ERGENLİĞE BAKIŞ AÇIMIZ DOĞRU MU?

ERGENLİĞE BAKIŞ AÇIMIZ DOĞRU MU?

Psikologlara göre ergenlik, başa bela, işe yaramaz, sinirli ve hırçın olmanın şart olduğu bir dönem değil. Kimi yerlerde çocuksu davranışlar içerirken, kimi durumlarda yetişkin hayatının davranış özelliklerini taşır. Ve bu ara dönemde bir miktar kafa karışıklığı ve davranış savrulmalarının olması zaten normal. Fakat dizilerde gösterildiği kadar uçlarda, sınırları zorlayan gençlik tanımlamasına katılmıyor, hatta ergenlere iftira bile atıldığını düşünüyor Kayaoğlu. Geçmişteki ‘ergenlik dönemi’ algısıyla günümüzü okumak da çok sağlıklı değil. “Kendisi, büyüklerinin yanında el pençe divan duran ve babasının yanında konuşmaya bile hakkı olmayan bir kişi, kendi babalık sürecinde farkında olmadığı tavizler veriyor. Yanlış yerde yanlış hamleyi yaptığında ve evladı kendisi gibi susup oturmadığında ise ‘Biz böyle değildik, cevap dahi vermezdik, bunlar terbiyesiz oldu.’ diyor. Oysa geçmişte despot tavırlar yanlıştı, günümüzde onun tam zıddı olan sınırsız eğitimler yanlış!” diyor. Oysa geçmişte ailesiyle demokrat ve zarif ilişkiler içinde olan, ailesinde değer görerek büyüyen, anne babası tarafından adam yerine konularak yetiştirilen kişilerin, kendi anne-babalık süreçlerinde evlatlarıyla aralarında bir sorun olmuyor. Fıtık gibi düşünün; nereye baskı yaparsanız oradan problem patlar, diyen Kayaoğlu’na göre şimdiki gençlerin çok şımarık görünmesi, anne-babaları zamanında gereğinden fazla ezildiği için.

Geçmişteki ve şimdiki birçok ailenin ortak yanı evlatlarını tanımamak. “Eskilerin kendilerine göre bir anne-babalık algıları vardı ve onun gerektirdiği rolü üstleniyorlardı. Şimdikilerin kendi kafalarında olgunlaştırdıkları bir anne-babalık rolü var ve onu uyguluyorlar. Peki çocuğa soran var mı? Ona tanıyarak, ona en uygun olan hakkında karar verebilen? Her anne-babanın çocuğu için bir planı var ama; kendi hayalinin planı, oğlunun/kızınınki değil!” diyor Birbirine uzak olmak, tanımamak, bir yabancıyla aynı evde yaşıyormuş gibi hissi yüzünden ergenler de dahil günümüz insanı bol bol panikatak yaşıyor. Bunun sebebiyse bilinçdışı yalnızlık duyguları yükselmesi yani kalabalıklar içinde bile yalnız hissetmek.

Büyüme döneminin ve hormonal hareketlenmelerinin etkisiyle karşı cinse ilgi vb.degisimler oluyor. Bu yatkınlığın derecesini ailenin geleneksel, kültürel ve dini yaşam kuralları çerçeveleyebilir. Aileler, kendi aile geleneklerini, inanış sistemlerini, dünya hayatını yaşama tercihlerini evlatlarına doğru aktarabilirlerse sorun olmaz. Çocuk büyüme döneminde yalnız bırakılırsa sorun başlar. Yani iyi terbiye etmek adına fazla baskı yapmak ne kadar tehlikeliyse, kendi ayakları üzerinde dursun diye gereğinden fazla başıboş bırakmak da bir o kadar yanlış. Çocukları sıkmadan, tatlı dille yönlendirmek gerekiyor. Ergenler, aile yeterince elini uzatmıyorsa ve kendisini anlamıyorsa, doğal olarak kendisiyle aynı sorunu yaşayan yaşıtına yani akran gruplarına yöneliyor.


“ERGENLIK” KAVRAMI KOCAMAN BIR YALAN MI?

Günümüzde 14 – 20 yaş arası gençler için “ERGENLER” kavramı kullanılıyor ki bunun hedefi, gençlerin sorumsuzluklarına ve düşüncesizliklerine sözüm ona geçerli bir mazeret bulmaktır.
Bu ifadenin benzeri yahut bu manayı kasteden en ufak bir işaret dahi ne Kur’an-ı Kerim’de ne de Sünnet-i Seniyyede bulunmaktadır.
Ümmeti İslam’ın gençlerine bir bakalım:

ABDURRAHMAN NASIR 21 YAŞINDA:

Onun döneminde Endülüs Devleti altın çağındaydı. Ayaklanmaları bastırdı ve devletinin en güçlü devletlerden olması amacıyla eşsiz bir ilmi reformu gerçekleştirdi.

FATIH SULTAN MEHMET 22 YAŞINDA:

Zamanının en iyi komutanlarının bile alınmasının neredeyse imkansız olduğunu düşündüğü Bizans’ın başkenti Konstantine’yi fethetti.

ÜSAME BIN ZEYD 18 YAŞINDA:

Orduda Hz.Ebu Bekir ve Hz. Ömer gibi büyük sahabelerin olmasına karşın, kendi zamanındaki yeryüzünün en büyük ordularından biriyle çarpışmak üzere İslam ordusuna komutanlık etti.

MUHAMMED KASIM 17 YAŞINDA:

Sind eyaletini (Pakistan’ın içerisinde Hindistanla sınırı olan bölge) fethetti. Zamanının en büyük komutanlarından birisiydi.

SA’D BİN EBİ VAKKAS 17 YAŞINDA:

Allah yolunda ilk kan akıtan kimsedir ve aynı zamanda Peygamberimizin aleyhissalatu vesselamın şura meclisindeki 6 kişiden birisiydi. Peygamberimiz aleyhissalatu vesselamın ona işaret ederek şöyle derdi: Herkes kendi adamını göstersin, bu benim adamım.

ERKAM BİN EBİ ERKAM 16 YAŞINDA:

13 yıl boyunca evini Peygamber Efendimiz aleyhissalatu vesselama karargah olarak açtı.

TALHA BİN UBEYDULLAH 16 YAŞINDA:

İslamdaki en cömert insanlardan birisiydi. Bununla birlikte, savaşların birisinde Peygamber Efendimiz aleyhissalatu vesselama ölüm üzerine biat etti. Ona gelen okları eliyle engelledi. Elleri de tutamayınca bizzat vücudunu Efendimiz aleyhissalatu vesselama siper etti.

ZÜBEYR BIN AVVAM 15 YAŞINDA:

Peygamber Efendimiz aleyhissalatu vesselamın havarisi ve insanların en şecaatlisi olarak bilindi.

MU’AZ BİN AMR BİN CUMUH 13 YAŞINDA VE MU’AZ BİN AFFAN 14 YAŞINDA:

Bedir savaşında müşriklerin lideri olan Ebu Cehili öldürdüler.

ZEYD BİN SABİT 13 YAŞINDA:

Vahiy katibi oldu. Süryaniceyi ve İbraniceyi 17 GECEDE öğrendi ve Peygamber Efendimiz aleyhissalatu vesselamın tercümanı oldu. Kur’an-ı Kerim’in toplanmasında büyük katkıları oldu.

İMAM MALIK BIN ENES:

DarulHicre İmamı Malik bin Enes, 17 yaşında fetva vermeye başladığında şöyle söyledi:
Medine ulemasından 70 alim benimle birlikte oturmadan fetva vermedim…

Böylelikle, artık ‘ergenlik’ kavramının bir an önce yok olacağını, onun yerine çocuklarımızın içlerine özgüven ve izzet tohumları ekileceğini umut ediyorum. Onlara Allah’ın kitabını öğretin, onlara çocuklar gibi değil büyük işler başaracak olan adamlar gözüyle bakın ve onlara bu nazarla muamele edin. Ve emin olunuz ki “ERGENLİK ” safsatası büyük bir yalandan başka bir şey değildir.
Ergenlik kavramını batı , İslam dünyasına soktu. Maksat gençleri aileye asi olarak yetiştirmekti ve başarılı da oldular.


Bir cevap yazın