattıklarının sayısını bilen yalnız Sensin.

Çöllerdeki kum tanelerinin

sayısını da yalnız Sen bilirsin.

Yere inen yağmur damlalarının

sayısını bilen yalnız Sensin.

Yerdeki karıncaların sayısını da

yalnız Sen bilirsin.

Aklımızın güç yetiremediği sayıları

bilen yalnız Sensin.

Gökteki yıldızların sayısını da yalnız

Sen bilirsin.

Sayılı nefeslerimizi,

Seni anmakla güzelleştir!

Sayılı günlerimizi,

Sana ibadetle anlamlandır!

Amin… Ecmain…

Es-Selamu Aleyküm ve Rahmetullah

Ebeden Daima…

Dualarınızı Eksik Etmeyin…

 

 


"Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen bir HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl çömleği tutan dışındaki biçim değil içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir." Hz. Mevlana

Bir cevap yazın