Esma’ül Hüsna İsminden El-Hamîd

El-Hamîd Esması

Hamîd : حميد

El-Hamîd : الحميد

Ya Hamîd : يا حميد

Esma’ül Hüsnadan Allah’ın 99 isminden olan el-Hamîd ismi Arapça kökenli bir terimdir.

Kur’an-ı Kerimde el-Hamîd ismi birçok ayette zikredilir.

El-Hamîd İsminin Anlamı

Hamîd : Hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.

El-Hamîd : اَلـْحَمِيدُ : Övülmeye lâyıktır.

El-Hamîd :  Minnete övgüye tek lâyık olan O’dur.

El-Hamîd : Her türlü hamde lâyık olan O’dur.

El-Hamîd : Övülmeye lâyık olan gerçek Velî (dost) O’dur.

El-Hamîd : Gerçek dost ve yardımcı O’dur, eksiksiz övgülere lâyık olan Hamîddir.

El-Hamîd Esmasının

Ebced Değeri ve Zikir Saati

Zikir Adedi : 68

Zikir Günü : Perşembe

Zikir Saati : Müşteri

Sabah gündoğduğu vakitte

İkindi namazının son vaktinde

Gece yarısından sonraki bir zaman diliminde okunup zikredilir.

Bu esma-ı zikir zikir saatleri olan müşteri vakitlerinde ve diğer gün içerisindeki her vakitte sessiz sakin abdestli bir şekilde sessiz sakin bir ortamda hûşû içerisinde ‘El-Hamîd’ ya da ‘Ya Hamîd’ diyerek zikredilir.

Zikir saatlerinde bu esmayı çekip okumak daha tesirili etkisi olduğu âşikardır.

El-Hamîd Esmasının Faziletleri,

Havas ve Esrarı

Bir kimse kazancının genişlemesini istiyorsa bu ism-i şerifi ‘Ya Hamîd’ diyerek 3844 defa zikretmeye devam edilir.

Bir kul güzel ahlâk sahibi olup bir ömür boyu övülmek ve sevilmek istiyorsa bu ism-i şerifi günlük ‘Ya Hamîd’ diyerek 68 defa zikredilip okunur.

Bu ism-i şerifi günlük sabah farz namazı sonrası ‘Ya Hamîd’ diyerek 68 defa okumaya devam eden kişiler zengin olur.

Hayırlı güzel salih bir amel sahibi olmak için bu ism-i şerif günlük ‘Ya Hamid’ diye 68 defa sürekli okunmaya devam edilir.

Bütün insanlar tarafından saygı görüp övülmek için ‘Ya Hamîd’ diye günlük 62 defa okunarak zikredilir.

Yüce Allah tarafından maddî ve manevî olarak güç kazanmak için ‘Ya Hamîd’ diye her daim zikir olarak çekilmeye devam edilir.

Günlük her farz namazın akebinde bu ism-i şerif ‘Ya Hamîd’ diyerek 100 defa çekenler Allah’ın salih kulları arasına girer.

‘El-Hamîd’ ya da ‘Ya Hamîd’ ismini yazarak üstünde taşırsa ve günlük bu ism-i şerifi 310 defa zikredip okursa, zor işleri kolaylaşır,  işlerinde başarıya gider, mevki ve makamda rütbesi artar.

Sabah ve akşam namazları mütakiben bu ism-i şerifi ‘Ya Hamîd’ diye 66 defa zikredip okursa övülen hürmet görenlerden olur.

El-Hamîd İsmi Zikredildikten Sonra

Okunacak Dua:

Ya Allah, Ya Rab, Ya Hayyü Ya Kayyum Ya Zel Celali vel İkram. Yüceler yücesi olan isminin hakkı için isterim. Bana helal rızık ver. Allah’ım! Eğer rızkımız semada ise onu indir. Eğer yerde ise onu çıkar. Uzakta ise onu yakınlaştır. Yakın ise kolaylaştır. Az ise çoğalt. Çok ise onu bereketlendir.

El-Hamîd İsminin Tefekkürü

BismillahirRahmanirRahim

Zatında övülmeye tek lâyık olan yüce Hamîd O’dur. O alemlerin Rabbidir. Yüce arşın tek sahibi O’dur.

“Hamd, âlemlerin Rabbi, Rahmân ve Rahîm olan, Hesap gününün sahibi olan Allah’a mahsustur.”

Fatiha 2. Ayet – Tefsiri

Dilimizde övme ve teşekkür etme, Arapça’da medih ve şükür kelimelerinim hamd kelimesine yakın mânaları bulunmakla birlikte bunlar arasında birtakım ince farklar da vardır. Methetme (övme) bir iyilik ve güzellik karşısında yapılır; bu iyilik ve güzelliğin sahibi, kendisinin bunda iradesi ve etkisi olsun olmasın methedilebilir. Kişi kendi iradesinin eseri olmayan güzelliği sebebiyle övüldüğü gibi cömertlik ve cesaret gibi erdemlerinden dolayı da övülür. Halbuki hamd ancak irade ve istekle hâsıl olan iyilik ve güzellik karşısında yapılır. Şükür ve teşekkür “isteyerek yapılmış ( ihtiyarî) bir iyilik ve ihsana karşı dille veya başka şekillerde uygun mukabelede bulunmak”tır. Bu, hem Allah’tan hem de insanlardan gelen iyilikler karşılığında yerine getirilmesi beklenen ahlâkî bir ödevdir. Hamdetmek de dil ile yapılır;
hamdolsun, elhamdulillah…” denir, ancak bunun sebebi yalnızca nimet ve ihsan değil, irade ve ihtiyara dayalı bütün güzellik ve iyiliklerdir. Bu mânada hamd yalnızca Allah’a mahsustur. Çünkü başkalarına ait olan iyilik ve güzellikler, gerçek ve kâmil mânasıyla onların isteklerine bağlı değildir. İnsanların kendi isteklerine bağlı iyilik ve güzelliklerde Allah’ın da  iradesi vardır. Onların irade ve istekletine bağlı olmayan iyilik, güzellik ve hizmetler ise doğrudan yaratıcının, fıtrat ve özellikleri takdir edip yaratarak insanlara bahşeden kudretin eseridir. Dolayısıyla bu mânada hamdin tamamı Allah’a mahsustur, O’na aittir. Âlem maddî ve manevî, görülen ve görülemeyen, dünyada ve âhirette Allah Teâla’nın yarattığı her şeydir.

Görülen, hissedilen, insan bilgisinin ulaşabildiği maddî varlıklara “mülk ve şehâdet âlemi”, madde ötesi varlıklara da “gayb ve melekût âlemi” denilir. Gayb ve melekût âleminin tek sahibi Allah’tır.  Mülk ve şehâdet âleminin ise gerçek sahibi Allah olmakla beraber görünürde ve mecazen başka sahipleri de olabilir. Vahiy yoluyla gelen bilgilere göre şehâdet ve mülk âlemi, gayb ve melekût âlemine nisbetle denizden bir damla, sahradan bir kum tanesi kadardır. Günümüze kadar insan bilgisinin ulaşabildiği uzay akıllara hayret verecek büyüklüktedir. Fakat büyüklük gayb âleminin yanında bir kum tanesi kadar kaldığına göre gayb âleminin azametini akıl terazisi çekemez. Konuya bu açıdan bakıldığında evrenin büyüklüğüne ve ondaki düzenin inceliklerine dair ulaşılan her yeni bilgi, Allah’ın insana bahşettiği aklın nerelere kadar ulaşabileceğini ortaya koymasının yanında, erişecegi sırların enginliğini tasavvur edebilmesi için bir ölçü de oluşturmaktadır. Şu halde gab âleminin büyüklüğü iman ve irfanla kavranmakta, oradan da bütün âlemlerin Rabbi (sahibi, maliki, takdir edip yaratanı, koruyanı, geliştireni) olan Allah’ın azamet ve büyüklüğü karşısında hayret haline ulaşılmakta, bu azamet karşısında kul secdeye kapanınca onun hayret hali, “huzur, güven, sevgi, yakınlık ve tatmin’e dönüşmektedir. Rab kelimesi tek başına söylendiği zaman bundan yanlızca “Allah” kastedilir, O’nun güzel isimlerinden biridir,” sahiplik ve terbiye edicilik” özelliğini ifade eder. Bu kelime “rabbü’d-dâr” (ev sahibi) gibi tamlama şeklinde başkaları için de kullanılır.

Ra’d Sûresi 13. ayette gök gürültüsünün Allah’ı överek tesbih ettiğini yani Allah’ın ortaklardan, noksan sıfatlardan uzak ve şanının yüce olduğunu ifade ettiği haber verilmektedir. Müfessirler gök gürültüsünün Allah’ı tesbih etmesini birkaç türlü yorumlamışlardır.

” Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah’ı tesbih eder. Onu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir varlık yoktur. Fakat siz onların tesbihlerini iyi anlamazsınız. Şüphesiz O halîmdir, çok bağışlayandır.”
İsra-44

“Gök gürültüsü” anlamına gelen ra’d kelimesi bir meleğin ismi, işitilen ses de o meleğin tesbihidir.

Yaratılış gayesi kulluk olan biz insanların yaratıcımiz olan yüce Allah’a her daim onu hamd ile şükür ile vermiş olduğu sağlığımıza,  her bir uzvumuzun yerli yerinde olmasına, verdiği bütün nimetlere, rızıklara, işimize gücümüze, islam dininde olup müslüman kullardan olduğumuza kalp ile, dil ile göz ile beden ile yüce Allah’a hamdü senalar sunup; Elhamdülillah demek bizim yüce Allah’a sunduğumuz bir şükür ve teşekkürü olan kulluk görevimizdir. Hamd, elhamdülillah, şükür ve teşekkür Hamîd olan yüce Allah’adır.

Müslüman kul olarak günlük Kur’an-ı Kerim’in ilk süresi olan ve namazdaki her kıyamda Fatiha süresini okuyarak hamd ile başlarız namaza. Sünnet namazlardaki ara oturuşta ve farz namazlarının son oturuşlarında Allahümme sâlli, Allahümme bârik duaları ve Rabbene dualarını da okuyup selâm vererek namazımızı tamamlamış oluruz.

Salâvât Duaları

“Allâhümme salli alâ muhammedivve alâ âli muhammedin kemâ salleyte alâ ibrâhime ve alâ âli ibrâhime inneke hamîdüm mecîd.”

Anlamı : Allah’ım Hz. Muhammed’e ve O’nun âline salât et. Hz. İbrâhim’e ve âline salât ettiğin gibi. Muhakkak ki Sen Hamîd Mecîdsin.

“Allâhümme bârik alâ muhammedivve alâ âli muhammedin kemâ bârekte alâ ibrâhime ve alâ âli ibrâhime inneke hamidüm mecîd.”

Anlamı : Allah’ım Hz. Muhammed’e ve O’nun âlini mübarek kıl ve bereketlerine nâil buyur. İbrâhim’i ve âl-i İbrâhim’i mübarek kıldığın gibi. Muhakkak Sen Hamîd ve Mecîdsin.

“Duanın en yücesi ‘elhamdulillah’ tır.”

(Tirmîzî, “Dua” , 9)

“Allah’a hamd ile başlamayan her önemli işin sonu güdüktür.”

(İbn Mâce, “Nikâh” , 19.)

Hamîd İsmi Geçen Kur’an Ayetleri

BismillahirRahmanirRahim

“Hamd, âlemlerin Rabbi, Rahmân ve Rahîm olan, Hesap gününün sahibi olan Allah’a mahsustur.”
Fatiha 1-2-3-4

“İnsanlar ümitlerini kesdikten sonra yağmuru indiren ve rahmetini her tarafa yayan Allah’tır. O, hakiki dosttur, övülmeye lâyık olandır.”
Şûrâ – 28

” Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur. Sonra da kâfir olanlar bunları, Rablerine eşit tutuyorlar.”
En’am -1

” O halde hamd göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve bütün âlemlerin Rabbi olan Allah’adır.”
Câsiye 36

Meleklerin de arşın etrafınını kuşatarak, Rablerini hamd ile tesbih ettiklerini görürsün. Ve halk arasında hak ile hüküm verilip “Alemlerin Rabbi Allah’a hamdolsun” denilmektedir.
Zümer-75

“Gök gürültüsü O’nu hamd ile melekler de O’nun korkusundan tesbih ederler. Ve yıldırımlar gönderir de onunla istediğini çarpar. Onlarsa Allah hakkında mücadele ediyorlar. Halbuki O’nun azabı çok şiddetlidir.”
Ra’d – 13

” Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. Doğrusu Allah, hamd olunacak yegâne ganîdir.
Hac-64

” Ey insanlar, siz Allah’a muhtaç fakir kimselersiniz. Allah ise zengindir ve her hamde lâyıktır.”
Fâtır-15

Musa dedi ki: “Siz ve yeryüzünde bulunanlar hepsi nankörlük etseniz, şu muhakkak ki, Allah hepinizden zengindir, hamdedilmeye lâyıktır.”
İbrâhim-8

Hamîd İsminin Duası

Ey hamd ancak kendisine mahsus olan

HAMÎD!

Bütün varlığın diliyle övülen Sensin.

İhsanda ve ikramda cömertliğine

eş bulunmayan Sensin.

Her nefesimizde şükretsek,

şükrümüzün az geleceği Sensin.

Nimetlerini saymaya kalksak,

ömrümüzün yetmeyeceği Sensin.

Verene de Sen verirsin,

teşekküre lâyık olan yalnız Sensin.

Bütün övgüler Sanadır, medhine alıştır dilimizi!

Minnet ancak Sanadır,

şükrünle doldur kalbimizi!

Amin… Ecmain…

Es-Selamu Aleyküm ve Rahmetullah.

Ebeden Daima…

Dualarınızı Eksik Etmeyin…

 

 

 

Bir cevap yazın